Amasya, Yeşilırmak'ın dar bir vadiye sıkıştığı yerde kurulmuş bir kenttir ve bugünkü ulaşım düzeni de bu vadinin yönünü izler. Karadeniz kıyısındaki Samsun ile İç Anadolu arasındaki hat, il sınırları içinde bu koridordan geçer; Çorum, Tokat ve Sivas yönündeki bağlantılar da kentte buluşur. İlin yüzölçümü 5.628 kilometrekare, 2025 sonu itibarıyla nüfusu 342.242'dir ve bu nüfusun yaklaşık yüzde 77'si kentlerde yaşar. Bu kadar küçük bir ilin kara, demir ve hava yollarının üçüne birden sahip olması, dağlık bir bölgede koridor üzerinde bulunmanın doğal sonucudur. Aynı koridor, demiryolundan ve asfalttan çok önce de kervanların, menzil ulaklarının ve sefere çıkan orduların yoluydu; bugünkü devlet yollarının büyük kısmı, Selçuklu ve Osmanlı yollarının izini sürer.

Coğrafi Konum ve Ulaşıma Etkisi

Amasya kent merkezi deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre yüksekliktedir, ancak ilin ortalama rakımı 1.150 metreyi bulur. Bu fark, il sınırları içindeki ulaşımın neden vadi tabanı ile yüksek platolar arasında bölündüğünü açıklar. Merkez ilçe, Yeşilırmak'ın açtığı vadi tabanında yer alır. Doğuya, Tokat'a doğru ve batıya, Suluova ovasına doğru uzanan düzlük bu vadinin devamıdır. Taşova, 240 metreyle ilin en alçak ilçesidir ve Yeşilırmak'ın Tokat ili sınırına doğru indiği kesimde kalır. Buna karşılık Merzifon 746, Gümüşhacıköy 822 metrede, kuzeybatıdaki yüksek düzlükte yer alır. Vadi ile yayla arasındaki bu ikilik, ilin ulaşım ağının iki ayrı koldan örüldüğünü de gösterir.

Yerleşimlerin bu dağılımı, ilin ana ulaşım hatlarını da belirlemiştir. İlçe merkezlerinin il merkezine karayoluyla uzaklığı şöyledir: Suluova 26, Göynücek 46, Merzifon 46, Taşova 48, Gümüşhacıköy 68 ve Hamamözü 90 kilometre. Bu mesafelerin hiçbiri uzun sayılmaz, ancak vadi ile plato arasındaki rakım farkı yolculuk süresini mesafeden bağımsız olarak etkiler. Taşova'nın tarihi de bu zorluğu yansıtır: ilçe 1923'ten 1944'e kadar Tokat'ın Erbaa ilçesine bağlı kalmış, Tokat'a ulaşımın güç olması ve hizmetlerin gecikmesi gerekçesiyle 1953'te Amasya'ya bağlanmıştır.

Şehrin kendisi de vadinin dar tabanına sığmak zorunda kalmıştır. Hüsameddin, kentin güney ucundaki boğaza Ferhad Arası adını verir; Ferhad Kayası'nın güney eteğindeki Helvacı Pınarı ile kuzey eteğindeki Veng sırtı, onun zamanında Tokat'a giden şose yolunun üzerindeydi. Helvacı Pınarı'ndaki çeşmeyi 1064 (1653-54) yılında ölen Amasya mütesellimi Helvacı Mehmed Ağa yaptırmıştı. Kentin içinden geçen yol ırmağı izler; bu nedenle şehre doğudan ve batıdan giren yolların hepsi, eski mahallelerin sınırını çizen aynı ırmak kıyısı caddesine bağlanır.

Selçuklu ve Osmanlı Döneminde Yollar

Anadolu'nun Selçuklu döneminde dünya ticaretinde yer kazanmasıyla yollar iki ana yönde örgütlendi. Doğu-batı yolu Antalya ve Alanya'dan Konya, Kayseri ve Sivas üzerinden Erzurum'a ve İran'a uzanırken, kuzey-güney yolu Kayseri'den Sivas'a gelip Tokat üzerinden Sinop ya da Samsun limanlarına iniyor, oradan deniz yoluyla Kırım'daki Suğdak'a ulaşıyordu. Amasya, bu kuzey-güney yolunun Tokat ile Karadeniz kıyısı arasındaki kesimine yakın bir sancak merkeziydi. Selçuklular bu yollar üzerinde, bir menzillik uzaklıkta, her 30-40 kilometrede bir kervansaray kurmuşlardı; Osmanlılar aynı işi han adı verilen yapılarla sürdürdü.

Osmanlı döneminde İstanbul'dan Anadolu'ya açılan yollar sağ, orta ve sol kol olmak üzere üç ana güzergâha ayrılıyordu. Ali Açıkel'in Tokat menzilhanesi üzerine yaptığı araştırmaya göre orta kol Üsküdar'dan Gebze, İznik, Sapanca, Geyve, Hendek, Düzce, Bolu, Tosya, Hacı Hamza ve Osmancık üzerinden Merzifon ve Amasya'ya; buradan Turhal, Tokat, Sivas, Malatya, Harput, Diyarbekir ve Musul üzerinden Bağdat'a gidiyordu. Sol kol ise Merzifon'a kadar orta kolla aynı yolu izliyor, orada ayrılarak Lâdik, Niksar, Şebinkarahisar ve Kelkit üzerinden Erzurum'a, oradan da bir koluyla Kars'a, öbürüyle Tebriz'e ulaşıyordu. Böylece Merzifon iki ana kolun ayrıldığı nokta, Amasya da Bağdat yolunun önemli bir konağı oldu. Bugün D.100'ün Osmancık'tan Merzifon'a, oradan Amasya'ya uzanan güzergâhı, büyük ölçüde bu eski orta kolun üzerindedir.

Menzillerde devlet işiyle yolculuk eden ulaklara taze at verilir, yolcunun konaklaması sağlanırdı. Menziller 3 ile 18 saat arasında değişen aralıklarla kurulmuştu ve aradaki bir menzilin kapanması bütün düzeni sarsabiliyordu. Açıkel'in aktardığı 10 Mart 1789 tarihli bir hükümde Turhal menzilini işleten kasaba halkının başka yere yerleştirilmesiyle menzilin kapandığı, Tokat menzilinin beygirlerinin 18 saatlik yolu aşıp Amasya'ya kadar gitmek zorunda kaldığı ve uzun yolda hayvanların telef olduğu anlatılır. Tokat halkının şikâyeti üzerine Turhal menzilinin yeniden açılması emredilmişti. Bu kayıt, Amasya menzilinin orta kol üzerindeki bir sonraki durak olarak Tokat'la doğrudan bağlantılı olduğunu da gösterir.

Amasya'daki menzilhane şehrin içinde, Bozahane semtindeydi. Hüsameddin'in biyografilerinde "eski Menzilhane Sokağı"ndan ve menzilhane yakınındaki çeşme ve mescitlerden söz edilir; Kadı Çeşmesi diye anılan çeşme bunlardan biridir. Menzilin başında bulunan menzilcibaşılık, şehrin ileri gelen ailelerinin üstlendiği, gelir ve nüfuz getiren bir görevdi. Mütesellim Kara Abdî Bey'in oğlu İbrâhim Çelebi menzilcibaşı ve birkaç kez şehir kethüdası olmuş, 1119'da (1707-08) ölmüştü. Turhallı Hacı Hüseyin Ağa da menzilcibaşılıkla servet edinmiş, oğlu Abbas Efendi halk arasında İbadullah Çelebi diye tanınmıştı. Menzilcioğlu diye anılan ailenin birkaç üyesi de sonraki kuşaklarda şehir kethüdalığına getirildi.

Orta kolun Amasya'dan geçtiği, büyük askerî hareketlerin kayıtlarında da açıkça görülür. Hüsameddin, IV. Murad'ın Revan seferinden dönüşünü, Enderun ağalarının tuttuğu Sefername ile Lâleli Kütüphanesi'ndeki bir Cihadname'ye dayanarak gün gün aktarır. Cihadname'ye göre padişah Tokat'ta bir gün dinlendikten sonra İnepazarı, Turhal ve Eski İnepazarı üzerinden ilerlemiş, cemaziyelahirin yirmi birinci günü yedi saatlik bir yürüyüşle Amasya menziline varmış, ertesi gün Gelgiras menziline geçmiştir. Hüsameddin iki kaynak arasındaki ayrıntı farkını not eder ve tanıklığa dayandığı için Sefername'yi tercih eder; Vecihî, Naîmâ ve öbür büyük kroniklerde padişahın Amasya'ya uğradığına dair bir kayıt olmadığını da ekler. 1648'de ayaklanan Vardar Ali Paşa da Amasya'dan kalkıp Gelgiras, Gümüş, Osmancık ve Hacı Hamza üzerinden Çerkeş'e yürümüştü. İki kayıtta da Amasya'nın batısındaki ilk konak Gelgiras'tır.

Kuzeyde Samsun'a inen yol ise hem ticaretin hem de eşkıyalığın yoluydu. Hüsameddin 1154 (1741-42) yılı olayları arasında, yeniçeri serdarı Zorluoğlu Mehmed Ağa'nın Amasya-Samsun yolunda türeyen eşkıyayı takibe çıktığını, onları dağıtarak döndüğü için haseki pâyesi aldığını yazar. Aynı yolun Canik sahiline bağlanması, Amasya'nın kıyı ile ilişkisini her dönemde belirlemiştir: Amasya'dan kaçan ya da sürülen pek çok kişinin yolu Samsun'dan geçer, Samsun'a varan da oradan vapurla İstanbul'a giderdi.

Şose Yolu ve Şehrin Yeni Ekseni

XIX. yüzyılın ortasından itibaren Osmanlı Devleti karayolu yapımına önem vermeye başladı. Samsun limanının Kırım Savaşı'nda ve Rusya ile yapılan sonraki savaşlarda askerî sevkiyat için kazandığı önem, Samsun'u iç bölgelere bağlayan yolun yenilenmesini zorunlu kıldı. Samsun'dan Sivas'a uzanan bir şose yapıldı; ancak bu yol da İç Anadolu ile liman arasındaki yük taşımacılığını karşılamaya yetmedi ve sonraki yıllarda defalarca onarıldı. Amasya, Samsun-Sivas şosesinin vadiden geçtiği kesimde bulunduğu için bu yolun en çok etkilediği şehirlerden biri oldu.

Şehrin içindeki şose yolu, 1281 (1864-65) yılında Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa tarafından düzenlendi. Hüsameddin'in anlattığına göre yol, harap durumdaki Narlı Bahçe Medresesi'nin tam üzerine gelince medrese yıktırılmış, yarısından fazlası yola katılmış, öbür yarısı müderris Hâfız Mehmed Efendi'ye verilmiş, o da yerine bir ev yaptırmıştı. Ziya Paşa aynı yıl Alçak Köprü'nün üzerine ahşap bir köprü kurdurmuş, hükümet konağının önüne zarif bir ahşap köprü daha yaptırmış ve Mağdinus Köprüsü'nü onartmıştı. Bugün kentin ana caddelerinden biri onun adını taşır ve İstasyon Köprüsü bu bulvarın ucundadır.

Şose kısa sürede şehrin omurgası hâline geldi. Hüsameddin mahalleleri sayarken Üçler, Receb, Şâmîce, Hacı İlyas ve Tatar mahallelerinin sınırlarını bu yolla tarif eder; Torumtay Türbesi, Şehzadegân Türbesi, Receb Çelebi Türbesi, Saraçhane, Feyziye ve Kapancızâde medreseleri onun zamanında "şose yolu üzerinde" idi. Gümüşhaneli Ali Şefik Paşa'nın oturduğu Pirinççi Mahallesi'nde şosenin güney yanındaki bahçeye Şefik Paşa Bahçesi denirdi. Böylece ırmağa paralel uzanan bu cadde, eski mahalle dokusunu iki yandan kesen ve yeni kamu yapılarının sıralandığı bir eksen oldu.

Yol vadinin tabanında, Harşena'dan inen derelerin ağzından geçtiği için sel tehlikesiyle iç içeydi. Hüsameddin'e göre bu derelerin en tehlikelisi Selağzı'ndan ırmağa inen Çakallar Deresi'ydi. 1271 (1854-55) yılında şiddetli bir yağmurun ardından inen sel, üzerindeki köprüleri ve evleri yıkmış, hayvanları, arabaları, keresteleri ve insanları ırmağa sürüklemiş, iri bir taşı da Sinan Hamamı'nın kubbesi üzerine bırakmıştı. Derenin ağzı şose yoluna denk geldiği için tehlike sürekliydi; 1325 (1907-08) yılında mutasarrıf Ahmed Cevdet Bey yolun altına bir tünel yaptırarak dereyi şoseden ayırdı.

Şosenin etkisi şehrin dışında da görüldü. O dönem Amasya sancağına bağlı olan Havza, 1298 (1880-81) yılına kadar bir kadı ve bir müdürle yönetilen bir kasabaydı. Hüsameddin, önünden şose yolu geçirilince gelip gidenin ve taşımacılığın kolaylaştığını, Tatar ve Çerkes göçmenlerinin yerleşmesiyle nüfusun hızla arttığını anlatır. Bahar aylarında Ankara, Sivas ve Trabzon gibi uzak vilayetlerden gelenlerin konaklaması için büyük hanlar yapılmaya başlanmış, kasaba kaymakamlık merkezi olmuş, yüz kadar olan hane sayısı beş yüze yaklaşmıştı. Suluova'nın batı ucunda Amasya yolu ile Merzifon yolunun ayrıldığı yerdeki Çeltek Köprüsü de aynı yolun bir parçasıydı. 812 (1409-10) yılında var olduğu bilinen tek gözlü bu köprünün kemeri dar ve sırtı çok dikti; 1300 (1882-83) yılından beri defalarca yenilenen şose iki yanını doldurup düzleyince kemer aşağıda kaldı ve köprünün üstü düzleşti.

Yeşilırmak Üzerindeki Köprüler

Vadinin iki yakasını birbirine bağlayan köprüler, şehir içi ulaşımın en eski parçasıdır. Hüsameddin kendi zamanında Amasya vadisinde altı köprü sayar: dördü kâgir, ikisi ahşaptı. Güney boğazının ucundaki Çalan Köprü, eski belgelerde İltekin Köprüsü diye geçer; taş temeli ve kırmızı tuğladan kemerleriyle Danişmendli emîrlerinden İltekin Gazi'ye bağlanır. Meydan Köprüsü, kalenin Meydan Kapısı'nın önünde, Hacı İlyas Mahallesi'nin ucundadır. Mağdinus Köprüsü (halk ağzında Madenüs), II. Bayezid Medresesi'nin önündeki ahşap köprüdür; 890 (1485) yılında caminin yapımıyla birlikte onarılmış, sonraki yüzyıllarda pek çok kez yenilenmiştir. Alçak Köprü, Kızlar Sarayı hizasında, çok eski bir köprünün temelleri üzerinde yükselir. Helkis Köprüsü ya da halk ağzıyla Hükümet Köprüsü, Saathane'nin önündedir. Kuş Köprü ise Şamlılar Mahallesi önünde, geniş kemeriyle üstü neredeyse düz görünen taş köprüdür.

Bu köprülerin tarihi, ırmağın taşkınlarıyla sürekli kesintiye uğramıştır. Meydan Köprüsü'nün yeri ve kuruluşu konusunda kaynaklar farklı ayrıntı verir. Hüsameddin'e göre Selçuklu Sultanı Mesud'un 540 (1145-46) dolaylarında yaptırdığı Sultan Köprüsü bugünkü köprünün yüz metre kadar aşağısındaydı ve 718 (1318) depreminde yıkıldı; bunun üzerine önce ahşap bir köprü kuruldu, 776 (1374-75) dolaylarında Amasya emîri Şadgeldi Paşa köprüyü kâgir olarak yaptırdı. Kültür Bakanlığı kayıtları ise 1145'teki ilk köprünün aynı yerde olduğunu, bugünkü köprünün 1370'lerde onun kalıntıları üzerinde, aynı yapı karakteriyle yeniden yapıldığını yazar. İki kaynak sonraki dönemde birleşir: 1241 (1825-26) taşkınında ağır hasar gören köprü, 1244 (1828-29) yılında Amasya âyanı Özlü Hacı Yusuf Ağa eliyle yenilendi. Kesme taştan üç geniş ayak üzerinde yükselen köprünün tablası 1940'taki büyük onarımda genişletilip betonla kaplandı, kenarlarına metal korkuluklar takıldı. Demiryolu geldikten sonra karşı yakadaki istasyona çıkan yol bu köprüden geçtiği için adı İstasyon Köprüsü olarak yerleşti.

Alçak Köprü'nün öyküsü de aynı ölçüde hareketlidir. Hüsameddin'e göre küçük gözlü granit temeli çok eski bir döneme aitti; ırmak yatağı dolunca gözler kaybolmuş, kemerlerin üzerine kalın kâgir ayaklar oturtulmuştu. Köprü zamanla alçaldığı için bu adı almıştı ve 1281'e kadar üzerinden gelip gidiliyordu. Taşkın tehlikesi nedeniyle Ziya Paşa eski köprüyü temel yaparak üzerine ahşap bir köprü kurdurdu; bu köprü 1298 (1880-81) taşkınında sele kapıldı ve hayırseverlerin yardımıyla 1299 (1881-82) yılında ayakları kâgir, üstü ahşap olarak yeniden yapıldı. Hükümet konağının önündeki ahşap köprü de 1294 (1877) taşkınında yıkılmış; Anadolu müfettiş-i umumisi Ahmed Şâkir Paşa 1318'de (1900-01) kâgir olarak yeniletmek için yardım toplamış, üç ayağı yükseldiği hâlde iş tamamlanamamış, ayaklar da sonraki taşkınlarda yıkılmıştı.

Kuş Köprü'nün adı da zaman içinde değişmiştir. Hüsameddin, 768 (1366-67) tarihli eski kayıtlarda köprünün "Hundî Köprüsü", sonra "Kondı Köprüsü" diye geçtiğini, adın zamanla bozularak Kuş Köprü'ye dönüştüğünü yazar. Köprüyü yaptıran Hundî Hatun'un Selçuklu Sultanı Mesud'un annesi değil kızı olduğunu, Ikdü'l-Cüman'daki kayda dayanarak gösterir. Bugün Künç Köprü diye anılan yapı, Bayezidpaşa ile Şamlar mahallelerini bağlar. Kent merkezinde Yeşilırmak üzerinde bugün on bir köprü bulunur; bunlardan dördü, yani Alçak Köprü, Danişmend dönemine bağlanan Çağlayan Köprüsü, Selçuklu yapısı Künç Köprü ve İstasyon Köprüsü tarihî taş köprülerdir. Kemer ayaklarının akıntıya bakan yüzlerine yapılan selyaranlar, suyun gücünü kırarak bu köprülerin taşkınlara yüzyıllarca dayanmasını sağlamıştır.

Karayolu Ağı

Amasya, komşu iller Samsun, Çorum ve Tokat'a devlet yollarıyla bağlıdır. İlin transit karayolu güzergâhı, resmî kayıtlarda Avrupa-İran Uluslararası Transit Karayolu olarak anılan D.100 devlet yolu üzerindedir. Bu yol Bulgaristan sınırından Edirne, İstanbul, Bolu ve Tosya üzerinden Osmancık ve Amasya'ya ulaşır; oradan Erbaa, Erzincan ve Erzurum üzerinden İran sınırına devam eder. İl sınırları içindeki kesimi 100-17, 100-18 ve 100-19 kontrol kesim numaralarıyla tanımlanır. İl kayıtlarına göre Gümüşhacıköy ve Merzifon 100-17, Amasya merkez ve Suluova 100-18, Taşova ise 100-19 kesimi üzerindedir; yani yol batıdan doğuya doğru kentleri bu sırayla bağlar. Bolu, Tosya ve Osmancık'tan geçen bu güzergâh, Osmanlı orta kolunun bugünkü karşılığı sayılabilir.

İkinci önemli devlet yolu, Çankırı'dan Çorum üzerinden gelen D.180'dir. Bu yol Amasya'dan geçerek Tokat'a ulaşır ve Göynücek ilçesine ulaşım da bu yolun 04 numaralı kesiminden başlayan bağlantıyla sağlanır. D.795 ise Samsun'dan Merzifon ve Çorum üzerinden Yozgat'a uzanır. Merzifon, hem D.100 hem de D.795 üzerinde yer aldığı için, ilin kuzeybatısında bir kavşak niteliği taşır; eski orta kol ile sol kolun ayrıldığı yer olması da bu konumun tarihî bir karşılığıdır. Samsun'dan İç Anadolu'ya inen taşıt trafiği, Amasya vadisine girmeden doğrudan Merzifon ve Çorum üzerinden Ankara yönüne geçebilir; vadiyi izleyen yolcular ise Amasya merkezine uğrar. Bu çift yönlü yapı, ilin ulaşım ağını iki ana koldan beslenen bir sistem hâline getirir.

İl genelinde yolu bulunmayan bir yerleşim merkezi yoktur. Köy yollarının yüzde 90'ı asfalttır ve yaz kış ulaşım sorunu yaşanmaz; kimi kayıtlar aynı bilgiyi daha ihtiyatlı biçimde, köy yollarının önemli bir kısmının asfalt olduğu şeklinde verir. İki ifade arasındaki fark, oranın yıldan yıla değişmesinden kaynaklanıyor olabilir. Batı ilçelerinin konumu da bu ağın bir parçasıdır. Gümüşhacıköy, Merzifon'a 18 ile 20, Hamamözü'ne 23 ile 25, Çorum'un Osmancık ilçesine 35 ile 40 kilometre uzaklıktadır; Hamamözü üzerinden Çorum merkeze ise yaklaşık 60 kilometre gidilir. Gümüşhacıköy'den Samsun'un Vezirköprü ilçesine giden yayla yolu ise yaklaşık 40 kilometredir ve kuzeydeki bu geçit, vadi dışındaki ikincil bağlantılardan biridir. Gümüşhacıköy'ün yol üzerindeki eski konumu, Köprülü Mehmed Paşa'nın 1071 (1660-61) yılında kasabaya yaptırıp vakfettiği kervansaray ve bedestende de görülür.

Otobüs Terminali ve Şehirlerarası Yolculuk

Amasya otobüs terminaline günlük ortalama 140 şehirlerarası otobüs girip çıkar. Komşu iller Samsun ve Çorum ile arasında hemen her saat araç bulunur; bu da ilin yolcu trafiğinin en yoğun kuzey ve batı yönlerinde olduğuna işaret eder. Havalimanından kente ve ilçelere ulaşım ise Türk Hava Yolları'nın servisleri ile havalimanı taksileriyle sağlanır. Havalimanı güzergâhlarında Amasya Park AVM, Çorum ve Taşova otogarı gibi duraklar anılır. Bu bağlantılar, uçak yolcusunun Merzifon'dan hem vadideki kent merkezine hem de komşu Çorum'a, hem de kuzeydoğuda Taşova'ya geçmesini mümkün kılar.

Büyük Kentlere Uzaklıklar

Karayoluyla Samsun'a uzaklık yol güzergâhına göre 125 ile 131 kilometre arasında hesaplanır; özel araçla yolculuk yaklaşık bir buçuk saat, otobüsle biraz daha uzun sürer. Ankara'ya en kısa karayolu bağlantısı D.200 üzerinden yaklaşık 333 kilometredir ve yol tarifi hesaplayıcıları bunu yaklaşık dört saat olarak verir; D.100 ve otoyol üzerinden güzergâh 412 ile 421 kilometreye uzar. İstanbul'a uzaklık 670 kilometre dolayındadır. Amasya, Karadeniz kıyısına bir saat otuz dakikalık, Ankara'ya dört saatlik bir uzaklıktadır ve iki yönde de yolların işlediği bir ara noktadır. Bu mesafeler kaynağa göre birkaç kilometre farklılık gösterir; kesin sürüş süresi güzergâha ve mevsime bağlıdır.

Amasya otobüs terminali, il merkezinin Kirazlıdere Mahallesi'ndedir ve merkeze yaklaşık üç kilometre uzaklıktadır. Şehir merkezinden terminale minibüs ve belediye otobüsleriyle on on beş dakikada, taksiyle ise daha kısa sürede ulaşılır. Kent içi ulaşım belediye otobüsleri, minibüsler ve taksilerle sağlanır; dar vadi tabanında yoğunlaşan kent dokusu nedeniyle merkez içindeki mesafeler kısadır. Bazı yazılı kaynaklar, Boğazköy bölgesinde yeni bir terminalin yapıldığından ya da yapılacağından söz eder; bu konudaki ayrıntılar resmî kaynaklarda doğrulanamamıştır.

Demiryolu Bağlantısı

Hattın Yapımı

Samsun'u Sivas'a bağlayacak bir demiryolu fikri, şose yolunun yetersiz kalmasıyla erkenden gündeme geldi. Osmanlı hükümeti 27 Ağustos 1857'de İngiliz yatırımcı Edward Price'a Samsun-Sivas ve Sivas-Erzurum demiryollarını yapması için sözlü onay verdi, fakat proje gerçekleşmedi. Konu 1911'de yeniden açıldı ve yine sonuçsuz kaldı. 1914'te Maliye Nazırı Cavid Bey hattın yapım hakkını bir Fransız şirketine vaat etti; şirket hemen işe başladıysa da Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla projeyi bıraktı. Savaştan sonra hat, Amerikalı Chester grubunun demiryolu projesi içinde ele alındı. Ankara'da Büyük Millet Meclisi açıldıktan dört gün sonra, 27 Nisan 1920'de 449 sayılı kanunla Samsun-Sivas demiryolunun yapımı kararlaştırıldı; Chester projesi 9 Nisan 1923'te Meclis'ten geçtiyse de Musul meselesi gibi siyasi gelişmeler yüzünden uygulanamadı.

Sonunda hükümet hattı millî kaynaklarla yapmaya karar verdi. Meclis'in 22 Mart 1924 tarihli kararının ardından inşaat Ocak 1925'te başladı. Samsun-Havza kesimi 1927'de bitirildi; Havza'daki istasyonun açılış töreni aynı yılın ekiminde dönemin dergilerine yansıdı. Havza-Amasya kesimi de 1927'de tamamlandı ve Amasya Garı aynı yıl hizmete girdi. Hat 1928'de Zile'ye, 1932'de Sivas'a ulaştı; yaklaşık 380 kilometrelik demiryolu 15 Aralık 1932'de bütünüyle işletmeye açıldı. Samsun-Kavak arasının müteahhitliğini, Cumhuriyet demiryolu inşaatının ilk müteahhitlerinden Nuri Demirağ üstlenmişti; Demirağ'ın müteahhitliğe başlaması da bu hatla olmuştu.

Hattın yapımında yerel müteahhitler de çalıştı ve bunların hepsi kazançlı çıkmadı. Hüsameddin, 1291 (1874-75) yılında Havza'da doğan Hacı Mahmud Ağazâde Bayram Efendi'nin Selçuklu vakıflarının mütevelliliğini, Havza idare meclisi üyeliğini ve birkaç kez belediye başkanlığını yürüttüğünü anlatır. Bayram Efendi Birinci Dünya Savaşı yıllarında servetini artırmış, ancak Amasya-Samsun demiryolunun üstlendiği kesiminde büyük zarara uğramış ve bunun üzüntüsüyle 1347'de (1928-29) ölmüştü.

Demiryolu Amasya'nın şehir planını da değiştirdi. İstasyon, Harşena Kalesi'nin eteğinde, Hızırpaşa Mahallesi'nin doğusundaki Karaağaç Meydanı'na kuruldu. Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları'nda bu meydanın Birinci Dünya Savaşı'ndan önce kötü bir şöhreti olduğunu, emniyetin gözetimine bırakıldığını, demiryolunun gelişiyle ise alanın tümden değiştiğini ve şehre yakın en değerli mesirelerden biri hâline geldiğini yazar. Olcay'ın anlatımında İçeri Şehir Mahallesi kalenin altında "şimdiki tren yolunu" izleyerek Meydan Köprüsü'nün başına kadar uzanır ve köprü artık İstasyon Köprüsü diye de anılır. İstasyona giden yolun kenarındaki metruk eski mezarlığı belediye Arabacı Şükrü Usta'ya satmış, o da buraya büyük bir bina yaptırarak Şark Araba İmalathanesi adlı bir atölye kurmuştu.

Hat ve Gar

Amasya, Samsun ile Sivas arasındaki demiryolu hattı üzerindedir. Samsun-Kalın demiryolu olarak adlandırılan bu hat, 1435 milimetre açıklıklı standart hatta sahiptir ve toplam 377,762 kilometre uzunluğundadır; Samsun Garı'ndan Sivas'ın Yıldızeli ilçesindeki Kalın istasyonuna kadar 39 istasyon barındırır. Kalın'da Ankara-Kars hattına bağlanır. Hat Samsun'dan çıkıp Havza üzerinden Amasya il sınırına yaklaşık 96. kilometrede ulaşır, il içinde Hacıbayram, Suluova, Boğazköy, Çeltek, Amasya, Eryatağı, Kayabaşı, Ovasaray ve Kızılca duraklarını geçerek Tokat il sınırına varır. Hattın yaklaşık 98 kilometresi Amasya sınırları içinde kalır. Amasya Garı, Samsun Garı'ndan yaklaşık 133 kilometre uzaklıktadır. Resmî kayıtlar Samsun'a 130, Sivas'a 261 kilometre derken bir başka kayıt Samsun için 134 kilometre verir; farkın ölçümün istasyondan mı yoksa il sınırından mı yapıldığına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Hattın Çeltek'ten geçmesi, eski şosenin Amasya ve Merzifon yollarına ayrıldığı noktanın demiryolu için de bir geçit olduğunu gösterir.

İl sınırları içinde resmî kayıtlarda iki gar ve altı istasyon sayılır. Garlar Amasya ve Hacıbayram'dır; altı istasyon ise Kızılca, Kayabaşı, Eryatağı, Boğazköy, Suluova ve Hacıbayram olarak yazılır. Amasya Garı, kent merkezindeki Hızırpaşa Mahallesi'nde, İstasyon Caddesi üzerinde bulunur. Bir kenar peronu ve bir ada peronundan oluşur, altı hatlıdır ve TCDD Taşımacılık tarafından işletilir. Gar binası, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın özelliklerini taşır: simetrik bir plana sahiptir, ortadaki iki kat yüksekliğindeki sivri kemerli girişten geniş bir bekleme salonuna açılır ve iki yanda eşit uzunlukta bina kollarıyla devam eder. Gar, otobüs terminalinden yaklaşık beş kilometre uzaklıktadır; otellerin çoğuna yürüyerek ulaşılabilir.

Modernizasyon ve Bugünkü Seferler

Hattın bugünkü hâli, 29 Eylül 2015'te başlayan büyük bir yenileme çalışmasının ürünüdür. Avrupa Birliği hibe desteğiyle yürütülen modernizasyon sırasında hat işletmeye kapatıldı, eski raylar tümüyle sökülerek altyapı ve üstyapı yeniden kuruldu. Çalışmalar sırasında 183 yeni makas döşendi, 121 hemzemin geçit yenilenerek otomatik bariyerli sinyalizasyon sistemine bağlandı, 12 tünel iyileştirildi, 19 yolcu durağı yapıldı. Hat üzerindeki tarihî köprülerden 43'ü restore edildi, 37 köprü ise yıkılarak yeniden inşa edildi. Proje bedeli 260 milyon avro olarak açıklanmış, bunun 148,6 milyon avroluk kısmı AB hibesiyle karşılanmıştır. Avrupa Birliği standartlarında sinyalizasyon ve telekomünikasyon tesisleri kuruldu, duraklarda ve alt-üst geçitlerde engelli erişimi için asansör ve rampalar yapıldı. Yenileme sonunda Samsun-Sivas seyahat süresi 8 saat 50 dakikadan 5 saat 45 dakikaya indi. Hattın işletme hızı 60 kilometre/saattir.

Yenilenen hatta ilk deneme yük treni 5 Mayıs 2020'de çalıştırıldı; yetkililer hattın Samsun ve Mersin limanları arasında Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan stratejik bir demiryolu bağlantısı olduğuna dikkat çeker. Amasya Garı 1 Kasım 2020'de yeniden hizmete girdi, ancak yolcu seferleri ancak 21 Haziran 2022'de yeniden başlayabildi; 2015 ile 2022 arasındaki aralıkta Amasya'dan yolcu treni kalkmadı.

Bugün Amasya Garı'ndan üç bölgesel tren hizmeti verilir. Samsun-Amasya seferi her gün karşılıklı bir sefer yapar; yolculuk ortalama 3 saat 9 dakika sürer ve hat 11 istasyonda durur. Amasya-Havza hattında her gün karşılıklı üç sefer düzenlenir. Samsun-Sivas treni ise haftanın belli günlerinde çalışır: Cuma, Pazar ve Salı günleri Samsun'dan, Perşembe, Cumartesi ve Pazartesi günleri Sivas'tan kalkan birer seferle. Tarifeler zaman zaman değiştiğinden güncel saatler için TCDD Taşımacılık'ın duyurularına bakmak gerekir. Hat yalnız yolcu taşımaz, yük de taşıdığı için Samsun Limanı'na uzanan yük akışı da bu koridordan yürüyebilir.

Hava Ulaşımı

İlin hava kapısı, Merzifon ilçesinde bulunan Amasya Merzifon Havalimanı'dır. Havalimanı IATA kodu MZH, ICAO kodu LTAP olan, sivil ve askerî kullanıma açık bir tesistir ve tarifeli seferlerin tümü iç hatlara yapılır. Amasya şehir merkezine uzaklığı resmî kayıtlarda 46 kilometre, başka bir kaynakta 42 kilometre olarak geçer; Merzifon ilçe merkezine ise 5 ile 7 kilometre arasındaki mesafedir. Çorum'a yaklaşık 63, Havza'ya yaklaşık 46 kilometre uzaklıktadır. Bu nedenle havalimanı yalnızca Amasya'ya değil, Çorum ve Havza çevresine de hizmet verir. Meydan, Hava Kuvvetleri'nin 5. Ana Jet Üssü olarak kullanıldığı için sivil trafik askerî kullanımla aynı pistleri paylaşır.

Pistlerin ölçüleri kaynaklarda farklı verilir. Kimi kayıtlar 05/23 yönlü tek bir pistten söz eder ve uzunluğunu bir yerde 2.927 metre, başka bir yerde 3.232 metre olarak yazar; daha yeni bir kayıt ise 3.235 metre uzunluğunda, beton kaplı iki paralel pist gösterir. Bu fark kullanılan ölçüm yöntemine, pistin bir bölümünün sayılıp sayılmamasına ya da askerî pistin sivil kayıtlara ayrıca geçirilip geçirilmemesine bağlı olabilir. Terminal kapasitesi için de iki ayrı rakam vardır: eski kayıtlar yıllık yaklaşık 120.000 yolcu verirken güncel istatistik tablolarında kapasite 700.000 yolcu olarak geçer. Otoparkı 132 araçlıktır.

Türk Hava Yolları'nın İstanbul-Amasya Merzifon seferleri 20 Haziran 2008'de başladı ve haftanın her günü karşılıklı yapılmaktadır. Pegasus da haftada üç gün İstanbul Sabiha Gökçen ile Merzifon arasında sefer düzenler. Bir kayıtta bu günler Pazartesi, Perşembe ve Cumartesi, başka bir kayıtta Pazar, Salı ve Perşembe olarak yazılıdır. Tarifeler sezonluk değişiklik gösterdiği için uçuş günlerini sefer öncesinde havayolundan doğrulamak gerekir. Bunun yanında Samsun'daki havalimanı Amasya'ya yaklaşık 130 kilometre uzaklıktadır ve ilin ikinci hava ulaşım seçeneği olarak gösterilir. Komşu Çorum, Tokat ve Sivas illerinin de kendi havalimanları vardır ve bunlar yalnız iç hat uçuşlarına açık küçük meydanlar arasında sayılır; Merzifon ise Amasya, Çorum ve Havza için ortak bir kapı işlevi görür.

Yolcu istatistikleri havalimanının kullanımını gösterir. 2008'de 13.888 olan toplam yolcu sayısı 2009'da 39.577'ye, 2013'te 113.458'e çıkmış, 2017'de en yüksek değerine ulaşmıştır; bu yılın rakamı bir kaynakta 224.256, başka bir kaynakta 221.996 olarak geçer. Sonraki yıllarda sayı 2018'de 180.471, 2019'da 167.758 olmuş, 2020'de salgın nedeniyle 90.013'e düşmüştür. 2023 verisi bir kaynakta 131.513, ötekinde 130.204'tür. Toparlanma sonraki yıllarda sürdü: 2024'te 137.850, 2025'te 154.954 yolcu kaydedildi. Tarifeli seferler iç hatlara yapıldığı hâlde istatistiklerde her yıl bir miktar dış hat yolcusu da görünür; 2025'te bu sayı 17.489'du.

Samsun Limanı ve Denizyolu

Amasya'nın kendi deniz kıyısı yoktur. En yakın liman, 130 kilometre uzaklıktaki Samsun'dadır. Hem demiryolu hem karayolu bu limana doğru uzandığı için, ilin ihracat ve ithalatı Samsun üzerinden yürür. Samsun Garı ise demiryolu hattının sıfır kilometre noktasıdır ve hat haritasında Samsun Limanı ile bağlantısı gösterilir. Bu nedenle ilin ürünleri demiryoluyla da limana ulaştırılabilir. Limanın Amasya için önemi yeni değildir: XIX. yüzyılın ortasından itibaren Orta Anadolu'nun tarım ve hayvan ürünleri Samsun'dan İstanbul'a ve yurt dışına gönderilmiş, dışarıdan gelen mallar da aynı limandan iç bölgelere dağıtılmıştır. Kırım Savaşı'nda ve Rusya ile yapılan sonraki savaşlarda iç bölgelerden toplanan ikmal de bu limandan cepheye taşınmıştı.

Ulaşımın Ekonomiye Katkısı

Amasya ve çevresindeki ovalarda yetiştirilen tarım ürünleri, demiryolu ve karayoluyla çevre pazarlara ve büyük şehirlere ulaştırılır. Suluova ilçesi, 26 kilometre uzaklığıyla merkeze en yakın büyük yerleşimdir ve ilin en yoğun nüfuslu ilçesi olarak kilometrekareye 100'ün üzerinde kişi düşer. Samsun limanına yakınlık da ihracat açısından avantaj sağlar. Havayolu bağlantısı ise ilin tarihî ve doğal değerlerini görmek isteyen ziyaretçilerin erişimini kolaylaştırır; İstanbul ile doğrudan seferler bu erişimin başlıca halkasıdır.

Kronoloji

1145-46: Selçuklu Sultanı Mesud, Yeşilırmak üzerinde Sultan Köprüsü'nü yaptırdı (yeri kaynaklara göre bugünkü İstasyon Köprüsü ya da onun yüz metre kadar aşağısı).

1374-75: Amasya emîri Şadgeldi Paşa, Meydan (İstasyon) Köprüsü'nü kâgir olarak yaptırdı.

1409-10: Suluova'daki Çeltek Köprüsü'nün varlığı kayıtlarda görülür.

1635: Revan seferinden dönen IV. Murad, Tokat-Turhal yolundan gelip Amasya menziline uğradı, ertesi gün Gelgiras'a geçti.

1660-61: Köprülü Mehmed Paşa, Gümüşhacıköy'de yaptırdığı kervansaray ve bedesteni vakfetti.

1741-42: Yeniçeri serdarı Zorluoğlu Mehmed Ağa, Amasya-Samsun yolundaki eşkıyayı dağıttı.

10 Mart 1789: Kapanan Turhal menzilinin, Tokat beygirlerinin Amasya'ya kadar 18 saatlik yolu aşmak zorunda kalması üzerine yeniden açılması emredildi.

1828-29: 1825-26 taşkınında yıkılan Meydan Köprüsü, Özlü Hacı Yusuf Ağa eliyle yenilendi.

27 Ağustos 1857: Samsun-Sivas demiryolu için Edward Price'a sözlü onay verildi; proje gerçekleşmedi.

1864-65: Mutasarrıf Ziya Paşa şehir içindeki şose yolunu düzenledi, Alçak Köprü'nün üzerine ahşap köprü kurdurdu.

1881-82: 1880-81 taşkınında sele kapılan Alçak Köprü, kâgir ayaklı ve ahşap üstlü olarak yeniden yapıldı.

1907-08: Mutasarrıf Ahmed Cevdet Bey, Çakallar Deresi'ni şose yolunun altından geçen bir tünelle yoldan ayırdı.

27 Nisan 1920: Büyük Millet Meclisi, 449 sayılı kanunla Samsun-Sivas demiryolunun yapımını kararlaştırdı.

Ocak 1925: Samsun-Sivas demiryolunun inşaatı başladı.

1927: Havza-Amasya kesimi tamamlandı; Amasya Garı, Samsun-Sivas demiryolu hattının bir parçası olarak hizmete açıldı.

1928: Demiryolu Amasya'dan Zile'ye ulaştı.

15 Aralık 1932: Samsun-Sivas demiryolu bütünüyle işletmeye açıldı.

1940: İstasyon Köprüsü'nün tablası genişletilip betonla kaplandı.

20 Haziran 2008: Türk Hava Yolları'nın İstanbul-Amasya Merzifon seferleri başladı, Merzifon havalimanı iç hat sivil trafiğine açıldı.

29 Eylül 2015: Samsun-Kalın demiryolu modernizasyon için işletmeye kapatıldı.

5 Mayıs 2020: Yenilenen hatta ilk deneme yük treni çalıştırıldı.

1 Kasım 2020: Yenilenen Amasya Garı yeniden hizmete girdi.

21 Haziran 2022: Samsun-Amasya ve Amasya-Havza bölgesel trenleri yeniden seferlere başladı.

2025: Amasya Merzifon Havalimanı 154.954 yolcuya hizmet verdi.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar