Şehzade Mustafa'nın Amasya'daki sipahiler kethüdası Şâhidî Ali Bey, Sa'dî'nin Gülistan'ına şerh yazmış, şehzadenin son hocası Gelibolulu Sürûrî ile şakalaşıp sohbet eden bir şairdi. 960 (1553) yılında Mustafa'nın Ereğli'deki otağında öldürülmesinin ardından şehzadenin damadı Ahmed Paşa ile birlikte idam edildi. Babası da bir başka şehzadenin, Şehzade Ahmed'in adamlarındandı; Ali Bey böylece iki şehzadenin yıkımını yaşamış, ilkinde sürgüne gönderilmiş, ikincisinde canını vermiştir. Şiirlerinden ve şerhinden bugüne bir satır ulaşmamıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Ali Bey hakkında bilinenlerin hemen hepsi, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın on birinci cilde koyduğu Şâhidî Ali Bey-Güzel Ahmedzâde maddesinden gelir:

Amasyalıdır. Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed bendegânından Güzel Ahmed Bey'in oğludur. 918'de Şehzâde-i müşârün-ileyhin ihnâkında pederiyle Amasya'dan ihrâc edilmişdi. Sultân Süleyman'ın cülûsunda İstanbul'a gidip medrese tahsîli gördü. Ba'dehû pederi gibi sipâhi olup Amasya vâlisi olan Şehzâde Sultân Mustafa'ya intisâb ederek vatanına geldi. Müşârün-ileyhin maiyyetinde sipâhiler kethüdâsı olup 960'da Sultân Süleyman'ın da'vetiyle Şehzâde Ereğli'ye vüsûlünde bâ-fermân-ı pâdişâhî i'dâm edildiğini müteâkib şehzâdenin dâmâdı Ahmed Paşa ile birlikte i'dâm edildi. Oldukça maârif ve ulûma âşinâ, güşâde-meşreb, tab'an latîf, şâir olup "Gülistân"ı şerh ve şehzâdenin hüsn-i teveccühâtını celb etmişdi. Şehzâde-i müşârün-ileyhin son muallimi olan Sürûrî Efendi ile musâhabat ve letâifi vardır. Bu da "Gülistân"ı Amasya'da şerh etdi.

Bugünkü dille madde şunu anlatır: Amasyalıdır. Amasya valisi Şehzade Ahmed'in adamlarından Güzel Ahmed Bey'in oğludur. 918'de şehzade boğdurulunca babasıyla birlikte Amasya'dan çıkarılmıştı. Sultan Süleyman tahta çıkınca İstanbul'a gidip medrese öğrenimi gördü. Sonra babası gibi sipahi olup Amasya valisi Şehzade Mustafa'ya bağlandı ve memleketine döndü. Şehzadenin yanında sipahiler kethüdası oldu. 960'ta şehzade, Sultan Süleyman'ın çağrısıyla Ereğli'ye varınca padişah fermanıyla idam edildi; bunun hemen ardından Ali Bey de şehzadenin damadı Ahmed Paşa ile birlikte idam edildi. İlme ve bilgiye epeyce yakın, açık meşrepli, yaratılıştan nazik bir şairdi; Gülistan'ı şerh etmiş ve şehzadenin yakın ilgisini kazanmıştı. Şehzadenin son hocası Sürûrî Efendi ile sohbetleri ve nükteleşmeleri vardır. O da Gülistan'ı Amasya'da şerh etti.

Hayatı

Babası Güzel Ahmed Bey, Şehzade Ahmed'in Amasya'daki maiyetinde bulunan sipahilerdendi. Ahmed, kardeşi Selim'le taht kavgasını kaybedip Yenişehir'de yenilince boğdurularak öldürüldü. Hüsameddin bu olayı 918'e koyar; şehzadenin ölümü ise genellikle 919 Safer'ine (Nisan 1513) tarihlenir. Ali'nin ancak 926'da (1520) Kanuni'nin tahta çıkışından sonra İstanbul'a gidip medrese öğrenimine başlaması, babasıyla birlikte şehirden çıkarıldığında henüz çocuk ya da çok genç olduğunu düşündürür; doğum yılı ise kayıtlı değildir.

Medreseden sonra ilmiye yoluna girmedi, babası gibi sipahi oldu. Amasya'ya dönüşü Şehzade Mustafa'nın 945'te (1538) Amasya sancakbeyi olmasından sonradır. Şehzadenin hizmetine girip sipahiler kethüdası, yani şehzade maiyetindeki sipahilerin işlerini yürüten subay oldu. Mustafa'nın Amasya'daki edebî çevresinde de yer aldı: Hüsameddin'e göre Gülistan'ı şerh ederek şehzadenin gözüne girmişti ve şehzadenin son hocası Gelibolulu Sürûrî ile sohbet edip nükteleşirdi.

Sultan Süleyman, İran seferine çıkarken Mustafa'yı ordugâha çağırdı ve şehzade 960 Şevval'inde (Ekim 1553) Ereğli'deki otağında padişahın emriyle öldürüldü. Hüsameddin'e göre Şâhidî Ali Bey de hemen ardından şehzadenin damadı Ahmed Paşa ile birlikte idam edildi. Ali Bey'in idamını bildiren başka bir kaynağa ulaşılamamıştır; damat Ahmed Paşa'nın aynı anda öldürüldüğü bilgisi de Hüsameddin'in anlatımına dayanır.

Gülistan Şerhi

Maddenin en çok soru doğuran yeri Gülistan şerhidir. Hüsameddin önce Ali Bey'in Gülistan'ı şerh ettiğini, sonra Sürûrî ile sohbetlerini anar ve maddeyi "Bu da Gülistân'ı Amasya'da şerh etdi" cümlesiyle bitirir. Bu son cümledeki "bu da" sözü, hemen önce adı geçen Sürûrî'ye bağlanırsa, iki dostun Sa'dî'nin aynı eserine Amasya'da ayrı ayrı şerh yazdığı anlaşılır. Sürûrî'nin Gülistan şerhi bilinen eserleri arasındadır. Şâhidî'nin şerhinin ise bir nüshası tanınmamaktadır. Cümle, Ali Bey'in şerhini Amasya'da yazdığını tekrar eden bir ek olarak da okunabilir; metin iki okumaya da açıktır.

Şâhidî mahlası Osmanlı edebiyatında başka bir yazarla da anılır. Bu yüzden ileride bir kütüphane kataloğunda "Şâhidî" adıyla görülecek bir Gülistan şerhinin Ali Bey'e ait olduğu, yazarın kimliği ve yazıldığı yer doğrulanmadan söylenemez.

Babası Üzerine Bir Not

Hüsameddin'in altıncı cildinde "Güzel Sipâhi" lakaplı Ahmed Ağa adlı bir başka Amasyalı vardır. Ali Çelebi'nin oğlu olan bu Ahmed Ağa, güzel bir genç iken sipahi olmuş, Amasya kethüdâyeri, sonra Şehzade Mustafa'nın maiyetinde sipahiler ağası olmuştur. 960 Şevval'inde görevden alınıp Amasya'da oturmuş, birkaç kez Amasya mütesellimi olmuş, 965'te Amasya'ya gelen Şehzade Bayezid'e bağlandığı için 966'da sürülmüş ve sonra ölmüştür. Adı, lakabı ve Mustafa'nın sipahileri arasındaki yeri, onu Şâhidî'nin babası Güzel Ahmed Bey'e yaklaştırır. Ancak Hüsameddin iki madde arasında bağ kurmaz. Ahmed Ağa'nın maddesinde Şehzade Ahmed'e hizmetten söz edilmez, Güzel Ahmed Bey'in ise kendi maddesi yoktur; bu yüzden ikisinin aynı kişi olup olmadığı belirlenemez. Aynı kişiyseler baba, oğlunun canına mal olan 960 olaylarından görevden alınmakla kurtulmuş demektir.

Şiiri

Şâhidî Ali Bey'in şiirlerine ulaşılamamıştır. Şiir söyleyişinden geriye kalan tek iz, Sürûrî ile "musâhabat ve letâif"inin anılmasıdır; madde onu "şâir" ve "tab'an latîf" sözleriyle tanıtır, örnek beyit koymaz.

Kronoloji

918 (1512-13) ya da 919 (Nisan 1513): Şehzade Ahmed öldürülür; Ali, babası Güzel Ahmed Bey ile Amasya'dan çıkarılır.

926 (1520): Kanuni'nin tahta çıkışından sonra İstanbul'a gidip medrese öğrenimi görür.

945 (1538) sonrası: Amasya sancakbeyi Şehzade Mustafa'nın hizmetine girer, sipahiler kethüdası olur.

960 Şevval (Ekim 1553): Şehzade Mustafa Ereğli'de öldürülür; Şâhidî Ali Bey, damat Ahmed Paşa ile birlikte idam edilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar