Amaseialı Strabon, Augustus ve Tiberius çağında Yunanca yazan bir tarihçi ve coğrafyacıdır. Adıyla bilinen iki büyük eser bıraktı: kırk yedi kitaplık bir tarih olan Historika Hypomnemata (Tarihî Notlar) ve on yedi kitaplık Geographika (Coğrafya). Birincisi birkaç alıntı ve bir papirüs parçası dışında kaybolmuştur; ikincisi ise neredeyse bütünüyle günümüze ulaşmış ve Akdeniz dünyasını, Avrupa'dan Hindistan'a, Karadeniz'den Etiyopya'ya kadar tek bir anlatıda toplayan antik eserlerin en kapsamlısı olarak okunagelmiştir. Amasya için önemi ayrıdır: Strabon doğduğu kente "vatanım" der ve onu XII. kitabın Pontus bölümünde başka hiçbir antik yazarda bulunmayan bir ayrıntıyla tarif eder. Hayatı, ailesi ve yolculukları Strabon: Amaseia'dan Dünyayı Yazan Coğrafyacı yazısında ayrıntısıyla anlatılmıştır.
Hayatı
Strabon MÖ 64 ya da 63'te Pontus'un eski kral kenti Amaseia'da, annesi tarafından Pontus krallarına hizmet etmiş bir aileden doğdu. Karya'daki Nysa'da Aristodemos'tan, Roma'da Amisoslu Tyrannion, Peripatetik Ksenarkhos ve Stoacı Athenodoros'tan ders aldı; MÖ 44'ten sonra uzun yıllar Roma'da yaşadı, MÖ 25 dolaylarında Mısır valisi Aelius Gallus ile Nil'i Philai'ye kadar çıktı. Eserinde tarihlenebilen en geç olay Mauretania Kralı II. Iuba'nın ölümü olduğu için MS 23'ten bir süre sonra öldüğü kabul edilir. Son yıllarını nerede geçirdiği tartışmalıdır: kimi araştırmacılar onu Roma'da, kimileri doğduğu Amaseia'da yaşamış sayar.
Eserleri
Historika Hypomnemata (Tarihî Notlar)
Strabon'un ilk büyük eseri Yunanca, nesir bir tarihtir ve Roma'da, MÖ 20 dolaylarında yazıldığı kabul edilir. Eserin adı ve amacı Strabon'un kendi sözlerinden bilinir. Geographika'nın girişinde, coğrafyayı da tarih gibi devlet adamlarına ve yöneticilere yararlı bir bilgi olarak tanımlarken önceki kitabını şöyle anar:
διόπερ ἡμεῖς πεποιηκότες ὑπομνήματα ἱστορικὰ χρήσιμα, ὡς ὑπολαμβάνομεν, εἰς τὴν ἠθικὴν καὶ πολιτικὴν φιλοσοφίαν, ἔγνωμεν προσθεῖναι καὶ τήνδε τὴν σύνταξιν· ὁμοειδὴς γὰρ καὶ αὕτη, καὶ πρὸς τοὺς αὐτοὺς ἄνδρας, καὶ μάλιστα τοὺς ἐν ταῖς ὑπεροχαῖς.
Günümüz Türkçesiyle: "Bu yüzden biz, kanımızca ahlak ve siyaset felsefesine yararlı olan Tarihî Notlar'ı yazmış olduğumuzdan, bu eseri de onlara eklemeye karar verdik; çünkü bu da aynı türdendir, aynı kimselere ve en çok da yüksek mevkide bulunanlara seslenir." Strabon aynı yerde iki eserin yöntemini de birbirine benzetir: tarihte ünlü adamların hayatlarındaki büyük olaylar anılıp önemsiz ayrıntılar atlandığı gibi coğrafyada da küçük ve belirsiz olanın bırakılması, büyük ve akılda kalır olanın üzerinde durulması gerektiğini söyler ve kendi kitabını, ayrıntısından çok bütünüyle değerlendirilmesi gereken bir "dev heykel işi"ne benzetir.
Eserin düzenine dair tek somut ipucu, Part töreleri üzerine yazdığı bir cümlede saklıdır. XI. kitapta Parthları anlatırken şöyle der: "εἰρηκότες δὲ πολλὰ περὶ τῶν Παρθικῶν νομίμων ἐν τῇ ἕκτῃ τῶν ἱστορικῶν ὑπομνημάτων βίβλῳ, δευτέρᾳ δὲ τῶν μετὰ Πολύβιον, παραλείψομεν ἐνταῦθα" (Part töreleri hakkında Tarihî Notlar'ın altıncı kitabında, yani Polybios'tan sonrakilerin ikincisinde çok şey söylemiş olduğumuz için burada bunları geçiyoruz). Buradan eserin asıl gövdesinin Polybios'un bıraktığı yerden, yani Roma'nın Yunanistan'ı ve Kartaca'yı yıktığı MÖ 146'dan başlayan bir devam olduğu ve bu gövdeden önce dört kitaplık bir giriş bulunduğu anlaşılır; bu son nokta kitap numaralarından yapılan bir çıkarımdır. Loeb çevirmeni Horace Leonard Jones eserin toplam kırk yedi kitap tuttuğunu belirtir. Anlatının nerede bittiği kesin değildir; Aktium Savaşı'na ya da Caesar'ın ölümüne kadar indiği düşünülür.
Eser kayıptır. Bugün elde, Strabon'un kendi atıfları ve sonraki yazarların ondan aktardığı birkaç parça ile Milano Üniversitesi koleksiyonunda saklanan bir papirüs parçası vardır. Bu yüzden içeriği hakkında söylenebilecekler, Strabon'un Geographika'da yer yer "bunu tarihte anlattık" diye geçtiği konularla sınırlıdır. Kaybın ağırlığı, Strabon'un Pontus krallığının son günlerini aile tarihinden bildiği düşünüldüğünde daha iyi anlaşılır: Mithridates savaşlarını ve Pompeius'un Pontus düzenini bir Amaseialının gözünden anlatan bir tarih büyük olasılıkla bu ciltlerin içindeydi, ancak bu yalnızca eserin kapsamından çıkarılan bir tahmindir.
Geographika (Coğrafya)
Strabon'un başyapıtı on yedi kitaplık Geographika'dır. Yunanca nesirle yazılmıştır ve bilinen dünyayı ülke ülke, bölge bölge anlatır. Yazılış tarihi tartışmalıdır. Jones, iç kanıtlara dayanarak eserin büyük bölümünün MÖ 7 dolaylarında yazıldığını ve sonradan gözden geçirildiğini savunur; XIII. kitapta depremden zarar gören Sardeis ve öteki kentlerin "şimdiki imparator" Tiberius'un yardımıyla onarıldığından, XVII. kitapta da Iuba'nın ölümünden yakın bir olay olarak söz edilmesi, son düzenlemenin Tiberius döneminde yapıldığını gösterir. Eserin nerede yazıldığı da açık değildir. İtalyan tarihçi Ettore Pais malzemenin İskenderiye ve Roma'da toplandığını, asıl yazımın ve sonraki düzeltmelerin ise Roma'dan uzakta, Amaseia'da yapıldığını ileri sürmüş, Jones bu görüşü aktarmış ama bir dipnotta Strabon'un ölürken Roma'da yaşıyor olabileceğini de hatırlatmıştır. 1854-1857 tarihli İngilizce çevirinin önsözü de Strabon'un "olağan ikamet yeri" olarak Amaseia'yı gösterir.
Eserin düzeni, Strabon'un kendi sıralamasıyla batıdan doğuya ilerler. Kitapların içeriği kısaca şöyledir:
I. ve II. kitaplar: Coğrafyanın tanımı ve yöntemi üzerinedir. Strabon coğrafyanın bir filozofun uğraşı olduğunu savunur, Homeros'u ilk coğrafyacı sayar, Eratosthenes, Hipparkhos, Poseidonios ve Polybios'un görüşlerini tek tek tartışıp eleştirir. II. kitabın sonunda kendi dünya tasavvurunu kurar: oturulan dünyanın biçimi ve boyutları, iklim kuşakları, haritanın nasıl çizilmesi gerektiği ve kendi gezilerinin sınırları burada anlatılır.
III. kitap: İberya'ya (İspanya ve Portekiz) ayrılmıştır. Baetis (Guadalquivir) vadisindeki Turdetania'nın verimliliği ve madenleri, Atlas Okyanusu kıyısındaki halklar, Akdeniz kıyısı ile iç bölgeler ve Gadeira (Cádiz) ile Balear adaları sırayla ele alınır.
IV. kitap: Alpler'in ötesindeki Galya'yı (Narbonensis, Aquitania, Lugdunum çevresi ve Belgae ülkesi), Britanya'yı ve okyanustaki adaları anlatır; kitap Alpler ve Alp halklarıyla kapanır.
V. ve VI. kitaplar: İtalya'ya ayrılmıştır. V. kitap Alpler'in eteğinden başlayıp Po ovası, Liguria, Etrurya, Umbria, Sabinler ülkesi, Latium, Roma kenti ve Kampanya'yı işler. VI. kitap güney İtalya'yı, Sicilya'yı ve Apulia kıyılarını anlatır ve Roma'yı büyük bir güce ulaştıran sebepler üzerine bir değerlendirmeyle biter.
VII. kitap: Avrupa'nın geri kalanını, yani Ren'in ötesindeki Germania'yı, Kimbrileri, Tuna boyundaki Getleri, Karadeniz'in kuzey kıyılarını, İlirya, Pannonia, Trakya ve Epeiros'u anlatır. Kitabın sonu kayıptır; Makedonya ve Trakya'ya ayrılan son kısım ancak Bizans döneminde yapılmış kısaltmalardan (epitome) derlenen parçalarla bilinir.
VIII, IX ve X. kitaplar: Yunanistan'a ayrılmıştır. VIII. kitap Peloponnesos'u (Elis, Messenia, Lakonia, Argolis, Korinthos, Akhaia ve Arkadia), IX. kitap Atina'ya uzun bir övgüyle Attika'yı, ardından Boiotia, Phokis, Lokris ve Thessalia'yı, X. kitap Euboia, Aitolia ve Akarnania ile Girit ve Ege adalarını anlatır. Strabon bu kitaplarda Homeros'ta adı geçen yerlerin bugün nereye düştüğü sorusu üzerinde uzun uzun durur.
XI. kitap: Asya'ya geçer. Tanais (Don) ırmağından başlayarak Kafkasya halklarını, Kafkas İberyası ile Albania'yı, Amazonlar üzerine anlatılanları, Hazar Denizi çevresini, Hyrkania, Parthia ve Baktria'yı, Medya ve Armenia'yı işler.
XII. kitap: Anadolu'nun iç ve kuzey kesimlerini anlatır: Kappadokia, Pontus, Paphlagonia, Bithynia, Galatia, Lykaonia, Pisidia, Mysia ve Phrygia. Amaseia'nın tarifi bu kitabın Pontus bölümündedir. Kitabın başı eksiktir.
XIII. kitap: Propontis'in (Marmara) güneyinden başlayarak Troas'ı, Troia tartışmasını, Lesbos'u, Aiolis kıyısını, Pergamon krallığını ve Lydia'yı anlatır.
XIV. kitap: Ionia (Ephesos, Miletos, Smyrna), Karia, Rodos, Lykia, Pamphylia ve Kilikia kıyılarını ve Kıbrıs'ı anlatır; böylece Anadolu üç kitap boyunca eserin en geniş yer verilen bölgelerinden biri olur.
XV. kitap: Hindistan'ı, İndus'un batısındaki Ariana'yı ve Persis'i anlatır. Strabon'un hiç görmediği bu ülkeler, İskender'in seferine katılan yazarların anlatılarından aktarılır ve kitapta söylentiye dayanan ayrıntılar azımsanmayacak yer tutar.
XVI. kitap: Assyria ve Babil'i, Mesopotamia'yı, Suriye, Phoinike ve Iudaia'yı, Arabistan'ı ve Kızıldeniz kıyılarını anlatır.
XVII. kitap: Mısır'ı ve Afrika'yı anlatır. İskenderiye'nin tarifi, Nil boyunca yapılan yolculuk, piramitler ve Etiyopya sınırı bu kitaptadır; eser Libya kıyıları, Kartaca ve Mauretania ile sona erer.
Eser kendi çağında pek tanınmadı. 1854-1857 tarihli İngilizce çevirinin önsözü, Strabon'un adının çağdaşlarınca bilinmediğini ve konuyla uğraşan sonraki yazarlarca da sessizce geçildiğini belirtir; eserin Yunanca olması ve hacmi bunda pay sahibidir. Bizans'ta okunmaya ve kopyalanmaya devam etti ve bugün bilinen metin bu kopyalardan gelir. Batı Avrupa'da ilk kez 1469 dolaylarında Roma'da Latince çeviriyle tanındı, ilk basılı Yunanca metin 1516'da Venedik'te çıktı, Isaac Casaubon 1587'de ilk eleştirel baskıyı hazırladı. Bugün sıkça kullanılan Yunanca metinlerden biri August Meineke'nin 1877'de Leipzig'de Teubner dizisinde yayımladığı baskıdır. İngilizcede H. C. Hamilton ile W. Falconer'in Londra'da 1854-1857 arasında çıkan çevirisi ve Horace Leonard Jones'un Loeb Classical Library dizisindeki çevirisi yaygın olarak okunur. Anadolu'ya ayrılan XII, XIII ve XIV. kitaplar Adnan Pekman'ın çevirisiyle 1987'de Türkçeye kazandırılmıştır.
Eserlerinde Amasya
Strabon'un Amaseia hakkında yazdıkları, kentin antikçağdan kalan en ayrıntılı yerel tanıklığıdır ve hepsi Geographika'nın XII. kitabının üçüncü bölümündedir. Kenti ilk kez Themiskyra ovasını sulayan ırmakları anlatırken anar. İris'in (Yeşilırmak) Komana'dan ve Dazimonitis ovasından geçip Gaziura önünde kuzeye döndüğünü, Skylaks'ı (Çekerek) aldığını söyledikten sonra şöyle devam eder:
καὶ παρʼ αὐτὸ τὸ τῆς Ἀμασείας ἐνεχθεὶς τεῖχος, τῆς ἡμετέρας πατρίδος, πόλεως ἐρυμνοτάτης, εἰς τὴν Φανάροιαν πρόεισιν· ἐνταῦθα δὲ συμβαλὼν ὁ Λύκος αὐτῷ τὰς ἀρχὰς ἐξ Ἀρμενίας ἔχων γίνεται καὶ αὐτὸς Ἶρις.
Günümüz Türkçesiyle: "... ve vatanımız Amaseia'nın, son derece sağlam bir kalenin, surlarının tam dibinden akarak Phanaroia'ya ilerler. Orada kaynağı Armenia'da olan Lykos (Kelkit) ona karışır ve o da İris adını alır." Strabon'un "vatanımız" (hēmetera patris) sözü, eserin bütününde kendi kökenini bu açıklıkla belirttiği az sayıdaki yerden biridir.
Kentin asıl tarifi XII.3.39'dadır. Pasajın Yunanca metni aşağıdadır:
ἡ δʼ ἡμετέρα πόλις κεῖται μὲν ἐν φάραγγι βαθείᾳ καὶ μεγάλῃ, διʼ ἧς ὁ Ἶρις φέρεται ποταμός, κατεσκεύασται δὲ θαυμαστῶς προνοίᾳ τε καὶ φύσει, πόλεως τε ἅμα καὶ φρουρίου παρέχεσθαι χρείαν δυναμένη· πέτρα γὰρ ὑψηλὴ καὶ περίκρημνος κατερρωγυῖα ἐπὶ τὸν ποταμόν, τῇ μὲν ἔχουσα τὸ τεῖχος ἐπὶ τῷ χείλει τοῦ ποταμοῦ καθʼ ὃ ἡ πόλις συνῴκισται, τῇ δʼ ἀνατρέχον ἑκατέρωθεν ἐπὶ τὰς κορυφάς· δύο δʼ εἰσὶ συμφυεῖς ἀλλήλαις πεπυργωμέναι παγκάλως· ἐν δὲ τῷ περιβόλῳ τούτῳ βασίλειά τʼ ἐστὶ καὶ μνήματα βασιλέων· αἱ κορυφαὶ δʼ ἔχουσιν αὐχένα παντάπασι στενόν, πέντε ἢ ἓξ σταδίων ἑκατέρωθεν τὸ ὕψος ἀπὸ τῆς ποταμίας ἀναβαίνοντι καὶ τῶν προαστείων· ἀπὸ δὲ τοῦ αὐχένος ἐπὶ τὰς κορυφὰς ἄλλη σταδιαία λείπεται πρόσβασις ὀξεῖα καὶ πάσης βίας κρείττων· ἔχει δὲ καὶ ὑδρεῖα ἐντὸς ἀναφαίρετα, συρίγγων τετμημένων δυεῖν, τῆς μὲν ἐπὶ τὸν ποταμὸν τῆς δʼ ἐπὶ τὸν αὐχένα· ἐπέζευκται δὲ γέφυρα τῷ ποταμῷ μία μὲν ἀπὸ τῆς πόλεως ἐπὶ τὸ προάστειον, ἄλλη δʼ ἀπὸ τοῦ προαστείου πρὸς τὴν ἔξω χώραν· κατὰ γὰρ τὴν γέφυραν ταύτην ἀπολήγει τὸ ὄρος τὸ τῆς πέτρας ὑπερκείμενον. αὐλὼν δʼ ἐστὶν ἀπὸ τοῦ ποταμοῦ διήκων οὐ πλατὺς τὸ πρῶτον τελέως, ἔπειτα πλατύνεται καὶ ποιεῖ τὸ Χιλιόκωμον καλούμενον πεδίον· εἶθʼ ἡ Διακοπηνὴ καὶ ἡ Πιμωλισηνὴ χώρα πᾶσα εὐδαίμων μέχρι τοῦ Ἅλυος. ταῦτα μὲν τὰ ἀρκτικὰ μέρη τῆς τῶν Ἀμασέων χώρας, μῆκος ὅσον πεντακοσίων σταδίων· ἔπειθʼ ἑξῆς ἡ λοιπὴ πολὺ ταύτης ἐπιμηκεστέρα μέχρι τοῦ Βαβανόμου καὶ τῆς Ξιμήνης, ἥπερ καὶ αὐτὴ καθήκει μέχρι πρὸς τὸν Ἅλυν· τοῦτο μὲν δὴ τὸ μῆκος, πλάτος δὲ τὸ ἀπὸ τῶν ἄρκτων πρὸς νότον ἐπί τε τὴν Ζηλῖτιν καὶ τὴν μεγάλην Καππαδοκίαν μέχρι τῶν Τροκμῶν. εἰσὶ δʼ ἐν τῇ Ξιμήνῃ ἅλαι ὀρυκτῶν ἁλῶν, ἀφʼ ὧν εἰκάζουσιν εἰρῆσθαι Ἅλυν τὸν ποταμόν. ἔστι δὲ καὶ ἐρύματα πλείω κατεσκαμμένα ἐν τῇ ἡμετέρᾳ χώρᾳ καὶ ἔρημος γῆ πολλὴ διὰ τὸν Μιθριδατικὸν πόλεμον. ἔστι μέντοι πᾶσα μὲν εὔδενδρος, ἡ δʼ ἱππόβοτος καὶ τοῖς ἄλλοις θρέμμασι πρόσφορος· ἅπασα δʼ οἰκήσιμος καλῶς. ἐδόθη δὲ καὶ ἡ Ἀμάσεια βασιλεῦσι, νῦν δʼ ἐπαρχία ἐστί.
Günümüz Türkçesiyle: "Bizim şehrimiz, içinden İris Irmağı'nın aktığı derin ve geniş bir boğazda yer alır. Hem insan öngörüsüyle hem doğanın eliyle şaşılacak biçimde düzenlenmiştir; aynı anda hem şehir hem kale işi görebilir. Çünkü yüksek ve her yanı uçurum olan bir kaya ırmağın üzerine dimdik iner. Bir yanında, şehrin kurulduğu yerde ırmak kıyısı boyunca uzanan sur vardır; öbür yanında surlar iki taraftan doruklara tırmanır. Doruklar iki tanedir, doğal olarak birbirine bitişiktir ve pek güzel biçimde kulelerle donatılmıştır. Bu surların çevrelediği alanın içinde hem saray hem de kralların mezarları bulunur. Dorukları birbirine bağlayan boyun çok dardır; ırmak kıyısından ve varoşlardan çıkan biri için iki yandan beş altı stadion yüksekliğindedir. Boyundan doruklara ise bir stadionluk daha dik ve her türlü saldırıya dayanacak bir yokuş kalır. Kayanın içinde elden alınamayacak su kaynakları da vardır: biri ırmağa, öbürü boyuna inen iki tünel oyulmuştur. Irmağın üzerine iki köprü kurulmuştur; biri şehirden varoşa, öbürü varoştan dışarıdaki araziye geçer, çünkü kayanın üstünde yükselen dağ bu köprünün hizasında sona erer. Irmaktan başlayan bir vadi uzanır; önce hiç geniş değildir, sonra genişleyerek Khiliokomon denen ovayı oluşturur. Ardından Diakopene ve Pimolisene ülkesi gelir; hepsi Halys'e (Kızılırmak) kadar verimlidir. Bunlar Amaseialıların ülkesinin kuzey kesimleridir ve uzunlukları beş yüz stadion kadardır. Onların ardından gelen öbür kesim bundan çok daha uzundur, Babanomos'a ve Ksimene'ye kadar gider; Ksimene de Halys'e kadar iner. Uzunluk böyledir; genişlik ise kuzeyden güneye, Zelitis'e ve Büyük Kappadokia'ya, Trokmilerin ülkesine kadar uzanır. Ksimene'de kazılarak çıkarılan tuz yatakları (halai) vardır; Halys Irmağı'nın adının bunlardan geldiği tahmin edilir. Ülkemizde Mithridates Savaşı yüzünden yıkılmış pek çok kale ve ıssız kalmış geniş topraklar vardır. Yine de ülkenin tamamı ağaçlıktır, bir kısmı at yetiştirmeye ve öbür hayvanlara elverişlidir ve bütünüyle yerleşmeye çok uygundur. Amaseia da krallara verilmişti, şimdi ise bir eyalettir."
Bu metin, Harşena kayalığının, kral mezarlarının, akropoldeki sarayın, kayaya oyulmuş su tünellerinin ve Yeşilırmak üzerindeki köprülerin yazılı en eski tarifidir. Khiliokomon bugünkü Suluova, Diakopene Gümüşhacıköy çevresi, Pimolisene ise Osmancık yöresiyle eşleştirilir. Son cümle, Antonius'un Amaseia'yı yerel krallara bırakmasından sonra kentin yeniden Roma yönetimine girdiğini kaydeder ve eserin bu bölümünün yazıldığı tarihe dair de bir ipucu verir.
Strabon Amaseia'nın toprağını bir kez daha, Phazemonitis'in (Vezirköprü ve Merzifon dolayları) sınırlarını sayarken anar. Bölgenin kuzeyini Gazelonitis ile Amisos toprağının, batısını Halys'in, doğusunu Phanaroia'nın kapattığını söyledikten sonra şunu ekler: "τὸ δὲ λοιπὸν ἡ ἡμετέρα χώρα ἡ τῶν Ἀμασέων, πολὺ πασῶν πλείστη καὶ ἀρίστη" (geri kalan yanını ise bizim ülkemiz, Amaseialıların ülkesi çevreler; hepsinin açık ara en büyüğü ve en iyisidir). Aynı bölümde Phazemonitlerin sağlığa çok yararlı sıcak sularını, Stiphane gölünü ve gölün kıyısındaki terk edilmiş İkizari kalesini de anlatır.
Memleketi, Strabon'un aklına Mısır'da da gelir. XVII. kitapta piramitlerin önündeki taş yığınlarında bulunan mercimek biçimli taşların işçilerin yemeğinden taşlaşmış kalıntılar olduğu yolundaki söylentiyi aktarır ve buna şöyle bir gözlemle karşılık verir: "καὶ γὰρ οἴκοι παρʼ ἡμῖν λόφος ἐστὶν ἐν πεδίῳ παραμήκης, οὗτος δʼ ἐστὶ μεστὸς ψήφων φακοειδῶν λίθου πωρείας" (bizim memlekette de bir ovada uzunca bir tepe vardır ve bu tepe gözenekli taştan mercimek biçimli çakıllarla doludur). Bugün nummulit denen fosillerden söz ettiği düşünülen bu cümle, Strabon'un Amaseia çevresini gezip gördüğü bir arazi olarak da tanıdığını gösterir.
Aile tarihini anlattığı Komana bölümü (XII.3.33) da dolaylı olarak Amaseia'ya bağlanır. Strabon annesinin büyük dedesi taktisyen Dorylaos'u, VI. Mithridates'ten Komana başrahipliğini alan ikinci Dorylaos'u ve krala karşı on beş kaleyi Lucullus'a teslim eden anne tarafından dedesini anlatırken, Pontus krallığının son kuşağının iç hesaplaşmalarını bir aile belleğinden aktarır. Bu satırlar, eserinin Pontus bölümlerinin neden bu kadar ayrıntılı olduğunu da açıklar.
Etkisi ve Kaynaklarda Değerlendirilmesi
Geographika, antikçağ coğrafyasının bugün elde bulunan en geniş derlemesi olduğu kadar, Eratosthenes, Hipparkhos, Poseidonios ve Polybios gibi eserleri kaybolmuş yazarların görüşlerini aktaran bir kaynak olarak da değer taşır. Strabon kendi gözlemlerini bu yazarlarla tartışarak verdiği için, eser aynı zamanda Helenistik coğrafya biliminin bir eleştirel tarihidir. Amasya'yı çalışan araştırmacılar içinse eser, Pontus krallığının başkentinin topografyasını, toprağını ve Roma düzenine geçişini anlatan çağdaş tek metindir; 19. yüzyılda kente gelen Avrupalı gezginler kral mezarlarını ve kale kalıntılarını Strabon'un tarifiyle karşılaştırarak tanımlamıştır.
Amasya'nın yerel tarih yazımında da Strabon erken bir yer edinmiştir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi'nin birinci cildinde kentin eski sıfatlarını sayarken "Medînetü'l-Hükemâ" (bilginler şehri) adını, burada "coğrafya gibi mühim bir fennin muhteri'-i meşhûru Strabon" yetiştiği için aldığını söyler. Aynı ciltte kral mezarlarını anlatırken Charles Texier'nin "Amasya mevkiinin tarihlerinden en mükemmeli Strabon'un tarihidir" sözünü aktarır. İkinci ciltte ise Fransız Georges Perrot'nun Strabon'dan yaptığı aktarmayı Türkçe olarak verir ve Strabon'u şöyle tanıtır:
Amasyalı İstrabon, Yedinci Mihridâd ile Üçüncü Farnâk'a yetişmiş ve Roma imparatoru Ogustus devrinde Roma'da vefât etmişdir. İstrabon felsefe-i kadîme, edebiyât, târîh, coğrafya ve riyâzât ulûmunda gâyet mâhir bir hakîm-i kadîm olup coğrâfiyyûnun pîri ve coğrafya ilminin mûcidi olmak üzere meşhûrdur.
Günümüz Türkçesiyle: "Amasyalı Strabon, Yedinci Mithridates ile Üçüncü Pharnakes dönemlerine yetişmiş ve Roma imparatoru Augustus devrinde Roma'da ölmüştür. Eski felsefe, edebiyat, tarih, coğrafya ve matematik bilimlerinde çok usta, eski çağın bir bilgesidir; coğrafyacıların piri ve coğrafya biliminin kurucusu olarak ünlüdür." Hüsâmeddin'in kral numaralandırması bugünkü sıralamayla, verdiği ölüm tarihi de eserin iç kanıtlarıyla örtüşmez; Augustus'un MS 14'te öldüğü, Strabon'un ise eserinde MS 23'e ait bir olayı andığı göz önüne alınırsa ölüm tarihinin Tiberius dönemine düşmesi gerekir. Hüsâmeddin aynı yerde, Strabon'un anlattığı köprülerden yalnız Alçak Köprü'nün yerinde bulunduğunu, onun da ırmak yatağında kalıp üzerine yenisinin yapıldığını not eder.
Strabon'un iki eserinin kaderi birbirinden çok farklı oldu. Kendisinin ahlak ve siyaset felsefesine yararlı saydığı tarih kitabı kayboldu; coğrafyası ise yüzyıllar boyunca kopyalanarak bugüne geldi ve Pontus ile Amaseia hakkında bilinenlerin temelini oluşturdu. Amasya'da Yeşilırmak kıyısındaki heykeli ve kentin adını sıkça anan anlatılar, bu ikinci eserin, özellikle de XII.3.39'daki tarifin, şehrin kimliğine nasıl yerleştiğini gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon, Geographika, Yunanca metin: August Meineke (yay.), Strabonis Geographica, Leipzig: Teubner, 1877; I.1.23, XI.9.3, XII.3.15, XII.3.33, XII.3.38-39, XVII.1.34. https://raw.githubusercontent.com/PerseusDL/canonical-greekLit/master/data/tlg0099/tlg001/tlg0099.tlg001.perseus-grc2.xml
- Strabon, The Geography of Strabo, çev. H. C. Hamilton, W. Falconer, London: Henry G. Bohn, 1854-1857, önsöz ve kitap başlarındaki içerik notları. https://raw.githubusercontent.com/PerseusDL/canonical-greekLit/master/data/tlg0099/tlg001/tlg0099.tlg001.perseus-eng4.xml
- Strabon, The Geography of Strabo, çev. Horace Leonard Jones, Loeb Classical Library, London: William Heinemann, Cambridge MA: Harvard University Press, 1924-1929 (VI-XIV. kitaplar). https://raw.githubusercontent.com/PerseusDL/canonical-greekLit/master/data/tlg0099/tlg001/tlg0099.tlg001.perseus-eng3.xml
- Horace Leonard Jones, "Introduction", The Geography of Strabo, c. I, Loeb Classical Library. https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Strabo/Introduction*.html
- Strabon, Antik Anadolu Coğrafyası (Geographika: XII-XIII-XIV), çev. Adnan Pekman, İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 1987.
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 21-22 (e-kitap s. 81). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page81.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 77-78 (e-kitap s. 99). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page99.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 2, s. 177-182 (e-kitap s. 280-282). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page282.html
- "Strabo", Wikipedia (İngilizce). https://en.wikipedia.org/wiki/Strabo
Çevrimiçi kaynaklar
