Amasya çarşısının ortasında, Yeşilırmak'ın güney yakasında ve eski bedestenin hemen güneyinde yükselen Taşhan, kentin Osmanlı dönemi ticaret hayatından bugüne kalan en büyük sivil yapılardan biridir. Adını cömertçe kullanılmış kesme taşından alan han, iki katlı revaklarla çevrili kare avlusu, dışa açılan tonozlu dükkânları ve kapısı üzerindeki kitabesiyle on yedinci yüzyılın son yılında inşa edilmiştir. Yaklaşık iki yüz yıl boyunca tüccarı, yolcuyu, kervancıyı ve onların hayvanlarını barındıran yapı, 1915 yangınından sonra harap düşmüş, depolara ve zanaatkâr dükkânlarına bölünerek yaşamaya çalışmış, nihayet 2012'de tamamlanan kapsamlı bir onarımla yeniden konaklama yapısı hâline getirilmiştir. Bugün avlusunda kahve içilen ve odalarında yeniden yolcu ağırlanan Taşhan, bir sancak yöneticisinin hayrı olarak kurulmuş, evlatlık vakıf olarak yaşatılmış ve Amasya çarşısının yükünü yüzyıllarca paylaşmış bir yapıdır.
Konumu ve Çevresi
Taşhan, eski adı Hoca Süleyman olan, bugün Dere Mahallesi diye bilinen kesimde, Özkan Yalçın Caddesi üzerinde yer alır. Giriş kapısının bulunduğu batı yönünde bugün belediyenin açık otoparkı uzanır; doğusunda adını handan alan Taşhan Sokağı, kuzeyinde Kilari Süleyman Ağa Camii, güneyinde ise Selçuklu döneminin en tanınmış eserlerinden Burmalı Minare Camii bulunur. Böylece han, Amasya'nın ırmağın güneyine yaslanan tarihî çarşı bölgesinin tam içinde, cami, bedesten ve dükkân sıralarıyla örülmüş bir dokunun parçası olarak durur. Şehir dar bir vadiye kurulduğu ve yerleşme daha çok ırmağın düzlüğe yakın güney kıyısında yoğunlaştığı için ticaret yapıları da birbirine sokulmuş, sıkışık bir düzen içinde gelişmiştir. Taşhan'ın bu sıkışık çarşının ortasında geniş bir avlu açabilmesi, yapının kurulduğu dönemde ne kadar önemsendiğinin de bir göstergesidir.
Hanın hemen kuzeyindeki bedesten, kitabesine göre 1483'te kapı ağası Hüseyin Ağa tarafından vakıflarına gelir sağlamak üzere yaptırılmıştı. Dört payeli, dokuz kubbeli bu kıymetli eşya çarşısı 1668 depreminde büyük zarar görmüş, on dokuzuncu yüzyılda mutasarrıf Ziya Paşa döneminde kurşunları sökülüp kubbeleri yıktırılmış, 1950'lerde bir kısmı iş hanına yer açmak için ortadan kaldırılmış, ancak kalan bölümü 1970'e doğru yeniden kubbelendirilerek kurtarılmıştır. Kuzeydeki Kilari Süleyman Ağa Camii ise kayıtlarda 1489 tarihiyle geçen, tek kubbeli küçük bir yapıdır. Taşhan bu iki on beşinci yüzyıl yapısından iki asır sonra, aynı ticari çekirdeğe eklenerek inşa edilmiş ve bedesten çevresindeki çarşının yükünü paylaşan büyük bir konaklama ve depolama birimi olmuştur.
Banisi Rahtvan Hacı Mehmed Paşa
Hanı yaptıran kişi, kapı kitabesinden öğrenildiğine göre Amasya mutasarrıfı ve Cidde muhafızı Rahtvan Hacı Mehmed Paşa'dır. Adı kaynaklarda Rahtvan, Rahtuvan ya da Rahtuvan Hacı Mehmet Paşa biçimlerinde yazılır. Mutasarrıflık, sancağın idaresini yürüten makamdı ve on yedinci yüzyılın sonunda Amasya, şehzadelerin artık gönderilmediği, merkezden atanan yöneticilerce idare edilen bir sancak merkeziydi. Paşanın aynı zamanda Cidde muhafızı unvanını taşıması, onun Hicaz'ın kapısı sayılan bu liman şehrinde de görev aldığını ve devlet hizmetinde hayli yükselmiş bir kimse olduğunu düşündürür. "Hacı" sıfatı ise hac farizasını yerine getirdiğini gösterir.
"Rahtvan" lakabı Osmanlı saray teşkilatından tanıdık bir kelimedir. Sarayın has ahırı olan Istabl-ı Âmire'de, değerli taşlarla süslenmiş eyer ve at takımlarının saklandığı raht hazinesi bulunurdu; saraç bölüklerinin başında da rahtvan ağaları yer alırdı. Paşanın lakabının bu görevden mi geldiği, yoksa bir aile adı olarak mı kullanıldığı kaynaklarda açıkça belirtilmez. Nitekim bazı gezi yazılarında hanın "Amasya'nın ileri gelen ailelerinden Rahtuvanlar" tarafından yaptırıldığı söylenir; bu rivayet, adın zamanla bir aile lakabına dönüşmüş olabileceğine işaret ederse de belgeyle desteklenmiş değildir. Devlet hizmetinde yükselmiş bir paşanın kazancını kalıcı bir hayra dönüştürmesi Osmanlı'da yerleşik bir gelenekti; dinî yapıların yanında han, bedesten, köprü ve çeşme gibi iktisadi ve kamusal yapılar da bu hayır anlayışının parçasıydı. Taşhan, bir sancak yöneticisinin şehre bıraktığı bu türden iktisadi bir hayrattır.
Kitabe ve İnşa Tarihi
Hanın tarihini veren kitabe, dışarıya doğru çıkıntı yapan ana giriş kapısının üzerinde, ince uzun bir dikdörtgen çerçeve içine yerleştirilmiştir. Kitabenin ortasında ve kapı kemerinin kilit taşında birer rozet motifi bulunur. Kitabeye göre han hicrî 1110, yani milâdî 1699 yılında tamamlanmıştır. İnşayı yürüten ustanın adı ise kaynaklarda iki farklı biçimde geçer: yayınların çoğu, kitabeye dayanarak yapıyı Mimar Mehmed Kalfa'ya bağlarken, Amasya'nın resmî tanıtım metinlerinden birinde usta "Ferman Kalfa" olarak anılır. Bu farkın kitabenin farklı okunmasından mı, yoksa aktarımda oluşan bir hatadan mı kaynaklandığı açık değildir; 1771 tarihli vakfiyenin de mimarın adını verdiği bildirildiğinden, kesin okuma bu belgeyle karşılaştırılarak yapılabilir.
İnşa tarihi konusunda da bir aykırı ses vardır. Kimi popüler gezi yazılarında Taşhan'ın 1758'de yapıldığı ve otuz dört odalı olduğu yazılır. Kitabe, vakfiye ve 1700 tarihli vakıf işlemi birlikte değerlendirildiğinde 1699 tarihi sağlam görünmektedir. 1758 rakamının hangi belgeye dayandığı belli değildir; avluya 1761'de yapılan şadırvan ve mescit eklemesi ya da sonraki onarımlardan biriyle karışmış olması mümkündür. Bu yüzden yapının on yedinci yüzyıl sonu eseri olduğu kabul edilir ve hem işçiliği hem de plan özellikleri bu tarihle uyumludur.
Vakfı ve Vakfiyeleri
Rahtvan Hacı Mehmed Paşa, hanın tamamlanmasından birkaç ay sonra, Ocak 1700'de Taşhan'ı evladına vakfetmiştir. Osmanlı hukukunda "evlatlık vakıf" ya da "zürrî vakıf" diye bilinen bu düzenlemede, kurucunun soyundan gelenler vakfın yönetimini üstlenir ve gelirden belirlenmiş bir pay alırdı; mülkün kendisi ise artık hiç kimsenin şahsi malı sayılmaz, vakfın şartlarına bağlı bir emanet hâline gelirdi. Bu yol, kurucunun ailesini gözetmesine imkân verirken yapının da satılıp parçalanmasını önlüyordu. Taşhan'ın on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda bütünlüğünü koruyarak çarşının canlı bir parçası olarak kalmasında bu hukuki çerçevenin payı büyüktür.
Hana ait ikinci önemli belge 1771 tarihli vakfiyedir. Bu vakfiyede yapının banisi ve mimarı ile oda ve dükkân sayıları sayılmakta, zemin kattaki mekânlar tek tek anılmaktadır. Böylece on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında hanın nasıl bir düzene sahip olduğu belgeyle izlenebilmektedir. Hanın tarihine dair bilgiler vakfiyelerin yanı sıra araştırmacıların incelemelerinden, seyyahların notlarından ve yapıyı etkileyen afetlerle sonradan yapılan eklerin izlerinden derlenmiştir. Bu bilgiler bir arada okunduğunda, Taşhan'ın inşasından yirminci yüzyıla kadar üç ayrı onarım evresi geçirdiği anlaşılmaktadır.
Mimarisi
Taşhan, kareye yakın dikdörtgen planlı, iki katlı ve her iki katı da revaklı bir yapıdır. Anadolu'nun pek çok şehrinde görülen tek avlulu, iki katlı, revaklı Osmanlı şehir ticaret hanlarının tipik bir örneğidir. Yığma taş duvarlar üzerine oturan tonozlar, avluyu çeviren revaklar ve aynalı tonoz gibi dönemin yapı geleneğine özgü bütün unsurları taşır. Planın merkezinde kare biçimli açık bir avlu bulunur; yapının bütün mekânları bu avlunun çevresine dizilmiş, alt katta ticari ve hizmet işlevleri, üst katta ise konaklama öne çıkarılmıştır.
Cephe ve Giriş
Cephe duvarları tek sıra kesme taş ile iki ya da üç sıra tuğlanın birbirini izlediği almaşık bir örgüyle yükseltilmiştir. Bu taş ve tuğla düzeni hem duvara esneklik kazandıran bir yapım tekniği, hem de cepheye yatay çizgiler hâlinde bir hareket veren bir süsleme unsurudur. Asıl giriş batı cephesindedir. Dışarı doğru çıkıntı yapan bu kapı, basık yay kemerli ahşap bir kanatla kapanır; kapının iki yanında birer küçük niş yer alır ve kapının her iki yanına dükkânlar sıralanır. İç batı cephede, zemin ve üst kattaki odalarla bağlantılı, dışarıya açılan ayrıca bir taç kapı bulunur. Batı cephesinde ve avluya bakan bazı mekânlarda kuş evleri görülür; Osmanlı yapılarında sıkça rastlanan bu küçük taş oyuklar, kuşlara barınak sağlamayı bir hayır işi sayan anlayışın Taşhan'daki izleridir. Cepheler sıvasız bırakılmış, buna karşılık dükkânlar, revaklar ve iç mekânlar sıvanmıştır.
Zemin Kat
Zemin katta ortadaki kare avluyu büyük taş ayaklara oturan bir revak dizisi kuşatır. Bu revakın arkasında avluya bakan yirmi dokuz oda sıralanır. Odaların arkasında, batı, kuzey ve doğu cephelerinde zemin kat boyunca tonozlu ve dışa açılan yirmi dokuz dükkân bulunur. Böylece aynı katta biri içe, öteki dışa dönük iki ayrı ticari halka oluşur: avluya bakan odalar tüccarın malını koyduğu, işini gördüğü mekânlar iken, dış dükkânlar doğrudan çarşı sokağına açılarak yerli esnafa hizmet eder. Hela ve ahır da zemin katta yer alır; yolcunun hayvanını hanın içinde barındırabilmesi, şehir hanlarının da kervansaraylar gibi temel işlevlerinden biriydi. Odaların ve dış dükkânların zemini yer tuğlasıyla, avlunun zemini ise taşla döşenmiştir. Üst kata, giriş revakının sağından ve solundan yükselen taş merdivenlerle çıkılır. Güneybatı köşesinde yıkanma ve abdest için ayrılmış lavabo mahalleri bulunur.
Üst Kat
İkinci kat, avluyu çevreleyen alt kat kemerlerinin üzerine oturtulmuştur. Bu katta avluyu çepeçevre dolaşan revakların arkasında otuz üç oda, ayrıca avluya bakan dört mekân ve güney cephesinde bir ıslak hacim yer alır. Alt katın gürültülü ve kalabalık ticari hayatı ile üst katın daha korunaklı konaklama düzeni bu biçimde birbirinden ayrılmıştır. Tüccar malını aşağıdaki odada ya da depoda emniyete alır, kendisi yukarıdaki odalardan birinde kalırdı. Üst kat revakları hem odalara geçişi sağlayan bir koridor, hem de avluya bakan gölgelik bir oturma yeri işlevi görür. Hanın bu katı, yirminci yüzyılın büyük bölümünde ihmal edilmiş ve onarımdan önce oldukça bakımsız bir hâle düşmüştü.
Örtü Sistemi ve Malzeme
Hanın çatısı inşa edildiğinde toprak damla örtülüydü; sonraki onarımlarda bu dam kaldırılmış ve yapı alaturka kiremitle kapatılmıştır. Mekânların üst örtüsünde tonozlar ve kubbeler kullanılmıştır. Duvarlarda kesme taş ve tuğla, zemin döşemelerinde yer tuğlası ve taş, kapı ve pencere kanatlarında ahşap yer alır. Malzemenin bu ölçülü çeşitliliği, ağır yükü taşıyan duvarlarla hafif üst örtüyü dengeleyen ve depreme açık bir bölgede uzun ömürlü olması beklenen bir yapı için seçilmiş geleneksel bir çözümdür. Amasya'nın sık sık deprem ve sel felaketleriyle karşılaşmış bir şehir olduğu düşünülürse, Taşhan'ın iki yüzyılı aşkın süre ayakta kalabilmesi bu yapım tekniğinin başarısını gösterir.
Osmanlı Şehir Hanları Arasında Taşhan
Kervansaray ile han kelimeleri eski kaynaklarda çoğu zaman birbirinin yerine kullanılmıştır. Zamanla şehirler arasındaki yollar üzerinde, kervanların konaklaması ve güvenliği için yapılan büyük yapılara kervansaray, şehir içinde konaklama ve ticaret için inşa edilen yapılara ise han denmesi yerleşmiştir. Şehir hanlarında mal üretimi ile ticaret çoğu zaman bir arada yürür, hanlar bazen içlerinde üretilen ya da satılan malın adıyla anılırdı. Selçuklu kervansaraylarının kaleyi andıran kapalı ve yüksek duvarlı görünüşüne karşılık, Osmanlı devrinde dışarıyla ilişkisi artan, cephesine dükkânlar yerleştirilmiş ticaret yapıları ortaya çıkmıştır. Taşhan'ın dışa açılan yirmi dokuz dükkânı bu Osmanlı yeniliğinin açık bir örneğidir.
Osmanlı döneminde kare ya da dikdörtgen, revaklı bir avlunun çevresine dizilmiş, çoğunlukla iki katlı mekânlardan oluşan plan şeması yaygınlaşmıştır. Yolcuların kaldığı bölümlerde ocaklar ve peykeler, avlunun çevresinde ahırlar, depolar ve idari birimler bulunurdu. Bu şemanın Anadolu'daki çeşitli uygulamaları arasında Diyarbakır'daki Hasan Paşa Hanı, Manisa'daki Kurşunlu Han ve 1626-1632 arasında inşa edilen Tokat Taşhanı sayılabilir. Amasya sancağının sınırları içinde, Merzifon'da bedestenin karşısında duran ve on yedinci yüzyıl karakteri taşıyan Taş Han da kesme taş ve tuğla hatıllı duvarları, iki katı ve kalın taş sütunlu revaklarla çevrili avlusuyla Amasya Taşhanı'nın yakın bir akrabasıdır. Yine aynı yüzyıldan kalan Merzifon Kara Mustafa Paşa Kervansarayı ise dört katlı ve her katı ayrı bir işleve ayrılmış bir yapı olarak bu tipin daha iddialı bir örneğini verir. Amasya Taşhanı, bu ailenin ölçülü, dengeli ve kent dokusuna iyi yerleşmiş bir üyesidir.
Amasya Ticaretinde Hanın Yeri
Taşhan'ın inşa edildiği şehir, ilkçağdan beri Tarsus, Kayseri, Zile ve Samsun arasındaki ticaret yolunun üzerinde bulunuyordu ve Osmanlı döneminde bölgenin önemli bir ticaret ve üretim merkezi hâline gelmişti. On altıncı yüzyılda Amasya'da bir boyahane, bir mumhane ve bir darphane vardı; ipek dokumacılığı ise yaygındı. Şehir Azerbaycan'dan Bursa'ya uzanan yolun üzerinde bulunduğu için İran'dan gelen ipekliler için de önemli bir pazardı. 1554-1555 yıllarında on ay içinde resmî tartıdan geçerek şehre giren ipekli miktarının 10.632 lodraya, yani yaklaşık on beş tona ulaştığı bilinmektedir. Evliya Çelebi on yedinci yüzyılda Amasya'da 1060 kadar dükkân bulunduğunu, çarşılarının işlek ve zengin olduğunu yazar. Taşhan'ın inşa edildiği on yedinci yüzyıl sonu, bu ticari canlılığın sürdüğü, şehre gelen tüccarın güvenli bir konak ve depoya ihtiyaç duyduğu bir dönemdi.
Han, bu ortamda değişik mal ve eşyanın alınıp satıldığı, yolcuların, seyyahların ve tüccarların konakladığı, hayvanlarının barındığı bir merkez olarak işlemiştir. Amasya'nın çevresindeki verimli ovalardan gelen tahıl ve meyve, şehirde dokunan kumaşlar, bakır işleri ve uzak yerlerden gelen mallar bu tür hanlarda el değiştirirdi. Kervan yollarının Karadeniz kıyısına, özellikle Samsun limanına inen kollarının Amasya'dan geçmesi, şehrin hanlarını iç Anadolu ile sahil arasında bir aktarma noktası hâline getiriyordu. On dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde şehirde 2500'e yakın dokumacının çalıştığı kaydedilir; 1864'te her yıl aralık ayının ikinci yarısında kurulmak üzere bir panayır açılması da ticaretin bu dönemde yeniden canlandığını gösterir. Hanlar, bu hareketliliğin hem konaklama hem de depolama altyapısını oluşturuyordu. Haberlerin yayıldığı, ortaklıkların kurulduğu, yabancı tüccarın şehrin esnafıyla tanıştığı yerler de çoğu zaman bu avlulardı.
Şadırvan, Mescit ve Onarımlar
Hanın ilk büyük değişikliği, inşasından altmış yılı aşkın bir süre sonra gerçekleşmiştir. Aralık 1761'de Hacı Yusuf Abdullah adlı bir hayır sahibi, avlunun ortasına bir şadırvan ve onun üzerine bir mescit yaptırmıştır. Avlu ortasında yükseltilmiş bir mescit, Selçuklu sultan hanlarındaki köşk mescitleri hatırlatan, ticaret ile ibadeti aynı mekânda buluşturan bir düzenlemeydi; abdest için şadırvan, namaz için mescit, handa kalan tüccarın ihtiyaçlarını yapının dışına çıkmadan karşılıyordu. Bu ekleme, hanın yalnız bir alışveriş ve barınma yeri olarak kalmayıp gündelik hayatın bütününü kuşatan bir mekâna dönüştüğünü gösterir.
Vakfiyeler, araştırmalar ve seyyah notlarından anlaşıldığına göre Taşhan, inşasından yirminci yüzyıla kadar üç onarım geçirmiştir. Üçüncü onarım dönemine ait fotoğraflarda avlunun ortasındaki mescit ile şadırvanın artık bulunmadığı görülür. Bu iki yapının ne zaman ve hangi sebeple ortadan kalktığı açık değildir. Toprak damın kaldırılıp yerine alaturka kiremit örtünün yapılması da bu onarımlarla ilgili olmalıdır. Bütün bu bakım ve müdahalelerle Taşhan, özgün planını büyük ölçüde koruyarak yirminci yüzyılın başına ulaşmıştır.
1915 Yangını ve Sonrası
Hanın hayatındaki en ağır darbe, Temmuz 1915'te Amasya çarşısını kül eden büyük yangın oldu. Amasya'daki tümen komutanlığının 22 Temmuz 1915 tarihli telgrafına göre yangın, bir gün önce akşamüstü Kuyumcular Çarşısı'ndaki bir dükkânda başlamış, batı ve güneybatıdan esen şiddetli rüzgârla yayılarak ertesi gün öğleden sonraya kadar sürmüştü. Ateşin bir kolu Bayezid Camii ve çevresine, öteki kolu Selağzı'ndan Dere Mahallesi'ne kadar uzanmış; on dört mahallede iki bine yakın dükkân ve ev yanmıştı. Aynı telgraf yangının çıkış sebebinin henüz anlaşılamadığını, kasıt ihtimali üzerinde durulduğunu ve bunun doğruluğunun araştırılması gerektiğini bildirir; yangının nedeni o günden bu yana farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Felaket sırasında değerli yazmaların bulunduğu Abdullatif Efendi Kütüphanesi'nin de yandığı aktarılır. Yangın alanının uzun yıllar boş kalması nedeniyle şehrin bu kesimi halk arasında "Yangınyeri" diye anılmıştır.
Dere Mahallesi'nde, çarşının içinde bulunan Taşhan bu yangında harap oldu. Buna rağmen yapı tamamen terk edilmedi. Yangından sonra bazı mekânları tüccarlarca ve Ziraî Donatım Kurumu tarafından depo olarak kullanıldı; bazı bölümlerinde ise değişik zanaat dallarından işletmeler çalıştı. Dış dükkânlarda esnaf işini sürdürürken üst kat giderek bakımsız kaldı. Böylece Taşhan, yirminci yüzyıl boyunca bir han olarak işlevini yitirmiş, fakat çarşının iş yeri ve ambarı olarak varlığını sürdürmüştü. Yirmi birinci yüzyılın başına gelindiğinde yapı o kadar yıpranmıştı ki güvenlik gerekçesiyle tamamen boşaltıldı.
2007-2012 Restorasyonu
Hanın yeniden ayağa kaldırılması, 2007'de Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Amasya Valiliği arasında varılan mutabakatla başladı. Yapının mülkiyeti vakıf idaresinde bulunduğu için onarım bu iki kurumun işbirliğiyle planlandı ve Amasya İl Özel İdaresi'nin "Tarihe Saygı, Kültürel Mirasa Hizmet" adlı projesi kapsamında yürütüldü. Çalışmalar Aralık 2012'de tamamlandı. Onarım sürecini anlatan bir kitap, Mehmet Şimşek imzasıyla "Ribâtlardan Taşhan'a… Bir Yolculuk ve Restorasyon Öyküsü" adıyla 2014'te Amasya Valiliği tarafından yayımlanmıştır. Yapının taşıyıcı sistemine dair onarım ve güçlendirme yöntemleri de Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde Şükrü Pergel tarafından hazırlanan bir yüksek lisans tezinde ayrıca incelenmiştir.
Restorasyonun ardından han, iç avlusu, 53 odası ve 26 dükkânıyla yeniden hizmete açıldı. Vakfiyedeki ve mimari incelemelerdeki sayılarla bugünkü sayılar arasındaki farkların nedeni yayımlanmış kaynaklarda ayrıntılı olarak açıklanmaz; onarım sırasında bazı mekânların birleştirilmiş ya da yeni işlevlere ayrılmış olması muhtemeldir. Onarımla birlikte yapı, uzun süre kaybettiği konaklama işlevine kavuştu ve bir anlamda eski görevine geri döndü. İç bölüm Taşhan Otel adıyla işletilmeye başlandı; dışa bakan dükkânlar ise özel işletmelere kiralandı.
Bugünkü Kullanımı
Bugün Taşhan'ın avlusunda ve revak altlarında kafeler ve bir restoran hizmet verir; üst kattaki odalar otel odası olarak kullanılır. Hanın çevresindeki dükkânlarda hâlâ çalışan esnafa rastlamak mümkündür. Avluya ve dış dükkânlara yayılmış marangoz ve metal ustaları, aralarında semaver yapan bir atölye, Amasya'nın eski çarşı zanaatlarının bir bölümünü hanın çevresinde yaşatmaktadır. Yapı, bedesten, Burmalı Minare Camii ve Kilari Süleyman Ağa Camii ile birlikte şehrin tarihî çarşı bölgesini gezenlerin uğrak noktalarından biri olmuştur. Revakların altında oturan bir ziyaretçi, taş ayakların ve tuğla hatıllı duvarların arasında, üç yüz yılı aşkın bir süre önce aynı avluda konaklayan tüccarın gördüğü manzaraya oldukça yakın bir düzeni hâlâ izleyebilir.
Taşhan'ın bu yeniden canlanışı, Osmanlı şehir hanlarının günümüzde nasıl yaşatılabileceğine dair de bir örnek sunar. Yapının vakıf mülkü olarak kalması, onarımın vakıf idaresi ile yerel yönetimlerin ortak çabasıyla yapılması ve hanın özgün işlevine yakın bir amaçla kullanılması, 1700'de Rahtvan Hacı Mehmed Paşa'nın kurduğu vakfın ruhuyla da uyumludur. Kapının üzerindeki kitabe ve rozetler, kuş evleri, taş merdivenler ve iki katlı revaklar, bütün değişikliklere karşın yapının on yedinci yüzyıl sonundaki kimliğini açıkça okutur.
Kronoloji
1483: Hanın kuzeyindeki Amasya Bedesteni, kapı ağası Hüseyin Ağa tarafından yaptırılır.
1489: Hanın kuzey komşusu Kilari Süleyman Ağa Camii inşa edilir.
1699 (H. 1110): Amasya mutasarrıfı ve Cidde muhafızı Rahtvan Hacı Mehmed Paşa, Taşhan'ı Mimar Mehmed Kalfa'ya yaptırır; kitabe kapı üzerine konur.
Ocak 1700: Paşa, Taşhan'ı evladına vakfeder.
Aralık 1761: Hacı Yusuf Abdullah, avlunun ortasına bir şadırvan ve üzerine bir mescit yaptırır.
1771: Hanın banisini, mimarını, oda ve dükkân sayılarını veren vakfiye düzenlenir.
Temmuz 1915: Büyük Amasya yangını Dere Mahallesi'ne kadar yayılır; Taşhan harap olur, ardından depo ve zanaat işletmeleri tarafından kullanılır.
2007: Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Amasya Valiliği arasındaki mutabakatla restorasyon başlar.
Aralık 2012: Restorasyon tamamlanır; han 53 oda ve 26 dükkânla yeniden açılır, iç bölüm otel olarak kullanılmaya başlanır.
2014: Onarım sürecini anlatan "Ribâtlardan Taşhan'a… Bir Yolculuk ve Restorasyon Öyküsü" yayımlanır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Amasya Tümen Komutanlığı'nın 22 Temmuz 1915 tarihli telgrafı (Genelkurmay, Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri; aktaran Ortadoğu Gazetesi, 27 Nisan 2015). amasya.gov.tr
- Ayar, A. R.; Doğanbaş, M. Amasya Kitabeleri ve Mezar Taşları. Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2016.
- Hüsameddin, Abdizade Hüseyin. Amasya Tarihi. Ankara: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007.
- Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Kitabeler. İstanbul: Milli Matbaa, 1927.
Akademik çalışmalar
- Akalın Eryavuz, Şebnem. "Kervansaray", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/kervansaray
- Şahin, İlhan; Emecen, Feridun. "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- Eyice, Semavi. "Bedesten", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/bedesten
- Özcan, Abdülkadir. "Istabl", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/istabl
- Urak, G. Amasya'nın Türk Devri Şehir Dokusu ve Yapıların Analiz ve Değerlendirmesi. Basılmamış doktora tezi, Gazi Üniversitesi, 1994.
- Pergel, Ş. Tarihsel Yapılarda Onarım-Güçlendirme Çalışmaları ve Amasya Taşhan Örneği. Basılmamış yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2013 (yıl kaynakta hatalı basılmıştır).
Resmî kaynaklar
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Amasya Taşhan". https://amasya.ktb.gov.tr/TR-283237/amasya-tashan.html
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı, "Amasya Taşhan". https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/amasya-tashan
- Amasya Belediyesi Kent Rehberi, "Amasya Taşhan". https://kentrehberi.amasya.bel.tr/kategoriler/diger-tarihi-yapilar/amasya-tashan
- T.C. Amasya Valiliği, "Hanlar". https://www.amasya.gov.tr/hanlar
- Kültür Portalı, Kültür Envanteri, "Kilari Süleyman Ağa Cami". https://kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/kulturenvanteri/kilari-suleyman-aga-cami
- Şimşek, Mehmet. Ribâtlardan Taşhan'a… Bir Yolculuk ve Restorasyon Öyküsü. Amasya: Amasya Valiliği, 2014.
- Erken, S. Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler. Ankara: Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1983.
Diğer kaynaklar
- Özcan, Selim. "Amasya Taşhan", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi (ed. N. Kozak), 2019. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/amasya-tashan
Çevrimiçi kaynaklar









