Yeşilırmak'ın şehri ikiye böldüğü yerde, Hükümet Köprüsü'nün başında ince bir kule yükselir. Üzerindeki saat Amasya'nın gündelik zamanını gösterir, ama kulenin asıl dikkat çeken yanı, bugün gördüğümüz yapının aslında ikinci kule olmasıdır. Birincisi 1865'te dönemin mutasarrıfı, Tanzimat edebiyatının tanınmış şairi Ziya Paşa tarafından yaptırılmış, aynı yıl bir yangında hasar görmüş, 1938 depreminden de ağır zarar görerek çıkmış ve Şubat 1940'ta yeni köprü inşaatı sırasında yıktırılmıştı. Aradan altmış iki yıl geçtikten sonra, 2002'de aslına uygun olarak yeniden kuruldu. Amasya'da kule, hem bir şair valinin imar faaliyetinin hem de nehir kıyısındaki hükümet bölgesinin eski düzeninin hatırasını taşır; bunlara Millî Mücadele yıllarına bağlanan yerel bir anlatı da eklenir.

Ziya Paşa ve Amasya Mutasarrıflığı

Kuleyi yaptıran adam, Osmanlı'da devlet hizmetini edebiyatla birlikte yürütmüş isimlerden biriydi. Abdülhamid Ziyâeddin adıyla 1825'te (kimi kaynaklarda 1829) İstanbul'da doğan Ziya Paşa, Sadaret Mektubi Kalemi'nde yetişmiş, 1855'te Mâbeyn-i Hümâyun kâtipliğine getirilmişti. Bu yıllarda Fransızca öğrendi ve Molière'in Tartuffe'ünü manzum olarak çevirerek Türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu. Mustafa Reşid Paşa'nın ölümünden sonra sadrazam olan Âli Paşa ile anlaşamadığından saraydan uzaklaştırıldı; önce Atina elçiliğinde görevlendirildi, 1861'de Kıbrıs mutasarrıfı oldu ve "paşa" unvanını bu görevle aldı. Kıbrıs'ta sıtmaya yakalandı, babasını ve bir çocuğunu orada kaybetti.

Amasya mutasarrıflığı bu yılların ardından, 1863'te geldi. Kenan Akyüz'ün arşiv belgelerine dayanan çalışmasını değerlendiren Halil İnalcık, Ziya Paşa'nın Amasya görevinin 1863-65 arasında iki yıl sürdüğünü ve ardından Canik mutasarrıflığına nakledildiğini yazar. İnalcık'ın aktardığı kadarıyla paşanın bölgeye kazandırdığı bayındırlık işleri arasında bir köprü, bir çarşı, bir bedesten, altı hükümet konağı, altı ilk okul, bir idadi mektebi, bir hapishane ve yollar sayılır; ayrıca eşkıyayı sindirmeye çalışmıştır. Saat kulesi bu listede ayrıca anılmaz. Ancak kulenin tarihi olan 1865, paşanın Amasya'daki görev süresinin son yılına denk gelir; yani kule, şehirden ayrılmadan önce bıraktığı eserlerin sonuncularından biridir.

Ziya Paşa'nın Amasya yılları kolay geçmedi. İnalcık'ın aktardığı belgeler, paşanın asıl mücadelesinin yerel vücûh ve ulemâ ile olduğunu gösterir. Tanzimat yönetiminin taşrada giriştiği bayındırlık işleri para istiyordu, merkezî hazine bunu karşılamaya yetmediği için bedel mahallî salmalarla toplanıyordu. Ziya Paşa da bu yola başvurmuş, bölgenin ileri gelenlerine ve halka mali yükler yüklemişti. Zile'de yirmi iki yıl müftülük yapmış Lütfullah ile Zile eşrafından Hacı Hasan Ağa bu uygulamaya karşı çıktı. Paşa, bu kişilerin ve arkalarındaki Amasya hânedan, vücûh ve tüccar çevrelerinin servetlerini meşru olmayan yollardan edindiğini ileri sürerek onları sıkıştırdı, hapse kadar gitti. Onlar da valiyi kanunsuz salma toplamakla ve toplanan paraları kendi zimmetine geçirmekle suçladı. Sonunda halk arasında karışıklık çıkabileceği Bâb-ı Âli'ye bildirildi ve Ziya Paşa Canik'e nakledildi.

İnalcık bu tabloyu, merkezin idarecileri ile taşrada nüfuz sahibi âyân arasındaki daha geniş bir geriliğin örneği olarak yorumlar. Ona göre taraflardan hiçbiri tek başına haklı ya da haksız sayılamaz: Ziya Paşa gibi faydalı bayındırlık işleri yapan valiler de vardı, öz çıkarı için çalışanlar da; halkı idarecilerin suiistimaline karşı koruyan âyân olduğu gibi nüfuzunu halkı soymak için kullananlar da. Paşa kendisine karşı çıkan müftü Lütfullah için, "sureten müftülük, manen hem valilik hem müdürlük hem kadılık" ettiğini söylemişti. İnalcık, Ziya'nın sonradan, 1869'da Hürriyet gazetesinde eyaletlerde idare üzerine yazdığı yazılarda bu tecrübenin güçlü izlerinin bulunduğunu da belirtir.

Paşanın sonraki yılları, Amasya'daki bu deneyimden bağımsız olarak da bilinir. Nisan 1867'de yeniden Kıbrıs'a atanınca Namık Kemal ile birlikte Avrupa'ya geçti ve Yeni Osmanlılar'ın Hürriyet gazetesini çıkardı. İstanbul'a Âli Paşa'nın ölümünden sonra dönebildi, Kanun-ı Esasi hazırlıklarında yer aldı, 1878'de Adana valisi oldu ve 17 Mayıs 1880'de orada öldü. Terci-i Bend, Zafernâme ve üç ciltlik Harâbât antolojisi gibi eserleri bugün de anılır. Amasya'da ise adı, köprü başındaki bu kuleyle birlikte yaşar.

Kulenin Yeri: Hükümet Köprüsü

Kule, şehir merkezinde Hükümet (Helkıs) Köprüsü'nün yanında, Hükümet Konağı'nın hemen bitişiğinde yer alır. Kaynaklar konumunu iki biçimde tarif eder: kimi metinler köprünün batı yanını, kimileri köprünün kuzey başını anar. Bu iki tarif aynı yeri gösterir; kule köprünün Hükümet Konağı tarafındaki ucunda durur. Köprü, iç kalenin Helkıs Kapısı'na yakın olduğu için Helkıs adıyla, resmî binanın yanında bulunduğu için Hükümet Köprüsü adıyla anılır.

Köprünün ilk biçimi ahşaptı. Yapım tarihi kesin bilinmez; Roma döneminden itibaren kullanıldığı kabul edilir, Osmanlılar da onarıp uzun süre işletmiştir. Vali Talat Öncel ahşap köprüyü yıktırmış ve yerine betonarme bir köprü yaptırmıştır. Kaynaklar bu işlemi bazen 1938'de yıkım, 1940'ta yeni köprü olarak, bazen tek bir tarihle verir; resmî tanıtım metinleri kulenin yıkımını köprünün betonarme olarak yeniden yapıldığı döneme, Şubat 1940'a bağlar. Köprü şehrin ortasında Yeşilırmak'ın iki yakasını birbirine bağlar ve kule bu geçidin ucunda durur.

Saat Kuleleri ve Taşrada Zamanın Düzeni

Osmanlı taşrasında saat kuleleri, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında yaygınlaşan kamu yapılarıydı. Asıl işlevleri zamanı göstermekti; bunun yanında yangın ve gözetleme kulesi olarak da kullanıldıkları kaydedilir. Daha önemlisi, resmî kuruluşların ezanî saat yerine, Batı'daki gibi mekanik saate ve sabit çalışma saatlerine dayanan bir düzene geçmesine yol açtılar. Namaz vakitlerine göre günü bölen, gün batımıyla her gün kayan ezanî saatin yerini, herkes için aynı işleyen bir zaman anlayışı aldı. Bu nedenle saat kuleleri, hem idari bir araç hem de Tanzimat'ın düzen ve modernleşme anlayışının görünür bir işareti sayıldı.

Amasya Saat Kulesi bu anlayışın taşrada kurulmuş örneklerinden biridir. Bir mutasarrıfın hükümet konağı ve köprü başında, yani idarenin ve çarşının kesiştiği yerde bir saat kulesi yaptırması, devletin hem düzenli hem görünür olduğunu göstermenin en doğrudan yoluydu. Kaynaklar, paşanın kuleyi neden ve nasıl yaptırdığı konusunda ayrıntı vermez; yapının bu anlayışla ilişkisi, dönemin genel uygulamasından çıkarılan bir değerlendirmedir.

Yangın, Deprem ve Yıkım

Kulenin hikâyesi yapılışından itibaren sakin geçmedi. Kaynakların hemen hepsinde ortak bir bilgi vardır: kule, yapıldığı yıl çıkan bir yangında hasar gördü. Yangının ayrıntıları, hangi bölümün zarar gördüğü ve nasıl onarıldığı kayıtlarda yer almaz. Onarılan kule, ardından uzun süre yerinde kaldı.

Kimi kaynaklar kulenin 1938 depreminde de ağır hasar aldığını belirtir. Yıkım ise bir köprü inşaatıyla geldi. Şubat 1940'ta, Vali Talat Öncel döneminde, bitişikteki ahşap Helkıs Köprüsü betonarme olarak yeniden yapılırken kule yıktırıldı. Yerel tanıtım metinlerinde aktarılan gerekçeye göre kule köprü inşasına engel oluyordu ve yerine daha modern bir saat kulesi yapılacağı vaat edilmişti. Bu vaat gerçekleşmedi; kule yok edildi ve Amasya uzun yıllar kendi saat kulesi olmadan yaşadı. Resmî tanıtım yıkımı kısaca "bitişiğindeki ahşap köprünün betonarme olarak yeniden yapılması sırasında" diye anar; deprem hasarı ile yıkım arasındaki ilişkiyi ise hiçbir kaynak açıkça kurmaz.

2002'de Yeniden İnşa

Altmış iki yıl boyunca kule, eski fotoğraflarda ve şehirlilerin hatırasında yaşadı. Bu görüntülerden biri, 1903 tarihli Sivas Vilayeti Salnamesi'nde yer alan bir fotoğraftır ve kulenin Osmanlı döneminde vilayetin resmî yıllığında yer aldığını gösterir. Bugünkü kule 18 Haziran 2002'de, Amasya Valisi Hüseyin Poroy tarafından asli hâline uygun olarak yeniden yapılıp hizmete alındı. Yapı malzemesi, tarif edildiği kadarıyla, düzgün kesme taş, tuğla ve ahşaptır.

Tanıtım metinleri kulenin "aslına uygun" yapıldığını söyler. Aşağıdaki mimari tarif ise bugünkü yapıya aittir; özgün kulenin ayrıntıları için elde yalnızca eski fotoğraflar ve genel tanımlar vardır.

Amasya Saat Kulesi'nin Safranbolu'daki Zamanın Tanığı Saat Kuleleri Parkı'nda bir maketi yer alır. Park, Türkiye'nin çeşitli kentlerindeki saat kulelerini küçültülmüş örnekleriyle bir araya getirir; Amasya kulesi de bu seçkide yer alır.

Mimarisi

Amasya Müze Müdürlüğü'nün tarifine göre kule, esasen bir minare görünümündedir. Kaide kare planlıdır ve düzgün kesme taştan yapılmıştır. Doğu cephesinde yarım daire kemerli bir pencere açıklığı, kuzey cephesinde yarım daire kemerli bir kapı ile iki pencere açıklığı bulunur. Kaidenin üzerinde yükselen silindirik gövde tamamen tuğladır; gövde, dört yöne doğru hafifçe daralan ve testere dişi biçiminde tuğla dizileriyle kademelendirilmiş bir pabuç üzerine oturur. Yani yapıya yukarı doğru daralan zarif görünümünü veren, taş kaideden çok bu tuğla gövdedir.

Gövdenin üst kısmı silindirik bir bilezikten sonra şerefe biçiminde düzenlenmiştir. Şerefenin altı, üç sıra testere dişi ile aralarındaki düz tuğla dizilerinin nöbetleşerek, üst üste ve dışa doğru taşırılmasıyla genişletilmiş, korkuluk ise eşit aralıklı ince demir çubuklarla yapılmıştır. Bu düzen, minare şerefelerinin yapı diline çok yakındır ve kulenin neden minareyi andırdığını açıklar. Şerefenin üzerinde, bir karenin köşelerinin pahlanmasıyla elde edilmiş, iki kademeli ve tamamen ahşap bir petek bölümü yükselir.

Petek bölümünün alt kademesinde, ana akslarda daire kadranlı birer saat yer alır. Üst kademede ise her yöne bakan yarım daire kemerli büyük birer açıklık bulunur. İki kademe, profilli bir silmeyle birbirinden ayrılmıştır ve yapının üzeri geniş saçaklı, basık bir çatıyla örtülüdür. Taş, tuğla ve ahşabın aynı yapıda buluşması, kuleyi Anadolu'daki yerel yapı geleneğiyle Osmanlı saat kulesi tipini birleştiren bir örnek hâline getirir. Yeşilırmak kıyısındaki konumu nedeniyle nehir, köprü ve kule çoğu fotoğraf karesinde bir arada görünür; akşam ışıklandırmasıyla kule suya da yansır.

Bedesten'deki Saat Kulesi

Amasya'da saat kulesi denince akla gelen tek yapı köprü başındaki kule değildir. Hacıyahya Mahallesi'nde, Gümüş Caddesi üzerindeki Bedesten'in doğusunda dairesel planlı, kesme taştan yapılmış bir saat kulesi daha bulunur. Kültür Portalı'ndaki envanter kaydında yapı "Bedesten ve Saat Kulesi" adıyla geçer; yaptıranlar olarak Köprülü Mehmed Paşa ile Ali Rıza Bey anılır, yapım tarihi 1660-1883 aralığı olarak verilir ve 1900'de onarım gördüğü belirtilir. Saat kadranının altında, minare şerefesini andıran bir bölüm ve demirden bir korkuluk vardır. Kayıttaki iki ayrı tarih, bedestenin on yedinci yüzyılda, saat kulesinin ise sonradan eklendiğini düşündürür; ama kayıt bunu açıkça yazmaz.

Murat Çerkez'in EKEV Akademi Dergisi'nin 45. sayısında yayımlanan "Amasya Saat Kuleleri" başlıklı makalesi de şehirde birden fazla saat kulesi bulunduğuna işaret eder. Burada anlatılan, Ziya Paşa'nın yaptırdığı ve 2002'de yeniden kurulan köprü başındaki kuledir.

Bayrak Hadisesi Anlatısı

Amasya Saat Kulesi, şehirde yalnızca bir saat yapısı olarak anılmaz. Yerel anlatıya göre kule, Mondros Mütarekesi'nin ardından, işgal yıllarında yaşanan bir olaya sahne olmuştur. Resmî tanıtım metinleri bu hikâyeyi "kuşaktan kuşağa bir kıssa gibi anlatılan" bir olay olarak aktarır; bundan sonrası da belgeli bir olaydan çok yerel hafızanın taşıdığı bir anlatı olarak okunmalıdır.

Anlatıya göre Merzifon'a yerleşen İngiliz birlikleri Amasya'da karışıklık çıkarmak ve halkı kışkırtmak için bir dizi harekete girişti. Merzifon'dan gelen iki İngiliz subayı, Mondros Mütarekesi'nin dördüncü maddesini gerekçe göstererek Amasya cezaevindeki bütün mahkûmların serbest bırakılmasını istedi. Mutasarrıf Sırrı Bey, hapishane müdürü ve komiser İsmail Efendi bu isteğe boyun eğmedi; İngilizlerden Amasya'yı hemen terk etmeleri istendi. İngilizler ertesi gün, başlarında Solter adlı bir temsilciyle şehre döndü, bu kez amaçları Sırrı Bey'i tutuklamaktı. Bu sırada bir grup İngiliz askeri saat kulesinin kapısını kırarak içeri girdi, tepedeki Türk bayrağını indirip yerine kendi bayraklarını çekti.

Haber duyulunca kule önünde büyük bir kalabalık toplandı. Anlatının bazı sürümlerinde topçu yüzbaşısı Cevat Bey'in "Biz muharebe meydanlarında bunun için mi cenk ettik" dediği aktarılır. Kalabalık isyan eşiğine geldiğinde müftü Hacı Tevfik Efendi, kadı Ali Himmet Efendi, Hoca Bahaeddin Efendi ve vaiz Abdurrahman Kâmil Efendi meydana yetişip halkı sakinleştirmeye çalıştı. Kadı Ali Himmet Efendi gözyaşları içinde, asil bir milletin memleketinde yabancı bayrağının dalgalanamayacağını söylerken ansızın bir fırtına koptu; fırtına, kulenin tepesindeki İngiliz bayrağını parçalayıp Yeşilırmak'a savurdu. İngiliz askerleri Hükümet Konağı'na sığındı, halk ise kuleden indirilen Türk bayrağını besmele ve tekbirlerle yerine çekti.

Hikâyenin ayrıntıları belgelerle doğrulanmış değildir. Çekirdek olaylar, yani cezaevi talebi, Mutasarrıf Sırrı Bey'in direnmesi ve bayrağın kuleye çekilmesi, farklı anlatımlarda tekrar eder; fırtına ve bayrağın havaya savrulması ise halk hafızasına ait bir unsurdur. Anlatının tarihi de kaynaklarda net değildir: bir derleme 1919 yılını verir, resmî tanıtım ise yalnızca "Anadolu'nun işgali sırasında" der. Yine de hikâyenin Amasya'da yaşıyor olması, kulenin şehir için yalnızca bir saat olmadığını gösterir. Kule, Amasyalıların işgal yıllarındaki direnç belleğiyle de bağlantılı bir yer olarak anılır.

Bugün Kule ve Çevresi

Bugün kule, şehir merkezindeki yürüyüş güzergâhının üzerinde, Hükümet Konağı'nın yanında ve Hükümet Köprüsü'nün başında yer alır. Hükümet Köprüsü'nün yakınında, Sultan Bayezid Camii'nin önünde Magdinus Köprüsü bulunur; halk arasında Maydanoz ya da Madenüs diye anılan bu köprünün 1485'te Mevlevi Tacibeyzade Sadi Çelebi'nin kızı Fatma Hatun tarafından yaptırıldığı düşünülür, ama bu kanıtlanmamıştır. Ahşap yapısı yüzünden 1968'deki bir selde yıkılan köprü, beton ayaklar ve demir gövdeyle yeniden yapılmış, 2011'de onarılmıştır. Yalıboyu evleri ve nehir kıyısındaki kafeler de kuleye kısa bir yürüyüş mesafesindedir; kule, bu tarihî rotanın doğal bir durağıdır.

Kronoloji

1825: Ziya Paşa İstanbul'da doğar (kimi kaynaklarda 1829).

1863-1865: Ziya Paşa Amasya mutasarrıfıdır; ardından Canik mutasarrıflığına nakledilir.

1865: Saat Kulesi Ziya Paşa tarafından yaptırılır; aynı yıl çıkan yangında hasar görür.

1903: Kule, Sivas Vilayeti Salnamesi'ndeki bir fotoğrafta görünür.

1938: Kimi kaynaklara göre bir depremde kule ağır hasar görür; Vali Talat Öncel ahşap Helkıs Köprüsü'nü yıktırır.

Şubat 1940: Kule, betonarme köprü inşaatı sırasında yıktırılır.

18 Haziran 2002: Kule, Vali Hüseyin Poroy döneminde aslına uygun olarak yeniden inşa edilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı: Amasya Saat Kulesi (Amasya Müze Müdürlüğü ve Tanıtma Genel Müdürlüğü arşivi). kulturportali.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Amasya Saat Kulesi, Vikipedi (Hakkı Acun, Osmanlı İmparatorluğu Saat Kuleleri, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi, 2011; Meltem Cansever, Türkiye'nin Kültür Mirası 100 Saat Kulesi, İstanbul: NTV Yayınları, 2009 ve Murat Çerkez, "Amasya Saat Kuleleri", EKEV Akademi Dergisi, sayı 45, 2010 kaynaklarına dayanır). tr.wikipedia.org
  • Halil İnalcık, Kenan Akyüz'ün "Ziya Paşa'nın Amasya Mutasarrıflığı Sırasındaki Olaylar, Belgeler I" kitabı üzerine değerlendirme, Belleten, cilt 30, sayı 117, Ocak 1966, s. 163-164. belleten.gov.tr

Resmî kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı: Bedesten ve Saat Kulesi, Kültür Envanteri (Amasya). kulturportali.gov.tr

Diğer kaynaklar

  • Damla Duman, "Magnidus ve Helkıs Köprüleri", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2019. turkiyeturizmansiklopedisi.com
  • Devlet-i Aliyye-i, "Amasya Saat Kulesi" (saat kulelerinin işlevleri ve 2002 yeniden inşası). devletialiyyei.com
  • İsa Çolaker, "Amasya'nın Sıralı Gelinleri: Köprüler", 2014.