Ali b. Hüseyin el-Amâsî, kaynaklarda Alâeddin Çelebi diye de anılan, on beşinci yüzyılın ortasında yaşamış bir muallim ve yazardır. Adı tek bir kitapla yaşar: İstanbul'un fethedildiği 1453 yılında Türkçe nesirle yazdığı Tarîku'l-Edeb, çocuk terbiyesini, öğretmen ile öğrencinin karşılıklı ödevlerini, görgü kurallarını ve her Müslümanın bilmesi gereken temel ilmihal bilgilerini bir arada sunan, Osmanlı eğitim tarihinin erken ve az bulunur kaynaklarından biridir. Kaynaklar ona birkaç eser daha nispet eder, ancak bunların bir kısmının kendisine aidiyeti tartışmalıdır. Hayatı ve eserindeki eğitim görüşleri Alâeddin Ali el-Amâsî: Tarîku'l-Edeb ve Çocuk Terbiyesi yazısında ayrıntısıyla anlatılmıştır.

Hayatı

Doğum ve ölüm tarihleri bilinmez. Eserlerinin mukaddimesinde adını ve nisbesini Ali b. Hüseyin el-Amâsî olarak kendisi kaydeder; nisbe Amasyalı olduğunu gösterir. Tarîku'l-Edeb'i yaşlılık döneminde yazdığını söylediği için II. Murad ve Fatih devirlerinin müelliflerinden sayılır. Eserin yazılış sebebi olarak kendisine eğitilmek üzere bir çocuk getirildiğini anlatması, mesleğinin muallimlik olduğunu gösterir; dayandığı kaynaklar ve aktarımları iyi bir Arapça ve Farsça eğitimi aldığını, İslâmî ilimleri de tahsil ettiğini düşündürür. Bursalı Mehmed Tâhir onu 1423'te Amasya sancakbeyi olan Yörgüç Paşa'nın oğlu Hızır Bey'in hocası olarak anar. Nihad Sami Banarlı'nın verdiği 875 (1470-71) ölüm tarihi ise araştırmacılarca ihtiyatla karşılanır.

Eserleri

Tarîku'l-Edeb (Tâcü'l-Edeb)

Tarîku'l-Edeb ("Edep Yolu"), Türkçe ve mensur bir ahlak, terbiye ve görgü kitabıdır. Hamd ve salâtla açılır, bir mukaddimeden sonra Arapça başlıklarının yanında Türkçe karşılıkları da verilen yirmi yedi fasıla ayrılır ve bir hâtimeyle biter. Yazar kitabın tamamlandığı yılı hâtimede açıkça kaydeder:

Elḥamdülillāhi ‘alā itmāmihī ve’ş-şükrü ‘alā in‘āmihī bu kitāb düzildi ve yazıldı hicretüñ sekiz yüz elli yidinci yılında feth-i Ḳosṭanṭīn tārīḫinde Ḥaḳ Te‘ālā ‘ināyeti ve fażlı keremi birle; ve’s-selām.
Tārīḫ-i fetḥ-i Ḳosṭanṭīn:
Fetḥ-i Ḳosṭanṭīne furṣat bulmadılar evvelūn
Fetḥ idüp Sulṭān Muḥammed yazdı tārīḫ āḫirūn

Günümüz Türkçesiyle: "Tamamlanmasından ötürü Allah'a hamd, nimetinden ötürü şükür olsun; bu kitap hicretin sekiz yüz elli yedinci yılında, Kostantiniyye'nin fethi tarihinde, Yüce Allah'ın yardımı, lütfu ve keremiyle düzenlenip yazıldı. Vesselam. Kostantiniyye'nin fethine tarih: Öncekiler Kostantiniyye'yi fethetme fırsatını bulamadılar; Sultan Mehmed fethedip tarihini sonradan gelenlere yazdı." Telif tarihi böylece 857 (1453) olarak kesinleşir. Fetih beytinin kime ait olduğu tartışmalıdır; yazar onu kendi şiiri olarak sunmaz, bir tarih kaydı olarak nakleder.

Kitabın konuları geniştir: ana-babanın hakları ve aile içinde terbiye, çocuğun mektebe verilmesi ve öğretmen seçimi, öğretmenin vasıfları ve yöntemi, hocaya saygı ve hizmet, yazı öğrenmenin ve ilmin fazileti, selam verme, konuşma, yemek, yürüme ve oturma adabı, abdest, ezan, mescide girme, Cuma ve cenaze namazları, hamam adabı, hikmetli sözler ve toplulukların mizaçları. Mukaddimede bildirildiği gibi temel dayanak Kur'ân-ı Kerîm'dir ve kitapta on iki ayet nakledilir. Bunu seksen bir hadis, Hz. Ali'den on iki söz, Hz. Hüseyin ile İmam Şâfiî'den birer söz izler. Bunların yanında çoğu Sa'dî'nin Gülistan'ından alınmış Farsça manzumeler, yer yer Arapça ve Türkçe şiirler ve adı verilmeden Muhît ile Hulâsa adlı fıkıh eserlerinden aktarmalar bulunur. Yazarın dili, kitabı okuyacak çocuklar ve onlara ders verecek hocalar gözetilerek sade tutulmuştur; mukaddimelerde ise secili ve süslü bir inşa görülür.

Eser iki adla ve iki ayrı mukaddimeyle dolaşır. Yazar onu önce Tarîku'l-Edeb adıyla, kendisine getirilen bir çocuğun velisinin haksız sitemine cevap olarak yazmıştır. Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Bağışlar 2476 numaralı nüshada ise metin Tâcü'l-Edeb adını taşır ve yazılış sebebi farklı anlatılır: bu kez âlimleri seven seçkin bir baba oğlunu yazara emanet etmiş, yazar da kitabını bu çocuğa ithaf etmiştir. Kâtip Çelebi eseri bu ikinci adla kaydeder. Eseri 2023'te yayımlayanlar Mehmet Şeker ile Ahmet Naim Çiçekler, yazarın ilk metni sunacak bir hami bulamadığını ve onu az değiştirip yeni bir adla bir aileye ithaf ettiğini düşünür; çocuğu getiren babanın Amasya'da Tâcî Bey diye tanınan Tâceddin İbrâhim Paşa olabileceğini de ileri sürerler. Her iki görüş de araştırmacıların tahminidir.

Eserin yazma nüshaları geniş bir coğrafyaya dağılmıştır. Bilinen en eski nüsha Tahran'daki Melik Kütüphanesi'nde 2575 numarada kayıtlıdır ve 870 Ramazanının son pazar günü (Mayıs 1466) istinsahı tamamlanmıştır; telif tarihinden on üç yıl sonra yazıldığı için 2023 neşrinde esas alınmıştır. Türkiye'de Süleymaniye Kütüphanesi Laleli 1876 (904/1499 tarihli), Nuruosmaniye 3908, Süleymaniye Kasîdecizâde 325 ve Reşid Efendi 984/9 nüshaları aynı koldan gelir; İstanbul Üniversitesi Türkçe Yazmalar 5720 numaralı nüsha ise ötekilerde bulunmayan ilave şiirler içerir. Bakü'deki yazmalar enstitüsünde de Tac-ı Edeb adıyla kayıtlı üç nüsha tespit edilmiştir. Eser üzerine ilk çalışma Mehmet Sarı'nın 1978 tarihli metin ve dizin çalışmasıdır. Metin 2002'de Mehmet Şeker tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı yayını olarak, 2010'da Halil Çeçen tarafından Laleli nüshasına dayanan bir metin-sözlük olarak, 2023'te de Şeker ile Çiçekler tarafından Tahran nüshası esas alınarak Türkiye Bilimler Akademisi'nin Türk-İslâm Bilim Kültür Mirası dizisinde yayımlanmıştır.

Risâletün mine'l-Arûz ve Istılâhât-ı Şi'r

Şiir terimlerini, nazım şekillerini, muammayı, edebî sanatları ve aruz bahirlerini bir mukaddime ve dört bölümde anlatan Türkçe bir risaledir. Dili geç dönem Eski Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşır. Menderes Coşkun'un yayımladığı Süleymaniye Kütüphanesi Nafiz Paşa nüshasında yazarın adı Ali bin Hüseyin Hüsâmeddin el-Amâsî olarak geçer, İstanbul Üniversitesi Türkçe Yazmalar 3223 numaralı nüshada ise yalnız Ali bin Hüseyin el-Amâsî yazılıdır. Şeker ile Çiçekler risaleyi Tarîku'l-Edeb müellifinin eserleri arasında sayar. Bursalı Mehmed Tâhir'den beri ise risalenin on yedinci yüzyılda yaşamış, aynı adı taşıyan başka bir Amasyalıya ait olduğu görüşü de dile getirilir. Bu ayrım kesinleşmediği için risale burada aidiyeti tartışmalı bir eser olarak anılmıştır.

Nasâyihu'l-Müslimîn

Kaynaklarda "Nasâyihu'l-Müslimîn nâmında bir manzume" olarak Ali b. Hüseyin el-Amâsî'ye nispet edilen bir eserdir. Adından Müslümanlara öğütler içeren manzum bir nasihatname olduğu anlaşılır. Bir nüshasının bulunup bulunmadığına dair bilgiye ulaşılamamıştır.

Sûre-i Yâsîn Tefsiri

Kaynaklarda yazara nispet edilen Türkçe bir Yâsîn suresi tefsiridir. Bu eser hakkında da başvurulan kaynaklarda nüsha bilgisi bulunamamıştır. Yazarın tefsir anlayışı 2017'de Amasya'da düzenlenen Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu'nda Naim Döner'in bildirisine konu olmuştur.

Eserlerinde Amasya

Tarîku'l-Edeb, yazarının Amasya ile bağını yalnız adında taşır. Eserin 2023 neşrinin dizininde Amasya adı yalnız giriş bölümünün sayfalarında geçer; metnin kendisi şehri anmaz. Yazar kendisini her iki mukaddimede de aynı kalıpla tanıtır:

Emmā ba‘d; Bu dürer-i ‘acībüñ nāḳili ve ġurer-i ġarībüñ ḳāyili ‘Aliyyi’bni Ḥüseyni’l-Amāsī –ṣānehullāhu ani’l-ḳalbi’l-ḳāsiyyi- şöyle beyān ve ‘ayān ider ki bu risāle-i edeb ve vesīle-i men ṭaleb te’līf olınup terkībi ṣūret-i tertīb bulup ḳaleme geldigine sebep oldur ki...

Günümüz Türkçesiyle: "Bundan sonra: Bu şaşırtıcı incileri nakleden ve bu nadide parlak sözleri söyleyen Hüseyin oğlu Amasyalı Ali, Allah onu katı kalplilikten korusun, şöyle açıklar ve ortaya koyar ki bu edep risalesinin, isteyene bir vesile olarak yazılıp düzenlenmesinin ve kaleme gelmesinin sebebi şudur..." Kitabın Amasya ile ilişkisi bu nisbenin ötesinde ancak dolaylı yollardan kurulabilir. Bursalı'nın kaydı doğruysa yazar, Yörgüç Paşa'nın Amasya'daki sancakbeyliği yıllarında paşanın oğluna hocalık etmiştir. Tâcü'l-Edeb'in ithaf edildiği babanın Tâcî Bey olduğu tahmini doğruysa, kitap Amasya'nın Şirvânî soyundan gelen bu ünlü ailesinin, şair Câfer Çelebi ile Sâdî Çelebi'yi yetiştiren hanesinin çevresinde yeni adını almıştır. İki bağlantı da belgeyle doğrulanmamıştır, ama kitabın on beşinci yüzyıl Amasya'sının ilim çevresinden çıktığını düşündürür.

Etkisi ve Kaynaklarda Değerlendirilmesi

Eserin yüzyıllar boyunca okunduğunu, 1466'dan 1768'e uzanan tarihli nüshaları ve bir nüshasının mihrabiyesinde Vesîletü'l-Edeb gibi üçüncü bir adla anılması gösterir. Osmanlı bibliyografyasına Kâtip Çelebi'nin Keşfü'z-Zunûn'u aracılığıyla Tâcü'l-Edeb adıyla girmiş, Bursalı Mehmed Tâhir Osmanlı Müellifleri'nde yazarı ve eserlerini kaydetmiştir.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra eser üç ayrı açıdan incelenmiştir. Eğitimciler onu Türk eğitim tarihinin erken kaynaklarından biri olarak okumuş, Yahya Akyüz 2007'de Amasya'da düzenlenen I. Amasya Araştırmaları Sempozyumu'nda eserdeki görüşleri çağdaş eğitim anlayışıyla karşılaştırmıştır. Dilciler metni on beşinci yüzyıl Türkçesinin bir örneği olarak ele almış; Halil Çeçen eserdeki deyimleri tek tek dökümlemiş, İnci Kasımlı Bakü nüshalarındaki arkaik kelimelere dikkat çekmiştir. İlahiyatçılar ise eserdeki hadisleri inceleyip kaynaklarını göstermiştir. Bu çalışmaların ortak sonucu, kitabın hem bir eğitim risalesi hem bir adab-ı muaşeret kitabı hem de bir dil yadigârı olarak değer taşıdığıdır. Yazar hâtimede, kitabını okuyup yararlananların "bu yâdigâr ıssını", yani bu hatıranın sahibini hayır duayla anmasını diler; Amasyalı muallimin adı bugün gerçekten de yalnız bu kitapla yaşamaktadır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Menderes Coşkun, "Edebî Terimler ve Aruzla İlgili bir Eser: Ali b. Hüseyin Hüsâmeddin Amasî'nin Risâletün Mine'l-'Arûz ve Istılâhı'ş-şi'r'i", Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 8, İstanbul.
  • Yahya Akyüz, "Amasyalı Hüseyinoğlu Ali'nin 'Tarîku'l-Edep' Başlıklı Eseri (1453) ve Çağdaş Eğitim Açısından Değerlendirilmesi", I. Amasya Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri, Amasya 2007, c. II, s. 1099-1125.
  • Naim Döner, "Ali b. Hüseyin el-Amâsî ve Tefsir Anlayışı", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Amasya 2017, c. I, s. 249-264.
  • Halil Çeçen, "Ali bin Hüseyin el-Amâsî'nin Tarikü'l-Edeb'inde Deyimler", Journal of Turkish Language and Literature, 2(1), 2016, s. 93-102.
  • İnci Kasımlı, "Tac-ı Edeb Adlı Eserin Bakü Nüshaları", Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2016.

Resmî kaynaklar

  • Mehmet Şeker, Ahmet Naim Çiçekler (haz.), Osmanlı Eğitim-Öğretim Tarihinin Kaynaklarından Tarîku'l-Edeb, Ali b. Hüseyin el-Amâsî, Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi, 2023, giriş s. 37-66; metin vr. 2a-2b, 95b-96a. https://www.tuba.gov.tr/files/yayinlar/tibkm-serisi/TUBA-978-625-8352-80-1.pdf
  • Mehmet Şeker (haz.), Alî bin Hüseyin el-Amasî ve Tarîku'l-Edeb'i, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2002.

Kitaplar

  • Halil Çeçen (haz.), Alî bin Hüseyin el-Amasî, Tarîku'l-Edeb, Metin-Sözlük, Ankara: Bizim Büro Yayınları, 2010.
  • Bursalı Mehmed Tâhir, Osmanlı Müellifleri, haz. M. A. Yekta Saraç, Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi, 2016, c. I, s. 373-374.

Çevrimiçi kaynaklar