Dördüncü yüzyılın başında Roma İmparatorluğu, Hristiyanlara yönelik en geniş çaplı baskıyı yaşıyordu. İmparator Diocletianus'un 303'te başlattığı ve tarihe Büyük Zulüm diye geçen kovuşturma, kiliselerin yıkılmasını, kutsal kitapların toplatılmasını ve inananların putlara kurban sunmaya zorlanmasını öngörüyordu. Doğuda bu siyasetin en sert uygulayıcısı, Diocletianus'un yardımcısı ve sonradan halefi Galerius oldu. Zulmün Pontus bölgesindeki en bilinen kurbanı, ordu birliğiyle birlikte kışlamak üzere Amaseia'ya, bugünkü Amasya'ya gelmiş genç bir askerdir. Doğu Hristiyanlığında Theodoros Tiron, yani "acemi er" Theodoros adıyla anılan bu asker, şehadetiyle Amaseia'yı yüzyıllar boyunca hac yolcularının uğradığı bir kutsal merkez hâline getirmiştir.
Theodoros'un hayatına dair bilgilerin büyük kısmı sonradan yazılmış anlatılara dayanır. En erken ve en sağlam tanıklık, Nyssalı Gregorios'un azizin ölüm yıldönümünde okuduğu övgü konuşmasıdır. Daha geç tarihli "Martyrium" yani şehadet metni ise araştırmacılarca sonradan eklemelerle büyük ölçüde genişletilmiş sayılır. Bu yüzden kesin olarak bilinenle gelenek içinde anlatılanı birbirinden ayırmak gerekir ve aşağıdaki anlatı bu ayrımı gözetir.
Kimdi, Nereliydi
Theodoros'un doğum yılı bilinmez, doğum yeri konusunda da kaynaklar birbirini tutmaz. Kimi çağdaş anlatımlar onu Amaseialı sayar, kimileri Euchaita'yı doğum yeri olarak gösterir. Katolik Ansiklopedisi'ndeki Mershman maddesi, onun doğuda, Suriye ya da Ermenistan'da doğduğunu söyleyen yazarlardan söz eder. Nyssalı Gregorios vaazında onun yurdunun "güneşin doğduğu toprak" olduğunu belirtir ve bu bakımdan Eyüp'e benzetir. Ortodoks kaynaklarında yer alan bir başka anlatıma göre ise Kapadokya'daki Humalia köyündendir. Gregorios'un anlattığına göre Theodoros, askerlik hizmetiyle bir birliğe yazılmış ve komutanlar kış dinlenmesi için orduyu yerleştirirken onun bölüğü de bu yöreye gelmiştir. Yani Amaseia'da doğmuş olsun ya da olmasın, aziz bu kente askerî görevle gelmiş ve şehadetini burada yaşamıştır.
Lakabı olan "Tiron" ya da "Tiro", Latince "tiro" sözcüğünden gelir ve "acemi er, yeni asker" anlamına gelir. Ancak bu yorum tartışmalıdır. Nikolaus Nilles, lakabın sonradan yanlış anlaşıldığını, Theodoros'un acemi olmayıp "Cohors Tyronum" adlı bir birliğe mensup olduğunu ileri sürmüştür ve Katolik Ansiklopedisi de bu görüşü benimser. Nyssalı Gregorios da onu yürekli ve sınanmış bir asker olarak tanıtır. Theodoros adı Yunancada "Tanrı'nın armağanı" demektir. Roma halkı azizi kısaltarak "Toto" diye çağırmıştır.
Ölüm yılı da kesin değildir. Altın Efsane geleneğinde 287 yılı geçer. Daha sonraki gelenek ve Alban Butler'ın azizler ansiklopedisi 306'yı verir. Ortodoks anma günü olan 17 Şubat, kaynakların çoğunda ölüm günü olarak kabul edilir. Araştırmacılar şehadeti, Galerius'un hükümdarlığına denk gelen 305 ile 311 arasına yerleştirir ve 306'yı en olası yıl sayar.
Şehadet Anlatısı
Nyssalı Gregorios'un konuşmasına göre Theodoros, imparatorluk fermanının Hristiyanlar hakkında ölüm cezasını öngördüğü sırada Amaseia'da bulunuyordu. Askerler arasında kimin Hristiyan olduğu, kimin tanrılara kurban sunmaya yanaşmayacağı soruşturulurken Theodoros inancını gizlemedi. Gregorios'un deyişiyle onda eksik olan tek şey, alnına yazılı bir ikrardı. Komutanlar onu mahkemeye çıkardı ve imparator fermanıyla alay etme cesaretini nereden bulduğunu sordu. Theodoros bu tanrıların gerçekte tanrı olmadığını, kendi tanrısının Tanrı'nın biricik oğlu İsa Mesih olduğunu söyledi. Yargıçlar genç yaşına acır göründüler ve düşünmesi için ona süre tanıdılar. Gregorios bu merhameti yapmacık bulur. Theodoros ise tanınan süreyi bambaşka bir amaç için kullandı.
Gregorios'a göre Theodoros, kentin ırmağı kıyısına kurulmuş, "Tanrıların Anası" diye anılan tanrıçanın tapınağını, uygun bir rüzgârı bekleyerek ateşe verdi. Yangın kentin ortasından seçilecek kadar parlaktı. Theodoros bu işi gizlemedi, tapınağın ve heykelin yok oluşuyla putperestler arasında doğan karışıklıktan hoşnut olduğunu saklamadı. Tapınağın hangi tanrıçaya ait olduğu kaynaklarda farklı anılır. Gregorios ve Katolik Ansiklopedisi Magna Mater, yani Kybele der. Ortodoks sinaksar geleneği ise Rhea adını verir. Bu iki ad, Anadolu'daki Ana Tanrıça kültünün Yunan ve Roma dünyasında aldığı iki ayrı adlandırmadır ve aralarında gerçek bir çelişki yoktur. Sinaksar anlatımı ayrıca heykelin ahşap olduğunu, Theodoros'un olayı akşamüstü gerçekleştirdiğini ve tapınak nöbetçisi tarafından yakalandığını ekler. Bu ayrıntılar Gregorios'un metninde yer almaz.
Yetkililer yangının faili olduğunu öğrenince ilk yargılamadan daha ağır ikinci bir yargılama başladı. Gregorios'un aktardığına göre Theodoros sorulara kısa ve açık bir itirafla karşılık verdi, soruşturmayı da böylece kısa kesti. Bunun üzerine yargıçlar taktik değiştirdi ve ona yüksek rahiplik makamını önerdi. Theodoros bu teklifi gülerek karşıladı ve putların rahiplerini, özellikle başrahipleri acınacak kişiler olarak niteledi. Aynı konuşmada imparatorların da yüksek rahip unvanı taşıdıklarını, mor giysilerle kurban sunağına yaklaşıp kuş kestiklerini ve hayvan bağırsaklarını inceleyerek giysilerini kanla kirlettiklerini söyleyerek onları da eleştirir. Bu sözlerden sonra yargıçlar yapmacık nezaketi bıraktı ve Theodoros'u tanrılara karşı en saygısız, imparatorlara karşı en küstah kişi olmakla suçladı.
Ardından işkence başladı. Gregorios'a göre Theodoros önce ahşap bir direğe asılarak dövüldü. Cellatlar vücudunu parçalarken o, mezmurdan "Rab'bi her zaman över, övgüsü hep ağzımda olur" mealindeki ayeti söylemeyi sürdürdü. Sonra hapse atıldı. Gregorios, gece hapishanenin dışındakilerin bir kalabalığın sevinçle mezmur okuduğunu duyduğunu ve kandillerin ışığının gece yarısı şafak gibi parladığını anlatır. Gardiyan şaşkınlıkla içeri atıldığında martırın dinlendiğini, diğer mahpusların uyuduğunu görmüştür. Ortodoks sinaksar metinleri bu sahneyi daha geniş işler. Buna göre Theodoros'a hapiste Mesih görünüp cesaret vermiş, vali Publius ya da Poplios olarak anılan yetkili kapıları mühürlü hücreden ilahi sesleri duyunca dehşete düşmüştür. Valinin ona kendi tanrılarının başrahipliğini önerdiği ve Theodoros'un bunu geri çevirdiği bilgisi de bu sinaksar kaynaklarında yer alır.
Ölüm cezası ateşte yakılma olarak verildi. Gregorios mahkûmiyetin ardından Theodoros'un Tanrı'ya doğru "güzel ve kutsanmış yola" çıktığını söyler. Ortodoks sinaksarında ise Theodoros odun yığınına kendi ayaklarıyla çıkmış, haç çıkarmış, alevlerin ona zarar vermediği, ruhunu Tanrı'ya teslim ettiği ve cesedinin yanmadan kaldığı anlatılır. Aynı metinde olayın bir görgü tanığının ruhun göğe yükseldiğini gördüğü de belirtilir. Geleneğe göre aziz, ölümünden sonra Eusebia adlı bir kadın tarafından Euchaita'da, bir dul kadının evinin altına gömüldü.
Kilise Yazarlarının İlk Tanıklığı
Theodoros kültünün Amaseia çevresinde çok erken bir çağda başladığı, Nyssalı Gregorios'un konuşmasından anlaşılır. Kapadokya'nın üç büyük kilise babasından biri olan Gregorios, Nyssa piskoposuydu. Konuşmasını azizin ölüm yıldönümü olan 17 Şubat'ta, onun kutsal mekânında okudu. Yıl konusunda araştırmacılar ayrılır. Mattia Chiriatti'nin aktardığına göre çoğunluk 380'i, kimileri 379 ile 381 arasındaki yılları kabul eder, kimi kaynaklar ise 381 kışını verir. Konuşmanın Amaseia'da mı yoksa Euchaita'daki mabette mi okunduğu da kesin değildir. Chiriatti Euchaita martyrionundan söz eder, başka kaynaklar konuyu açık bırakır. Euchaita'da azizin adına hacla ilgili bir kilisenin en geç 400 dolayında bulunduğu bilinmektedir.
Konuşma, azizin yaşamı kadar, kutsal mekânın o yıllardaki görünümü bakımından da değerlidir. Gregorios mabedin bir ressam, bir mermer ustası ve bir mozaikçi tarafından süslendiğini anlatır. Ressam duvarlara martırın mücadelesini, çektiği acıları, zalimlerin korkunç suretlerini ve ateşin yandığı kazanı, mücadele eden Mesih'i de insan biçiminde resmetmiştir. Gregorios bu resimleri, renkleriyle konuşan bir kitaba benzetir. Zemin ise mozaikle döşenmiştir. Ziyaretçiler mezar sandığına yaklaşıp ona dokunmak, mümkünse üzerindeki tozu bir armağan gibi alıp saklamak isterler. Daha şanslı olanlar, görünüşte canlı ve sağlıklı duran bedene dokunur, gözlerine, ağzına ve kulaklarına el sürerek gözyaşı dökerler. Aynı konuşmada bir önceki yıl yapılan barbar akınının, yani Gregorios'un deyişiyle İskitler'in saldırısının azizin korumasıyla önlendiği söylenir. Konuşmanın sonunda Gregorios azizi kutsal mekâna çağırır, bölgenin yeni bir saldırıdan korunmasını ve bunun için Petrus, Pavlus ve Yuhanna'yı da yardıma çağırmasını ister.
Gregorios yaşamı hakkında temel anlatının ötesinde bir şey söylemez, ancak azizin dinleyicilerinin hayatını etkileyebileceğini ve özellikle savaşlara müdahale edebileceğini belirtir. Bu özellik, Theodoros'u izleyen yüzyıllarda Bizans ordusunun koruyucu azizlerinden biri yapacaktır. Konstantinopolis patriği Nectarius da 397'den önce Theodoros hakkında bir vaaz verdi. Başkentte Theodoros adına bir kilise 452'de anılır. Roma'da Kosmas ve Damianos Kilisesi'ndeki mozaikte yaklaşık 530 yıllarında onun da yer aldığı bilinmektedir. Palatino Tepesi'nin eteğindeki, Roma halkının "San Toto" dediği dairesel San Teodoro kilisesi ise altıncı ya da yedinci yüzyılda kutsanmıştır. Papa IV. Felix'in bu kiliseyi kolej statüsüne yükselttiği söylenir.
Kalıntıların Euchaita'ya Taşınması
Kaynaklar Theodoros'un naaşının Amaseia'dan Euchaita'ya taşındığını belirtir. Bu işi yapan kişi için iki farklı anlatı vardır. Kimi kaynaklarda kalıntıları Hristiyan imparatoriçe Eusebia'nın, 360'taki ölümünden önce taşıttığı anlatılır. Onuncu ya da on birinci yüzyılda kaydedilen bir başka gelenek ise Euchaita'lı Eusebia adlı bir kadının azizin isteği üzerine kalıntıları taşıdığını söyler. Bu ikinci anlatıda aynı kadın azizin ejderhayla karşılaşmasında da yer alır. Aradaki tutarsızlık, Eusebia adının aynı kişiye mi yoksa iki ayrı kişiye mi ait olduğu sorusunu açık bırakır.
Euchaita, bugünkü Çorum'un Beyözü köyüne denk düştüğü kabul edilen bir yerleşimdi. Kentin adı, azize duyulan sevgi nedeniyle zamanla "Theodoropolis", yani Theodoros'un Kenti olarak anılmaya başladı. Kalıntıların burada bulunduğu ve yerleşimin önemli bir hac merkezi olduğu en geç dokuzuncu yüzyıldan itibaren belgelidir, ancak bunun çok daha erken başlamış olması da mümkündür. On birinci yüzyılın sonlarında Amasya bölgesi Türk akınlarıyla yavaş yavaş yıkıma uğrayınca Euchaita da nüfusunu kaybetti. Kalıntıların sonraki yolculuğu geleneğe göre şöyledir. Naaşın bir kısmı Konstantinopolis'teki kiliseye götürüldü. On ikinci yüzyılda bedenin Brindisi'ye nakledildiği söylenir ve aziz bu kentin koruyucusu sayılır. Başı ise Gaeta'da saklanır. Venedik'te Theodoros adına kayıtlı kalıntıların 1257'de Mesembria'dan bir Venedik amirali tarafından alındığı, önce Konstantinopolis'teki bir Venedik kilisesine, 1267'de ise Venedik'teki San Salvatore Kilisesi'ne konulduğu bildirilir.
İki Theodoros Sorunu
Theodoros Tiron'un hagiografyasının en karışık yanı, ondan ayrı bir Theodoros Stratelates, yani "komutan Theodoros" figürünün ortaya çıkmasıdır. Bu ikinci aziz Herakleia'lı olarak anılır ve onun şehadeti Licinius dönemine, yani yaklaşık on yıl sonrasına yerleştirilir. Ayrı bir aziz olarak ortaya çıkışı dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren belgelenir. Birbiriyle çelişen rivayetleri tutarlı hâle getirmek için iki ayrı kişi bulunduğu varsayılmış gibi görünür. İki aziz Bizans sanatında sıklıkla yan yana resmedilmiştir. Euchaita'daki kutsal mekânın her ikisiyle de ilişkilendirilmesi bu karışıklığı artırmıştır. Oysa mabet, bu ayrım yapılmadan çok önce vardı. Stratelates için ayrı bir mabet ise Euchaita'dan farklı bir yerleşim olan Euchaneia'da bulunuyordu.
Batı'da bugün genel kabul gören görüş, tek bir Theodoros bulunduğudur. Hippolyte Delehaye 1909'da ikinci Theodoros'un tarihsel varlığının kanıtlanamadığını yazmış, Christopher Walter 2003'te Stratelates'in "kesinlikle bir kurgu" olduğunu söylemiştir. Bazı yazarlar ise ikinci figürü, birincinin sonradan rütbe kazanmış hâli olarak yorumlar. Alban Butler da bu iki figürün rivayetlerinin iç içe geçtiğini ve ayrılamayacağını belirtmişti. Yine de Doğu Hristiyanlığında iki aziz ayrı anma günleriyle yaşamayı sürdürür. Slav Bizans takviminde Theodoros 8 Şubat'ta, Ortodoks takviminde ise 17 Şubat'ta ve Büyük Perhiz'in ilk cumartesisinde anılır.
Ejderhayı Öldüren Süvari
Ortodoks sinaksar geleneğine göre Theodoros, Euchaita yakınlarındaki bir ormanda yaşayan, insanlara saldıran ve kenti korkuya salan büyük bir yılanı ya da ejderhayı öldürmüştür. Anlatıda azizin yolda Hristiyan bir kadınla karşılaştığı, kadının ona dikkatli olmasını söylediği, Theodoros'un ise Mesih'in yardımına güvendiğini belirterek yılanı ikiye böldüğü aktarılır. Kadının sonradan azizin kalıntılarını toplayan Eusebia olduğu söylenir. Bu anlatı Nyssalı Gregorios'un konuşmasında yoktur. Euchaita yakınlarında bir ejderhanın yok edildiği rivayetinin dokuzuncu yüzyılın sonlarından daha genç olmadığı belirtilir.
Ejderhaya karşı savaşan atlı kutsal asker ikonografisi, Hristiyan dönemi boyunca çeşitli azizlere uygulanmış yaygın bir tasvirdi. Theodoros'un ejderha öldüren süvari olarak betimi en erken yedinci yüzyıla, kesin olarak ise onuncu yüzyılın başına kadar götürülür. Ağtamar'daki kilisede yaklaşık 920 tarihli bir betimleme bilinen en eski kesin örnektir. Kuzey Makedonya'daki Vinica'dan gelen ve altıncı ya da yedinci yüzyıla tarihlenen bir levhada ise Theodoros ejderhayı öldürmez, ejderha biçimli bir sancak taşıyan atlı olarak görünür. Kapadokya'nın Göreme çevresindeki kaya kiliselerinde onuncu yüzyıl freskleri, atlı azizleri bir, iki ya da üç başlı yılanlarla çarpışırken gösterir. Bunlardan biri Güzelöz'deki Mavrucan 3 Kilisesi'dir. Yılanlı Kilise'deki Theodoros ve Georgios freski ise onuncu, hatta dokuzuncu yüzyıl ortasına tarihlenmektedir. Palermo'daki Cappella Palatina'nın on ikinci yüzyıl tavan panelleri de Theodoros'u ejderha öldüren bir süvari olarak gösterir.
Ejderha motifi zamanla Theodoros'tan Aziz Georgios'a aktarılmıştır. Bu aktarımın somut izleri on birinci yüzyılın başında belirir. Georgios'un yılanla çarpıştığını gösteren kesin bilinen en eski görüntüler yine Kapadokya'da, Soğanlı'daki Aziz Barbara Kilisesi'nde, 1006 ya da 1021 tarihli freskte bulunur. On üçüncü yüzyıldan başlayarak ejderhayla çarpışma giderek daha yaygın biçimde Georgios'a mal edilmiştir. Georgios Batı'da en çok sevilen savaşçı aziz olduğu için, Theodoros'un ejderha öldürücü yönü sonraki yüzyıllarda büyük ölçüde geri planda kalmıştır. Ortodoks ikonografisinde Theodoros'un kara saçlı ve sivri sakallı, genellikle tek uçlu sakalla, Stratelates'in ise iki uçlu sakalla gösterildiği de belirtilir.
Koliva Mucizesi
Doğu Ortodoks geleneğinde Theodoros'un adı, bir ayin geleneğiyle de bütünleşmiştir. Büyük Perhiz'in ilk cumartesisinde kutlanan bu bayramın sebebi, geleneğe göre Theodoros'un şehadetinden yaklaşık elli yıl sonra gerçekleşen bir olaydır. İmparator Julianus Hristiyanlığı bırakıp Roma putperestliğine dönmüş, 361 ile 363 arasında hüküm sürmüştü. Hristiyanlar Büyük Perhiz'in ilk haftasında sıkı bir oruç tutuyordu. İmparator bu sırada Konstantinopolis'in şehir yöneticisine, çarşılardaki bütün yiyecekleri putlara adanan kurban kanıyla serpmesini emretti. Amaç, oruçtan sonra aç kalacak Hristiyanları farkında olmadan kirlenmiş gıda yemeye mecbur bırakmaktı. Theodoros o gece şehrin başpiskoposu Eudoxios'un rüyasına girdi, hiçbir Hristiyan'ın çarşıdan bir şey almamasını, bunun yerine evde kaynatılmış buğdayın bal ile tatlandırılarak yenmesini söyledi. Piskopos kendisine seslenenin kim olduğunu sorduğunda aziz, Mesih uğruna şehit düşmüş Theodoros olduğunu ve Rab tarafından yardım için gönderildiğini söyledi.
Bu mucizenin anısına Ortodoks kiliseleri, Büyük Perhiz'in ilk cuması akşamı, Önceden Kutsanmış Armağanlar Ayini'nin sonunda, Şamlı Yuhanna'nın bestelediği Theodoros kanonunu okur. Ardından koliva, yani bal, kuru üzüm ya da başka kuru yemişlerle hazırlanmış haşlanmış buğday kutsanır ve cemaate dağıtılır. Koliva, ilk haftanın sıkı orucundan sonra yenen ilk yiyecektir. Ortodoks Kilisesi, ilk cumartesinin Theodoros bayramı olarak kutlanmasını Konstantinopolis patriği Nectarius'un (381-397) belirlediğini kaydeder. Azizin tropariyonu, alev içinde suyun kıyısındaymış gibi sevinen şehidi anar. Kontakionu ise Mesih'e olan imanını zırh edinmiş, düşman güçlerini ezmiş bir muzafferi över.
Doğu'da ve Batı'da Yayılan Kült
Theodoros Bizans'ın önemli askerî azizlerinden biri oldu ve Konstantinopolis'te adına on beş kilise yapıldı. Küçük Asya'da, Suriye'de ve Filistin'de de yaygın olarak anıldı. Kudüs'te ve Şam'da adına kiliseler vardı. Gürcü Bir el-Kutt yazıtlarında adı iki kez geçer. İkonoklazm döneminden sonra, dokuzuncu yüzyıldan itibaren askerî giysisiyle betimlendi. Haçlılar da onu askerî koruyucu olarak benimsedi.
Batı Avrupa'da Venedik, Bizans egemenliği altında olduğu dönemde azizi koruyucusu saydı ve doge'un şapeli dokuzuncu yüzyıla kadar ona adanmıştı. Gelenek, 828'de Aziz Markos'un kalıntılarının Venedik'e getirilmesinden sonra şehrin Bizans'tan bağımsızlığını pekiştirmek için koruyucu aziz olarak Markos'u öne çıkardığını anlatır. Venedik'in ilk koruyucusunun Amaseialı mı yoksa Herakleia'lı Theodoros mu olduğu tartışmalıdır. Otto Demus bir dönem Herakleia'lı Theodoros'u savunmuş, daha sonra on ikinci yüzyıl mozaiklerinin hiçbirinde azizin adından başka bir ayrıntı bulunmadığını, dolayısıyla iki Theodoros ayrılmadan önce de şehrin koruyucusu olmuş olabileceğini belirtmiştir. Piazzetta'daki sütunlardan birinde 1372'de bir Theodoros heykeli dikilmiş, bugünkü heykel ise on beşinci yüzyılın ikinci yarısında kimi antik parçalardan bir araya getirilmiştir. Ejderhayı temsil eden bir timsah da bu heykele dahildir ve sütundakinin yerini şimdi bir kopya almıştır. Azize adanmış bugünkü küçük şapel ancak 1486'da yapılmıştır.
Fransa'da Chartres Katedrali'nde, on üçüncü yüzyıla ait ve azizin yaşamını otuz sekiz panelde anlatan bir vitray pencere bulunur. Yine de kült İtalya dışında çok yaygınlaşmamıştır. Roma'daki San Teodoro, Papa II. Yuhanna Pavlus tarafından 2000 yılında Ortodoks cemaatin kullanımına açılmış, ayinler 2004'te başlamıştır. Hırvatistan'ın Korčula adasında 27 Temmuz'da, Sveti Todor gününde Moreška adlı kılıç dansı yapılır. Aziz fırtınalara karşı, kaybolan eşyaların bulunması için ve askerlerin koruyucusu olarak anılır. Katolik takviminde anma günü 9 Kasım'dı. 1969'da İkinci Vatikan Konsili sonrasında yapılan düzenlemeyle belirli yerel takvimler dışında ayinle anılmaz olmuştur. Ortodoks dünyasında ise 17 Şubat bayramı ve Büyük Perhiz'in ilk cumartesisindeki koliva geleneği bugün de sürmektedir.
Kronoloji
303: Diocletianus'un Hristiyanlara karşı Büyük Zulüm fermanları başlar.
287 ya da 306: Theodoros'un Amaseia'da şehit edildiği yıl. Altın Efsane geleneği 287'yi, sonraki gelenek 306'yı verir.
360'tan önce: Gelenek, Eusebia adlı kişinin kalıntıları Euchaita'ya taşıdığını anlatır.
361-363: Julianus döneminde, geleneğe göre, koliva mucizesi gerçekleşir.
380 ya da 381: Nyssalı Gregorios azizin kutsal mekânında şehadet konuşmasını okur.
397'den önce: Konstantinopolis patriği Nectarius, Theodoros hakkında vaaz verir.
Yaklaşık 400: Euchaita'da azize ait bir hac kilisesinin varlığı belgelidir.
452: Konstantinopolis'te Theodoros adına bir kilise anılır.
Yaklaşık 530: Roma'daki Kosmas ve Damianos Kilisesi'nde azizin mozaiği yapılır.
Yaklaşık 920: Ağtamar'daki ejderha öldüren Theodoros betimi, en eski kesin örnektir.
1006 ya da 1021: Soğanlı'da Georgios'un ejderhayla çarpışmasının bilinen en eski kesin görüntüsü.
1267: Venedik'te San Salvatore Kilisesi'ne Theodoros adına kalıntı konulur.
1969: Katolik Kilisesi azizi genel takvimden çıkarır.
Kaynakça
Kitaplar
- Gregorios, Nyssalı. In sanctum Theodorum (Gregorii Nysseni Opera X/1, nşr. J. P. Cavarnos), Leiden, 1990, s. 61-71.
Diğer kaynaklar
- Mershman, Francis. "St. Theodore of Amasea", The Catholic Encyclopedia, cilt 14, New York, 1912.
- Chiriatti, Mattia C. "A Late-Antique and Byzantine Hagiographic Text: The Encomium of the Martyr Theodore of Gregory of Nyssa", Svmma 18, 2021, s. 140-154.
- Walter, Christopher. The Warrior Saints in Byzantine Art and Tradition, Routledge, 2003.
- Delehaye, Hippolyte. Les Légendes Grecques des Saints Militaires, Paris, 1909.
- Demus, Otto. The Church of San Marco in Venice, Washington, 1960.
- Orthodox Church in America. "Great Martyr Theodore the Tyro (Recruit)", Lives of the Saints.
- Ortodokslar Topluluğu. "17 Şubat Kutsal Yüce Şehit Theodor" ve "Aziz Theodor'un koliva mucizesi". ortodokslartoplulugu.com
- "Theodore Tiron", Wikipedia (yardımcı kaynak). en.wikipedia.org
Çevrimiçi kaynaklar









