Amasya, Karadeniz'in nemli dağları ile İç Anadolu'nun kuru yaylaları arasındaki eşikte, Yeşilırmak'ın açtığı dar bir vadiye yerleşmiştir. Kuzeye doğru her yamaç biraz daha yeşillenir, güneye doğru her ova biraz daha sararır; kent bu iki dünyanın tam arasında durduğu için havası da bitki örtüsü de ikisinden birer parça taşır. Yağışı ölçülüdür, yazı sıcak ve açık, kışı soğuk olmakla birlikte Karadeniz kıyısının serinliği ile bozkırın dondurucu kuraklığı arasında bir yerdedir. Bu ara konum yalnızca hava durumunu belirlemekle kalmaz; elmanın aromasını, dağlardaki ormanların katman düzenini, hatta kentin yüzyıllar boyunca bahçeleriyle anılmasını da açıklar. Kaynaklar farklı yıl aralıklarını esas aldığı için aynı büyüklük için birbirinden biraz ayrışan rakamlar verir; bu farklar gizlenmemiş, nedenleri belirtilerek yan yana konmuştur.

Karadeniz ile İç Anadolu Arasında Bir Geçiş İklimi

Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, il genelindeki durumu tek cümlede toplar: Karadeniz ikliminden karasal iklime geçiş niteliğinde bir iklim hüküm sürer. Yazlar karasal iklim kadar kurak, Karadeniz iklimi kadar yağışlı değildir; kışlar Karadeniz kadar ılıman, karasal iklim kadar sert değildir. Bölgede "Karadeniz ardı" iklimi etkilidir, yani yazlar sıcak ve kurak, kışlar daha yağışlı geçer ve en çok yağış ilkbaharda düşer. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün değerlendirmesi de aynı yöne işaret eder. Kurumun ifadesine göre il, bilinen sınıflandırma yöntemlerine göre yarı kurak, kışları serin, yazları sıcak ve üçüncü dereceden deniz etkisine yakın bir iklime sahiptir.

Bu geçiş karakteri, hava kütlelerinin yıl içindeki seyrinden doğar. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi'nde yayımlanan "Amasya Şehri'nin İklim Yapısı ve Özellikleri" başlıklı makale, kentin 1961-2019 rasatlarını Samsun, Tokat ve Taşova istasyonlarıyla karşılaştırır. Makalenin özetine göre kışın Karadeniz ve Balkanlar üzerinden gelen Maritim Polar-Kontinental, yazın ise ülkenin güneydoğusundan sokulan Kontinental Tropikal hava kütleleri belirleyicidir. Nemli Karadeniz iklimi ile yarı kurak İç Anadolu karasallığı arasındaki geçiş, bu iki hava akımının ortak ürünüdür.

İklim bilimciler bu ara durumu farklı ölçütlerle farklı adlandırır. Çağlak, Özlü ve Şahin'in 2017 tarihli biyoklimatoloji çalışmasında Amasya, Erinç sınıflamasına göre "step-yarı kurak", De Martonne'a göre "step-nemli arası", Aydeniz'e göre "yarı kurak, yazları kurak" olarak geçer. Thornthwaite yönteminde ise D, B'2, d, b'3 simgeleriyle gösterilen tip söz konusudur; bu simgeler yarı kurak ve mezotermal bir iklimi, su fazlasının hiç ya da çok az görüldüğünü ve yaz buharlaşma oranının yüzde 53 olduğunu anlatır. Adlandırmalar birbirinden ayrışsa da hepsi aynı gerçeğe, yani ne tam bozkır ne tam Karadeniz olan bir iklime gönderme yapar.

İl sınırları içinde bile iklim tek biçimli değildir. Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre Merzifon, Suluova, Gümüşhacıköy ve Hamamözü ilçeleri bölgenin genel iklim özelliklerini yansıtır, Merkez ilçe, Taşova ve Göynücek ise daha çok karasal özellik gösterir. Amasya'nın güneyindeki Geldingen Ovası ilin en az yağış alan yeridir ve yıllık ortalaması 400-500 mm arasında verilir. Dağlık kuzeye ve yükseltilere doğru gidildikçe yağış ve nem artar, ova tabanlarında ise kuraklık belirginleşir.

Rakamlarla Amasya'nın Havası

Sıcaklık

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Amasya'nın uzun yıllık ortalama sıcaklığını 13,6 derece olarak verir; aynı kurumun çizdiği eğilime göre sıcaklıklar yüz yılda yaklaşık 1,7 derece artmaktadır. Çağlak ve arkadaşlarının 1975-2016 verilerine dayanan çalışmasında yıllık ortalama 14 derecedir. En soğuk ay Ocak, ortalama 2,4 derece; en sıcak ay Temmuz, ortalama 23,6 derecedir. Maksimum sıcaklıkların ortalamasına bakıldığında en sıcak ay Ağustos'tur (31,3 derece), Ocak ise 6,9 dereceyle en serin aydır. Minimum sıcaklıkların ortalaması Ocak'ta -0,9, Temmuz'da 16,6 derecedir. Kışın gündüzler sıfırın üstüne çıkar, geceler ise genellikle donla geçer; yazın geceler bile görece serin kalır.

Uç değerler de ölçülmüştür. Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kaydedilen en yüksek sıcaklığın 30 Temmuz 2000'de 45,0 derece, en düşük sıcaklığın 23 Şubat 1985'te -20,4 derece olduğunu bildirir. Meteoroloji'nin 1961-2007 verilerine dayanan tablosunda en yüksek değer yine 45 derecedir, en düşük değer ise 15 Ocak 2008 tarihli -21 derece olarak anılır. Yıllık ortalama donlu gün sayısı 50'dir. Bu sayı, ilkbahar donlarının meyve ağaçlarının çiçeklenme dönemiyle nasıl kesişebileceğini anlamak bakımından da önem taşır.

Yağış

Yağış rakamı, hangi yıllara bakıldığına göre değişir. Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 1937'den beri yapılan ölçümlerde il merkezinde yıllık ortalamanın 436,7 mm, Merzifon'da 436,9 mm, Gümüşhacıköy'de 458,3 mm, Taşova'da 400,0 mm ve Göynücek'te 427,6 mm olduğunu belirtir. Meteoroloji'nin uzun yıllık ortalaması 461,3 mm'dir. Çağlak ve arkadaşları 1975-2016 dönemi için 459 mm hesaplar, Amasya Misket Elması coğrafi işaret belgesinde anılan 1961-2016 ortalaması ise 460,1 mm'dir. Farklar ölçüm dönemlerinin ayrı olmasından kaynaklanır; hepsi yaklaşık 440-460 mm aralığında toplanır. Amasya bu rakamlarla Karadeniz kıyısının aksine az yağış alan bir iklim kuşağında yer alır.

Mevsimsel dağılım da bu durumu doğrular. Çağlak ve arkadaşlarına göre en yağışlı ay 56,8 mm ile Nisan, en kurak ay 9,1 mm ile Ağustos'tur; Kültür ve Turizm Müdürlüğü de Temmuz ve Ağustos'u en kurak aylar olarak gösterir. Meteoroloji'nin verilerinde bir günde ölçülen en yüksek yağış 3 Temmuz 1981'deki 60,9 kg/m2'dir; yani kurak mevsimin ortasında da kısa süreli sağanaklar görülebilir. En yüksek kar kalınlığı ise 24 Şubat 1983'te ölçülen 35 cm'dir. Aynı kurum, uzun dönemli yağış eğiliminde yüz yılda 295 mm'lik bir artıştan söz eder; bu büyüklük ortalamaya oranla oldukça yüksek olduğundan ölçüm serisinin uzunluğu göz önünde tutularak değerlendirilmelidir.

Nem, Bulut, Güneşlenme ve Rüzgâr

Yıllık ortalama nispi nem, 1975-2016 verilerinde yüzde 59,6, Meteoroloji'nin ölçümlerinde yüzde 59,8, Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün aktardığı değerde yüzde 61'dir. Aylık değerler kışın yükselir, yazın düşer. Aralık yüzde 69,5 ile en nemli, Temmuz yüzde 52,3 ile en kuru aydır; Ocak yüzde 67,9, Kasım yüzde 67,0, Haziran yüzde 53,4 değerindedir. Bulutluluk da aynı seyri izler. Sekizde bir ölçeğe göre verilen değerlerde Aralık 6,7 ile en kapalı, Ağustos 2,3 ile en açık aydır; yıllık ortalama 4,7'dir. Meteoroloji'ye göre günlük ortalama güneşlenme süresi 5,8 saattir. Kış boyunca kapalı, yaz boyunca açık bir gökyüzü vardır ve yazın bol ışığı elmanın olgunlaşma mevsimindeki rengini de etkiler.

Rüzgâr, vadi yapısının iklime en açık biçimde yansıdığı unsurdur. Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre il genelinde hâkim yön kuzeydoğudan esen poyraz olmakla birlikte, il merkezinin topografik yapısı yüzünden birinci derece hâkim yön kuzeybatıdır. Çağlak ve arkadaşları da en çok kuzeybatı ve kuzeydoğu yönlü rüzgârların estiğini, yön çeşitliliğinin yeryüzü şekillerinden kaynaklandığını yazar. Ortalama rüzgâr hızı 1,7-1,8 m/sn kadardır; Nisan, Temmuz ve Ağustos aylarında 1,9 m/sn'ye çıkar, Ekim ve Kasım'da 1,3 m/sn'ye iner. Yıllık ortalama kuvvetli rüzgârlı gün sayısı 65, fırtınalı gün sayısı 12'dir. Kaydedilen en kuvvetli rüzgâr 24 Eylül 1996'da kuzeybatıdan 36,0 m/sn (129,6 km/saat) hızla esmiştir.

Vadi tabanındaki bu yapı gündelik havaya da yansır. Kentin iki yamacın arasındaki alçak tabanda durması, havanın çoğu zaman durgun akmasına yol açar; rüzgâr kenti sert biçimde dövmez, ama sabahın erken ve akşamüstü saatlerinde vadiye özgü hafif bir esinti hissedilir. Kimi anlatımlara göre sis ve nem de bazı sabahlar vadi tabanında yukarıdaki düzlüklere göre daha uzun kalır. Gündüz güneşin vurduğu yaz sıcağı, kıyı kentlerinin yapışkan nemini taşımaz; kuru bir sıcaktır ve akşam vadi hızla serinler.

Kimi eski coğrafya anlatılarında dolaşan "yıllık 350-400 mm yağış" ve "yüksek yerlerde -40 derece" gibi ifadeler resmî ölçümlerle örtüşmez. Taşova'da ölçülen 400 mm, il genelinin en düşük değerlerinden biridir ve il merkezi için geçerli sayılamaz. Eksi kırk derece ise tescil belgesinde havanın sıcaklığı olarak anılmaz. Orada, kış dinlenmesindeki elma ağacının odunsu kısımlarının dayanabildiği sınırdır.

Vadinin Kendi Havası: Yeşilırmak ve Mikroklima

Amasya'yı yalnızca iki iklim arasında bir nokta olarak düşünmek yetmez, çünkü kent aynı zamanda bir vadinin içindedir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre şehir deniz seviyesinden yaklaşık 400 m yükseklikte, iki yanı yüksek kayalıklarla çevrili dar bir vadiye kurulmuştur; Çağlak ve arkadaşları şehir merkezinin ortalama yüksekliğini 412 m olarak verir. Yeşilırmak, Amasya Ovası'ndan çıkıp Ferhat Boğazı'ndan geçtikten sonra âdeta saklı bir vadiye girer ve şehir içinde yaklaşık 4 km boyunca bu vadide akar. Vadi tabanında yerleşmeye elverişli yalnızca dar bir şerit bulunduğundan şehir uzunlamasına gelişmiş, yamaçlarda fazla yükselememiştir.

İlin en önemli akarsuyu olan Yeşilırmak, Sivas'ın Suşehri ilçesi yakınlarındaki Köse Dağları'ndan doğar ve 519 km uzunluğundadır; Amasya sınırları içinde kalan kısmı 129 km'dir. İl toprakları büyük oranda bu havzada yer alır, yalnızca Gümüşhacıköy'ün bir bölümü Kızılırmak havzasına girer. Çekerek Irmağı Amasya'nın yaklaşık 15 km güneyinde Yeşilırmak'a karışır, Tersakan Çayı şehir merkezinden sonra ona katılır, Kelkit Çayı ise Taşova ile Erbaa sınırında birleşir. Ölçülen ortalama debi 121 m3/sn, en yüksek debi 1.914 m3/sn, yıllık toplam akım 5.707 milyon m3'tür. Taşkınlar genellikle Mart, Nisan ve Mayıs aylarında görülür; bu da yağışın ve kar erimesinin ilkbaharda yoğunlaşmasıyla uyumludur.

Yeşilırmak vadisi hem uzundur hem çok verimli alüvyal topraklarla kaplıdır. Amasya-Taşova arasında uzanan bu kuşakta, resmî anlatımla, "mikroklima özelliğinde" bir iklim hüküm sürer ve meyvecilik ile sebzecilik başlıca tarımsal faaliyetler olarak öne çıkar. Vadi sisteminin kollarından Onlukköprü Vadisi, Tersakan Çayı'nın Yeşilırmak'a döküldüğü yerde başlayıp Ziyaret ve Yenice'den geçerek Kuzgeçe Köyü'nde biten 20 km'lik şeritle "Amasya Elması'nın yetiştiği vadi" olarak anılır. Ferhatarası Vadisi Kayabaşı Köyü'nden şehrin Hacılar Meydanı'na uzanan 10 km'lik bölümdür; Beşgöz Vadisi 8,5 km, Durucasu Vadisi ise Kuzgeçe'den Taşova'daki Çambükü'ne kadar 18 km uzunluğundadır. Ovaların kuraklığını gidermek için ilde çok sayıda baraj ve gölet yapılmıştır. Yedikır Barajı 1986'da işletmeye açılmış, 1.400 hektarlık sulama alanına sahiptir ve kuşların göç yolu üzerinde bulunduğundan kışın 34 kuş türüne yaşam alanı olur; çevresi 1989'da birinci derece doğal sit alanı ilan edilmiştir.

Elmanın İklimi

Geçiş ikliminin ve vadi etkisinin en bilinen ürünü, 14 Mart 2019'da "menşe adı" olarak tescil edilen Amasya Misket Elması'dır. Başvuru 8 Ocak 2016'da Amasya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından yapılmış, coğrafi sınır olarak Merkez, Suluova, Merzifon, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Taşova ve Göynücek ilçeleri gösterilmiştir. Tescil belgesinin iklim bölümü, vadinin ve geçiş ikliminin elmaya etkisini ayrıntılı biçimde anlatır. Yeşilırmak Vadisi'nin oluşturduğu mikroklima ilde "boğaz esintisi" meydana getirir ve bu esinti elmanın kendine has koku ve aromasında önemli rol oynar. Lezzet çeşit özelliğine olduğu kadar yetiştirme koşullarına da bağlıdır: toprak, sulama, gübreleme, güneşlenme ve gece-gündüz sıcaklık farkı meyvenin kuru madde yani şeker yoğunluğunu artırır. Belge, elmanın Amasya dışındaki iklimlerde yetiştirildiğinde aynı özellikleri göstermediğini de açıkça yazar.

Belgede iklim ve elma ilişkisini somutlaştıran birçok ölçü vardır:

  • Amasya ilinin denizden yüksekliği 411,69 m ile 1150 m arasında verilir; alçak yerlerde sıcaklık aralığı -3,7 ile +36,1 derece olarak yazılır.
  • Misket elması kış dinlenmesi (soğuklama) için yüksek ihtiyaç duyar. Çeşidin soğuklama isteği 2536 saattir, Amasya'nın 1970-2014 arası soğuklama ortalaması ise 2526 saattir. Soğuklamasını tamamlamayan ağaçta yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır.
  • Kış dinlenmesindeki odunsu kısımlar -40 dereceye kadar dayanır, ancak açmış çiçekler -2,2 ile -2,3 derecede, küçük meyveler -1,1 ile -2,2 derecede zarar görür. Sıcaklık +40 derecenin üzerine çıktığında büyüme durur.
  • Elma için üretim sezonunda yıllık 400-600 mm yağış gerekir; Amasya'nın 1961-2016 ortalaması 460,1 mm'dir.
  • 15 Eylül - 30 Ekim arası meyvede renk ve sertliğin belirginleştiği dönemdir. Bu günlerde çiğ düşen gün sayısı ortalama 7,26'dır; çiğ ardından güneş alan elma parlak kırmızı rengini kazanır. Çiğli gün sayısı Ekim'de 8,12 ile en yüksek, Eylül'de 6,41'dir; yıllık toplam 40,34 gündür.
  • Çiçeklenme Nisan sonunda, hasat ise Ekim'de gerçekleşir. Meyveler Eylül'ün ikinci yarısında ya da Ekim başında toplanır ve iyi koşullarda Mayıs'a kadar dayanır.
  • Ağaç başına son beş yıl ortalama verim Amasya'da 92,4 kg, benzer çeşitlerde Türkiye genelinde 49,6 kg olarak bildirilmiştir. Meyve ağırlığı 100-165 g, suda çözünebilir kuru madde oranı yüzde 10-14 arasındadır.
  • Merkez ilçenin Yavru köyündeki kurtarma kazısında bulunan elma ağacı figürlü Roma dönemi mozaik taban, Amasya'da elma yetiştiriciliğinin yaklaşık 2000 yıl öncesine dayandığına işaret eder.

Elmanın dışında iklim ovaları da besler. Geldingen, Suluova, Merzifon ve Gümüş ovaları il tarımı için en önemli alanlardır ve birlikte il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 24'ünü kaplar. Geldingen Ovası yaklaşık 48.400 hektarla ilin en geniş ovasıdır ve ortalama yüksekliği 450 m'dir. Suluova Ovası yaklaşık 40.000 hektar, 550 m; Merzifon Ovası 31.100 hektar, 700 m; Gümüş Ovası 5.400 hektar, 750 m olarak verilir. Aydınca Ovası ise 4.000 hektarlık alanı ve 700 m yüksekliğiyle mikroklima özelliği gösteren daha küçük bir ovadır. Geldingen'de karasal iklim egemendir ve yaz aylarında sulama suyunun azalması ovanın başlıca sorunudur.

TDV İslâm Ansiklopedisi de şehrin iktisadi hayatında tahıl üretimi ile meyveciliğin tarih boyunca yer tuttuğunu, 1954'te kurulan Amasya Şeker Fabrikası'nın pancar üretimini teşvik ettiğini kaydeder. Bu ürün çeşitliliği, geçiş ikliminin tarıma sunduğu seçenekleri yansıtır: aynı il sınırları içinde serin yaylalarda yetişen bitki de, sıcak ova tabanında yetişen bitki de bulunur.

Dağlar ve Ovalar: İklimin Kabartması

İklimi Amasya'ya yaptıran şey büyük ölçüde kabartmadır. Yeşilırmak'ın ana kollarının birleştiği noktanın aynı zamanda dağların birleştiği nokta olması, ili oldukça engebeli kılar. İlin en yüksek noktası 2061 m ile Akdağ Tepesi, en alçak noktası ise 160 m ile Taşova'daki Umutlu Köyü'nde Hasan Uğurlu Barajı'nın su toplama alanının başladığı yerdir. Dağlar doğu-batı doğrultusunda uzanır; Kuzey Anadolu Fay hattı Karaömer Dağı ile Canik Dağları arasındaki sınırı belirler.

Başlıca dağlar sıralandığında yükseklik farkı açıkça görülür. Akdağ 2061 m, Karaömer Dağı 1979 m'ye ulaşır; Sakarat Dağı'nın en yüksek noktası Cami Tepe 1956 m, Tavşan Dağı'nın Yuvalı Tepesi 1901 m, İnegöl Dağı'nın İnegöl Tepesi 1873 m, Eğerli Dağı'nın Kaldırım Tepesi 1776 m'dir. Canik Dağları'nın Amasya sınırları içindeki en yüksek noktası ise 1376 m'dir. Akdağ'ın güneyini Yeşilırmak, kuzeyini Şeyhsuyu ile Kocaalan Çayı sınırlar. Belediye ayrıca Kocacık Tepesi, Kırklar Dağı ve Ferhat Dağı'nı önemli yükseltiler arasında sayar. Bu dağların üzerinde 1200 ile 1850 m arasında değişen yaylalar yer alır. Tavşan Dağı'nın batısındaki Kabaoğuz Yaylaları yaklaşık 1400 m, Tavşandağı Yaylaları 1500 m, Karaömer Dağı'nın doğusundaki Sarıçiçek Yaylaları 1650 m, İnegöl Yaylaları 1600 m, Akdağ Yaylaları ile Sakarat Dağı üzerindeki Boğalı Yaylaları 1850 m, Eğerli Dağı'ndaki Çatalçam Yaylaları 1400 m, Destek Yaylaları 1200 m yüksekliktedir. Kabaoğuz ve Akdağ yaylalarında yılda bir kez şenlik düzenlenir. Yaylalar, Karadeniz ile İç Anadolu iklimlerinin geçiş bölgesinde bulunduğu için hem Karadeniz hem İç Anadolu bitki türlerini birlikte barındırır.

Yüzölçümü konusunda kaynaklar küçük farklar verir. Belediye 5.701 km2, Kültür Portalı'ndaki ilgili metin 5.690 km2, TDV ise 1985 sayımına dayanarak 5.520 km2 yazar. Fark, il sınırında yapılan değişikliklerden ve ölçüm yöntemlerinden kaynaklanıyor olabilir, ancak kaynaklar nedenini açıklamaz.

Katman Katman Bitki Örtüsü

Bitki örtüsü, vadiden yukarı çıkıldıkça katmanlar hâlinde değişir ve bu değişim iklimin yükseklikle nasıl dönüştüğünü gösterir. Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre Merkez ilçedeki ormanlar büyük ölçüde Akdağ bölgesinde yayılır. Yüksek kesimlerde sarıçam, karaçam ve kayın, düşük rakımlarda kızılçam, ardıç, meşe, gürgen ve titrek kavak bulunur. Bunlara yabani ahlat ve erik gibi ağaççıklar ile sürünücü ardıç gibi çalı formları eklenir; dere boylarında söğüt kümeleri, en alçak yerlerde ise bozkır parçaları görülür.

Bu sıranın sahadaki karşılığını en ayrıntılı biçimde Akdağ'ın karayosunları üzerine yapılan bir araştırma gösterir. 2009 ile 2011 arasında dağın 37 ayrı noktasından örnek toplanırken her istasyonun hâkim ağaç örtüsü de kaydedilmiştir. Bu kayıtlara göre kızılçam yaklaşık 490 ile 660 metre arasındaki alçak yamaçlarda, kimi yerde Quercus hartwissiana meşesiyle birlikte bulunur. Anadolu karaçamı 500 metreden 1650 metreye kadar çok geniş bir aralığa yayılır; bazı istasyonlarda cüce ardıçla, bazılarında geven ve sütleğen türleriyle karışır. Doğu kayını yaklaşık 700 ile 1070 metre arasında, tek başına ya da sarıçamla birlikte görülür. Yaklaşık 1060 ile 1230 metre arasındaki bazı alanlarda sedir, karaçam ve kayınla yan yana kaydedilmiştir. 1750 metre dolayında ağaçlar seyrekleşir ve yüksek dağ çayırları başlar; 2000 metrenin üzerinde ise geven ve Acantholimon türlerinin kurduğu bodur, dikenli bir örtü egemendir. Yükseklikle değişen sıcaklık ve nem, burada birkaç yüz metrelik farkla bütünüyle farklı ağaç topluluklarını yan yana getirir.

İlin güneydoğusundaki Sakarat Dağı'nda yapılan flora araştırması, 2004-2005'te toplanan örneklere dayanarak orman örtüsünü dört karışık orman tipine ayırır: sarıçamın baskın ya da eş baskın olduğu ormanlar, doğu kayınının hâkim olduğu ormanlar, doğu gürgeninin eşlik ettiği ormanlar ve mazı meşesi, tüylü meşe, saçlı meşe ile Quercus macranthera'nın kurduğu meşe ormanları. Dağın sarıçam ormanları Taşova yaylalarına giden yol üzerinde, Karataş ve Böke köyleri çevresinde, kalker ana kaya üzerinde ve yaklaşık 1300 ile 1700 metre arasında örneklenmiştir. Ağaç sınırının üzerinde subalpin kuşağı kaya ardıcı toplulukları oluşturur. Bozkır örtüsü öncelikle Astragalus, ardından Acantholimon türleri ve yaygın bir step bitkisi olan Convolvulus assyricus ile temsil edilir; yer yer kaya ve sulak çayır bitki örtüsü de görülür. Tek tek ağaçlar arasında kestane, ceviz, doğu çınarı, kızılağaç, ayı fındığı ve titrek kavak da kayda geçmiştir. Aynı dağda ormanın, ardıçlı subalpin kuşağın ve bozkırın birbirini izlemesi, geçiş ikliminin bitki örtüsüne yansıyan en açık örneklerinden biridir.

İlin ormanlık alan oranı en yüksek ilçesi Taşova'dır. Akdağ ve Boğalı dağ silsilelerinin kuzeye bakan yamaçlarında ve Destek Çayı'nın kuzeyinde 1000 m'den sonra iyi vasıflı kayın ormanları görülür. Güneye bakan yamaçlarda ise Yeşilırmak Vadisi'nden yukarıya doğru sırasıyla kızılçam, meşe türleri, karaçam ve sarıçam sıralanır; bu ormanlar yer yer saf, yer yer karışıktır. Alt florada gürgen, kayacık, üvez, kızılcık, akçaağaç, geyik dikeni, sandal ve fındık gibi ağaç ve ağaççıklar, ayrıca böğürtlen, eğrelti, yabani gül, katran ardıcı, laden, ısırgan otu ve orman gülü bulunur. Kuzey ve güney yamaçlar arasındaki bu fark, nemin yamaç yönüne göre değiştiğini ve kayın gibi nemi seven türlerin kuzeye bakan serin yamaçlarda toplandığını gösterir.

Ormanların il topraklarındaki payı konusunda kaynaklar birbirinden belirgin biçimde ayrılır. Eski bir coğrafya derlemesine göre il topraklarının yüzde 16'sı orman, yüzde 54'ü mera, yüzde 30'u ekime elverişli alandır. İlin ekoturizm potansiyelini inceleyen 2019 tarihli bir derleme ise bir yerde il yüzölçümünün yüzde 32'sinin ormanla kaplı olduğunu, başka bir yerde tarım alanlarının yüzde 38, ormanların yüzde 36,5, yaylaların yüzde 12,5 pay aldığını yazar ve yüzölçümünü 5960 kilometrekare olarak verir. Aradaki fark sayım yıllarından ve orman tanımının genişliğinden doğuyor olabilir, ancak kaynaklar bunu açıklamaz. Hangi rakam esas alınırsa alınsın ormanların ilin kuzeyindeki dağlarda, özellikle kuzeye bakan yamaçlarda yoğunlaştığı ortaktır. İlin başlıca ormanları Tavşandağı, Destek, Boğalı, Akdağ, Boraboy, Gökdere ve Çatalçam ormanları adlarıyla anılır.

İlçe İlçe Ormanlar

  • Merzifon: Tavşan Dağı'nda bloklar hâlinde kayın ormanları; içlerinde yabani kiraz, ayı fındığı, akçaağaç, ıhlamur ve gürgen. Yüksekte yer yer sarıçam ve karaçam koru ormanları, düşük rakımda ve güney yamaçlarda meşe baltalıkları.
  • Gümüşhacıköy: Vezirköprü istikametindeki dağlarda sarıçam ve karaçam, daha aşağıda meşe türleri.
  • Hamamözü: Karaçamla birlikte meşe ormanları, yer yer ardıç.
  • Göynücek: İlin güneyinde, İç Anadolu'ya geçiş kuşağında olduğundan step bitki örtüsü baskındır; ormanların ağırlığını baltalık olarak işletilen meşe ile kısmen ardıç oluşturur.

Orman envanterinde iki işletme biçimi birbirinden ayrılır. Koru ormanı tohumdan gelişen, yüksek gövdeli ağaçlardan oluşan ormandır; baltalık ise kesildikten sonra kütüğünden sürgün vererek yenilenen, genellikle meşe gibi türlerin alçak boylu ve çok gövdeli meşcereleridir. Amasya'da bu ayrım da yükseltiyi izler: sarıçam ve karaçam koru ormanları yüksek kesimlerde, meşe baltalıkları alçak ve güneye bakan yamaçlarda toplanır. Şehrin hemen çevresinde de yükseltinin bitki örtüsüne etkisi kısa bir mesafede izlenebilir. Kırklar Dağı, Lokman Tepesi, Ferhat Dağı ve Yanık Tepe'nin kuşattığı Amasya vadisinde iki üç kilometrelik bir yürüyüşle 400 metreden 1000 metreye çıkmak mümkündür. Boğalı ormanları ile Ballıca, Tekke ve Kumluca vadilerinin geçtiği güzergâh ise Karadeniz iklimini andıran ılıman bir havaya sahiptir; burada iyi nitelikli gürgen ormanlarının yanında yabani fındık, kızılcık ve ceviz bol miktarda bulunur.

Sık yapılan bir yanılgıyı düzeltmek gerekir: Hamamözü, kuzeydeki orman ilçeleri arasında sayılmaz. Kaynaklara göre orman oranı en yüksek ilçe Taşova'dır, Hamamözü ise karaçam ve meşe ormanlarıyla anılır. Yaylalar hakkında resmî anlatım da bir uyarı içerir. Bitkisel açıdan zengin olan yaylalar, son yıllarda aşırı zirai ilaç ve gübre kullanımı, aşırı otlatma ve tarla açma gibi nedenlerle tahrip olmuş, üst kısımlarda hemen hemen ana kaya ortaya çıkmıştır. Yayla kenarlarındaki ormanlarda yaşlı ağaçların yerini genç ağaçlar almamakta ve orman sınırı yer yer aşağılara inmektedir.

Borabay Çevresi ve Endemik Bitkiler

Geçiş ikliminin en belirgin sonuçlarından biri bitki çeşitliliğidir. Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre yöre endemik bitkiler bakımından zengindir ve 109 tür, 246 çeşit rakamı verilir; bunların arasında yöresel adlarıyla hazeran, kuduz otu, akça çiçeği, dolama otu, mürdümük, bac biber ağacı, kaside, geven, yalancı havacıva ve tüylü keten sayılır. Konakoğlu ve Kurdoğlu'nun Turizm Akademik Dergisi'ndeki makalesi ise Amasya il sınırlarında 245 endemik bitki türü bulunduğunu yazar. İki rakam arasındaki farkın sayım ölçütünden kaynaklanması mümkündür, ancak kaynaklar bunu açıklamaz. Aynı makaleye göre bu endemiklerden altısı (Campanula latiloba subsp. latiloba, Campanula pterocaula, Symphytum bornmuelleri, Heracleum platytaenium, Hesperis buschiana, Digitalis lamarckii) Borabay Gölü Tabiat Parkı sınırları içinde yayılış gösterir.

Borabay Gölü, Taşova ilçesindeki Boraboy Köyü sınırları içindedir; il merkezine 63 km, Taşova'ya 15 km uzaklıkta ve denizden 1050 m yüksekliktedir. Göl, yamaçlardan yıkılan malzemenin dereyi tıkamasıyla oluşmuş doğal bir set gölüdür. Tabandan su kaynaması vardır, ayrıca dereden gelen sularla beslenir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan bir vadide yer alır, güney kıyısı sarp ve diktir, kuzey kıyısı ise dinlenme amaçlı kullanıma elverişlidir. Ölçüler konusunda kaynaklar ayrışır: Kültür Portalı 80 m genişlik ve 25 m derinlikten söz ederken, başka bir derlemede uzunluk yaklaşık 675 m, azami genişlik 175 m, en derin yer 11 m olarak geçer. İki ölçü seti birbirini tutmadığı için burada kesin bir rakam tercih edilmemiştir.

Alanın koruma tarihi iki aşamalıdır. Gölün çevresi 13 Temmuz 1993'te Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla 1. derece doğal sit alanı ilan edilmiş, daha sonra, bazı kaynaklara göre 2014'te, tabiat parkı statüsü kazanmıştır. Tabiat parkının alanı Konakoğlu ve Kurdoğlu'na göre 255,36 hektar, başka bir derlemeye göre 259 hektardır. Göl çevresinde kayın, sarıçam, karaçam, meşe, kestane ve sedir ağaçları görülür; kuzey yamaçlarda doğu kayını, karaçam, sarıçam ve saçlı meşe, güney yamaçlarda ise çoğunlukla çeşitli çalılar egemendir. Bu dağılım, vadiden yukarıya doğru anlatılan yamaç yönüne göre değişen örtünün küçük ölçekli bir örneğidir.

Mevsimlerle Amasya

İklim verileri, dışarıda vakit geçirmek için hangi dönemlerin elverişli olduğu konusunda da bilgi verir. Çağlak, Özlü ve Şahin'in çalışması, 1975-2016 arası 42 yıllık sabah saat 07, öğle saat 14 ve akşam saat 21 rasatlarını kullanır ve vücudun ısı dengesini sıcaklık, nem, rüzgâr ve bulutluluğu birlikte hesaplayarak ölçen PET (fizyolojik eşdeğer sıcaklık) indeksini uygular. Bu yöntemle sabah saat 07'de Mayıs ortasından Temmuz ortasına ve Ağustos sonundan Eylül ortasına kadar koşullar "konforlu" bulunmuştur. Aralık, Ocak ve Şubat sabahları "çok soğuk", Kasım ve Mart sabahları "soğuk", Nisan ve Ekim sabahları "serin" sınıfındadır. Temmuz ayının ortasından Ağustos ortasına kadar olan dönemde ise hafif ılık ve ılık koşullar yaşanır.

Günün en sıcak saati olan 14.00'te Nisan ortasından Haziran ortasına kadar ve Eylül boyunca konfor vardır. Temmuz'un ortasından Ağustos'un ortasına kadar öğle saatlerinde "sıcak" stresi, Temmuz sonu ile Ağustos başında yüzde 10 oranında "aşırı sıcak" stresi görülür. Yaz akşamları (saat 21) Haziran'ın ortasından Eylül'e kadar konforludur ve bu da yaz gecelerinde dışarıda vakit geçirmeye uygundur. Gün boyunca bakıldığında en uygun dönem Mayıs ile Haziran, bir de Ağustos sonundan Eylül ortasına kadar olan zamandır. Çalışma, bu bulgulara dayanarak turizm planlamasında bu dönemlerin dikkate alınmasını önerir.

Bu verilerden meyve takvimine de bir bağ kurulabilir. Nisan en yağışlı aydır ve meyve ağaçlarının çiçeklendiği döneme denk gelir; Eylül sonu ile Ekim başı ise tescil belgesinin elma hasadı için gösterdiği zamandır. Kış nispi nemin ve bulutluluğun en yüksek olduğu mevsimdir, yaz ise yağıştan çok güneşle belirlenen dönemdir.

Vadi, İklim ve Kentin Tarihi

Amasya'nın iklimi ve bitki örtüsü, kentin tarihsel yerleşme biçimiyle de ilişkilidir. Çağlak ve arkadaşlarının makalesi, Yeşilırmak'ın şehrin kaderini belirlediğini yazar. Şehir, Anadolu'da "V" biçimli bir vadi tabanında kurulmuş az sayıdaki kentten biridir; makaleye göre bu saklı konum, kentin tarihin farklı dönemlerinde zaman zaman başkent ya da önemli bir şehir olmasının nedenidir. Cumhuriyet döneminde güvenliğin sağlandığı koşullarda ise ekonomik nedenlerle hızlı gelişmemiş, bu da eski dokunun kısmen korunmasını sağlamıştır. Aynı çalışma, bu korunmuş yapının bugün turizm bakımından çekici sayıldığını belirtir.

Dar vadi hem savunmaya hem tarıma elverişli olmuştur. Yağışı ölçülü ama bol sulak bir ırmağa bağlı bir kent, yüzyıllar boyunca bahçeleriyle ve meyvesiyle anılmıştır. Aynı yamacın aşağısında bahçeler, yukarısında kızılçam, daha yukarıda meşe, en tepede kayın ve sarıçam bulunur; güneye inildiğinde ise bozkırın seyrek örtüsü başlar. İki iklimin ortasındaki bir kentte bütün bu katmanlar aynı gün içinde görülebilir ve Amasya'nın coğrafyası, bunu mümkün kılan geçiş koşullarının ürünüdür.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Savaş Çağlak, Tamer Özlü, Kemalettin Şahin, "Amasya'nın Biyoklimatolojik Koşullarının Turizm Yönünden İncelenmesi", Studies of the Ottoman Domain, C. 7, S. 13, 2017. amasya.gov.tr
  • "Amasya Şehri'nin İklim Yapısı ve Özellikleri", Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (DergiPark, makale özeti).
  • Sultan Sevinç Kurt Konakoğlu, Banu Çiçek Kurdoğlu, doğa temelli turizm koridorları çalışması, Turizm Akademik Dergisi, 2020, s. 83-95.
  • İlhan Şahin, Feridun Emecen, "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr).
  • Cansaran, A. ve diğerleri (2010). Sakarat Dağı Florasına Katkılar (Amasya-Türkiye). Biological Diversity and Conservation, 3(1): 103-120.
  • Kılıç, D. D., Güler, D., Babacan, A. ve Kılıç, M. (2019). Amasya'nın Ekoturizm Potansiyelinin Belirlenmesi Üzerine Bir Derleme. Sinop Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3(2): 77-106.

Resmî kaynaklar

  • Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "İklim" ve "Bitki Örtüsü" sayfaları (amasya.ktb.gov.tr).
  • Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Samsun Bölge Müdürlüğü, "Amasya İklim Değerlendirmesi" (samsun.mgm.gov.tr).
  • Türk Patent ve Marka Kurumu, "Amasya Misket Elması" Menşe Adı Tescil Belgesi, 14.03.2019 (ci.turkpatent.gov.tr). ci.turkpatent.gov.tr
  • T.C. Amasya Valiliği, "Yeryüzü Şekilleri" sayfası (amasya.gov.tr); T.C. Amasya Belediyesi, "Amasya'nın Coğrafi Yapısı" ve "Ovalar" sayfaları (amasya.bel.tr).

Diğer kaynaklar

  • Türkiye Kültür Portalı, "Amasya Misket Elması" ve "Doğa Yürüyüşü - Boraboy Gölü" sayfaları (kulturportali.gov.tr); Vikipedi, "Lake Boraboy".
  • The Moss Flora of Akdağ Mountain (Amasya, Turkey). PMC4284982.
  • Amasya Coğrafyası (dağlar, yaylalar, göller), karadenizinfo.com.
  • Murat Eliçalışkan, "Amasya: İklim ve Bitki Örtüsü" (cografya.gen.tr); "Amasya İklimi" (universiteler.net).

Çevrimiçi kaynaklar