Amasya, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde, denize bakan sıradağların gerisinde, iç kesimlere açılan kuşakta yer alan bir ilin adıdır; aynı ad, bu ilin merkezi olan ve Yeşilırmak'ın açtığı dar vadiye kurulmuş şehir için de kullanılır. Deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre yükseklikteki vadi tabanında uzanan şehir, iki yanından yüksek kayalıklarla kuşatılmıştır. Bu görünüm yalnızca bir manzara olarak kalmamış, şehrin nerede nasıl büyüyebileceğini de belirlemiştir. Dağlar, ovalar, iklim, jeoloji ve Yeşilırmak vadisinin ayrıntıları ayrı yazılarda ele alındığından burada yalnızca bağlantı noktaları kadar anılacaktır.
Konum ve Komşu İller
Amasya ili, Orta Karadeniz Bölümü'nde, denizle Anadolu'nun iç bölgeleri arasındaki geçiş kuşağında bulunur. Kuzeyinde Samsun, doğusunda Tokat, güneyinde Yozgat, batısında ise Çorum yer alır. Komşuluk, ilin ekonomik ve tarihî bağlarının da yönünü gösterir. Kuzeyde Samsun, bölgenin en önemli liman kentidir ve Amasya'dan Karadeniz'e açılan yol uzun zamandır oradan geçer. Doğuda Tokat, aynı nehir sisteminin yukarı havzasını paylaşır. Güneyde Yozgat ile batıda Çorum ise İç Anadolu'ya doğru uzanan geçişi belirler.
İlin içindeki konum farkları, haritaya bakıldığında yer yer ilginç bir görünüm alır. Güneybatıdaki Göynücek ilçesi, Amasya, Tokat, Çorum ve Yozgat illerinin ortasında kalan bir noktada bulunur ve Türkiye'de pek az ilçenin sahip olduğu biçimde dört ilin arasında sıkışmıştır; Göynücek bir dönem Çorum iline bağlı olmuştur. Kuzeydoğudaki Taşova ilçesi ise tersine, Tokat ve Samsun illerinin ortasında, Yeşilırmak'ın Karadeniz'e doğru indiği geçidin üzerinde yer alır. Doğuda Tokat'ın Erbaa ve Turhal, kuzeyde Samsun'un Çarşamba ve Ladik ilçeleri onun komşularıdır. Batıdaki Gümüşhacıköy ise Samsun ve Çorum illeriyle çevrilidir; ilçe merkezinden Çorum'un Osmancık ilçesine yaklaşık 35-40 kilometre, Samsun'un Vezirköprü ilçesine kuzeydeki yayla yoluyla yaklaşık 40 kilometre vardır. İlin hemen her ilçesi böylece en az bir başka ille doğrudan komşudur ve yolların bu sınırlar boyunca nasıl dallandığı, Amasya'nın bir geçiş ili olarak nitelendirilmesinin nedenini açıklar.
Yüzölçümü ve Yükselti
Amasya ilinin yüzölçümü 5.628 kilometrekaredir. Nüfusu 2025 sonu itibarıyla 342.242 olup bu, kilometrekareye yaklaşık 61 kişi anlamına gelir. Yoğunluğun en yüksek olduğu ilçe Suluova'dır; orada kilometrekareye 103 kişi düşer. Yüzölçümü bakımından en büyük ilçe, 1.889 kilometrekarelik alanıyla Merkez ilçedir, onu Taşova (971), Merzifon (888), Gümüşhacıköy (629), Göynücek (591), Suluova (456) ve Hamamözü (204) izler. Bu yedi rakam toplandığında ilin yüzölçümüne ulaşılır.
İlin kendi içindeki yükselti farkı hayli büyüktür ve ilçelerin karakterini büyük ölçüde belirler. Taşova ilçesinin ortalama yüksekliği yaklaşık 241 metredir ve ilin en alçak ilçesi budur; Yeşilırmak'ın Karadeniz'e yaklaşırken açtığı geniş tabanın başlangıcında yer alır. Amasya şehir merkezi yaklaşık 410 metredir. Suluova 540-550 metre, Göynücek 520 metre, Hamamözü 690 metre, Merzifon 745 metre ve Gümüşhacıköy 820 metre dolaylarında yer alır. Kaynaklarda bu ilçe yükseltileri birkaç metre farkla verilmektedir, ama sıralama değişmez. Vadi tabanından batıya ve güneybatıya gidildikçe yüksekliğin arttığı, ilin en yüksek düzlüklerinin Merzifon, Gümüşhacıköy ve Hamamözü çevresinde toplandığı bu rakamlardan anlaşılır. Bu ilçelerin dağlık kesimleri ve ovaları ayrı birer coğrafi birim olarak başka yazılarda incelenmiştir.
Yeşilırmak ve İlin Su Ağı
İlin hidrografik omurgası Yeşilırmak'tır. Antik çağda Iris adıyla anılan, Hititlerde ise Kumeşmaha olarak geçen nehir, Sivas'ın Suşehri ilçesindeki Kösedağ eteklerinden doğar ve Samsun'un Çarşamba ilçesinde Karadeniz'e dökülür. Uzunluğu 519 kilometre, havza alanı yaklaşık 36.000 kilometrekaredir. Nehir başlıca üç kolun birleşmesiyle oluşur. Ana kol olan Tokat Nehri, Turhal'dan sonra Çengel Boğazı'nı geçerek Amasya topraklarına ulaşır. Kelkit Çayı nehrin en büyük koludur ve yaklaşık 320 kilometre uzunluğundadır, Çekerek Çayı ise yaklaşık 256 kilometre ile bir başka büyük koldur. Yeşilırmak, Canik Dağları'nı dar ve uzun bir boğaz vadiyle aşarak denize ulaşır. Amasya iline Kızılırmak havzası da dokunur; Gümüşhacıköy topraklarından inen Gümüşsuyu gibi akarsular ovayı suladıktan sonra ilçe sınırlarının dışında Kızılırmak ya da Yeşilırmak'a karışır. Böylece il, iki büyük Karadeniz havzasının birbirine yaklaştığı kuşakta yer alır.
Nehrin ilin coğrafyasındaki yeri yalnızca fiziki değildir. Yeşilırmak'ın çevresindeki Suluova ve Taşova ovaları ilin tarımsal ağırlığını taşır. Kimi kaynaklar, Amasya'yı elma yetiştiriciliğinde Türkiye'nin başta gelen illerinden biri olarak anar ve tütün, şeftali, kiraz ve bamya da ilin bilinen ürünleri arasındadır. Bu üretimin arkasında, yüzyıllar içinde nehrin taşıdığı alüvyonun biriktirdiği verimli toprak vardır. Yeşilırmak vadisinin ayrıntılı tanıtımı başka bir yazıya aittir; burada önemli olan, şehrin ve çevresindeki köylerin yaşamının bu nehirle nasıl örgütlendiğidir.
Vadiye Kurulmuş Bir Şehir
Şehir, Yeşilırmak'ın batıdan doğuya doğru akarken açtığı vadinin tabanındadır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Amasya maddesinde belirtildiğine göre vadi, iki yanı yüksek kayalıklarla çevrili dardır ve nehir şehir içinde yaklaşık dört kilometre boyunca bu boğaz benzeri vadide akar. Nehrin sol kıyısında, yani kuzeyde, dik kayalıklara oyulmuş mağaralar ve kral mezarları ile bunların hemen üstündeki kale yükselir. Burası Harşena Dağı'nın güneye bakan yamacıdır; Pontus krallarına ait kaya mezarları da bu yamaca oyulmuştur. Sol kıyıda kale kalıntıları, kral mezarları ile nehir arasında yerleşim alanı o kadar dardır ki, yapılaşma bu yakada ince bir şerit hâlinde uzanır.
Nehrin sağ kıyısı, yani güney yakası, daha az eğimli ve görece düzdür. Bu yüzden şehrin asıl yerleşim ve gelişim alanı güney yakada oluşmuştur ve bugün de güneydoğu ile güneybatı yönlerine doğru genişlemektedir. Selçuklu dönemine ait eserlerin çoğunun ırmağın güneyinde bulunması, bu tarihî tercihin izidir. Kaynaklarda şehirdeki en eski Türk yapısı olarak, Danişmendoğlu Melik Gazi'nin bugünkü Şamlar Camii'nin yerinde, kalenin hemen doğusunda yaptırdığı cami gösterilir. Bugüne ulaşan yapılar arasında Burmalı Minare Camii (1237-1247) ile Gökmedrese Camii (1266-1267) ilk akla gelenlerdir.
Amasya şehrinin gün ışığıyla ilişkisi de vadi biçiminden doğar. Dağların iki yandan yükselmesi, güneşin sabahları geç doğmasına, akşamları erken çekilmesine yol açar ve kayaların arasından süzülen ışık, şehre kısa bir günün ölçülü aydınlığını dağıtır. Kentin yüksek kesimlerinden bakıldığında tarihin katmanları da aynı dikey düzenle okunur. En üstte kale, onun altında kaya mezarları, eteklerinde camiler ve medreseler, en aşağıda ise Yeşilırmak boyunca dizilen Yalıboyu evleri ve konaklar bulunur. Osmanlı döneminden kalan, cumbalı ve ahşap bu evler suya yaslanmış gibi dururlar ve şehrin Türkiye'de en çok anılan görüntüsünü oluştururlar. Vadinin dar oluşu, yapılaşmayı yatay biçimde yayılmaktan çok yamaçlara ve nehir kıyısına sıkıştırmıştır.
Köprüler, Mahalleler ve Vadinin Sınırları
Dar vadiye kurulmuş şehrin büyümesindeki sınırlar, kaynaklarda erken tarihlerden beri fark edilmiştir. 1555 baharında Avusturya elçilik heyetiyle Amasya'ya gelen elçilik heyetinde bulunan Hans Dernschwam, şehrin dar bir vadide kurulduğunu, çoğu iki katlı ve kerpiçten yapılmış evlerin âdeta birbirinin üzerine yığılmış gibi göründüğünü yazar. Aynı seyyaha göre nehir üzerinde o sırada bir ahşap ve üç taş köprü bulunuyordu. Dernschwam, 14 Nisan 1555'te şehirde büyük bir yangın çıktığını, yanan evlerin kısa sürede yeniden yapıldığını ve şehirde on bir cami olduğunu da kaydeder. Şehzade sarayını, dağın eteğinde yer alan, bahçeli ve tuğladan yapılmış tek katlı basit bir yapı olarak tarif eder. Kanuni Sultan Süleyman o sırada buradaydı.
Şehrin nüfus ve mahalle sayıları, vadinin yapılaşmaya ne kadar yer tanıdığını rakamlarla gösterir. 1525'te Amasya'da beşi gayrimüslim olmak üzere elli beş mahalle vardı ve nüfus tahminen sekiz bin kadardı. XVI. yüzyıl sonlarında mahalle sayısı yine elli beştir, ama nüfus on bine yaklaşmıştır. Evliya Çelebi XVII. yüzyıl ortalarında elli üç mahalle ve beş bin hane saydığını, yani yaklaşık yirmi bin kişilik bir nüfusu kaydeder. XIX. yüzyılda nüfus yirmi beş ile otuz bin arasındadır, mahalle sayısı ise otuz altı kadardır. Rakamlar, şehrin bu yüzyıllarda nüfus bakımından büyürken fiziki bakımdan pek genişleyemediğini gösterir. TDV maddesinin yazarları bunu şehrin gelişmeye pek elverişli olmayan mevkiine bağlar. Zaman zaman yaşanan deprem ve sel felaketleri de yerleşme alanının kısıtlılığı ile birlikte düşünülmelidir.
Bu kısıtlılık, Cumhuriyet döneminde de sürmüştür. Şehir nüfusu 1927'de on iki bin dolayındaydı; bugün Merkez ilçede şehirde yaşayan nüfus 125.000'in üzerindedir. Bu artışın büyük bölümü, vadinin güney yakasında güneydoğu ve güneybatıya doğru genişleyen mahallelere yerleşmiştir.
İdari Bölünüş
Amasya ili bugün Merkez dahil yedi ilçeye ayrılmıştır: Merkez, Göynücek, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Merzifon, Suluova ve Taşova. 2025 sonu itibarıyla ilde sekiz belediye, bu belediyelere bağlı 107 mahalle ve ayrıca 372 köy vardır. Nüfusun yaklaşık yüzde 77'si şehirlerde yaşar. Bu oran 1927'de yüzde 26 idi; yani il, yaklaşık bir yüzyıl içinde ağırlıklı olarak kırsal bir yapıdan kentli bir yapıya geçmiştir. Aynı dönemde il nüfusu 114.884'ten 342.242'ye çıkmıştır. İl nüfusu sayım tablolarında en yüksek değerine 2000'de ulaşmış (365.231), sonraki yıllarda bir miktar gerilemiştir.
İlçelerin her biri farklı bir coğrafi çevreye oturur. Merkez ilçe, 151.433 kişilik nüfusuyla ilin en kalabalık bölümüdür ve nüfusunun büyük kısmı şehirde yaşar. Merzifon, ilin batıdaki ova ilçesidir; 77.077 kişilik nüfusuyla ikinci sıradadır ve il merkezine yaklaşık 46 kilometre uzaktadır. Merzifon ve çevresi, tarihte Karadeniz kıyısına ve İç Anadolu'ya giden yolların kesiştiği bir yer olarak tanınmıştır. Kimi anlatılara göre Strabon bu yöreyi "bin köy" bölgesi olarak adlandırmıştır. Suluova, il merkezine yalnızca 26 kilometre uzaklıkta, batı yönünde yer alır ve 46.928 kişilik nüfusla üçüncü sıradadır. İlçedeki köylerin yaklaşık üçte ikisi ova köyü, üçte biri orman ve dağ köyüdür. Taşova 30.034 nüfusla dördüncüdür ve toplam nüfusunun büyük bölümü kırsalda yaşayan tek ilçedir; şehir nüfusu oranı yüzde 38 dolayındadır. Gümüşhacıköy 22.319, Göynücek 10.823 ve Hamamözü 3.628 nüfusa sahiptir.
Bu ilçeler eski değildir ve ilin sınırları da tarihsel olarak sabit kalmamıştır. Taşova, yakın zamana kadar Tokat'a bağlı bir yerleşimdi. 1923'ten 1944'e kadar Tokat'ın Erbaa ilçesine bağlı olan yerleşim, 1944'te ilçe merkezi olarak ayrılmış, ancak Tokat'a ulaşımın güç olması ve hizmetlerin gecikmesi nedeniyle 1953'te Amasya iline bağlanmıştır. Göynücek 1954'te, Suluova 1957'de Merkez ilçeden ayrılarak ilçe olmuştur. Hamamözü ise 1990'da Gümüşhacıköy'den ayrılan en genç ilçedir. İlçelerin kuruluş tarihleri için kaynaklarda farklı yıllara rastlandığı olur, ama genel tablo budur: Merkez, Merzifon ve Gümüşhacıköy Cumhuriyet'ten önceki kazalardır; öteki dört ilçe XX. yüzyılın ortasından sonuna kadar olan dönemde kurulmuştur.
Osmanlı Sancağından Bugünkü İle
Amasya'nın idari coğrafyasındaki değişimin en açık göstergesi, Osmanlı sancağının sınırlarıyla bugünkü ilin sınırları arasındaki farktır. Amasya, Osmanlı yönetimine girdiğinde aynı adı taşıyan bir sancağın merkezi oldu ve başlangıçta Rum Eyaleti'nin de merkeziydi. Sancak, XVI. yüzyıl başlarında Amasya merkez kazası ile Ladik ve Merzifon kazalarından oluşuyordu. Merkez kaza o tarihlerde altı nahiye ve 321 köyden meydana geliyordu. 1576-1577'de kaza sayısı Gümüş, Gedegra, Zeytun ve Simre-i Ladik'in katılmasıyla yediye çıktı. Evliya Çelebi XVII. yüzyıl ortalarında sancağın dokuz kazası bulunduğunu belirtir; 1665 tarihli belgelerde on bir, 1671 tarihli belgelerde on kaza görülür. XIX. yüzyıl sonlarında ise sancak Sivas Vilayeti'ne bağlıydı ve Amasya merkez, Merzifon, Vezirköprü, Osmancık, Gümüşhacıköy, Ladik, Havza ve Mecidözü olmak üzere sekiz kazadan oluşuyordu.
Bu listede Vezirköprü, Ladik ve Havza bugün Samsun'a, Osmancık ve Mecidözü ise Çorum'a bağlıdır. Eski sancak, bugünkü ilden hem daha batıya hem daha kuzeye uzanıyordu; buna karşılık Taşova ve Göynücek o yapının dışındaydı. Cumhuriyet'ten sonra Amasya, TDV maddesine göre 20 Nisan 1924'te il oldu; kimi kaynaklar il statüsünü 1923'e bağlar. Böylece ilin bugünkü sınırları, tarihî sancağın doğrudan devamı olmayıp XX. yüzyıldaki idari düzenlemelerle biçimlenmiştir.
Yollar ve Ulaşım Ekseni
Amasya'nın coğrafi önemi, bir vadi olmasından kadar bir geçit olmasından da gelir. Şehir, Anadolu'nun iç kesimlerini Samsun Limanı'na bağlayan yolların geçtiği bir yerde bulunur. TDV maddesine göre Amasya, ilk çağlarda Tarsus-Kayseri-Zile-Samsun ticaret yolu üzerindeydi ve Osmanlı döneminde Azerbaycan-Bursa yolu üzerinde olması nedeniyle İran'dan gelen ipekli dokumalar için önemli bir pazardı. 1554-1555 yıllarında on ay içinde resmî yollarla şehre giren ve tartılan ipekli miktarının yaklaşık on beş ton olduğu belgelenmiştir. XVI. yüzyılda şehirde boyahane, şemhane ve darphane vardı; Evliya Çelebi XVII. yüzyılda binden fazla dükkândan, XIX. yüzyıl sonlarında ise Cuinet'nin yaklaşık 2.500 dokumacıdan söz ettiğini aktarır. Şehir, denize yakınlığı sayesinde canlı bir ticaret merkezi sayıldı ve 1864'te aralık ayının on beşinde başlayıp ay sonuna kadar süren bir panayır kuruldu.
Modern ulaşım da bu eski çizgiyi izler. Samsun'dan İstanbul'a giden ana karayolu (D.100) il merkezine, Suluova'ya, Merzifon'a ve Gümüşhacıköy'e uğrar; Taşova'ya da aynı yolla ulaşılır. 1930'da tamamlanan demiryolu hattı Amasya'yı, doğal limanı olan Samsun'a bağlamış ve ulaşımı kolaylaştırmıştır. Merkezden mesafeler şöyledir: Suluova 26, Merzifon 46, Göynücek 46, Taşova 48, Gümüşhacıköy 68, Hamamözü 90 kilometre. Hamamözü'nden Gümüşhacıköy üzerinden il merkezine ulaşılır, Çorum'a ise yaklaşık 43 kilometre vardır.
Kronoloji
1525: Amasya'da elli beş mahalle (beşi gayrimüslim) ve tahminen sekiz bin nüfus vardır.
1555: Hans Dernschwam şehri ziyaret eder; Yeşilırmak üzerinde bir ahşap ve üç taş köprü, on bir cami bulunduğunu kaydeder.
1864: Aralık ayında kurulan panayır, şehrin ticari canlılığını gösterir.
20 Nisan 1924: TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Amasya il olur.
1930: Amasya-Samsun demiryolu hattı tamamlanır.
1944: Taşova ilçe merkezi olur; 1953'te Amasya iline bağlanır.
1954: Göynücek ilçe olur.
1957: Suluova ilçe olur.
1990: Hamamözü, Gümüşhacıköy'den ayrılarak ilçe olur.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- İlhan Şahin, Feridun Emecen, "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
Diğer kaynaklar
- "Amasya (il)", Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Amasya_(il)
- "Amasya", Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Amasya
- "Yeşilırmak", Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yeşilırmak
- "Gümüşhacıköy", "Taşova", "Merzifon", "Göynücek", "Suluova", "Hamamözü" maddeleri, Vikipedi tr.wikipedia.org
- "Amasya Province", Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Amasya_Province
Çevrimiçi kaynaklar









