Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra Osmanlı eğitim hayatı köklü bir yenilenme sürecine girdi. Bu sürecin taşradaki en somut ürünlerinden biri, sıbyan mektebi ile yüksek öğrenim arasında yeni bir basamak oluşturan rüştiye mektepleriydi. Amasya, yüzyıllar boyunca medreseleriyle Anadolu'nun ilim şehirlerinden biri sayılmıştı; rüştiyenin bu şehirde ve kaynakların bir kısmına göre bir medresenin yerinde açılması, eski ile yeninin yan yana durduğu bir geçiş döneminin tipik örneğidir.

Amasya rüştiyelerine ait belgeli bilgi sınırlıdır; tarihler ve yıkılan medresenin adı konusunda kaynaklar da her zaman aynı şeyi söylemez. Çelişen ya da kesin olmayan noktalar ilgili yerlerde belirtilmiştir.

Sıbyan ile Medrese Arasındaki Boşluk

On dokuzuncu yüzyıl başına kadar Osmanlı çocuğunun eğitimi iki uçtan ibaretti. Beş altı yaşındaki çocuklar mahalle camisinin yanındaki sıbyan mektebinde Kur'an okumayı, temel dinî bilgileri ve dört işlemi öğreniyor, bunun ötesine geçmek isteyen medreseye gidiyordu. Sıbyan mektepleri merkezî bir teşkilata ve ortak bir programa sahip değildi; vakıf gelirleriyle ve her vakfın koyduğu şartlara göre yürüyor, öğretmenlerin çoğu medreseden yetişmiş hocalardan oluşuyordu. Araç gereç yoktu, dünyevî ve deneysel bilgilere ise istisnalar dışında yer verilmiyordu.

Orta dereceli bir basamağın bulunmayışı, dönemin gözlemcilerinin de dikkatini çekmişti. Ubicini, 1850'de yayımlanan eserinde eski düzenin en tehlikeli kusurlarından birinin orta öğretimin yokluğu olduğunu yazar: çocuklar mektepten çıkar çıkmaz yüksek tahsile gitmek zorunda kalıyor, bunu sonuna kadar götürmeyenler birkaç yıllık okumadan sonra öğrendiklerini unutup başlangıç noktasına dönüyordu. Maarif Nâzırı Emrullah Efendi de yıllar sonra rüştiyelerin amacını, ilk tahsil görenlerin yüksek öğrenime geçişini kolaylaştırmak, bilgi ve görgülerini artırmak ve var sayılan boşluğu doldurmak olarak özetleyecektir.

Çözümün ilk adımı II. Mahmud döneminde atıldı. Padişah 1826'da Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdıktan sonra yetişmiş memur ve subay ihtiyacının eski kurumlarla karşılanamayacağını görmüş, askerî okulların yanında sivil okullara da ihtiyaç duyulduğu 1838'de hükûmetin gündemine girmişti. Rüştiyelerin açılması bu girişimden doğdu; 1839'da Mekâtib-i Rüşdiye Nezâreti kuruldu, onu 1846'da Mekâtib-i Umûmiye Nezâreti, 1857'de bakanlık düzeyinde ilk eğitim örgütü sayılan Maârif-i Umûmiye Nezâreti izledi. 1869 tarihli Maârif-i Umûmiye Nizamnâmesi ise okullaşmanın ve rüştiyelerdeki öğretimin esaslarını belirleyen temel metin oldu. Reformcular medreselerle açık bir çatışmaya girmek yerine, ulemanın dışında kalan sivil bir bürokrasi kurmayı seçtiklerinden rüştiyeler medreseyi kapatmadı; yanında ona alternatif olan yeni bir yol açtı.

Rüştiyelerin yaygınlaşması ise kolay olmadı. Mektep binası, ders araç gereci ve nitelikli öğretmen bulmak büyük güçlük çıkarıyordu; her mektebin açılış masrafının vilayetlere bırakılması da ilerlemeyi yavaşlattı. Öğretmen ihtiyacı, sonradan Dârülmuallimîn ve Dârülmuallimât gibi öğretmen okullarının açılmasını gerektirdi. Amasya'da da rüştiyenin ne ölçüde kök saldığını bu genel çerçeve içinde okumak gerekir.

Amasya'da Medrese Geleneği

Amasya'nın eğitim geleneği Danişmendli ve Selçuklu dönemine kadar iner. Halifet Gazi Medresesi 1222-1228 arasında yaptırılmış, ilk müderrisi Kadı Burhâneddin olmuştu. İlhanlı döneminde 1309'da kurulan Dârüşşifa Medresesi uygulamalı tıp eğitimi vermiş, Sabuncuoğlu Şerefeddin burada yaklaşık on dört yıl hizmet etmişti. Alaca Yahyâ Bey Medresesi'ni 1373'te Şadgeldi Paşa yaptırmış, ilk müderris olarak Sadreddin Artuk Türkmânî atanmıştı. Osmanlı döneminde Yörgüç Paşa, Bayezid Paşa, II. Bayezid Külliyesi ve Büyük Ağa gibi yapılarla medrese sayısı arttı; ilim kurumlarının sayısı 1398-1592 yılları arasında en üst düzeye çıktı.

Amasya paşa sancağından Sivas eyaletine bağlandıktan sonra bu parlak dönem duraklamaya girdi; 1800'den itibaren gerileme sürdü ve ilim ile hayır kurumlarının birçoğu harap oldu. Yine de şehir kültür merkezi niteliğini tamamen yitirmemişti. Anadolu'yu 1861'de dolaşan seyyah G. Perrot, Amasya'yı "Anadolu'nun Oxford'u" diye tarif etmiş ve medreselerde ikibine yakın öğrencinin okuduğunu yazmıştır. XIX. yüzyıl başında şehir hakkında eser yazan Mustafa Vâzıh Efendi de burayı bir talebeler şehri olarak anar. Rüştiyeler işte bu birikimin ortasına yerleşti.

Nüfus yönünden de şehir küçük sayılmazdı. XIX. yüzyılda nüfus yirmi beş otuz bin civarındaydı, mahalle sayısı ise otuz altı kadardı. Amasya sancağı yüzyılın sonunda Sivas vilayetine bağlı olarak merkez, Merzifon, Vezirköprü, Osmancık, Gümüşhacıköy, Ladik, Havza ve Mecidözü kazalarından oluşuyordu.

Ziyâ Paşa ve Amasya Islahatı

Amasya'nın modern okul tarihinde dönüm noktası, Yeni Osmanlıların önde gelen isimlerinden şair ve devlet adamı Ziyâ Paşa'nın mutasarrıflığıdır. Sadrazam Âlî Paşa'nın onu İstanbul'dan uzaklaştırma kararlılığı sürdürmesi üzerine Amasya mutasarrıflığına tayin edilen Ziyâ Paşa, burada iki yıl kadar kaldı. Halil İnalcık'ın Kenan Akyüz'ün belgelere dayanan çalışması için yazdığı tanıtım mutasarrıflığı 1863-1865 yıllarına yerleştirir; Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'ndeki biyografi ise kalış süresini iki yıl olarak verir ve Canik'e naklini 1865'e koyar. Tayin tarihi kaynaklarda kesin değildir, ayrılış tarihi 1865'te birleşir.

Ziyâ Paşa bu iki yılda benzeri görülmemiş bir imar hareketine girişti. Amasya'nın merkezine ve beş kazasına altı hükûmet konağı, altı mektep, bir idadi, altı saat kulesi, bir hapishane binası, bir bedesten ve iş yerleri yaptırdı; şehir merkezinde yeni yollar açtırdı. Bu faaliyetler Amasya Islahatı adıyla anılır. Halil İnalcık, Akyüz'ün kitabına yazdığı tanıtımda bu işler arasında bir köprü, çarşı, bedesten, hükûmet konağı, altı ilk okul, bir idadi, hapishane ve yolları sayar ve Ziyâ Paşa'nın başarılarının takdirle karşılanmaya değer olduğu yargısını aktarır.

Bu imar işlerinin parası merkez hazinesinden gelmiyordu. Tanzimat idaresinin taşradaki bayındırlık faaliyetleri için gereken kaynak mahallî salmalarla sağlanıyordu ve Ziyâ Paşa da aynı yola başvurarak yerel ileri gelenlere ve ulemaya mali yükler getirdi, salmaları halka da yaydı. İnalcık'ın özetlediği belgelere göre karşı koyanların başında Zile'de uzun yıllar müftülük yapmış Lûtfullah ile Zile eşrafından Hacı Hasan Ağa vardı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi müftünün adını Feyzullah Efendi olarak yazar; ad farkı kaynaklar arasındaki bir okuma ayrılığıdır. Arkalarında Amasya'nın belli başlı hanedanları, ulema ve tüccar bulunan bu kesim Ziyâ Paşa'yı suistimalle suçladı, Ziyâ Paşa ise onların servetlerinin meşru olmayan yollardan edinildiğini ileri sürerek mücadeleye girişti. Sonunda söylentiler Bâb-ı Âli'ye ulaştı ve Ziyâ Paşa 1865'te Canik mutasarrıflığına nakledildi. İnalcık, onu uğraştıran asıl çatışmanın yerel vücûh ve ulemayla girişilen bu mücadele olduğunu vurgular ve olayı, taşrada hem keyfî valilerin hem de halkı sömüren âyânın bulunduğu geniş bir Anadolu manzarası içinde değerlendirmek gerektiğini belirtir.

Medresenin Yerine Rüştiye

Amasya'nın ilk rüştiye binasıyla ilgili kaynaklar iki ayrı biçimde konuşur. Türk Maarif Ansiklopedisi'nin Amasya maddesine göre Şadgeldi Paşa'nın 1373'te yaptırdığı Alaca Yahyâ Bey Medresesi'ni Amasya mutasarrıfı Ziyâ Paşa 1865'te yıktırmış ve yerine rüştiye mektebi yaptırmıştır. Aynı maddenin eğitim bölümünde ise bu işi 1864'te Maarif Nezareti'nin yaptığı yazılıdır. Yine aynı madde, Türüdüzâde Hafız Süleyman Ağa'nın 1754'te ahşaptan yaptırdığı Narlı Bahçe Medresesi'nin 1865'te Ziyâ Paşa tarafından yıktırıldığını kaydeder. Bu bilgilerden rüştiye için yıkılan medresenin hangisi olduğunu ve yıkımı kimin başlattığını kesin söylemek mümkün değildir; 1864-1865 aralığı ile Alaca Yahyâ Bey Medresesi'nin adı, kaynakların örtüştüğü noktalardır. Maarif Nezareti'nin desteğiyle yürütülen bu düzenlemeler, Amasya'da rüştiye eğitiminin başlangıcını oluşturdu.

Medreseler vakıf gelirleriyle yaşıyordu; yeni okul ise devletin kendi eğitim teşkilatına bağlı bir kurumdu. Bir medresenin yerine devlet okulu yapılması, yenileşme taraftarı bürokrasi ile ulema arasındaki gerginliği de akla getirir, fakat Amasya'daki yıkımın şehirde nasıl karşılandığına dair doğrudan bir anlatım incelenen kaynaklarda yoktur.

Ziyâ Paşa'nın yaptırdığı altı mektep ve bir idadi, rüştiye ile aynı yıllarda anılır. Burada bir belirsizlik vardır: Amasya Mekteb-i İdâdîsi'nin kuruluş tarihi Türk Maarif Ansiklopedisi'nde 1895 olarak verilir. Ziyâ Paşa döneminde anılan idadinin ayrı ve daha erken bir kurum mu olduğu, yoksa 1895'teki okulun öncüsü mü sayıldığı elimizdeki yayınlardan anlaşılmamaktadır. Rüştiyelerin ilerleyen yıllarda Amasya İdâdîsi'nin açılmasına zemin hazırlayan bir birikim oluşturduğu ise yaygın bir değerlendirmedir.

Rüştiyenin Yapısı ve Öğretimi

Rüştiyeler, çocuklara temel eğitimin ardından okuma yazma, hesap, coğrafya, tarih ve din bilgisi gibi dersleri sistematik biçimde öğreten orta dereceli okullardı; klasik mektep ile idadi arasında bir köprü işlevi gördüler. Sıralı sınıflarda, belirli bir programa göre ve düzenli imtihanlarla yürüyen öğretim, ders kitaplarının, karatahtanın, haritanın ve kürenin kullanıldığı bir ortamda yapılıyordu. Bu araçlar sıbyan mektebinden gelen çocuk için yeni bir deneyimdi.

Rüştiyelerin kadrosu sade tutulurdu. Sivas vilayetindeki yirmi iki rüştiye için 1898-1903 maarif salnâmelerine dayanan bir incelemeden anlaşıldığı kadarıyla öğrenci yoğunluğuna göre iki ya da üç muallim görev yapar, "muallim-i evvel" adı verilen baş öğretmenin yanında her rüştiyede bir hat muallimi bulunurdu; öğrenci sayısı fazla olan yerde buna "muallim-i sânî" kadrosu eklenirdi. Aynı çalışma, vilayetteki yirmi dört rüştiyeden onunun II. Abdülhamid döneminde yaptırıldığını bildirir. Rüştiye öğretmenleri çoğu zaman şehrin aydın çevresinden gelen kişilerdi.

Rüştiye mezunları hem devlet hizmetine hem de idadi ve yüksek okullara hazırlanırdı. Bu okulların açılması, okuryazarlığın artmasına ve taşrada yeni bir aydın kuşağının yetişmesine katkı sağladı. TTK yayını içindeki değerlendirmeye göre rüştiyeler, yeni öğretim yöntemlerini ve değişen zihniyeti taşraya ulaştırması, ayrıca II. Meşrutiyet döneminde önemli görevlere gelecek kişileri yetiştirmesi bakımından Osmanlı yenileşmesinde belirgin bir rol oynadı.

Sayılarla Amasya Çevresi

Amasya'daki okul durumunu gösteren ilk sayısal bilgi 1870 tarihli Sivas Salnâmesi'ne dayanır. Buna göre şehirde yirmi yedi ilkokulda 718 Müslüman öğrenci okumakta, Ermenilere ait bir sıbyan okulunda 195 öğrenci bulunmakta, otuz bir medresede ise yirmi altı hatip, yirmi üç imam, kırk dört müderris ve 278 öğrenci kayıtlıydı. Aktarılan özette rüştiye için ayrı bir kalem yer almaz.

Yirmi yıl sonrasına ilişkin kayıtlar daha açıktır. Vital Cuinet, 1891'de Amasya'ya geldiğinde Müslüman okulları arasında sekiz öğretmenli iki rüştiye saydı; öğrenci rakamları ansiklopedideki aktarımda açıkça bozuk olduğundan burada tekrarlanmamıştır. 1892 tarihli Sivas Salnâmesi'ne göre Amasya'da bir rüştiye ve dört ilkokul açılmıştır. Böylece Amasya'nın 1890'larda birden fazla rüştiyesi olduğu görülür; 1892'de açılan okulun hangisi olduğu ise kaynaklarda belirtilmez.

1898-1903 maarif salnâmelerini inceleyen Togay Seçkin Birbudak'ın verileri, Amasya sancağının durumunu daha ayrıntılı gösterir. Vilayette Sivas, Amasya ve Tokat'ta birer idadi bulunuyordu. Amasya İdâdîsi'nde öğrenci sayısı 1898'de 91, 1899'da 72, 1900'de 111, 1901'de 121 ve 1903'te 97 olarak verilir; bunlardan 1903'te dokuzu gayrimüslimdi. Sancağın kazalarındaki rüştiyelerde ise 1903'te Merzifon'da 91, Ladik'te 120, Gümüşhacıköy'de 65, Köprü'de 30, Mecidözü'nde 46 ve Havza'da 35 öğrenci okuyordu. Aynı yıllarda vilayetin toplam yirmi dört rüştiyesinde her yıl yaklaşık bin kişi öğrenim görmekteydi. Aynı kaynak, Amasya kazasında on dokuz medresede 530 öğrencinin bulunduğunu da gösterir; yüzyılın sonunda rüştiye ile medrese hâlâ yan yana işlemekteydi.

Kız Çocuklarının Eğitimi

Rüştiyeler önce erkek çocukları için açıldı, zamanla kız çocuklarının eğitimine de yer verdi. İnas rüştiyeleri olarak bilinen kız okulları kadın eğitiminin kurumsal başlangıcıydı ve erkek rüştiyelerinden farklı olarak programlarında nakış dersi bulunurdu. Amasya'daki durum ise belgelerle tam olarak ortaya konamamıştır. Birbudak'ın incelediği 1898-1903 salnâmelerinde Sivas vilayetinin tek kız rüştiyesi merkezdeki Sivas İnas Mekteb-i Rüşdîsi'dir; Amasya'da bu yıllarda ayrı bir inas rüştiyesi görünmez. Türk Maarif Ansiklopedisi'ne göre Amasya'da 1912'de kız mektebi sayısı ikiye çıkmıştır, Cuinet de 1891'de kız öğrencilerin ilkokullarda okuduğunu yazar. Amasya'da inas rüştiyesi açıldığı bu kaynaklarda doğrulanamamıştır; kız eğitiminin şehirdeki kurumsal adımları ilkokul düzeyinde görünür.

İdadi ve Yabancı Okullar Karşısında

Amasya Mekteb-i İdâdîsi 1895'te kurulmuştur. İdadi, rüştiye mezunlarının devam edebildiği bir üst basamaktı; Hendese, Usûl-i Defterî, Coğrafya, Ahlâk, Dinî İlimler, Hesap, Fransızca, Türkçe, Resim, Hat ve Farsça derslerinin Sivas vilayetindeki üç idadinin ortak dersleri arasında yer aldığı salnâmelerden anlaşılır. Aynı salnâmeler Sivas, Amasya ve Tokat idadilerinin Müslüman öğrencilerin yanı sıra az sayıda gayrimüslim öğrenciye de hizmet verdiğini kaydeder. Gayrimüslim öğrenciler yoğun biçimde kendi cemaat okullarına gittikleri için bu idadilere talep düşüktü.

Gayrimüslim cemaat okulları rüştiye düzeyinde de örgütlenmişti: 1903'te Sivas vilayetinde gayrimüslimlere ait on dört rüştiye vardı ve bunlardan biri Amasya kazasında, üçü Merzifon'da bulunuyordu. Yabancı okullar da bölgede etkindi. Merzifon'da Amerikalı Protestanların karma bir idadisi ve Cizvit Fransızların erkek idadisi, Amasya'da ise Ermenilere ait Bartevian Koleji ile bir Katolik Fransız okulu açılmıştı. 1883'te bir Fransız heyeti kilise ve mektep açarak misyonerlik faaliyeti yürütmüş, 1892'de Müslüman ailelerin çocuklarını bu okullara kaydettirmesi yasaklanmıştır. Devlet okullarının yaygınlaşması bu ortamda, Müslüman ailelerin çocuklarını yabancı okullara göndermesini yasaklayan kararla birlikte okunabilir.

Meşrutiyet ve Cumhuriyet Dönemi

1908'deki Meşrutiyet idaresinde Amasya'da maarifin yayılması için yeni girişimler görülür. Topçuzâde Halil Efendi ve kardeşi eski rüştiye mektebinin yerine yeni bir mektep yaptırdı; Zileli Hasan Efendi Tatar mahallesinde ve Sultan Bayezid Camii avlusunda iki mektep, Amasya İttihat ve Terakkî Kulübü ise Kazancı mahallesinde Ravza-yı İttihat adıyla bir mektep açtırdı. Hatipzâde Mehmed Emin Efendi Burmalı Minare yakınındaki Mimarbaşı Hasan Efendi Mektebi'nin yerine bir medrese, Yumuk Osmanzâde Mehmed Hamdi Efendi ise Sultan Bayezid Camii avlusunda bir kütüphane yaptırdı. 1912'de Amasya'da idadi sayısı altıya, kız mektebi sayısı ikiye çıkmış, vilayet merkezinde bir vakıf mektebi ve beş mahalle mektebi açılmıştır.

1913'te çıkarılan Tedrisât-ı Umûmiye Kanun-ı Muvakkati rüştiyeleri ilköğretimin en yüksek kademesi saymış, rüştiye ile ibtidaî mektepleri "mekâtib-i ibtidâiye-i umûmiye" adı altında birleştirmişti; bu kanunun birçok maddesi Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na kadar yürürlükte kaldı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Amasya'da bir lise, bir dârülhilafe ve bir idadi vardı. 1924'te sultânîlerin liselere çevrilmesiyle Arapça ve Farsça dersleri kaldırıldı. 1895'te Mekteb-i İdâdî olarak açılan okul 1926'dan itibaren Amasya Ortaokulu olarak sürdü, lise bölümü 1954-1955 eğitim yılında açıldı, ortaokul kısmı 1993-1994'te kademeli olarak kaldırıldı ve okul bugün Amasya Anadolu Lisesi adıyla hizmet vermektedir. Rüştiyeler ise Cumhuriyet döneminde ortaokullara dönüşerek eğitim geleneğini sürdürdü.

Kronoloji

1222-1228: Mübârizüddin Halifet Gazi, Amasya'da Halifet Gazi Medresesi'ni yaptırır; ilk müderris Kadı Burhâneddin'dir.

1373: Şadgeldi Paşa Alaca Yahyâ Bey Medresesi'ni yaptırır.

1839: Mekâtib-i Rüşdiye Nezâreti kurulur.

1857: Maârif-i Umûmiye Nezâreti kurulur.

1861: G. Perrot Amasya'yı gezer; medreselerde yaklaşık iki bin öğrenci bulunduğunu yazar.

1863-1865: Ziyâ Paşa Amasya mutasarrıfıdır (başlangıç tarihi kaynaklarda farklı okunur).

1864-1865: Rüştiye mektebi bir medresenin yerine yaptırılır; kaynaklar yıkımı bir yerde Maarif Nezareti'ne, bir yerde Ziyâ Paşa'ya bağlar.

1869: Maârif-i Umûmiye Nizamnâmesi yayımlanır.

1870: Sivas Salnâmesi'ne göre Amasya'da yirmi yedi ilkokul ve otuz bir medrese vardır.

1883: Fransız heyeti Amasya'da kilise ve mektep açar.

1891: Vital Cuinet Amasya'da iki rüştiye kaydeder.

1892: Sivas Salnâmesi'ne göre Amasya'da bir rüştiye ve dört ilkokul açılmıştır; Müslüman ailelerin çocuklarını yabancı okullara kaydettirmesi yasaklanır.

1895: Amasya Mekteb-i İdâdîsi kurulur.

1908: Topçuzâde Halil Efendi ve kardeşi eski rüştiye mektebinin yerine yeni bir mektep yaptırır.

1912: Amasya'da idadi sayısı altıya, kız mektebi sayısı ikiye çıkar.

1913: Tedrisât-ı Umûmiye Kanun-ı Muvakkati ile rüştiyeler ilköğretimin en yüksek kademesi sayılır.

1924: Sultânîler liselere çevrilir, Arapça ve Farsça dersleri kaldırılır.

1926: İdadi, Amasya Ortaokulu adıyla öğretimine devam eder.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar