XIX. yüzyılın ilk yarısında Amasya'nın en eski medreselerinden Torumtay Medresesi'nde yirmi beş yıl kadar nakip ve muîd olarak görünen Hasan Efendi, aynı yıllarda kadılık mesleğinde il il dolaşmıştı. Babası Amasya müftüsü Seyyid Mehmed Efendi'dir. Medresedeki görevini bacanağına bıraktıktan birkaç ay sonra, 1251 (1835-36) yılında öldü. "Enverî" mahlası, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki madde başlığından gelir; yazar onu "meşâhîr-i kudâttan edîb, şâir" diye tanıtır. Şiirlerinden bugüne bir satır ulaşmamıştır. Mahlas, olsa olsa oğlunun adında yaşamıştır: aynı yıl Kedağra kadısı olan Seyyid Mehmed Sa'îd Efendi, Hüsameddin'in başka bir maddesinde "Enverîzâde" diye anılır.
Hüsameddin'in Kaydı
Madde, yedinci cildin "elif" harfindeki Enverî'ler arasında, XV. yüzyılda yaşamış adaşının hemen ardından gelir:
Amasya Müftüsü es-Seyyid Mehmed Efendi'nin mahdûmudur. Taşköprülü Hâfız Abdullah Efendi'den ikmâl-i tahsîl ederek fâzıl-ı müşârün-ileyhe dâmâd ve ders-i âm ve 1226'da kayınpederinin kasr-ı yediyle Medrese-i Torumtay nakîbi ve mu'îdi oldu.
Ba'dehû silk-i kudâta girip devr-i bilâd ederek 1251'de nekâbet-i mezkûreyi bacanağı olan Malatyalı Sofu Mehmed Efendi'ye kasr-ı yed ve ferâğat ve birkaç ay sonra vefât etdi. Meşâhîr-i kudâttan edîb, şâir bir zât idi. Mahdûmu da kudâttan es-Seyyid Mehmed Sa'îd Efendi'dir.
Bugünkü dille: Amasya müftüsü Seyyid Mehmed Efendi'nin oğludur. Öğrenimini Taşköprülü Hâfız Abdullah Efendi'nin yanında tamamladı, bu bilgine damat oldu, ders-i âm unvanını aldı ve 1226'da (1811-12) kayınpederinin görevden el çekmesiyle Torumtay Medresesi'nin nakibi ve muîdi oldu. Sonra kadılar sınıfına girdi, birçok şehirde görev yaptı. 1251'de (1835-36) adı geçen nakipliği bacanağı Malatyalı Sofu Mehmed Efendi'ye bırakıp çekildi ve birkaç ay sonra öldü. Tanınmış kadılardan, edip ve şair bir kişiydi. Oğlu da kadılardan Seyyid Mehmed Sa'îd Efendi'dir.
Hayatı
Hasan Efendi'nin doğum yılı bilinmiyor. Babasının adı müftü olarak verildiği halde Hüsameddin'in müftüler arasında bu Seyyid Mehmed Efendi'ye ayrı bir madde ayırdığı görülmedi; "Müftüzâde" lakabı ailenin bu görevle tanındığını göstermekten öteye gitmez. Hayatının çizgisini asıl belirleyen kişi, hocası ve kayınpederi Taşköprülü Hâfız Abdullah Efendi'dir. Hüsameddin on ikinci ciltte ona "Abdullah Efendi-Şeyh Nakşîbendî" başlıklı uzun bir madde ayırır: Taşköprü'den gelip Amasya'da okuyan, 1222'de (1807-08) Halfet Gâzi müderrisi, 1223-1224'te kısa bir süre Amasya müftüsü olan, Rus harbine bin kadar medrese talebesinin başında giden, Mekke'de Nakşibendî hilafeti alıp Kağnı Pazarı yakınındaki evinin yanına bir zaviye ile mescit yaptıran ve sonradan kendisine önerilen müftülüğü geri çeviren bir âlimdir. 1241'de (1826) yeniçeri ocağının kaldırılması emri Amasya'ya geldiğinde bütün yeniçerilerin öldürülmesine karşı çıkıp cezayı suçlulara hasrettirdiği anlatılır. Ölüm yılı bu maddede 1244 şevvali (Nisan 1829), oğlunun maddesinde ise 1241'dir.
Aynı maddenin son cümlesi, Enverî'nin "bacanağı" dediği kişiyi de açıklar: şeyhin "halîfesi ve dâmâdı Malatyalı Sofu Mehmed Efendi meşâhîr-i ulemâdan idi." Demek ki Enverî ile Malatyalı Mehmed Efendi, Taşköprülü Abdullah Efendi'nin iki kızıyla evlenmişlerdi. Kitabın birinci cildindeki medrese kayıtları ve şeyhin oğlu Ârif Mehmed Efendi'nin maddesi, bu üç kişinin Amasya medreselerindeki görevleri birbirine nasıl devrettiğini gösterir: şeyh 1238'de bir medresedeki hissesini damadı Malatyalı Mehmed Efendi'ye bırakmış, oğlu Ârif Mehmed Efendi de babasından devraldığı Halfet Gâzi müderrisliğini 1247'de (1831-32) "eniştesi" Malatyalı Mehmed Efendi'ye vermiştir. Enverî'nin 1226'da Torumtay'daki nakiplik ve muîdliği kayınpederinin "kasr-ı yed"iyle, yani onun görevden kendi rızasıyla el çekmesiyle alması ve 1251'de aynı görevi bacanağına bırakması bu zincirin bir halkasıdır. Şeyhin Kağnı Pazarı'ndaki zaviyesi, birinci ciltte 1228'de (1813) Taşköprülü Abdullah Efendi'nin yeniden ihya ettiği yazılan Kağnı Mescidi ve zaviyesiyle aynı yer olmalıdır.
Torumtay Medresesi'nde ve Kadılıkta
Torumtay Medresesi, bugün Gökmedrese Camii adıyla bilinen Selçuklu yapısıdır. Seyfeddin Torumtay'ın 665 (1266-67) tarihli vakfiyesinde Gökmedrese adıyla geçen bina, uzun süre hem cami hem medrese olarak kullanılmıştır. Hasan Efendi'nin burada taşıdığı iki unvandan muîdlik, müderrisin okuttuğu dersleri talebeye tekrar ettiren yardımcılıktır. Nakiplik ise kitapta bir kişiden ötekine bırakılabilen, vakıftan gelirli bir medrese vazifesi olarak görünür; işin tam kapsamını Hüsameddin açıklamaz.
Maddenin ilginç yanı, iki kariyerin üst üste binmesidir. Hasan Efendi 1226'dan 1251'e kadar nakiplik unvanını elinde tutarken kadılık mesleğine de girmiş ve "devr-i bilâd" etmiş, yani sırayla çeşitli kasaba ve şehirlerin kadılığını yapmıştır. Görev yerlerinin adı verilmez. Torumtay'daki vazifeyi kadılık yıllarında kimin yürüttüğü de kaynakta sessiz geçilir.
Oğlu ve Enverîzâde Adı
Hüsameddin maddeyi oğlunun adıyla bitirir: "Mahdûmu da kudâttan es-Seyyid Mehmed Sa'îd Efendi'dir." Bu kişi yedinci ciltte bir kez daha, bambaşka bir bağlamda karşımıza çıkar. II. Murad'ın eşi Emîne Hâtun Sultân'ın maddesinde, hanımın Kedağra Kalesi'ndeki türbesine ve vakfına ait bilgilerin "Kedağra Kadısı Enverîzâde Mehmed Said Efendi'nin zaman-ı kazâsında 7 rebiülâhir sene 1251'de görülen muhâsebeden" öğrenildiği yazılıdır. Böylece babasının ölüm yılında oğul Kedağra'da kadılık yapıyordu ve resmî kayıtta "Enverîzâde" diye anılıyordu. Başlıktaki mahlasın gerçekten kullanıldığını, en azından ailenin bu adla tanındığını gösteren tek tanık bu satırdır.
Aynı Mahlası Taşıyan Öteki Amasyalı
Hüsameddin'de Enverî mahlaslı iki Amasyalı şair arka arkaya sıralanır. Öteki, Abdülkerîm Çelebi'nin oğlu Enverî Pîr Hasan Çelebi-Şeyhîzâde'dir: II. Bayezid'e Amasya valiliği sırasında şiirler ve kasideler sunmuş, 883 (1478-79) olaylarından sonra Tokat'a müderris olarak gönderilmiş, 890 (1485) yılından sonra ölmüş bir XV. yüzyıl âlimidir. İkisinin de asıl adı Hasan olduğu için karıştırılmaları kolaydır; aralarında üç buçuk yüzyıl vardır ve aynı aileden geldiklerine dair bir işaret yoktur.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. "Edîb, şâir" sıfatını veren Hüsameddin bunu bir örnekle desteklemez; divanı olup olmadığını, mecmualara şiir geçip geçmediğini de söylemez. Tarih düşürmenin yaygın olduğu bir çağın kadı-şairi olduğuna göre, manzumelerinden bazıları Amasya'da ya da görev yaptığı şehirlerde kitabelerde, şer'iyye sicillerinde veya mecmualarda durabilir. Böyle bir metin henüz yayımlanmadı.
Hüsameddin'in kaydı için ayrı bir sayfa vardır: Enverî Hasan Efendi-Müftüzâde es-Seyyid. Özgün metin, sözcük açıklamaları ve Torumtay Medresesi üzerine notlar oradadır.
Kronoloji
1226 (1811-12): Kayınpederi Taşköprülü Hâfız Abdullah Efendi'nin yerine Torumtay Medresesi'nin nakibi ve muîdi olur.
1244 (1829): Kayınpederi Taşköprülü Abdullah Efendi ölür (oğlunun maddesine göre 1241).
1247 (1831-32): Kayınbiraderi Ârif Mehmed Efendi, Halfet Gâzi müderrisliğini Malatyalı Sûfî Mehmed Efendi'ye bırakır.
7 Rebiülâhir 1251 (1835): Oğlu Enverîzâde Mehmed Sa'îd Efendi Kedağra kadısıdır.
1251 (1835-36): Torumtay nakipliğini bacanağına bırakır; birkaç ay sonra ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 368 (e-kitap s. 369), "Enverî Hasan Efendi-Müftüzâde es-Seyyid" ve "Enverî Pîr Hasan Çelebi-Şeyhîzâde" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page369.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 367 (e-kitap s. 368), "Emîne Hâtun Sultân" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page368.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 474 (e-kitap s. 475), "Ârif Mehmed Efendi-Taşköprülüzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page475.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 12, s. 574-575 (e-kitap s. 575-576), "Abdullah Efendi-Şeyh Nakşîbendî" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page575.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, Mukaddime (e-kitap s. 120 ve 170), Kağnı Mescidi ve medrese kayıtları. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page170.html
Akademik çalışmalar
- Selda Kalfazade, "Gökmedrese Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 14, İstanbul 1996, s. 140-142. https://islamansiklopedisi.org.tr/gokmedrese-camii
Çevrimiçi kaynaklar
