Amasya'nın nüfus haritasını okurken önce yeryüzü şekillerine bakmak gerekir. İl, Karadeniz'in hemen gerisinde, kıyı dağlarıyla İç Anadolu platosu arasında kalan geçiş kuşağında yer alır ve yerleşme bu kuşağın ovalarına, vadilerine, akarsu boylarına yaslanır. 2025 sonu adrese dayalı nüfus kaydına göre ilde 342.242 kişi yaşamaktadır; yüzölçümü 5.628 kilometrekare olduğundan kilometrekareye 61 kişi düşer. Bu değer Türkiye ortalamasının (112) kabaca yarısıdır ve ilin dağlık, seyrek yerleşilmiş bir bölümünün de bulunduğunu gösterir. Amasya nüfus bakımından 81 il arasında 57. sıradadır ve ülke nüfusunun yüzde 0,40'ını barındırır.

Bugünkü tablo birdenbire ortaya çıkmış değildir. Nüfusun Yeşilırmak vadisinde, Merzifon ve Suluova ovalarında toplanması, köylerin dağ eteklerine ve yayla kenarlarına dağılması, Osmanlı tahrir defterlerinden Hüseyin Hüsâmeddin'in yüzyıl başında yazdığı Amasya Tarihi'ne kadar uzanan kayıtlarda da izlenebilen eski bir düzenin devamıdır. Değişen, şehirlerle köyler arasındaki ağırlık dengesidir; son yarım yüzyılda bu denge belirgin biçimde şehirlerden yana kaymıştır.

İdari Çerçeve ve Genel Tablo

İl, Merkez, Merzifon, Suluova, Taşova, Gümüşhacıköy, Göynücek ve Hamamözü olmak üzere yedi ilçeye ayrılır. İlde sekiz belediye, bu belediyelerin sınırları içinde 107 mahalle ve ayrıca 372 köy bulunur. Merkez ilçede iki belediye vardır; öteki altı ilçenin her birinde birer belediye bulunur. Cinsiyet dağılımı dengelidir: 172.102 erkeğe karşılık 170.140 kadın yaşar, yani her yüz kadına yüz bir erkek düşer. Kayıtlı yabancı sayısı 2.749'dur.

Mahalle ve köy sayıları ilçelerin karakterini yansıtır. Merkez ilçenin 40 mahallesi ve 100 köyü vardır; Suluova'da 21, Merzifon'da 20, Gümüşhacıköy'de 12 mahalle bulunur. Taşova'nın 63 köyüne karşılık yalnızca 7 mahallesi, Göynücek'in 38 köyüne karşılık 3 mahallesi, Hamamözü'nün 17 köyüne karşılık 4 mahallesi vardır. Yani Taşova, Göynücek ve Hamamözü'nde yerleşme ağırlıklı olarak köylere dayanırken, Merkez, Suluova ve Merzifon'da kent mahalleleri öne çıkar. İlçelerde kadın ve erkek sayıları da birbirinden ayrışır. Merkez ilçede erkekler (77.218) kadınlardan (74.215), Gümüşhacıköy ve Göynücek'te de erkekler kadınlardan fazladır. Merzifon (38.978 kadın, 38.099 erkek), Suluova, Taşova ve Hamamözü'nde ise kadınlar çoğunluktadır. Bu farkların nedenini veri setleri açıklamamaktadır.

Yaş yapısı Türkiye ortalamasına göre yaşlı bir nüfusa işaret eder. Ortanca yaş 40,5'tir ve ülke ortancasından (34,9) 5,6 yaş yüksektir; erkeklerde 38,9, kadınlarda 42,2 olarak hesaplanır. Nüfusun yüzde 16,1'i 0-14, yüzde 66,7'si 15-64, yüzde 17,2'si 65 yaş ve üzerindedir; Türkiye genelinde 65 yaş üstünün payı yüzde 11,1'dir. Çalışma çağındaki her yüz kişiye karşılık çalışma çağı dışında kalan 49,9 kişi düşer (Türkiye'de 46,0). 2025'te ilde 2.680 çocuk doğmuş, kaba doğum hızı binde 7,8 olarak hesaplanmıştır (Türkiye'de binde 10,4). Toplam doğurganlık hızı 1,26 ile ülke değerinin (1,42) altında kalır. Aynı yıl 2.013 evlenme ve 747 boşanma kaydedilmiştir; ilk evlenme yaşı erkeklerde ortalama 28,1, kadınlarda 26,0'dır.

Hane yapısı da küçülmüş bir aile düzenini gösterir. Ortalama hane büyüklüğü 2,79 kişidir (Türkiye'de 3,08). Toplam 116.181 haneden yüzde 21,9'u tek kişilik, yüzde 62,6'sı çekirdek aile, yüzde 13,4'ü geniş ailedir. Nüfusun yaşlılığı ile hanelerin küçüklüğü birbirini tamamlar ve köylerdeki boşalmanın arka planında bu iki olgu birlikte okunmalıdır.

Nüfusun Uzun Seyri

Amasya şehrinin nüfusuna dair ilk güvenilir tahminler Osmanlı tahrir defterlerinden çıkar. 1525 tarihli tahrire göre şehir, beşi gayrimüslim olmak üzere elli beş mahalleden oluşuyordu ve nüfusu 8.000 dolayında tahmin edilir; bunun 2.000 kadarı gayrimüslimdi. XVI. yüzyıl sonunda mahalle sayısı yine elli beşti, bunların altısı gayrimüslim mahallesiydi ve nüfus 10.000'e yükselmişti. XVII. yüzyılın ortasında şehri gezen Evliya Çelebi, kırk sekizi Müslüman, beşi gayrimüslim elli üç mahalle ve 5.000 hane sayar; bu da kabaca 20.000 kişiye karşılık gelir. Şehrin fiziki olarak pek büyümediği halde nüfusunun arttığı bu dönemde, dar vadinin genişlemeye elvermeyen yapısının belirleyici olduğu düşünülür. XIX. yüzyılda nüfusun 25.000 ile 30.000 arasında olduğu tahmin edilir.

Hüsâmeddin, şehzadelerin Amasya'da oturduğu dönemde şehrin yetmiş kadar mahallesi ve altmış bin kadar nüfusu olduğunu "eski defterlerden" çıkardığını yazar ve sonraki yüzyıllarda şehrin eski şerefini kaybederek küçüldüğünü düşünür. Tahrir kayıtları bu görüşü desteklemez: şehzadeler devrinin Amasya'sı on bin kişiyi aşmayan bir şehirdi ve nüfus sonraki yüzyıllarda azalmamış, artmıştır. Siyasi ağırlığın kaybı gerçektir; nüfusun eridiği ise belgelerle doğrulanmaz. Hüsâmeddin'in kendi dönemi için verdiği rakamlar ise XIX. yüzyıl tahminleriyle uyumludur: 1910'lu yıllarda "Amasya Beldesi" elli üç mahalle, sekiz bin kadar hane ve otuz yedi bin kadar nüfusa sahipti.

Ara dönemin en ayrıntılı kaydı, II. Mahmud döneminde başlatılan ve yalnız erkekleri sayan nüfus yazımlarından biri olan 1840 tarihli Amasya nüfus defteridir. Bu deftere göre şehirde 55 mahalle vardı; bunların 23'ü yalnız Müslümanların, 32'si Müslümanlarla gayrimüslimlerin birlikte oturduğu mahallelerdi ve karma mahallelerin 21'inde Müslümanlar, 11'inde gayrimüslimler çoğunluktaydı. Yalnız gayrimüslimlerden oluşan bir mahalle yoktu. Dört yıl sonra tutulan 1844-1845 temettuat defterlerinde ise 48 mahalle görünür ve hane sayıları, hane reislerinin adları büyük ölçüde değişmiştir. Defteri inceleyen Selim Özcan bu farkı savaşlara, göçlere, salgınlara ve iki kaydın hazırlanma yöntemindeki ayrılığa bağlar; nüfus defterinin büyük ihtimalle merkezde çıkarılmış bir suret, temettuat kayıtlarının ise yerinde yapılmış asıl yazımlar olduğunu belirtir. Aynı kayıtlarda Kayabaşı nüfus defterinde köy, temettuat defterinde mahalle olarak geçer; şehirle kırın sınırı o tarihte de keskin değildi. Bu dönemin mahalle sayısı kaynaklara göre değişir; bir ansiklopedi maddesi XIX. yüzyıl için otuz altı kadar mahalle verirken defterler ellinin üzerinde mahalle sayar.

Sancak ölçeğinde Hüsâmeddin iki sayım aktarır. 1254 (1838-1839) yazımına göre o zaman on üç kazadan oluşan Amasya Sancağı'nda 51.391 erkek sayılmış, buna aynı sayıda kadın eklenerek 102.782 kişilik bir toplam elde edilmişti. 1330 (yaklaşık 1912) yılında yedi kazaya inmiş sancağın yerli nüfusu ise 250.918 kişiydi; Hüsâmeddin, misafir sayılanlar dahil toplamın iki yüz seksen bin dolayında olduğunu yazar. Aynı tabloya göre Amasya merkez kazasında 46.350 Müslüman, 9.166 Ermeni, 2.561 Rum ve 40 Kıpti, Gümüş Hacıköyü kazasında yaklaşık 31.300, Merzifon kazasında yaklaşık 33.900 kişi yaşıyordu. Merkez kaza için mukaddimede verilen altmış sekiz bin rakamı ile bu tablonun toplamı birbirini tutmaz; tablonun bazı satırlarında yazım ya da dizgi hatası da görülür; Havza'daki Rum sayısı, merkezdeki Ermeni sayısıyla birebir aynı rakamlarla yazılmıştır. Sancağın sınırları bugünkü ilden farklı olduğundan, Havza, Köprü, Ladik ve Mecidözü'nü de içine alan bu rakamlar bugünkü il nüfusuyla doğrudan karşılaştırılamaz.

Cumhuriyet sayımları ilin XX. yüzyıldaki büyümesini gösterir. Amasya ili 1927'de 114.884, 1935'te 128.113, 1940'ta 136.029, 1950'de 163.669 kişiydi. 1960 sayımında nüfus 257.281'e sıçramıştır; bu artışın bir kısmı, 1953'te Taşova'nın Tokat'tan alınarak Amasya'ya bağlanmasından kaynaklanır. Nüfus 1970'te 307.025'e, 1980'de 341.287'ye, 1985'te 358.289'a, 1990'da 357.191'e ulaşmış, 2000 sayımında 365.231 ile en yüksek değerini görmüştür. 2010'da adrese dayalı kayıtta görülen 334.786 rakamı ile 2000 sayımı arasındaki fark yorumlanırken iki ölçümün farklı yöntemlere dayandığı unutulmamalıdır; 2000 sayımı sayım gününde bulunulan yeri, adrese dayalı kayıt ise kişilerin yerleşik adresini esas alır. Yine de 1990'dan sonra ilin nüfusunun durağanlaştığı açıktır.

Son on yılın seyri de bu durağanlığı sürdürür. İlin nüfusu 2015'te 322.167 iken 2025'te 342.242'ye çıkmış, on yılda 20.075 kişilik, yüzde 6,2'lik bir artış kaydedilmiştir. Artışın büyük bölümü 2016-2018 arasında gerçekleşmiştir; 2018'deki yaklaşık 7.600 kişilik sıçramanın nedenine dair bir açıklama bulunamamıştır. En yüksek değer 2024'te (342.378) görülmüş, 2025'te 136 kişilik küçük bir düşüş yaşanmıştır. Yıllık değişim hızı binde 0,4 gibi sıfıra yakın bir değerdedir.

İlçelere Göre Dağılım

Nüfus ilçeler arasında eşit paylaşılmaz. Merkez ilçe 151.433 kişiyle ilin yüzde 44,3'ünü barındırır; bunu 77.077 kişiyle Merzifon (yüzde 22,5) ve 46.928 kişiyle Suluova (yüzde 13,7) izler. Bu üç ilçe birlikte il nüfusunun yaklaşık yüzde 80,5'ine ulaşır. Taşova'da 30.034, Gümüşhacıköy'de 22.319, Göynücek'te 10.823 kişi yaşar; Hamamözü ise 3.628 kişiyle en küçük ilçedir ve il nüfusunun yüzde 1,1'ini oluşturur.

İlçelerin yüzölçümleri nüfusla orantılı değildir ve yoğunluk haritasını belirleyen asıl etken budur. Merkez ilçe 1.889 kilometrekarelik alanıyla ilin üçte birinden fazlasını kaplar, ancak kilometrekareye 80 kişi düşer. Merzifon'da yoğunluk 87, Suluova'da 103'tür. Suluova, kimi kaynaklarda 456, kimilerinde 516 kilometrekare olarak verilen küçük yüzölçümü ve geniş ova tabanıyla ilin en sık yerleşilmiş ilçesidir. Öte yandan 971 kilometrekarelik Taşova'da yoğunluk 31, Gümüşhacıköy'de 35, Göynücek ile Hamamözü'nde 18'dir. Dağlık ve ormanlık ilçeler, ilin yoğunluk ortalamasını aşağı çeken kesimdir.

Son bir yıllık değişim ilçeden ilçeye farklı yönlerde seyretmiştir. 2024'ten 2025'e Hamamözü yüzde 1,71, Göynücek yüzde 0,33, Merzifon yüzde 0,29 ve Merkez yüzde 0,25 artmış; Gümüşhacıköy yüzde 1,52, Taşova yüzde 1,03 ve Suluova yüzde 0,37 azalmıştır. Hamamözü'ndeki yüzde 1,71'lik artış 61 kişiye karşılık gelir ve ilçenin yalnızca kısa vadeli seyrini yansıtır. On beş yıllık ölçekte tablo farklıdır: 2010'da 4.508 olan Hamamözü nüfusu 3.628'e gerilemiştir. Aynı dönemde Merzifon 69.237'den 77.077'ye (yaklaşık yüzde 11) ve Merkez 143.635'ten 151.433'e (yaklaşık yüzde 5) çıkmış, Suluova 47.510'dan 46.928'e inerek hemen hemen yerinde kalmıştır. Taşova yaklaşık yüzde 9, Gümüşhacıköy yaklaşık yüzde 10, Göynücek yaklaşık yüzde 9 nüfus kaybetmiştir. İl toplamı bu sürede 334.786'dan 342.242'ye çıkarak neredeyse aynı düzeyde kalmış, nüfus ise Merkez ile Merzifon'a doğru kaymıştır.

Vadi, Ova ve Yayla

İlçelerin deniz seviyesinden yükseklikleri, nüfus dağılımını anlamak için iyi bir ipucu verir. Taşova yaklaşık 240 metrede, ilin en alçak ilçesidir ve doğuda Erbaa, Niksar, Reşadiye gibi ilçeleri içine alan verimli ovanın batı ucunda yer alır. Merkez ilçe 400 metre dolayındadır; şehir merkezi 411 metre rakımdadır. Göynücek yaklaşık 520, Suluova yaklaşık 540 metrededir. Hamamözü yaklaşık 690, Merzifon yaklaşık 740, Gümüşhacıköy yaklaşık 820 metrelik yükseltidedir. Kaynaklar arasında bu değerlerde birkaç metrelik farklar bulunur; burada yuvarlak sayılar kullanılmıştır. Genel örüntü açıktır: ilin doğusu ve vadi tabanı alçak, batısı ve kuzeybatısı yüksek platodur.

Şehrin çevresiyle bağını Hüsâmeddin'in tarifi iyi anlatır. Ona göre Amasya, kuzeydoğudaki Ziyere (bugünkü Ziyaret) mahallesinden güneybatıdaki boğazın sonunda bulunan Çalan mevkiine kadar on üç kilometre kadar uzanan, genişliği bin metreden üç kilometreye kadar değişen bir vadidir. Güneyde Pont, kuzeyde Canik ve Harşena, batıda Şeyhcui ile Karaman dağları şehri kuşatır; vadi ise büyük kapılar gibi açılan üç boğazla dış dünyaya bağlanır. Kuzeydoğu boğazı ırmak boyunca Taşova'ya doğru genişler, on kilometre kadar uzunluktaki kuzey boğazı Suluova'ya, dört kilometrelik güneybatı boğazı Derbend ve Çalan üzerinden batıdaki ovaya açılır. Üç boğazın üçünde de ırmak akar ve iki yakası bağ ve bahçeyle kaplıdır. Bugünkü karayolları ve ilçe merkezleri de büyük ölçüde bu üç kapının gösterdiği yönlerde dizilmiştir.

Merzifon ve Gümüşhacıköy yüksek kuşağın ova taşıyan bölümleridir. Gümüşhacıköy ilin en batıdaki ilçesidir; doğuda Merzifon, güney ve batıda Çorum, kuzeyde Samsun illeriyle çevrilidir. İlçe topraklarının kuzeydoğusunu Tavşan Dağı, güneybatısını Ereğli Dağı, batısını 1.873 metrelik İnegöl Dağı engebelendirir; orta ve doğu kesimi ise ovalıktır. Dağlardan inen Gümüşsuyu Çayı ile Hamamözü Deresi bu ovayı suladıktan sonra ilçe sınırları dışında Kızılırmak ve Yeşilırmak'a katılır. İlçede sulama amaçlı dört gölet vardır ve bunlar sulu tarım alanlarını genişletmektedir. Merzifon çevresindeki ova ise çok eski çağlardan beri yoğun iskân görmüş bir alandır. Strabon'un bölgeyi "bin köy" diye anması, yöredeki yüzlerce höyük ve yerleşme izinin arkeolojik araştırmalarla saptanmış olması yerleşmenin ovaya bağlılığının eski bir olgu olduğunu gösterir.

Ovaların arasında kalan yüksek kesimler de yerleşme düzeninin bir parçasıdır. Hüsâmeddin, şehrin doğusundaki Akdağ'ın bin iki yüz metre kadar yüksek, doğudan batıya uzanan eteklerinde yaylasının bol, kışlağının elverişli, suyunun bol ve havasının sağlıklı olduğunu, Amasya sancağının koyunlarının çoğunun yazın burada otladığını, yağının, peynirinin ve yoğurdunun çevrede ün kazandığını yazar. Ova köyleri ile dağ köyleri arasındaki bu iş bölümü, yerleşmelerin neden kimi zaman ovanın kenarında, kimi zaman yayla yolunun üzerinde kurulduğunu anlamaya yardım eder. Bugün de Suluova'da köylerin yaklaşık üçte ikisi ova köyü, üçte biri orman ve dağ köyüdür; köylerin yerleşimi toplu, yani kümelenmiş mahalleler biçimindedir. Ovanın bu kadar sık yerleşilmesinde Cumhuriyet döneminde bataklıkların kurutulması ve 1954'te açılan şeker fabrikasının da payı vardır; ilçenin nüfus ve ekonomi yapısı bu iki gelişmeyle köklü biçimde değişmiştir.

İklim bu dağılımı destekler. İlde Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimi görülür: yazlar karasal iklim kadar kurak, kıyı kuşağı kadar yağışlı geçmez; kışlar da kıyı kadar ılıman, iç kesimler kadar sert olmaz. Yeşilırmak ve vadi sisteminin yumuşatıcı etkisi nedeniyle yüksek kesimlerde kar yağsa da şehir merkezinde kar ya etkisiz kalır ya kısa sürer. Vadi tabanının bu elverişli iklimi, yerleşmenin yüzyıllardır aynı yerde sürmesini kolaylaştıran etkenlerden biridir.

Eski Nahiyeler ve Bugünkü İlçeler

Bugünkü ilçe sınırları, Osmanlı döneminin nahiye düzeninin üzerine oturur. XVI. yüzyıl başlarında Amasya sancağı merkez kaza ile Ladik ve Merzifon kazalarından oluşuyor, Amasya merkez kazası altı nahiye ve 321 köy barındırıyordu. Kaza sayısı sonraki yüzyıllarda sık sık değişti; XIX. yüzyıl sonunda Sivas vilayetine bağlı sancağın Amasya, Merzifon, Vezirköprü, Osmancık, Gümüşhacıköy, Ladik, Havza ve Mecidözü olmak üzere sekiz kazası vardı. Hüsâmeddin'in yazdığı yıllarda Osmancık ayrılmış, sancak yedi kazaya inmişti. Amasya merkez kazası doğuda Ladik ve Erbaa, batıda Mecidözü, güneyde Tokat, kuzeyde Havza, Merzifon ve Hacıköyü kazalarıyla çevriliydi; dört nahiyesi ve yüz altmış kadar köyü vardı.

Bu dört nahiye, bugünkü merkez ilçenin kırsal kesimini ana yönlere göre bölüyordu. Doğudaki Akdağ Nahiyesi'nin merkezi Akviran köyüydü ve adını yukarıda anılan yaylalı dağdan alıyordu. Güneydeki Öz Nahiyesi'nin merkezi Ezinepazar'dı; eski adı Cuma Pazarı olan ve sonra Farsça "cuma" anlamındaki "âzîne" sözüyle Ezine Pazarı denen bu köyde Hacı Hamza Bey bir cami, Mehmed Ağa bir han, hamam ve zaviye yaptırmıştı. Hüsâmeddin'e göre nahiye, Bayındırlı, Akçakoyunlu, Esenli ve Karakeçili gibi Türkmen aşiretleriyle meskûn olduğu için "Öz" adını almıştı. Ezinepazar 1987'de belde olmuş, nüfusu azalınca 2013'te yeniden köy statüsüne dönmüştür; bu küçük örnek, eski nahiye merkezlerinin bugünkü kır nüfusu içindeki yerini de gösterir.

Kuzeydeki Hakala Nahiyesi, eskiden Arguma ya da Suluova adıyla bilinen ovayı kapsıyordu. Hüsâmeddin'e göre Hakala köyü 745 (1344-45) tarihlerinden sonra gelişerek Arguma adını gölgede bırakmış ve nahiye merkezi olmuştu. Köyde Rufâî şeyhi Seyyid Necmeddin Yahya'nın 764'te (1362-63) kurduğu büyük zaviye, Kâsım Bey'in 867'de (1462-63) yaptırdığı medrese ile Hacı Beyzâdeler'in yaptırdığı ikinci bir medrese, camiler ve hamamlar vardı. Hakala, zaviyesinin imareti ve vakıflarıyla 1100 (1688-89) yıllarına kadar bir "kasaba-i mamure" görünümündeydi; sonra medreseler harap olmuş ve yer yeniden köy ölçeğine inmiştir. Bugün ilçe merkezi olan Suluova ise 1902'de Suluca adıyla bucak, 1946'da Suluova adıyla belediye, 1957'de ilçe olmuştur; ovanın yerleşme ağırlığı böylece Hakala'dan demiryolu ve karayolu kavşağına yakın yeni merkeze geçmiştir.

Batıdaki Geldiklan Nahiyesi'nin merkezi Ortaköy'dü. Hüsâmeddin nahiye adını Danişmendliler devrinde buraya yerleştirildiğini söylediği Afşar beyi Baygeldi'ye bağlar ve nahiyedeki Afşar, Olus, Doğan, Alikadı, Yağmur, Karlı, Akçakoyunlu köylerinin adlarını Türkmen boy ve beylerinin adlarından türemiş sayar; bu açıklamalar yazara aittir ve başka belgelerle doğrulanmamıştır. Aynı nahiyede bir kasabanın kayboluşu da izlenebilir. Hüsâmeddin'e göre eski vakfiyelerde Simre Nahiyesi'nin merkezi olarak geçen İltekin kasabası 917 (1511) Şahkulu olaylarında harap olmuş, 1018 (1609-10) yılına kadar köy olarak kalmış, ardından Amasya'nın mahalleleri arasında sayılmış ve 1241 (1825-26) yılına gelindiğinde mahalle olarak da ortadan kalkmıştı.

Bugünkü öteki ilçeler de yüzyıl başının kazalarından ve nahiyelerinden doğmuştur. Hüsâmeddin'in döneminde Gümüş Hacıköyü kazasının merkezi olan Hacıköy kasabası sekiz yüze yakın haneden oluşuyor, kazanın toplam nüfusu otuz iki bin dolayında bulunuyor, altmış kadar köy dört nahiyeye bölünüyordu. Kasaba XIX. yüzyılda Cimöre, Artukâbâd, Saray, Hacı Yahya, Adatepe, Beylik Çayır, Ermeni Kilise ve Çay adlarıyla sekiz mahalleli yeni bir yerleşme haline gelmiş, 1299'da (1881-82) kaza merkezi olmuş, daha önce kaza merkezi olan Gümüş kasabası ise nahiye merkezine dönüşmüştü. Kazanın güneybatısındaki nahiye, İnegöl Dağları'nın doğu ve kuzey eteklerinde, Hamamözü köyünün adını taşıyordu; Hüsâmeddin burada eskiden Göçeri aşiretinin oturduğunu ve bir miktar Çepni yerleştirildiğini, Çetmi ve Göçeri köy adlarının bunlardan kaldığını yazar. Merzifon kazası ise yirmi mahalle, dört bin kadar hane, dört nahiye, kırk beş kadar köy ve otuz sekiz bin kadar nüfus barındırıyordu. 1520 tarihli kayıtlarda Merzifon kasabasında yirmi sekizi Müslüman, altısı gayrimüslim otuz dört mahalle bulunduğu ve nüfusunun beş altı bin kişi tahmin edildiği düşünülürse kasabanın uzun süre ovanın tek büyük merkezi olarak kaldığı anlaşılır.

Cumhuriyet döneminde idari harita yeniden çizildi. Amasya 20 Nisan 1924'te il oldu. Eski sancağın Havza, Vezirköprü ve Ladik kazaları bugün Samsun'a, Mecidözü (Mecitözü) Çorum'a bağlıdır. Taşova 1944'te Erbaa'dan ayrılarak ilçe olmuş ve 1953'te Tokat'tan Amasya'ya bağlanmıştır; Göynücek 1954'te, Suluova 1957'de Merkez'den ayrılmıştır. Göynücek ilin güneybatısında yer alır, bir dönem Çorum'a bağlı kalmıştır ve Amasya, Tokat, Çorum ile Yozgat illerinin arasında bir kavşak konumundadır. Hamamözü'nün bugünkü merkezinin çıkışı ise yakın tarihlidir: 1887'de Gümüş köyünden iki eşrafın çiftliği 60 haneden oluşan Çerkes muhacirlere satılmış, yerleşme bu çiftlik üzerinde kurulmuştur. Yer 1971'de belediye, 1990'da ilçe olmuştur.

Merkez'e olan karayolu uzaklıkları yerleşmenin bir koridor boyunca toplandığını gösterir. Suluova Merkez'e 26 kilometre, Göynücek 46, Merzifon 46, Taşova 48, Gümüşhacıköy 68, Hamamözü 90 kilometre uzaktadır. Merkez, Suluova, Merzifon, Gümüşhacıköy ve Taşova D.100 devlet yolunun çevresindedir; ilin yoğun yerleşme ekseni budur. Göynücek D.180 yoluna, Hamamözü Gümüşhacıköy üzerinden uzanan yola bağlıdır ve eksenin dışında kalan uçlar bunlardır. Amasya, Anadolu'nun iç kesimlerini Samsun Limanı'na bağlayan kara yolunun üzerindedir ve 1930'da yapılan demiryolu hattıyla da Samsun'a bağlanmıştır. Hüsâmeddin'in döneminde de Suluova'nın ucunda, Amasya yolu ile Merzifon yolunun ayrıldığı noktada bulunan Çeltek Köprüsü bu kavşağın işaretiydi; yol 1300 (1882-83) yılından beri şose olarak defalarca yenilenmişti.

Göçler ve Yeni Yerleşmeler

XIX. yüzyıl, Amasya'nın yerleşme haritasına dışarıdan gelen toplulukların eklendiği bir dönemdir. 1828-1829 ve 1853-1856 savaşlarından, özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Kırım'dan, Kafkasya'dan ve Balkanlar'dan gelen Müslüman göçmenlerin bir bölümü Amasya şehrine ve köylerine yerleştirildi; göç dalgaları Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve 1923 nüfus mübadelesiyle XX. yüzyılın ortalarına kadar sürdü. Göçmenlere iskân sırasında yardım yapıldığı, vergi ve askerlik muafiyetleri tanındığı, eğitim ve istihdam desteği verildiği arşiv belgelerinden bilinmektedir.

Şehirde bu göçün en görünür izi İhsaniye Mahallesi'dir. Hüsâmeddin'e göre doğusu şose yolu, batısı Ahmak Bağları, güneyi mezarlık, kuzeyi Gülüs ile çevrili bu mahalle 1295'ten (1878) beri buraya yerleştirilen Tatarların gelişiyle kurulmuş, devlet defterlerinde İhsaniye adıyla kaydedilmiş, ama halk ağzında "Tatar Mahallesi" adı yaygın kalmıştır. Osman Fevzi Olcay ise İhsaniye halkının 1292 (1876-77) yılında Kırım'dan gelen Kırım Tatarları olduğunu, iskânlarını II. Abdülhamid sağladığı için mahalleye bu adın verildiğini yazar; iki yazar arasında birkaç yıllık tarih farkı vardır. 1840 nüfus defterinde Tatar Mahallesi'nin bulunmaması da mahallenin sonradan kurulduğunu doğrular. Olcay, komşu Şamlar Mahallesi'nin kendi zamanındaki sakinlerinin de hemen hepsinin çeşitli yerlerden gelip yerleşen muhacirler olduğunu, aralarında Oltu muhacirlerinin de bulunduğunu kaydeder.

Göç yalnız Rus savaşlarının ardından gelmedi. XIX. yüzyılın başlarında Şirvan'dan, özellikle Ağsu çevresinden gelen bazı Sünni aileler Amasya'ya yerleşmiş ve uzun süre "Şirvanlı" diye anılmıştır. Olcay'ın anlattığı Mir Hamza Nigârî Mahallesi'nde Nakşibendî şeyhi Hamza Nigârî'nin müritleri, akrabaları ve Şirvan'dan gelen hemşehrileri otururdu. Bu göçmenlerin torunları bugün Suluova ve Merzifon ilçelerinde altı köyde yaşamakta ve Azerbaycan kimliğini korumaktadır. Hamamözü'nün çiftlik üzerinde kurulan Çerkes yerleşmesi bu topluluklardan birinin bir ilçe merkezine dönüştüğü örnektir.

Hüsâmeddin yüzyıl başındaki nüfusun bileşimine dair kendi tahminlerini de verir. 1912 rakamlarına göre sancağın 202.246 Müslüman nüfusunun üçte ikisini Türkmen, kalan üçte birin yarısını Tatar, Kumuk, Lezgi ve Nogay, öteki yarısını Çerkes, Kürt, Gürcü ve Laz sayar. Ona göre kasabalarda halkın yüzde sekseni Sünni, köylerde yüzde kırkı Alevî idi. Bu oranlar sayıma dayanmaz ve yazarın kendi dönemine ait izlenimleri olarak okunmalıdır; yine de kasaba ile köy arasındaki farklılaşmanın eskiden beri yerleşme coğrafyasının bir parçası olduğunu gösterir. Aynı tabloya göre 1912'de sancakta 23.079 Ermeni ve 24.560 Rum yaşıyordu; bu topluluklar Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki tehcir ve 1923 mübadelesiyle bölgeden ayrılmış, sancağın nüfus bileşimi XX. yüzyılın ilk çeyreğinde köklü biçimde değişmiştir.

Köyler

İlin 372 köyünde 77.759 kişi yaşar; bu, il nüfusunun yaklaşık yüzde 22,7'sine denk gelir. Köy başına ortalama nüfus 209 kişidir ve ilçeden ilçeye çok değişir. Taşova'nın 63 köyünde 18.678 kişi yaşadığından ortalama köy 296 kişidir. Merkez'in 100 köyünde 26.432 kişi vardır ve ortalama 264'tür. Merzifon'da 70 köyde 12.151 kişi (ortalama 174), Suluova'da 40 köyde 7.190 kişi (180), Gümüşhacıköy'de 44 köyde 6.992 kişi (159), Göynücek'te 38 köyde 4.778 kişi (126) yaşar. En küçük köyler Hamamözü'ndedir: 17 köyde toplam 1.538 kişi, yani köy başına ortalama 90 kişi.

Bugünkü köy sayıları yüzyıl başının rakamlarıyla kıyaslandığında köy ağının şaşırtıcı ölçüde kalıcı olduğu görülür. Hüsâmeddin'in Amasya kazası için verdiği yüz altmış kadar köy ile bugün Merkez ilçeye bağlı yüz köy arasındaki fark, eski kazanın bazı kesimlerinin başka ilçelere geçmesiyle büyük ölçüde açıklanabilir. Gümüş Hacıköyü kazasının altmış kadar köyü bugün Gümüşhacıköy ve Hamamözü'nün 61 köyüne yakındır. Merzifon kazasının kırk beş kadar köyüne karşılık bugünkü Merzifon ilçesinde 70 köy bulunur; aradaki fark, sınır değişikliklerinin yanında yüzyıl başında başka birimlere bağlı yerleşmelerin sonradan ilçeye katılmasından kaynaklanmış olmalıdır. Köylerin çoğu adlarını, yerlerini ve kimi zaman yüzyıllar öncesine giden vakıf yapılarını korumuştur; değişen, içlerinde yaşayan insan sayısıdır.

Köy nüfusunun ilçeler arasındaki dağılımı da dikkat çekicidir. Merkez ve Taşova ilin kır nüfusunun yaklaşık yüzde 58'ini barındırır (sırasıyla yüzde 34 ve yüzde 24). Taşova'da ilçe nüfusunun büyük bölümü köylerdedir: şehirde yaşayanların oranı yüzde 37,8'de kalır ve köy nüfusu (18.678) şehir nüfusunun (11.356) hayli üzerindedir. Kırsal nüfusun çoğunlukta olduğu başka ilçe yoktur; Göynücek'te şehir payı yüzde 55,9, Hamamözü'nde yüzde 57,6, Gümüşhacıköy'de yüzde 68,7'dir.

İlçe bazında 2010 ile 2025 karşılaştırılırsa köy nüfusundaki azalma her yerde görülür. Taşova'da köylerde yaşayanlar 22.379'dan 18.678'e, Merzifon'da 16.290'dan 12.151'e, Suluova'da 9.841'den 7.190'a, Gümüşhacıköy'de 10.281'den 6.992'ye, Hamamözü'nde 3.097'den 1.538'e düşmüştür. Göynücek'te 9.627 olan köy ve belde nüfusu 4.778'e, Merkez'de 43.730'dan 26.432'ye inmiştir; bu son iki düşüş, iki dönemin yerleşme sınıflandırmasının birebir örtüşmemesinden de etkilenmiş olabilir ve yalnızca göçle açıklanmamalıdır. Ne var ki yön her ilçede aynıdır. Hamamözü'nde köy nüfusu on beş yılda yarıya inmiş, buna karşılık ilçe merkezinin nüfusu 1.411'den 2.090'a çıkmıştır; kırdaki boşalma kasaba merkezini besleyen bir hareket olarak okunabilir.

Kırsal nüfus on yıl içinde belirgin biçimde azalmıştır. Köylerde yaşayanlar 2015'te 95.735 iken 2025'te 77.759'a düşmüştür; on yılda 17.976 kişi, yaklaşık yüzde 19 eksilmiştir. Aynı dönemde şehirlerde yaşayanlar 226.432'den 264.483'e çıkmış, 38.051 kişi, yani yaklaşık yüzde 17 artmıştır. İki hareketin farkı il nüfusunun toplam artışını verir: 38.051 eksi 17.976, 20.075 eder. Başka bir deyişle ildeki artışın tamamı şehirlerden gelmekte, köyler eksilmektedir. 2010 verisiyle karşılaştırıldığında eğilim daha da açık görünür: o yıl köylerde 115.245 kişi yaşıyordu ve il nüfusunun yüzde 34'ünü oluşturuyordu. Köyden kente göç yeni de sayılmaz; Osmanlı döneminde de Amasya kazası ve nahiyelerinden şehre ve çoğunlukla İstanbul'a doğru bir iç göç bulunduğu arşiv çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Bugün ilden dışarıya giden göçün ağırlığını, eğitim ve iş için büyük şehirlere yönelen gençler oluşturur.

Kır ve Kent Dengesi

Şehirde yaşayanların oranı 2015'te yüzde 70 iken 2021'de yüzde 74'e, 2025'te yüzde 77,3'e yükselmiştir. Buna rağmen Amasya'da kentlerin ölçeği küçüktür: en büyük yerleşme olan Merkez ilçenin şehir nüfusu 125.001'dir. Merzifon'da şehir nüfusu 64.926, Suluova'da 39.738, Gümüşhacıköy'de 15.327, Taşova'da 11.356, Göynücek'te 6.045, Hamamözü'nde 2.090'dır. İlçe merkezlerinin büyüklük sıralaması ilçe nüfuslarının sıralamasıyla birebir örtüşmez; Taşova ilçe nüfusu bakımından dördüncü, şehir nüfusu bakımından beşincidir ve Gümüşhacıköy'ün gerisinde kalır.

Merkez ilçede de kır-kent ayrımı belirgindir. İlçe nüfusunun yüzde 82,6'sı şehirde, kalanı yüz köyde yaşar. Merzifon (yüzde 84,2) ile Suluova (yüzde 84,7) kentleşme oranı en yüksek ilçelerdir. Bu üç ilçenin ortak yanı, şehir merkezlerinin tarım ovasında ya da ulaşım eksenine yakın bir konumda bulunmasıdır. Dağlık kuşaktaki ilçelerde ise nüfus kaybı hem köyleri hem merkezleri küçültmektedir. Uzun vadede bakıldığında, yüzyıl başında otuz yedi bin kişilik Amasya şehri ile beş altı bin kişilik eski Merzifon kasabası arasındaki büyüklük farkının bugün de aynı yönde, ama daha dar bir aralıkta sürdüğü görülür.

Amasya'da oturanların yüzde 77,3'ünün nüfus kaydı ilin kendisindedir. Geri kalanın kütüğü başka illerdedir ve bunların içinde en büyük grup 20.464 kişiyle Samsun'a kayıtlı olanlardır. Bu oran, komşu ille olan gündelik ilişkinin yoğunluğunu gösterir; ilden ilçelere ya da ilçelerden dışarıya göçün ayrıntıları ise burada kullanılan veri setlerinde yer almamaktadır.

Şehir Merkezinin Vadiye Sığan Dokusu

Amasya şehir merkezi, Yeşilırmak'ın iki yamaç arasında açtığı dar vadiye, vadi tabanı üzerine kurulmuştur. Şehrin içinden geçerken batı-doğu yönünü alan ırmağın kuzeyinde dik kayalıklara oyulmuş kral mezarları ve bunların üstündeki kale yükselir; güney yakası daha az eğimli ve düz olduğundan yerleşme tarih boyunca daha çok bu yakada gelişmiştir. Bu çerçeve kentin boyuna, nehir doğrultusunda uzanan bir şerit olarak biçimlenmesine yol açmıştır. Tarihî Yalıboyu evleri dar alanın en değerli kesimine, nehir kıyısına dizilmiştir. Yeni yerleşim alanları ise vadinin daha geniş açıldığı çevre kesimlere ve komşu ovalara doğru büyümektedir.

Vadinin darlığı, şehrin yoğun dokusunu yüzyıllar önce de belirliyordu. 1555 baharında Avusturya elçilik heyetiyle Amasya'ya gelen Hans Dernschwam, dar bir vadide kurulmuş şehirde evlerin çoğunun iki katlı ve kerpiçten olduğunu, âdeta birbirinin üzerine yığılmış gibi durduğunu anlatır. Aynı günlerde çıkan büyük bir yangında yanan evlerin kısa sürede yeniden yapıldığını, ırmağın üzerinde bir ahşap ve üç taş köprü bulunduğunu da kaydeder. XVI. yüzyıl başlarında şehirde dokuz cami, on medrese, dört zaviye, altı imaret ve on beş hamam vardı. Nüfus sonraki yüzyıllarda artarken şehrin kaplayabileceği alanın pek genişlememesi, mahallelerin sıklaşmasıyla sonuçlanmıştır.

Dar vadi şehre bazı tehlikeleri de taşır. Amasya tarih boyunca zaman zaman deprem ve sel felaketleri yaşamıştır. Olcay, Haziran 1948'deki selin seksen sekiz kişinin ölümüne yol açtığını, Yukarı Savadiye'de yüz kırk dokuz hanenin tamamen yıkılarak Yeşilırmak'a sürüklendiğini ve beş yüz kadar evin hasar gördüğünü anlatır. Yamaç derelerinin ırmağa indiği noktalarda kurulan mahallelerin bu tür felaketlere açık olması, yeni yerleşmelerin vadi dışındaki düzlüklere yönelmesinin nedenlerinden biri sayılabilir.

Şehrin uçları ile çevre köyler arasındaki sınır da zaman içinde kaymıştır. Hüsâmeddin'in "mamur bir köy görünümünde olup şehirden sayılır" dediği Karasenir bugün Merkez ilçenin bir mahallesidir; Kayabaşı ise köy olarak kayıtlıdır. Şehrin kuzeydoğu ucunu oluşturan Ziyere, bugün Ziyaret adıyla Merkez ilçeye bağlı bir yerleşmedir ve 2021'de 4.084 kişilik nüfusa sahipti. Hüsâmeddin'in saydığı mahalle adlarından Üçler, Beyazıtpaşa, Pirinççi, Hacı İlyas ve İhsaniye bugün de resmî mahalle adları arasında yaşarken Eski Kethüda, Uzun Mustafa, Bozahane, Pervane Bey ve Temenna gibi adlar resmî listeden çıkmıştır.

Merkez ilçenin 40 mahallesi 125 bin kişilik şehir nüfusunu paylaşır; yüzyıl başının elli üç mahallesine göre daha az sayıda, ama çok daha kalabalık mahalleler söz konusudur. İlçeye bağlı 100 köy ise şehre vadiyi çevreleyen yüksek kesimlerden bağlanır. Yeşilırmak'ın taşıdığı vadi sistemi, şehrin hem iklimini yumuşatmakta hem de ulaşım hattını belirlemektedir.

Kronoloji

1520: Merzifon kasabasında otuz dört mahalle kayıtlıdır; nüfus beş altı bin kişi tahmin edilir.

1525: Tahrire göre Amasya şehri elli beş mahalle ve yaklaşık 8.000 kişidir.

1555: Hans Dernschwam şehrin dar vadideki sık, kerpiç evli dokusunu anlatır.

1838-1839: Amasya Sancağı'nda 51.391 erkek sayılır.

1840: Amasya nüfus defterinde şehirde 55 mahalle görünür.

1844-1845: Temettuat defterlerinde şehirde 48 mahalle kaydedilir.

1878: Hüsâmeddin'e göre Tatar göçmenler İhsaniye Mahallesi'ne yerleşir (Olcay 1876-77 tarihini verir).

1881-1882: Hacıköy kaza merkezi, Gümüş kasabası nahiye merkezi olur.

1887: Hamamözü'ndeki çiftlik Çerkes muhacirlere satılır.

1902: Suluca (Suluova) bucak olur.

1912: Amasya Sancağı'nın yerli nüfusu 250.918 olarak kaydedilir.

1924: Amasya il olur.

1927: İlk Cumhuriyet sayımında il nüfusu 114.884'tür.

1930: Amasya-Samsun demiryolu açılır.

1944: Taşova ilçe olur; 1953'te Amasya'ya bağlanır.

1948: Haziran selinde seksen sekiz kişi ölür, Yukarı Savadiye'de yüz kırk dokuz hane yıkılır.

1954: Göynücek ilçe olur; Suluova'daki şeker fabrikası işletmeye açılır.

1957: Suluova ilçe olur.

1990: Hamamözü ilçe olur.

2000: Sayımda il nüfusu 365.231 ile en yüksek değerine ulaşır.

2025: İlde 342.242 kişi yaşar; şehirlerde yaşayanların oranı yüzde 77,3'tür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Amasya Tarihi, c. 1-4, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 76-77 (sancak, kaza ve şehir nüfusu; vadi ve boğazlar), s. 113 (İhsaniye Mahallesi), s. 187-192 (Amasya ve Hacıköyü kazalarının nahiyeleri), s. 206 (Merzifon), s. 211-212 (Simre ve İltekin), s. 254-257 (1838-39 ve 1912 nüfus tabloları): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page76.html
  • Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları (Bildiklerim, Gördüklerim, İşittiklerim), Amasya Belediyesi (İhsaniye, Şamlar ve Mir Hamza Nigârî mahalleleri; 1948 seli) amasya.bel.tr
  • Amasya05, Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ne yazılmış araştırma notları (1. cilt mukaddime, Merzifon, Mecidözü ve Gümüş Hacıköyü bölümleri; 2. cilt nüfus tabloları).

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar