İki kuşağı Amasya'daki şehzade saraylarının hizmetinde geçen bir ailenin oğlu olan Şâhî Ahmed Çelebi, kâtipliği şairlikle birlikte yürüttü. Babası Süleyman Bey, Sultan II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed Amasya'yı yönetirken onun matbah emini, yani sarayın mutfak ve erzak işlerinden sorumlu memuruydu. Ahmed Çelebi ise kırk yıl kadar sonra aynı şehre sancakbeyi olarak gelen Kanuni'nin oğlu Şehzade Mustafa'ya bağlandı ve onun divan kâtiplerinden oldu. Kendisi de 960 (1553) yılında, şehzadenin öldürülmesinden sonra öldü. Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaydında edip, şair ve kâtip diye geçer; aynı kayıt şiirlerinin yandığını da haber verir.
Amasya Tarihi'ndeki Madde
Hüsameddin'in on birinci ciltte "şın" harfiyle başlayan adlar arasına koyduğu Şâhî Ahmed Çelebi-Eminzâde maddesi birkaç cümleden ibarettir:
Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed'in matbah emîni Süleyman Bey'in oğludur. Amasya'da tevellüd ve tahsîl-i ilim ve edeb edib cizye kâtibi oldu. Ba'dehû Amasya vâlisi olarak gelen Şehzâde Sultân Mustafa'ya intisâb ederek divânı ketebesinden oldu. 960 senesi şevvâlinde şehzâdenin şehâdetinden sonra vefât etdi. Edîb, şâir, kâtib idi. Âsâr-ı şiiriyyesi yandı.
Bugünkü dille: Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in matbah emini Süleyman Bey'in oğludur. Amasya'da doğdu, ilim ve edebiyat öğrenimi görüp cizye kâtibi oldu. Daha sonra Amasya'ya vali olarak gelen Şehzade Sultan Mustafa'ya intisap ederek onun divan kâtipleri arasına girdi. 960 yılı şevvalinde şehzadenin şehit edilmesinden sonra öldü. Edip, şair ve kâtipti. Şiirleri yandı.
Hayatı
Doğum yılı bilinmiyor. Babasının Şehzade Ahmed'in sarayında görev yapması, ailenin Amasya'ya ya bu sarayla birlikte geldiğini ya da şehrin saray çevresinden yetiştiğini gösterir; madde bu konuda başka bir şey söylemez. Ahmed, II. Bayezid'in tahta çıktığı 1481'den sonra otuz yıl kadar Amasya sancakbeyliği yaptığına göre Süleyman Bey'in matbah eminliği de bu yıllara düşer. Ahmed Çelebi'nin doğumunun da aşağı yukarı bu dönemde olması akla yakındır, fakat bu tarihlendirme bir tahminden öteye geçmez.
Gençliğinde ilim ve edebiyat okuduktan sonra cizye kâtipliğine girdi. Gayrimüslimlerden alınan baş vergisinin defterlerini tutan bu görev, Amasya'da kalem işlerine adım atan pek çok kişinin ilk basamağıydı. Şehzade Mustafa 948 yılında (Haziran 1541) Manisa'dan Amasya'ya gönderilince Ahmed Çelebi onun divanına kâtip olarak alındı. Şehzadenin Amasya'daki on iki yılı, şehrin şairler ve kalem erbabıyla dolup taştığı bir dönemdir. Aynı divanda kâtiplik yapan Zârî Mehmed Çelebi de şiir söyleyen bir kâtipti; tezkireler onu Tokatlı sayarken Hüsameddin Amasyalı gösterir. Şâhî'nin ise Amasya'da doğduğu kendi maddesinde açıkça yazılıdır.
Mustafa, 27 Şevval 960 (6 Ekim 1553) günü Konya Ereğlisi yakınlarındaki ordugâhta babasının otağında boğduruldu. Maddedeki cümle, Şâhî'nin ölümünü bu olayın hemen arkasına koyar. Harfiyen alınırsa şair, şevval ayının kalan üç dört günü içinde, yani efendisinden birkaç gün sonra ölmüş olmalıdır. Ne var ki "şevval" kaydı yalnız şehzadenin ölümüne de bağlanabilir; o zaman Şâhî'nin ölüm tarihi "1553'ten sonra" diye kalır. Hüsameddin ölümün nedeni hakkında bir şey söylemez. Efendisinin ölümüyle ortadan kalkan bir divanın kâtibinin aynı günlerde ölmesi kederden söz eden bir rivayete elverişlidir, ama kaynakta böyle bir rivayet yoktur.
Şiiri ve Kaybolan Eserleri
Şâhî Ahmed Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in "âsâr-ı şiiriyyesi yandı" sözü iki türlü anlaşılabilir: şairin kendi elinden çıkmış şiirlerin bir yangında yok olduğu, ya da Hüsameddin'in onlardan aldığı kopyaların kendi kâğıtlarıyla birlikte yandığı. Yazar başka maddelerde, gördüğü ve not ettiği metinler için "hayfâ ki yandı" diye yakınır; buradaki kısa cümle de büyük ihtimalle aynı kaybı anlatır. Şehzade Mustafa'nın ölümüne yazılıp mersiye geleneği içinde korunan parçalar arasında da onun imzasını taşıyan bir şiir bilinmez.
Mahlas Karışıklığı
"Şâhî" mahlası XVI. yüzyılda başka şairlerce de kullanılmıştır. Bunların Amasya ile en yakından ilgili olanı, Kanuni'nin bir başka oğlu Şehzade Bayezid'dir. Bayezid, kardeşi Mustafa'nın ölümünden beş yıl sonra, 1558'de Amasya sancakbeyi olmuş ve şiirlerini Şâhî mahlasıyla yazmıştır. Fars şiirinde de Emîr Şâhî adlı tanınmış bir şair vardır. Mecmualarda "Şâhî" imzasıyla dolaşan bir gazel ya da beyit bu kalabalık içinde sahipsiz kalır; onu kâtip Ahmed Çelebi'ye vermek için imzadan başka bir dayanak gerekir. Ahmed Çelebi'nin, Şehzade Bayezid Amasya'ya gelmeden önce öldüğü kesin olduğuna göre, Bayezid'in Amasya yıllarından kalan şiirlerin onunla bir ilgisi yoktur.
Kronoloji
1481 sonrası: Şehzade Ahmed Amasya sancakbeyidir; babası Süleyman Bey onun matbah eminidir.
948 (1541): Şehzade Mustafa Amasya sancakbeyi olur; Ahmed Çelebi cizye kâtipliğinden onun divan kâtipliğine geçer.
27 Şevval 960 (6 Ekim 1553): Şehzade Mustafa Ereğli ordugâhında öldürülür; Şâhî Ahmed Çelebi de ardından, maddeye göre aynı ay içinde ölür.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 66-67 (Şâhî Ahmed Çelebi-Eminzâde maddesi; e-kitap s. 379-380). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page379.html
- Şerafettin Turan, "Mustafa Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mustafa-celebi
Çevrimiçi kaynaklar
