Amasya'nın sıcak su kaynakları üç alanda toplanır: il merkezinin güneydoğusunda Gözlek ve Terziköy, ilin batı ucundaki dağlık kesimde Hamamözü. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) Amasya maden ve enerji envanterinde bu üç saha jeotermal alan olarak sayılır. Üçünde de doğal çıkışların sıcaklığı 37 ile 40 derece, debisi saniyede 2 ile 10 litre arasındadır; sahalarda açılan sondajlar ise sıcaklığı 35,5 ile 42,5 derece, debisi saniyede 11,5 ile 125 litre arasında değişen akışkanlar çıkarmıştır. Bu sıcaklıklar elektrik üretimine elverişli olmadığından sular doğrudan banyo, içme ve ısıtma amacıyla kullanılır. Envanterde üç sahanın kullanım alanı da aynı üç başlıkla yazılmıştır: kaplıca, kaplıca tesisi ve sera ısıtması.

Üç Alanın Özeti

Envanter her sahada doğal çıkış ile sondaj değerlerini ayrı ayrı verir ve aradaki fark bölgenin jeotermal durumunu iyi yansıtır. Doğal çıkışlar uzun yüzyıllar boyunca insanın elindeki tek kaynak olmuştur; sondajlar ise aynı sahalarda debiyi birkaç kat artırmıştır.

  • Gözlek: doğal çıkış 39 derece ve saniyede 2 litre; sondaj 35,5 ile 40,5 derece ve saniyede 11,5 litre.
  • Terziköy: doğal çıkış 37 derece ve saniyede 10 litre; sondaj 37,2 ile 40,1 derece ve toplam saniyede 43 litre.
  • Hamamözü (Arkut Bey): doğal çıkış 40 derece ve saniyede 2,8 litre; sondaj 42,5 derece ve saniyede 125 litre.

Envanterde sondajların potansiyeli, kuyuların ilk üretim debileri toplanarak hesaplanmıştır. Bu yüzden Hamamözü sondajı için verilen 3,84 megavat ısıl güç, doğal çıkışın 0,059 megavatlık değerinin yaklaşık altmış beş katıdır. Aynı tabloda Gözlek için doğal çıkışta 0,034, sondajlarda 0,26 megavat; Terziköy için doğal çıkışta 0,08 megavat yazılıdır. Rakamlar 1996 ve 2005 tarihli MTA jeotermal envanterlerine ve 2001 tarihli Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı madencilik özel ihtisas komisyonu çalışmasına dayanır, dolayısıyla sahaların bugünkü işletme durumunu göstermez; bu çalışmaların yapıldığı dönemdeki ölçümleri yansıtır.

Jeolojik Zemin

Amasya il sınırları içinde yüzeylenen kaya toplulukları Sakarya Zonu'na aittir. MTA'ya göre ilin kuzeyinde, Taşova yakınından Kuzey Anadolu Fayı, Amasya'nın güneyinden ise Kırıkkale-Erbaa Fayı geçer; ikisi de bölgenin önemli yanal atımlı aktif fayları arasındadır. Kuzey Anadolu Fayı, Van Gölü yakınlarından Saros Körfezi'ne uzanan yaklaşık 1100 kilometrelik bir sağ yanal atımlı fay zonudur ve tek bir kırık olmaktan çok pek çok parçadan oluşur. Fay zonunda ezilmiş kayaçlar, soğuk ve sıcak su kaynakları, gölcükler ve traverten oluşumları birlikte görüldüğü bildirilir. MTA, Amasya'nın sıcak sularının yüzeye çıkışını bu tür fay sistemleriyle ilişkilendirir.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Mehmet Korhan Erturaç'ın Okan Tüysüz danışmanlığında hazırladığı doktora tezi, bu coğrafyanın tektonik çerçevesini ayrıntılı biçimde çizer. Tez, Amasya, Tokat ve Çorum illerine yayılan, batıda 35. boylamla, kuzeyde Kuzey Anadolu Fayı'nın ana koluyla, güneyde ise bu fayın yan kollarından Ezinepazar-Sungurlu Fay Sistemi ile sınırlanan geniş bir alanı inceler. Amasya Makaslama Zonu adı verilen bu alan, doğuda Niksar'dan başlayıp batıya doğru genişleyen kama biçimli bir deformasyon kuşağıdır. Genişliği doğuda yaklaşık 10 kilometredir, batıda 100 kilometreyi bulur; fay zonlarının etkinliği ve atımları ise ana koldan uzaklaştıkça batıya doğru azalır. Zon, Sakarya Kıtası'nın doğu uzantısını oluşturan Tokat Masifi içinde yer alır.

Masifi oluşturan kayalar dört topluluk altında toplanır. En altta Karakaya kompleksine ait, Triyas yaşlı metamorfik temel bulunur. Onu uyumsuzlukla Liyas ile Alt Kretase arasında oluşmuş kırıntılı kayalar, volkanitler ve karbonatlar örter. Üçüncü topluluk Üst Kretase yaşlı bloklu kireçtaşları, ofiyolitik kayalar ve volkanitlerden, dördüncüsü Eosen yaşlı çökel ve volkanik kayalardan oluşur. Bu birimlerin hepsini, Suluova ve Amasya Neojen havzalarında çökelmiş daha genç tortullar uyumsuzlukla örter. Terziköy çevresinde MTA'nın saptadığı istif bu dizilişin yerel bir kesitidir: en eski birim Paleozoyik yaşlı metamorfik şistler, onun üzerinde Üst Jura-Alt Kretase yaşlı kireçtaşları, daha üstte Senozoyik yaşlı birimler yer alır.

Fay sistemleri bu zonda yarım balık kılçığı ya da at kuyruğu biçimli bir geometri çizer. Kuzeyde Kuzey Anadolu Fayı'nın ana kolu, güneyde Ezinepazar-Sungurlu Fay Sistemi, ortada Esençay Fayı ile Suluova Fay Sistemi bulunur. Genel olarak doğu-batı doğrultulu sağ yanal atımlı ana fayları, kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu sol yanal atımlı bağlantı fayları tamamlar. Fayların arasında kalan çöküntüler Neojen yaşlı havzaları meydana getirmiştir. Suluova, Merzifon, Gümüşhacıköy ve Alıcık ovalarından oluşan Suluova Havzası, Suluova Fay Sistemi'nin denetiminde gelişmiştir. Aydıncık, Geldingen ve Mecitözü ovalarından oluşan Amasya Havzası ise Ezinepazar-Sungurlu Fay Sistemi üzerindedir. Geldingen Ovası, Yeşilırmak havzasını besleyen beş önemli akarsuyun birleştiği yerdir.

Havzaların yaşı ve oluşumu da aynı tezde ayrıntılı olarak ele alınır. Suluova Havzası Orta Pliyosen'de, kuzeydoğudaki Bayırlı Fay Zonu'nun denetiminde yarım graben olarak açılmaya başlamış, dış drenaja kapalı bir çukur olarak gelişmiştir. Geç Pleistosen'den itibaren güneyde Eraslan Fay Zonu'nun oluşmasıyla havza önemli ölçüde genişlemiş ve büyük bir göle, Suluova Gölü'ne dönüşmüştür. Orta Pleistosen'den sonra sınır fayların etkinliği son bulmuş, havzanın ortasında doğu-batı doğrultulu sağ yanal atımlı Suluova Fayı oluşmuştur. Amasya Havzası'nda ilk çökelme, Geç Miyosen sonu ile Erken Pliyosen arasında örgülü ve menderesli akarsu ortamında biriken Geldingen formasyonuyla temsil edilir. Geldingen Ovası'nın güney ve güneybatı yamaçlarındaki yaklaşık 40 metre kalınlıktaki iki akarsu taraçası ise, OSL yöntemiyle yaşlandırılarak yaklaşık 120 bin yıl önceki Geç Pleistosen'e kadar izlenmiştir. Bu yaş verileri, bölgenin yakın jeolojik geçmişte de tektonik hareketlerle ve iklim değişimleriyle sürekli biçim değiştirdiğini gösterir.

Bölgenin yakın tarihteki sismik etkinliği de aynı sistemin ürünüdür. Kuzey Anadolu Fayı üzerinde 1942'de Niksar-Erbaa depremi (moment büyüklüğü 7,0) yaklaşık üç bin kişinin ölümüne yol açmıştır. Yapısal olarak etkin bu kuşakta kırık ve çatlak ağı, yüzeyden inen yağış suyunun derine sızması, ısınması ve yeniden yukarı çıkması için elverişli geçitler sunar; bölgedeki sıcak su çıkışlarının fay sistemleriyle ilişkilendirilmesinin temelinde bu düzen yatar.

Suyun Yeryüzüne Yolculuğu

Fay denetimli bir sıcak su sisteminde su kırık zonları boyunca derine iner, kayanın ısısını alır ve yine kırıklar boyunca yüzeye döner. Amasya'da bu düzeneğin en iyi belgelenmiş örneği Terziköy sahasıdır; burada MTA'nın T-2 sondajı 325 metre ilerlemiş, yüzeyden itibaren önce 10 metre kalınlığında yamaç molozunu, ardından 253 metre kalınlığında, Eosen yaşlı aglomera, andezit, bazalt, tüfit ve fliş istifini, en altta ise 62 metrelik Üst Jura-Alt Kretase yaşlı kireçtaşını kesmiştir. Rezervuar kaya olarak çalışan birim bu kireçtaşıdır. Sondajdan artezyen biçiminde, saniyede 32 litre debi ve 40,1 derece sıcaklıkla su alınmış, kuyu başı basıncı 1 atmosfer olarak ölçülmüştür.

Raporun dikkat çeken bir saptaması, Eosen flişine ait kil ve marnların örtü kaya özelliği taşımasıdır. Sahada daha önce açılan T-1 sondajı bu kil ve marn düzeyini kesmemişti; T-2'de ise yaklaşık 64 metre kalınlığında kesilmiştir ve MTA, sıcaklığın T-1'den daha yüksek çıkmasında bunun etkili olduğunu düşünür. Nitekim sahadaki doğal kaynak 37, T-1 36,5, T-2 ise 40,1 derecedir; çevredeki küçük kaynakların sıcaklığı 31 ile 32 dereceye iner.

T-2'den alınan numune MTA'nın merkez laboratuvarlarında analiz edilmiş ve Uluslararası Hidrojeologlar Birliği sınıflamasında "mineralce fakir termal su" grubuna girmiştir. Terziköy kaynağında litre başına yaklaşık 0,7 gram toplam mineralizasyon ölçülmesi de bu sınıflamayla uyumludur.

Terziköy

Terziköy Kaplıcası'nın hangi köye bağlı olduğu kaynaklarda tutarsızdır. Bazı derlemeler onu Göynücek ilçesinde gösterir, bazıları Gözlek'e bağlar. MTA çalışmaları ve ansiklopedik anlatımlar ise Merkez ilçeye bağlı Çivi köyü sınırlarını verir. Göynücek'in köyleri arasında ayrıca Terziköy adlı bir yerleşim bulunması bu karışıklığı kısmen açıklar. Bir derleme Amasya il merkezine uzaklığını 36 kilometre olarak verir.

MTA'nın Amasya Valiliği ile yaptığı sözleşme gereği hazırladığı jeoloji-hidrojeoloji etüdü, Terziköy çevresinde yaklaşık 144 kilometrekarelik bir alanı kapsar ve Şubat 1999'da yayımlanmıştır. Erdoğan Ölmez ile Sinan Sarp'ın imzasını taşıyan rapor, sıcak suların yüzeye çıkışını kuzeydoğu-güneybatı uzanımlı fay sistemlerinin denetlediğini bildirir. Tesisin sıcak su gereksinimi o dönemde, 37 derece sıcaklıkta ve saniyede 10 litre debili kaplıca kaynağı ile 36,5 derece sıcaklıkta ve saniyede 4 litre debili Terziköy-1 sondajından karşılanıyordu. Bunların dışında yörede toplam debisi saniyede 6 litre olan, 31 ile 32 derece sıcaklıkta başka kaynaklar da bulunur. Etüt, toprak gazı ölçümleri ile jeolojik verileri birleştirerek fay denetimli, derinliği yaklaşık 450 metre (artı eksi 50) olan yeni bir sondaj yeri önermiştir. İki yıl sonra, 2001'de tamamlanan T-2 sondajının raporu, kuyunun sahadaki mevcut su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle sıcaklığı artırmak amacıyla açıldığını, suyun yapılması düşünülen tesislerde, örneğin olimpik bir yüzme havuzunda kullanılmasının planlandığını belirtir.

Kimyasal bileşim bakımından Terziköy suyu bikarbonatlı, kalsiyumlu ve sodyumludur. Derlemelerde milival yüzdesi olarak bikarbonat için yüzde 80,03, kalsiyum için yüzde 50,64, sodyum için yüzde 28,01 verilir; suyun kısmen karbondioksit içerdiği de eklenir. pH değeri 6,67, toplam mineralizasyon litrede 0,7 gram, radyoaktivite 4,5 emandır. Aynı derlemeler suyu hipotonik ve izotermal olarak tanımlar. İçeriği ve sıcaklığı nedeniyle suyun soğutmaya gerek kalmadan kullanılabildiği, aynı nedenle içme kürüne de elverdiği bildirilir.

Kaplıcanın tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Yanı başında yapılan otelin temel kazısında Roma dönemine ait su boruları ile İ.S. dördüncü yüzyıla tarihlenen bakır sikkeler bulunmuştur. Bu buluntulardan hareketle çevrede geniş çaplı bir Roma yerleşmesinden söz edilir. Ana kaynağın başında Osmanlı'dan kalma, dört metreye dört metre ölçülerinde bir havuz ve basit soyunma odalarından oluşan ahşap bir yapı olduğu, eski havuzun sonradan genişletilerek yeniden inşa edildiği anlatılır.

Gözlek

Gözlek, Amasya il merkezine 23 kilometre uzaklıkta, Göynücek yolunun yaklaşık yirmi ikinci kilometresinde yer alan, deniz seviyesinden 508 metre yükseklikteki küçük bir köydür. Nüfusu 2022'de 177 kişiydi; 1985'te 606 olan nüfus on yıllar içinde belirgin biçimde azalmıştır. Yakınındaki Oluz Höyük, çevrenin yerleşim geçmişi hakkında ipucu verir. Köyün adı 1926 kayıtlarında Gözlek ya da Güzlek olarak geçer. Kaplıca, Çekerek Irmağı kıyısındaki bataklık bir bölgededir ve suyun bol kükürt içerdiği söylenir. Kimi anlatımlarda Gözlek Hamamı ya da Gözhöyük Kaplıcası, yerel dilde ise Gözlek Çermiği adıyla anılır.

MTA envanterinde Gözlek doğal çıkışı 39 derece sıcaklıkta ve saniyede 2 litre debilidir. Bu, üç sahanın en düşük debili doğal çıkışıdır; sondajlarla birlikte debi saniyede 11,5 litreye, sıcaklık aralığı ise 35,5 ile 40,5 dereceye çıkmıştır. Gözlek Termal Tesisi'nin havuz suyu için 39,5 derece sıcaklık verilir. İl yönetiminden alınan bilgiye göre Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nın hazırladığı rapor, Terziköy, Gözlek, Ilısu ve Hamamözü sularını oligo-mineral sular grubunda sayar.

Gözlek çevresindeki arama çalışmaları sürmektedir. Oluz köyünde yürütülmek üzere Vatan Organik Gübre Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından başlatılan jeotermal kaynak arama ve sondaj projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ÇED gerekmediği yönünde karar vermiştir. Proje dosyasına göre çalışma 10.776 hektarlık bir alanı kapsar. MTA Jeofizik Etütler Dairesi'nin araştırmaları, Gözlek köyü yakınında 38 derecelik bir sıcak su kaynağının bulunduğunu göstermiştir ve bu kaynağın Ezinepazar Fayı ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Sondajın yaklaşık bin metre (artı eksi yüz metre) derinliğe inmesi planlanmıştır; toplam yatırım maliyeti 9,35 milyon liradır ve proje Amasya İl Özel İdaresi tarafından ruhsatlandırılmıştır. Planlanan sondajın sonuçlarına ilişkin yayımlanmış bir veri bulunmadığından, sahanın debi ve sıcaklık değerlerinin değişip değişmeyeceği henüz bilinmemektedir.

Hamamözü

Hamamözü, Amasya il merkezine yaklaşık 90 kilometre, Çorum'a 40 ile 43 kilometre, Gümüşhacıköy'e 21 kilometre uzaklıktadır. İlçe yaklaşık 204 kilometrekarelik bir alana yayılır ve çevresini Gümüşhacıköy ile Çorum iline bağlı Laçin, Osmancık ve Mecitözü çevreler. İlçenin ortalama yüksekliği 687 ile 690 metre arasında verilir, Arkut Bey Kaplıcası'nın bulunduğu alan ise denizden 640 metre yüksekliktedir. Karadeniz ile İç Anadolu iklimi arasında bir geçiş kuşağında yer alan ilçede kış soğuk ve karlı, yaz sıcak ve kuraktır; yüksek kesimler orman ve çalılıkla, vadi tabanları ise tarım alanlarıyla kaplıdır. İlçenin adı, kaplıca hamamı ile içinden geçen dere olan öz sözcüğünden gelir; anlatıya göre kaynağın üzerine bir hamam yapılmış ve yerleşim onun çevresinde gelişmiştir. Bu açıklama yerel rivayettir ve belgeyle desteklenmez.

Hamamözü'nde üç kaynak bulunur. Turizm literatüründe suyun sodyumlu ve bikarbonatlı sular grubuna girdiği, sıcaklığının 38 derece, pH değerinin 7,4, radyoaktivitesinin 6 eman olduğu yazılır. 20 Temmuz 1989'da Kimya Mühendisi Ender Başak tarafından Arkut Bey Kaplıcası'ndan alınan su örnekleri, Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı'nın hidroloji araştırma laboratuvarında analiz edilmiş, maden suyunun sodyum bikarbonatlı, kalsiyumlu, hipertermal, oligometalik ve hipotonik yapıda olduğu saptanmıştır. Başka bir derleme suyun sodyum bikarbonatlı ve kalsiyum klorürlü sular grubuna girdiğini, üç kaynağın ortalama sıcaklığının 38 ile 40 derece olduğunu yazar. Toplam mineralizasyonun Terziköy ile Hamamözü sularında yarım gram dolayında olduğu, iki kaynağın kimyasal yapı ve tıbbi değerlendirme bakımından birbirine yakın sayıldığı da aynı derlemede belirtilir.

Sıcaklık değerleri arasında dikkat çeken bir fark vardır. Turizm yayınlarının bir bölümü 38 derece, MTA envanteri doğal çıkış için 40 derece verir; 42,5 derece ise hem envanterdeki sondaj değeri hem de kültür turizmi yayınlarındaki kaplıca sıcaklığıdır. Bu farkın, ölçümlerin yapıldığı çıkışlara ve zamana bağlı olduğu düşünülebilir. Doğal çıkış envanterde saniyede 2,8 litre, sondaj ise saniyede 125 litre debili olarak yazılıdır. Doğal çıkış ile sondaj arasındaki büyük debi farkı, sondajın yüzeye sızan küçük çıkışların ötesinde daha geniş bir kırık sistemine ulaştığına işaret eder; ancak Hamamözü kaynaklarının hangi fay segmentine bağlandığını açıklayan ayrıntılı bir jeoloji etüdüne incelenen kaynaklarda rastlanmamıştır. İlçe merkezi yaklaşık 35. boylamda, yani Amasya Makaslama Zonu'nun incelenen batı sınırında kalır.

Kaplıcanın kullanım geçmişi uzundur. Hamamözü Kaplıcaları'nın tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte antik çağlardan bu yana kullanıldığı tahmin edilir; yapılan kazılarda İ.S. birinci yüzyılın ortalarından beri işletildiğine dair bulgulara rastlandığı bildirilir. Yeryüzüne sızıntı biçiminde çıkan su Selçuklu döneminde Arkut Bey zamanında kadınlar ve erkekler için ayrı iki kubbeli bir hamama dönüştürülmüş, Osmanlı döneminde de işletilmiştir. Arkut Bey Kaplıcası'nın tesis tarihi ayrı bir yazının konusudur. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Kafkasya'dan gelen göçmenler buraya yerleşmiş, kaplıcanın yönetimini üstlenmiştir. Bugünkü Hamamözü yerleşmesinin kuruluşu 1887'ye bağlanır: Çerkes muhacirlerden oluşan 60 hane, yakındaki Gümüş köyünden iki eşrafın çiftliğini satın almıştır. Yerleşim uzun süre Gümüşhacıköy'e bağlı bir bucak olarak kalmış, 20 Ağustos 1971'de belediye, 20 Mayıs 1990'da ilçe olmuştur.

Öteki Kaynaklar

Ana alanların dışında, ilin çeşitli yerlerinde daha küçük sıcak su ve içme kaynakları bilinir. Amasya'nın yaklaşık 25 kilometre güneyinde, Misak ve Çivi köyleri arasında Hamam Kaplıcası bulunur; suyunun Gözlek'e benzer özellik taşıdığı söylenir. Karakaya denen yerde bulunan Çırçır Kaynak Suyu, lezzetli ve içimi kolay bir içme suyu olarak anılır. Göynücek sınırlarındaki Ilısu Kaplıcası'nın tıbbi ve teknik özelliklerinin Terziköy'e benzediği, ancak yerel yönetimlerin yatırım yapmaması nedeniyle ikinci planda kaldığı ve yalnızca bölge halkına hizmet verdiği belirtilir. Hamamözü ilçesinde ise Gümüşhacıköy-Hamamözü yolu üzerindeki Armut Kaplıcası, romatizma ve cilt hastalıklarına iyi gelen bir kaplıca olarak bilinir. Bu küçük kaynakların debi ve sıcaklık değerleri MTA envanterinde ayrıca verilmemiştir; yalnızca Terziköy çevresinde toplam debisi saniyede 6 litre, sıcaklığı 31 ile 32 derece olan kaynakların bulunduğu etüt raporunda yazılıdır.

Suyun Kullanımı ve Sınırları

Amasya'nın kaplıca suları geleneksel olarak romatizmal rahatsızlıklar, sinir sistemi hastalıkları, mide ve bağırsak şikâyetleri, cilt hastalıkları ve kadın hastalıkları için kullanılır. Bu faydaların büyük bölümü derleme ve geleneksel bilgi olarak aktarılır; suların bilimsel değerlendirmede oligo-mineral grubunda sayıldığı, kür uygulamalarının tamamlayıcı ve destekleyici nitelikte olduğu belirtilir. Terziköy ile Hamamözü sularının benzer kimyasal yapıda olduğu, 37 ile 38 derece sıcaklıkları nedeniyle soğutmaya gerek kalmadan kullanılabildiği belirtilir.

Enerji açısından bakıldığında, bu sıcaklıklar ve debiler sera ısıtmasına, havuz ve konut ısıtmasına elverişlidir. MTA envanteri üç sahanın da sera ısıtmasında kullanılabileceğini yazar. Envanterdeki ısıl güç değerleri arasındaki fark büyüktür: Hamamözü sondajında 3,84 megavat hesaplanırken Gözlek sondajlarında 0,26 megavat yazılıdır. Sondajlar doğal çıkışları tamamlamak için açılır; Terziköy'deki T-2, mevcut kaynak ile T-1 sondajının yetmediği yerde sıcaklığı ve debiyi artırmak amacıyla delinmiştir.

Kronoloji

1877-1878: Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Kafkasya'dan gelen göçmenler Hamamözü kaplıcasının çevresine yerleşir.

1887: Çerkes muhacirlerden oluşan 60 hane, Gümüş köyünden iki eşrafın çiftliğini satın alır ve bugünkü Hamamözü yerleşmesi kurulur.

1942: Kuzey Anadolu Fayı üzerinde 7,0 büyüklüğünde Niksar-Erbaa depremi olur.

20 Ağustos 1971: Hamamözü belediye statüsü kazanır.

20 Temmuz 1989: Arkut Bey Kaplıcası'ndan alınan su örnekleri laboratuvarda analiz edilir.

20 Mayıs 1990: Hamamözü ilçe olur.

Şubat 1999: MTA, Terziköy Kaplıcası jeoloji-hidrojeoloji etüdünü yayımlar.

2001: Terziköy T-2 jeotermal sondajı 325 metrede tamamlanır; 40,1 derece ve saniyede 32 litre artezyen su alınır.

2000'li yıllar: Hamamözü'nde modern termal tesisler hizmete girer.

Son yıllar: Oluz köyünde yaklaşık bin metre derinlikli jeotermal arama sondajı için ÇED gerekmediği yönünde karar verilir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Erturaç, Mehmet Korhan. Amasya ve Çevresinin Morfotektonik Evrimi. Doktora tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü (danışman: Okan Tüysüz).

Resmî kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Hamamözü Arkutbey Kaplıcaları (Türkiye Kültür Portalı).

Diğer kaynaklar

  • Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü. Amasya İli Maden ve Enerji Kaynakları (jeotermal envanter tablosu ile il jeolojisi özeti).
  • Ölmez, Erdoğan; Sarp, Sinan (1999). Amasya-Terziköy Kaplıcası Jeoloji-Hidrojeoloji Etüdü. MTA Rapor No 10251.
  • Özgür, Resul; Özkan, Hakan (2001). Amasya Terziköy 2 Jeotermal Sondaj Kuyu Bitirme Raporu. MTA Rapor No 10448.
  • Güncan, Özlem (2020). Hamamözü Kaplıcaları. Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. turkiyeturizmansiklopedisi.com
  • Termal Rehber. Amasya İlindeki Şifalı Sular ve Kaplıcalar; Hamamözü (Arkut Bey) Kaplıcası. termalrehber.com
  • Kuzey Anadolu Fay Hattı maddesi (Vikipedi); Gözlek, Hamamözü ve Terziköy Kaplıcaları maddeleri (Vikipedi).
  • ThinkGeoEnergy. Geothermal resource exploration and drilling operations start in Amasya, Türkiye.
  • Termal Kaplıcalar. Gözlek Kaplıcaları.

Çevrimiçi kaynaklar