Amasya Halkevi, 23 Şubat 1934'te açılan ve 1951'de çıkan bir kanunla fiilen sona eren bir kültür kurumuydu. On yedi yıllık ömrü boyunca şehrin millî bayram ve anma törenlerini, konferanslarını ve kültür çalışmalarını üstlendi. En belirgin izini ise 1938 ile 1939 arasında yayımladığı Yeşilırmak dergisinde bıraktı. Sekiz sayıda kalan bu aylık dergi, Cumhuriyet'in on beşinci yılındaki Amasya'nın hem gündemini hem de yazan çizen kadrosunu bugüne taşıyan nadir belgelerden biridir.

Halkevlerinin Kuruluşu

Halkevlerinden önce Türk Ocakları vardı. Ocaklar 10 Nisan 1931'de kapatıldı ve yerlerini alacak kurumun temeli, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın 1931'de Ankara'da toplanan Üçüncü Büyük Kongresi'nde alınan kararla atıldı. Kongre, memleketin kültür sahasında millî nitelikte örgütlenmesini sağlayacak bir teşkilat kurulmasını istemişti. Halkevleri bu kararın ürünü olarak 19 Şubat 1932'de açıldı. Açılış gününde kaç merkezde faaliyete geçildiği konusunda kaynaklar birbirinden ayrılır. Amasya Halkevi üzerine yazılan akademik makalede on dört merkez anılırken, halkevleri üzerine hazırlanmış ansiklopedi maddesi on dokuz merkez verir.

1932 tarihli Cumhuriyet Halk Fırkası Halkevleri Talimatnamesi, kurumun amacını Türk milletini medeniyet saflarında layık olduğu mertebeye ulaştırmak olarak tanımlıyordu. Mektep eğitiminin yanında ve sonrasında halkın kültür düzeyini yükseltecek bir kuruma ihtiyaç duyulduğu, bunu da halkevlerinin karşılayacağı söyleniyordu. Asıl hedef kitle yetişkinlerdi. Halkevinin kapısı herkese açıktı, ancak yönetimde görev almak için partiye kayıtlı olmak gerekiyordu. Kurumun resmî bir genel merkezi bulunmuyordu. Ankara Halkevi pratikte bu işlevi görüyor, İstanbul'daki Eminönü, Beyoğlu ve Üsküdar halkevleri ise inkılapların en canlı merkezleri arasında sayılıyordu. Cumhuriyet Halk Fırkası'nın sıkı denetimi altında çalıştıkları için halkevleri genel olarak partinin kültür ve propaganda kolu olarak işlev gördü.

Faaliyetler dokuz şube altında toplanmıştı. Dil, edebiyat ve tarih şubesi sohbet ve konferanslar düzenliyor, yöresel derlemeler yapıyor ve dergi çıkarıyordu. Güzel sanatlar şubesi müzik, resim, heykel ve mimari alanında amatör ve yetenekli gençleri bir araya getirmekle görevliydi. Temsil şubesi bir oyuncu topluluğu kurup tiyatro oynatıyor, spor şubesi kürekten güreşe, atıcılıktan cirite uzanan geniş bir dal listesine bakıyordu. İçtimaî yardım şubesi kimsesiz kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve hastalara destek olmayı amaçlıyordu. Halk dershaneleri ve kurslar şubesi okuma yazma, yabancı dil, muhasebe ve daktilo gibi alanlarda eğitim veriyor, 1929'da açılan millet mekteplerinin görevini 1936'dan sonra kesin olarak devralıyordu. Kütüphane ve neşriyat şubesi her halkevinde bir kütüphane ve okuma odası açmakla yükümlüydü. Köycüler şubesi köylerin gelişmesine, müze ve sergi şubesi ise etnografik malzemenin toplanmasına ve sanatçıların eserlerinin sergilenmesine yönelikti.

Halkevlerinin sayısı hızla arttı. Beşinci kuruluş yıl dönümü olan 1937'de 167'ye, 1938'de 209'a ulaştı ve üye sayısı 100.000'i buldu. İsmet İnönü döneminde bu çoğalma sürdü ve sayı 1939'da 373'e, 1946'da 478'e çıktı. En az 150 halkevi üyesinin bulunduğu ilçe, kasaba ve bucaklarda halkodaları açılması kararlaştırıldı ve ilk 141 halkoda 19 Şubat 1940'ta hizmete girdi. Çok partili hayata geçilen 1946'dan sonra, öğretmenler ve memurlar için zorunlu olan katılım gevşedi, kuruma ilgi azaldı ve bu tarihten sonra yeni halkevi açılamadı.

Amasya Halkevinin Açılışı

Amasya Halkevi ilk dalgada kurulan merkezler arasında yer almadı. Şehirdeki kurum 23 Şubat 1934 Cuma günü saat 14.00'te hizmete girdi. Yurttaşların birbirini daha yakından tanıması, kaynaşması, karşılıklı fayda sağlaması ve ulusal ile ahlaksal düzeyin yükseltilmesi, açılışta öne çıkarılan amaçlardı. Özer ile Mutlu'nun Yeşilırmak üzerine yazdığı makale, Amasya Halkevinin merkezle uyum içinde çalıştığını, Cumhuriyet'in istediği bilinçli yurttaşı yetiştirme idealini örgün eğitimin dışında kalan halk kesimlerine ulaştırmayı üstlendiğini belirtir. Edebiyat, kültür ve tarih alanındaki çalışmalar bu görevin başlıca ayağıydı.

Halkevi, şehirde kutlanan millî bayramlara ve diğer etkinliklere katıldı. Bayram merasimlerinin yanında Türk büyüklerini anma törenleri de bu çatı altında düzenlendi. Hangi şubelerin Amasya'da ne ölçüde işlediğine dair ayrıntılı bir döküm elde yoktur. Talimatnamenin öngördüğü konferans, temsil, kurs ve kütüphane çalışmalarının şehirde nasıl yürüdüğü, bugün ağırlıklı olarak derginin sayfalarından izlenebilir. Derginin altıncı ve yedinci sayıları kurumun iç işleyişine de ışık tutar. Halkevlerinin yedinci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yayımlanan bu sayıda, Halkevi Başkanı Ekrem Bilgen'in bir konuşması yer alır. Bilgen, halkevlerini Atatürk inkılabının temel ocakları olarak tanımlar, kurumların hangi güçlüklerle kurulduğuna değinir, halkevlerini daha ileri bir düzeye nasıl taşıyabileceklerini ve Amasya halkı için nasıl verimli çalışılabileceğini tartışır.

Amasya'da Yerel Basın

Yeşilırmak'ın çıktığı ortamı anlamak için şehrin gazetecilik geçmişine bakmak gerekir. 1927'de yapılan ilk modern nüfus sayımında Merkez, Gümüşhacıköy ve Merzifon ilçelerinden oluşan Amasya ilinin nüfusu 115.191 olarak belirlenmişti. Yerel basın bu küçük nüfusun içinde 1920'lerde başladı. Başlangıç noktası, Mehmet Sırrı Bey'in 14 Mayıs 1920'de çıkardığı Emel gazetesidir ve Emel, Amasya'nın ilk Türkçe gazetesi sayılır. Dergi çalışmaları 1920 ile 1950 arasında hız kazandı, 1934'ten bugüne Amasya'da yirmiden fazla dergi çıktı. Bunların büyük çoğunluğu kültür, sanat ve edebiyat dergisidir.

1934'ten bugüne uzanan dergi listesinin başında Yeşilırmak yer alır. Halkevi dergisinden sonra gelen yayınlar arasında Gençliğin Sesi (1957), Merhaba (1960), İlke (1961) ve Toplum (1962) sayılabilir. Daha yakın dönemden Yeşeren, Kardelen, Harman, Yalıboyu ve Külliye gibi adlar bu listeyi uzatır. Yeşilırmak, adını şehrin içinden akan nehirden almıştır.

Derginin Yapısı ve Kadrosu

Yeşilırmak, Amasya Halkevinin yayın organı olarak aylık çıktı. İlk sayısı 1 Eylül 1938'de yayımlandı ve sayılar ayın ilk günü okuyucuya ulaştı. Derginin kapak, resim ve idari işlerini Niyazi Tarman üstlendi. Dergi, Amasya'nın ilk matbaalarından biri olan Emel Matbaası'nda basıldı. İmtiyaz sahipliğini ilk beş sayıda Nazım Berksoy yaptı. Sonraki sayılarda bu görevde Alişan Reşit Tanural'ın adı görünür. Tanural aynı zamanda dönemin Maarif Müdürüydü. Dergide fotoğraf kullanılmadı.

Yazı kadrosunu ağırlıklı olarak Amasya'da görev yapan öğretmenler ve çeşitli kamu kurumlarında çalışan aydınlar oluşturdu. Nazım Berksoy, Nazmi Çağan, Haşim Nezihi Çuhacıoğlu, Hüseyin Hüsamettin Yaşar, İ. Ertem, İzzet Nihat Orlu ve Arif Öner derginin hemen her sayısında yazdı. H. Ülkün, İ. Dağlıoğlu, R. Mısırlı, Tevfik Akalın, Zehra Sümbül, M. Y. Özel, Talat Öncel, Şeref Erdem, İ. Rüştü Altıok, Ekrem Bilgen, N. Necip Onur, Eşref Payaslıoğlu, A. Demiray ve Celal Eren ise yalnızca belirli sayılarda göründü. Kadronun darlığı, Karataş'ın da belirttiği gibi Ankara ve İstanbul dışındaki bütün halkevi dergilerinin ortak sorunuydu. Aynı kişiler hem şiir yazıyor, hem tarih ve coğrafya bilgisi aktarıyor, hem de topluma çocuk yetiştirme ya da beden eğitimi gibi konularda öğüt veriyordu.

İlk sayıdaki açış yazısında Berksoy, derginin siyasal meselelerle uğraşmayacağını, olanak ölçüsünde güncel olaylarla ilgileneceğini söyledi ve dergisinin Amasya'da her alanda yeni ve verimli işlere başlandığı bir zamanda çıktığını belirtti. İçerik bu çerçevede Türk inkılabı, Amasya'nın tarihi ve coğrafyası, tarihî günler, tarım, şiir ve edebiyat, beden eğitimi, çocuk yetiştirme ve şehir haberlerinden oluştu. Şehir haberleri dergide birer cümleyle geçildi.

Sayı Sayı Yeşilırmak

1 Eylül 1938 tarihli ilk sayı, İzzet Nihat Orlu'nun 30 Ağustos'u anlatan yazısıyla açıldı. Berksoy derginin çıkış amacını bildirdi. Nazmi Çağan, Amasya ve Tarih başlıklı yazısında Çanakkale'de ilk kurşunu atıp ilk düşman kurşunuyla ölen Yüzbaşı Nazif'in, İkinci Meşrutiyet'i korumak için can veren Yüzbaşı Hilmi ile Mustafa Necip'in ve İstiklal Harbi'nin en acılı günlerinde Zile'de ortaya çıkan irticayı ve ihaneti bastırmak için canını veren Yüzbaşı Osman'ın Amasyalı olduğunu hatırlattı. Vali ve belediye başkanından, bu adların gelecek kuşaklarca bilinmesi için okul bahçelerine mütevazı anıtlar yaptırılmasını istedi. Orlu aynı sayıda Amasyalıları Türk Hava Kurumu'na üye olmaya çağırdı. Haşim Nezihi, Geliyoruz adlı şiiriyle gençliğe seslendi. Spor sayfasında İ. Ertem, Amasya'nın iki güçlü futbol takımı Bozkurt ile Halkspor arasında nedeni bilinmeyen bir biçimde yarıda kalan maçı yazdı. H. Ülkün elma ve armutların neden döküldüğünü anlatan, uygulamaya dönük bir tarım yazısı yayımladı. Nezihi ayrıca halkevlerinin görev ve amaçlarını işleyen bir konferans metnini dergiye verdi.

İkinci sayıda (1 Ekim 1938) Berksoy'un Aylık Konuşma köşesi Dil Devrimi'ne ayrıldı. Berksoy, bilimin softaların elinden alınması gerektiğini, aksi hâlde halkı uyuşturan bir şırıngaya dönüşeceğini söyledi ve yazısını, yurdu yabancılardan arıttığımız gibi dili de yabancı sözlerden arıtacağımız, yalnız Türkçe duyup Türkçe düşüneceğimiz yolundaki cümlelerle bitirdi. Dağlıoğlu Ulusal Bayramlar'ı, Ertem çocukların oyun sırasında başıboş bırakılmamasını yazdı. Haşim Nezihi kızına ithaf ettiği Hayal şiirini yayımladı. Bu sayının dikkat çeken bir yanı, R. Mısırlı'nın Amasya Şairleri yazısıdır. Mısırlı, o sayıda iki şairi, Afitabi ile Akif'i tanıttı. Orlu Amasya'nın coğrafyası ve tarihine dair yazı dizisini sürdürdü, Tevfik Akalın Claude Marsey'nin Kaderin Çifte Cilvesi adlı hikâyesini Türkçeye çevirdi, son sayfa ise değişik uluslardan atasözlerine ayrıldı.

Üçüncü sayı (1 Kasım 1938), Cumhuriyet'in on beşinci yıl dönümüyle açıldı. Berksoy, genç Cumhuriyet'i on beş yaşında, gözleri kamaştıran bir güzellik ve zindeliğe sahip bir çocuğa benzetti. Haşim Nezihi Onbeşinci Yıl, Zehra Sümbül ise 29 Birinci Teşrin başlıklı şiirleriyle bu günü andı. Ertem, Çocukları Sokaktan Kurtarma Zarureti yazısında Amasya'ya bir çocuk bahçesi yapılmasını önerdi. Önerdiği bahçe gelişigüzel bir oyun alanı olmayacak, terbiyenin ve temizliğin öğretildiği bir yer olacaktı. M. Y. Özel Metotlu Çalışma başlıklı bir yazı, Ülkün ise meyve ağaçlarına dair ikinci bir yazı verdi. Orlu bu sayıda Amasya'nın ormanlarını, bitki örtüsünü ve hayvan topluluğunu anlattı. Berksoy'un Yine Aşk şiiri ile şehir haberleri de aynı sayıda yer aldı.

Dördüncü sayı (1 Aralık 1938) derginin en ağır sayısı oldu. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra çıkan bu sayı baştan sona ona ayrıldı. Orlu, Sevgili Hemşehrilerim başlıklı yazıda ölüm haberini kalın çizgilerle ve koyu harflerle duyurdu. Berksoy, Ebedi Atamızın Ardından başlıklı yazısında yasın Atatürk kadar büyük, Türk tarihi kadar engin olduğunu söyledi. Talat Öncel, Şeref Erdem, Çağan ve Ertem'in yazıları, Ertem'in Halkevi Matem Günü söylevi ve Altıok'un Geçen Üç Dakika-Yakılan Altı Meşale adlı şiiri sayının diğer parçalarıdır. Amasya, Atatürk'ün Millî Mücadele'yi başlattığı şehirdi ve dergi bu bağı bilerek davrandı. Yazılarda Atatürk için Ebedi Lider ya da Ulu Önder denildi.

Beşinci sayı (1 Ocak 1939), Berksoy'un Kemalizm üzerine yazısıyla başladı. Şeref Erdem, 1929'da kurulan Ulusal Ekonomi ve Artırma Kurumu'nun çalışmalarını ve dokuzuncu Yerli Malı Haftası'nı ele alarak israfın bırakılıp tasarrufa ve yerli malı kullanımına dönülmesini savundu. Berksoy'un Bekleme Saati şiiri de bu sayıda çıktı. Sayının uzun ve bilgilendirici yazısı Haşim Nezihi'nin Amasya'da Yetişen Maruf Şahsiyetler Üzerinde Bir Konuşma başlıklı metniydi. Nezihi, hayatta olan ve olmayan Amasyalıları sanat, edebiyat, müzik, tarih ve coğrafya alanlarına göre sıraladı. Edebiyattan Mihri ve Zeynep Hatun ile Sıraci, hat sanatından Şeyh Hamdullah, müzikten Asım Bey, coğrafyadan Strabon, tarihten Kâmil Hafız anılan adlar arasındaydı. Şairleri ayrıca üç gruba ayırdı. Birinci grubu artık hayatta olmayanlar, ikincisini divan tarzını sürdüren yaşayanlar, üçüncüsünü tümüyle yeni tarzdakiler oluşturuyordu. Yazıda Hafız Ahmet Efendi'nin yüz yıllık bir cönkü derlediği de anıldı. Orlu, Amasya adının kökenini ve şehirde yaşamış uygarlıkları anlattı. Hüsamettin Yaşar'ın dergiye gösterdiği ilgiyi dile getiren bir yazısı da bu sayıdaydı.

Altıncı ve yedinci sayılar, 1 Mart 1939'da tek sayı olarak basıldı. Derginin son sayfasındaki İtizar yazısına göre sebep, kâğıt siparişinin geç gelmesi, imtiyaz sahibi Berksoy'un Yozgat'a gitmesi ve matbaacı Hasan Elmacı'nın bir süre hastalanıp çalışamamasıydı. Bu sayı, Ekrem Bilgen'in halkevlerinin yedinci yıl konuşmasıyla açıldı. N. Necip Onur, Kitaplar Arasında yazısında Tokat'ın Erbaa ilçesine ve Amasya'nın Taşova ilçesine kadar uzanan köy, bağ ve bahçelere değindi. Arif Öner'in Beden Terbiyesinin Önemi yazısı, düzenli idmanın bedeni ve hayat mücadelesindeki dayanıklılığı nasıl güçlendirdiğini hem beden eğitimi hem biyoloji bilgisiyle anlattı. Hüsamettin Yaşar Bir Tetkik başlığıyla Amasya'nın genel tarihini ve önemli şahsiyetlerini kısaca anlattı.

Sayının merkezinde bir vefat haberi vardı. Amasya Tarihi'nin yazarı Abdizade Hüseyin Hüsameddin Yaşar 12 Şubat 1939'da ölmüştü. Çağan, Amasya, Değerli Bir Evladını Kaybetti başlıklı yazısında bu günün Türkçü Hüsamettin Yaşar günü ilan edilmesini önerdi. Haşim Nezihi bir mersiye yazdı. Eşref Payaslıoğlu, Yaşar'ın sekiz cilt olarak tasarladığı eserden dört cildi, her biri dört yüz küsur sayfa olmak üzere bastırmayı başardığını ve çalışmasının başka şehirler için örnek olduğunu kaydetti. Aynı sayıda A. Demiray'ın Milli Şef'e adlı şiiri, Nezihi'nin Bayburtlu Zihni'ye yazdığı şiir ve Tevfik Akalın'ın çevirdiği Bruno Ruby hikâyesi Yardımcı Melek yer aldı.

Yeşilırmak'ın son sayısı 1 Nisan 1939'da çıktı. Alişan Reşit Tanural 23 Nisan'ı Türk egemenliğinin günü ve çocuk bayramı olarak yazdı. Ertem, Zihniyette İnkılap başlıklı yazısında, o yıl ilkokulların birinci sınıfında Okuma Bayramı yapılacağını müjdeledi ve Atatürk'ü anmanın her Türk'e düşen kutsal bir görev olduğunu vurguladı. Onur, Amasya Müverrihi başlığıyla Abdizade'yi şükranla andı. Öner beden hareketleri yazısını sürdürdü, Celal Eren Sevgili Çocuklarımız başlıklı yazısını verdi, Akalın ise Lermina Flandre'ın Buğday Tanesi adlı hikâyesini çevirdi. Dergi bu sayıdan sonra çıkmadı. Sekiz sayısı, 1938 Eylülü ile 1939 Nisanı arasındaki yedi ayı kapsar.

Yeşilırmak'ın Değeri

Özer ile Mutlu, Yeşilırmak'ı Amasya'nın dönemdeki seyrini ortaya koyması bakımından önemli bulur ve derginin yayın hayatı boyunca Cumhuriyet düşüncesini toplumun bütün kesimlerine ulaştırmayı üstlendiğini belirtir. Dergi, bir yandan şehrin tarihine ve coğrafyasına dair derli toplu bilgi verir, öte yandan 1938 sonbaharında Cumhuriyet'in on beşinci yılını, hemen ardından Atatürk'ün ölümünü aynı yoğunlukla kaydeder. Abdizade Hüseyin Hüsameddin'in vefatı da dergi sayfalarında, şehrin yerel tarih yazıcılığı açısından önemli bir kayıp olarak anılır.

Derginin ömrünü kısa tutan etkenler arasında kâğıt ve matbaa sıkıntıları ile maddî güçlükler sayılabilir. Yazı kadrosunun dar kalması da Ankara ve İstanbul dışındaki halkevi dergilerinin genel bir sorunuydu. Buna karşın Yeşilırmak, yerel tarih çalışmaları için başvurulan bir kaynak olmayı sürdürür. Her sayısı, kendi döneminin bayram ve anma kutlamalarını, tarım uygulamalarını, Amasyalı şahsiyetlere bakışını ve hatta futbol maçlarını kayda geçirmiştir.

Halkevinin Sonu

Demokrat Parti'nin 1950'de iktidara gelmesiyle halkevlerinin varlığı ve statüsü tartışılmaya başlandı. 8 Ağustos 1951'de Meclis'te kabul edilen ve 11 Ağustos 1951'de Resmî Gazete'de yayımlanan 5830 sayılı kanunla halkevlerinin taşınır ve taşınmaz malları Hazine'ye ya da eski sahiplerine devredildi. Halkevleri resmen kapatılmamıştı ama fiilen ortadan kalkmış oldu. Amasya Halkevi de bu kanunla birlikte kapandı. 5830 sayılı kanun 1961'de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi ve Cumhuriyet Halk Partisi parti binalarının yanında halkevi binalarını da geri alma imkânına kavuştu. Binaların bir kısmı o sırada Türk Hava Kurumu, Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi dernekler tarafından kullanılıyordu. 1960'tan sonra aynı adla kurulan halkevlerinin, 1932 ile 1951 arasında faaliyet gösteren kurumlarla bir ilgisi yoktur.

Kronoloji

1920: Mehmet Sırrı Bey, 14 Mayıs'ta Amasya'nın ilk Türkçe gazetesi sayılan Emel'i çıkarır.

1931: Türk Ocakları kapatılır; Cumhuriyet Halk Fırkası Kongresi, kültür alanında millî bir teşkilat kurulması kararını alır.

1932: 19 Şubat'ta ilk halkevleri açılır.

1934: 23 Şubat'ta Amasya Halkevi hizmete girer.

1938: 1 Eylül'de Yeşilırmak'ın ilk sayısı çıkar. 1 Aralık sayısı Atatürk'ün ölümüne ayrılır.

1939: 12 Şubat'ta Abdizade Hüseyin Hüsameddin Yaşar ölür. 1 Mart'ta altıncı ve yedinci sayılar birlikte çıkar. 1 Nisan'da son sayı yayımlanır.

1951: 8 Ağustos'ta kabul edilen 5830 sayılı kanunla halkevleri fiilen sona erer.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Özer, Şerife; Mutlu, Hamdi. "Amasya Halkevi Yayın Organı: Yeşilırmak Dergisi Üzerine Bir İnceleme (1938-1939)". Karadeniz Araştırmaları 18/71 (2021): 787-800.
  • Taşdemir, S. "Amasya Halkevi ve Yeşilırmak Dergisi". ICANAS 38: 3047-3066.
  • Karataş, M. "Amasya Halkevi Dergisi: Yeşilırmak Bibliyografyası". Dil ve Edebiyat Araştırmaları. Ankara: İksad Yayınevi, 2020: 87-110.

Resmî kaynaklar

  • Menç, H. Amasya Basın Tarihi. Amasya: Amasya Belediyesi Yayıncılık, 2003.

Kitaplar

  • Çeçen, A. Atatürk'ün Kültür Kurumu Halkevleri. İstanbul: Cumhuriyet Kitapları, 2000.

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar