Amasya'ya Tokat yönünden girenler, kent daha başlamadan sol yanlarında yükselen kayaların dibinde ince bir iz görür. Yamaç boyunca kıvrılan, kimi yerde kayanın içine gömülen, kimi yerde havada asılı kalmış gibi duran bu olukla ilgili halk arasında yerleşik bir inanış vardır: Onu Ferhat adında bir nakkaşın, sevdiği kıza kavuşmak uğruna dağı delerek açtığı söylenir. Külüngünün izleri hâlâ taşta durmaktadır.

Taşın üzerindeki izler ise başka bir hikâyeye işaret eder. Demir keskilerle, kol gücüyle, eğimi önceden hesaplanarak açılmış, yer yer taş tonozlarla örtülmüş bir su yolunun hikâyesidir bu. Amasya Müzesi'nin 1997'de yürüttüğü kurtarma kazısı ve Aksulu ve Urak'ın hazırladığı rölöve çalışması, kanalın antik çağda kent halkının suyunu taşımak için yapıldığını ortaya koymuştur. Ferhat ile Şirin anlatısı ise Amasya'dan çok daha geniş bir coğrafyaya ait, İran ve Azerbaycan edebiyatından Anadolu halk hikâyeciliğine uzanan bir geleneğin ürünüdür. Kanalın öyküsü, adını aldığı hikâyeden yüzyıllarca öncesine uzanır ve bu öykü ancak kayanın kendisine, kazıda çıkan buluntulara ve ölçülere bakılarak okunabilir.

Kanalın Adı ve Bugünkü Durumu

Resmî envanterde yapı "Ferhat Su Kanalı" adıyla, Helvacı Mahallesi sınırları içindeki Ferhat Arası Mevkii'nde, birinci derece anıtsal koruma kapsamında kayıtlıdır. Kaydın tanımına göre bu, ana kaya bloğunun kenarında, kayanın oyulmasıyla yapılmış bir su kanalıdır. Resmî anlatım onu Geç Hellenistik ile Erken Roma dönemi arasına yerleştirir ve yapılış amacını, Yeşilırmak'ın güney kıyısında kurulmuş antik yerleşmenin su ihtiyacını karşılamak olarak açıklar. Kayalar oyulmuş, gereken yerlerde tüneller açılmış, yer yer duvar örülmüş ve hat, arazinin eğimine uyan terazi sistemine göre ilerletilmiştir.

Adını Ferhat Dağı'nın eteğinde bulunmasından alır. Amasya-Tokat karayoluna paralel uzanan Ferhat Arası kesiminin yaklaşık iki kilometrelik bölümü yoldan rahatça izlenebilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kayıtlarına göre kanal karayolunun üçüncü kilometresinde başlar. Bir gezi yazarı, karayoluna çıktıktan iki üç kilometre sonra soldaki kaya yamaçlarına dikkatle bakmayı öğütler: kanalın izi kayaların dibinden biraz yukarıda kendini gösterir. Yerüstündeki bölüm 1975'te Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararıyla, 1988'de ise koruma kurulu kararıyla tescil edilmiştir. Yapının üzerinde kitabe ya da vakfiye bulunmaz; kimin yaptırdığı, kimin yaptığı kayıtlarda boş bırakılmıştır.

Güzergâh ve Uzunluk

Kanalın uzunluğu için kaynaklarda farklı rakamlar dolaşır. Bunun başlıca nedeni, aynı hattın değişik noktalardan ve değişik ölçütlerle ölçülmesidir. Görünen kesim, kentin içinde tünel olarak sürüp giden bölüm ve henüz kazılmamış uzak uçlar ayrı ayrı sayıldığında rakamlar birbirinden hayli uzaklaşır.

  • 6 km: Akademik makalelerde ve turizm yayınlarında en sık görülen ölçüdür. Helvacı Mahallesi'ndeki cezaevi mevkiinden, kentin doğusundaki eski sanayi bölgesi Kibrithane'ye kadar görsel olarak izlenebilen kesimi kapsar ve büyük bölümü bugün şehir yerleşiminin altında tünel olarak devam eder.
  • 1-1,5 km: Bir gezi yazarının, kayalara oyulmuş ve izlenebilir kesim için verdiği yaklaşık ölçüdür; yazar, kanalın bir taş ocağının önünde birden kesildiğini de anlatır.
  • 675 metre: Ferhat Arası'nda yer üstünde kalan, tescil edilen, kazılıp temizlenen bölümdür. Eski yazılarda geçen "yaklaşık yedi yüz metre" ifadesi bu kesime karşılık gelir ve kanalın tamamını anlatmaz.
  • 18 km: Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde verdiği ölçüdür. Ona göre kanal, kentin yaklaşık 15 km güneyindeki Şahin Kayası önünden başlar, Ferhat Arası ve Memi Dede önünden geçer, Gökmedrese, Şamice, Receb, Çeribaşı, Acem Ali, Uzun Mustafa, Gümüşlüzade, Mehmet Paşa ve Sevadiye mahallelerini dolanır ve Beyazıtpaşa Mahallesi'ndeki Kibrithane'de, kenarı yaklaşık dört metre olan kare kesitli bir çukurda son bulur. Dursun Özden'in aktarımında aynı kaynak için 22 km verilir.
  • 20-25 km: Bugünkü araştırmaların ve resmî envanterin anlattığı toplam hattır. Başlangıç, Çekerek Çayı kıyısında, Meşeli Çiftliği Köyü sınırları içindeki Kırkgöz mevkiinde bir kaynaktır. Hattın Mehmet Paşa Mahallesi'nde son bulduğu belirtilir. Özden'in çalışmasında toplam uzunluk 24 km olarak verilir. Aynı çalışmaya göre Kırkgöz kaynağı 2000'li yıllarda saniyede 40-50 litre debiye sahipti; Çekerek yatağı zamanla alçaldığı için kaynak bugün zeminden yaklaşık beş metre aşağıda kalmıştır ve içinden hâlâ temiz su akmaktadır. Kaynakla varış noktası arasındaki yükseklik farkı yaklaşık 75 metredir.

Hüsameddin'in 18-22 km'lik güzergâhı ile Kırkgöz'de bulunan kanal kalıntısı tam olarak örtüşmez ve hattın uzak kesimi kazılmadığı için kesin bir sonuca varılamamıştır. Kanalın şehre yaklaşırken Yeşilırmak'ı hangi noktadan ve nasıl geçtiğine dair de bugüne kadar hiçbir bulgu ele geçmemiştir. Bu eksiklik, yapının tam bir şebeke olarak anlaşılmasının önündeki en büyük engeldir.

Yapım Tekniği

Kanalın nasıl yapıldığı, 1997 yılında Amasya Müzesi'nin yürüttüğü temizlik ve kurtarma kazısıyla anlaşılabildi. Müze Müdürü Ahmet Yüce ile müze araştırmacıları Celal Özdemir ve Muzaffer Doğanbaş'ın yürüttüğü çalışmada Ferhat Arası'ndaki 675 metrelik bölüm moloz ve toprak dolgudan arındırıldı. Işık Aksulu ve Gediz Urak rölöve ve koruma projesini hazırladı; sonuçlar sonradan ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi'nde yayımlandı. Kazı izni Eylül 1997 tarihlidir; sahadaki çalışma ve raporlama Haziran 1997 ile Haziran 1998 arasında sürmüş, temizlik ve kazı işi otuz iş gününde tamamlanmıştır. Rölöve için eğri ve düzensiz bir yapıya uygun olan kutupsal koordinat yöntemi seçilmiş, kanalın içine 53 poligon noktası yerleştirilmiş, hat kazıdan önce ve sonra iki ayrı aşamada çizilmiştir.

Kireçtaşı ana kayaya oyulan kesimlerde kanalın genişliği ortalama 87-97 cm, tonoz dâhil iç yüksekliği yaklaşık 120 cm'dir. Zeminden yaklaşık 80 cm yukarıda, iki yanda 20'şer cm genişliğinde küçük sekiler oyulmuştur. Bu sekiler, kanalın üstünü örten tonozun ayaklarının oturduğu yerlerdir. Üst örtü, moloz taşların bindirme tekniğiyle sıkıştırılmasıyla yapılmış kaş biçimli bir tonozdur ve taşların arasına kum kireç karışımı harç serpilmiştir. Dere yataklarını kestiği yerlerde 30 cm kalınlığında, kaba yontu taşla örülmüş tonozlar, 20 cm kalınlığındaki yan duvarlarla desteklenmiştir. Bu kesimde iç genişlik 70 cm, yükseklik eğime göre 125-150 cm arasında değişir. Sel yatağına rastlayan yerlerde kanalın dış yüzü ayrıca payandalarla güçlendirilmiş, iç yüz sıvanmıştır.

Kanalın iç yüzünde, kireç ile öğütülmüş pişmiş toprak ve kumun karıştırılmasıyla yapılan yöresel "horasan" harcının izleri bulunur. Tabanda ise yaklaşık üç santim kalınlığında tuğla tozu katkılı bir tabaka açığa çıkarılmıştır; araştırmacılar bunun, taban kayasındaki yarık ve çatlaklardan su kaybını önlemek için yapıldığını düşünür. İncelenen on sıva örneği, tabaka ve katkı bakımından birbirinden farklılaşır. Kimilerinde iri pişmiş toprak parçaları, kimilerinde ince nehir kumu görülür. Yan duvardan alınan bir örnek ise bilinçli bir sıva olmaktan çok, yüzyıllarca akan suyun duvara bıraktığı kireç tortusudur. Bu çökelti kimi yerde tabandan 90 cm yüksekliğe kadar çıkmıştır ve traverten kıvamındadır.

Hat, su terazisi sistemine göre ve binde yedi civarında, yani yüzde 0,07 oranında bir eğimle kurulmuştur. Bu eğim, Yeşilırmak'ın kolu Çekerek Çayı'nın taban eğimiyle örtüşür; kanalın yapıcıları nehrin kendi eğimini ölçü almış gibidir. Kanal da Yeşilırmak gibi menderesler çizerek ilerler. Sert yamaçlarda neredeyse 360 dereceye varan dönüşler yapar, dağ tarafındaki duvar kanala moloz düşmesin diye 1,5 ila 3 metre fazladan tıraşlanmıştır. Kayanın oyulması sırasında kanala çapraz doğrultuda 40-60 cm'lik kamalar çakılmış, aynı hizaya birkaç çivi yerleştirilerek parçalar ana bloktan koparılmıştır. Kanal yanlarında hâlâ seçilen yaklaşık 2 cm derinliğindeki çapraz keski izleri, kayanın metal keskilerle ve kol gücüyle oyulduğunu gösterir. Kazıda tek bir alet bile bulunamamıştır. Kazılan kesimde kanalın içinde yürümek mümkündür.

Düz kayalık zeminde kanal tabanından 3-4 cm daha aşağı inen dinlendirme ve çökeltme havuzcukları yapılmıştır. Kanal derelerin geçtiği yerlerde taş tonozlarla, sert kayaya rastladığı yerlerde ise tünellerle ilerler. Şehir içinde izi, Amasya İmam Hatip Lisesi girişinde bir levhayla işaretlenen tünel kalıntısında görülür. Bu tünelin yalnızca üst tonoz örtüsü yüzeye çıkar, içine girmek mümkün değildir. Beyazıtpaşa Mahallesi'nde ise yer yer kayaya oyulmuş havuz ve kanallar seçilir. Hattın bir başka özelliği, yol boyunca başka kaynakların sularını da toplamasıdır. Bu yönüyle kanaldan çok bir su şebekesini andırır.

1997 Kazısının Buluntuları

Kazı sırasında kanalın içinde ve çevresinde 11.-12. yüzyıla ait çömlek parçaları ve tek kulplu yuvarlak bir çömlek kapağı ele geçti. Kanalı dikine kesen bir duvar, kanal içine açılmış pişmiş toprak levhalarla örtülü sade bir mezar, Erken Roma dönemine ait olması muhtemel bir ok ucu ve Bizans dönemine ait kap parçaları, çekiç ve zincir gibi metal eşya da bulunanlar arasındaydı. Ok ucu, yuvarlak gövdeli, oval başlı ve iki yanında keskin kanatlar taşıyan, on santim boyunda küçük bir buluntuydu ve yüzeyden yaklaşık 20 cm derinlikte çıkmıştı.

Kanalın dış yüzünde, geç Bizans dönemine, 12. yüzyıla ait küçük bir şapelin yarım daire biçimli apsisi ortaya çıkarıldı. Moloz taşla örülmüş apsisin duvarı 80 cm kalınlığında, 75-80 cm yüksekliğindeydi, iç yüzleri horasan sıvayla kaplanmıştı. Tabanında beyaz, kahverengi, turkuaz, sarı ve yeşil taşlardan oluşan, büyük ölçüde zarar görmüş geometrik desenli bir mozaik vardı. Apsisin güney duvarlarının dışında kabartma bezemeli çatı levhaları ve pişmiş topraktan yapı süslemeleri bulundu. Bu buluntular, bir zamanlar şehre su taşıyan hattın 12. yüzyıldan sonra işlevini yitirdiğini ve çevresinin yerleşime açıldığını gösterir. Aynı çalışmada Ferhat Arası çevresinde elli kadar bitki türü sayılmış, bölgeye özgü Sideritis amasiaca da bunlar arasında kaydedilmiştir. Yaz aylarında sarı çiçek açan bu bitki, kurak yamaçlarda ve bağlarda yayılır.

Yapım Tarihi

Kanalın yapım tarihi konusunda kaynaklar tam olarak uzlaşmaz. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın turizm anlatımı "Geç Hellenistik - Erken Roma dönemi" der, resmî kültür envanteri ise yapım tarihini M.Ö. 1. yüzyıl olarak gösterir. Aksulu ve Urak'ın makalesi, kanalın yapım tekniğinin M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenen Amasya Kral Kaya Mezarları'ndaki işçilikle benzerlik gösterdiğini belirtir ve bu nedenle yapının büyük olasılıkla Hellenistik dönemde, antik kente içme suyu taşımak için yapıldığını savunur. Aynı makaleye göre dere geçişlerindeki tonozlar M.S. 3. yüzyılda onarılmıştır. Bu bilginin dayanağı, Osmanlı dönemi Yörgüç Paşa Camii duvarında bulunan ve kanalların onarımından söz eden üç satırlık Yunanca yazıttır. Yazıt, O. ve C. Nicholson'ın 1993'te Anatolian Studies dergisinde yayımladığı "The Aqueduct at Amasya in Pontus" başlıklı kısa incelemenin konusudur.

Bazı yayınlar ise yapıyı doğrudan Roma İmparatoru Hadrianus dönemine (M.S. 117-138) bağlar. Dursun Özden bu görüşü tarihsel bir gerekçeyle destekler: Amasya'da doğan coğrafyacı Strabon (M.Ö. 64 civarı) kendi kentini, kalesini ve kral mezarlarını anlatır ama taşa oyulmuş bir su kanalından söz etmez. Özden bunu, kanalın daha sonra yapıldığına dair bir ipucu sayar. Gerçekte bu, sessizlikten çıkarılmış bir sonuçtur ve kesin bir belge sayılamaz. Aynı çalışmaya göre Mithridates Savaşları'nın (M.Ö. 86-63) böyle bir iş için elverişsiz bir dönem olduğu, bu savaşlarda Lucullus ile Pompeius'un şehri kuşatıp yıktığı, M.Ö. 63'te Pontus Krallığı sona erdikten sonra da kentin Roma'ya bağlı yerel krallarca yönetildiği ve Romalıların yönetimi ancak M.S. 7'de fiilen üstlendiği, Hadrianus döneminde ise imar faaliyetlerinin sürdürüldüğü, Amasya'nın bu sırada yeniden inşa edildiği ve kapalı, dehliz biçimli yapım tekniğinin kanalı M.S. 1.-2. yüzyıllara götürdüğü ileri sürülür. Roma döneminde iki yakayı birbirine bağlayan köprüler, agora, stadyum ve bule yapılarıyla kent kalabalık, tam teşekküllü bir antik şehir görünümündeydi. Bugün ayakta kalan en eski köprü olan Alçak Köprü de bu döneme aittir.

Bu görüşlerin ortak noktasını, Hellenistik kökenli olabilecek, Roma döneminde kullanılan ve onarılan bir yapı olarak tanımlamak mümkündür. Kesin bir yapım yılı ya da inşa kitabesi yoktur. Eski yazılarda dolaşan "iki bin beş yüz yıllık" ifadesi ise incelenen hiçbir akademik kaynakta doğrulanmaz. En erken tarihleme bile M.Ö. 2. yüzyılı gösterir, bu da kanalın en fazla yaklaşık 2200 yıllık olduğu anlamına gelir. Dursun Özden ise hattın ilk yapılışında M.Ö. 300 izleri bulunduğunu söyler, ancak bunun dayanağını göstermez.

Amasya'nın Su İhtiyacı

Amasya, çevresi nehir seviyesinden 400-500 metre yükseğe çıkan tepelerle çanak gibi sarılmış dar bir vadi kentidir. Kalker kayalıkların arasında suyu şehre getirmek hiçbir dönemde kolay olmamıştır. Kent, M.Ö. 4. yüzyılın sonunda (yaklaşık 302-301) Pontus'un başkenti olunca, akropol olan Harşena Kalesi'nin karşı yakasında, Yeşilırmak'ın güneyinde yeni bir şehir kurulmaya başlandı. Arkeolojik araştırmalar, kentin erken yerleşiminin Kızlar Sarayı mevkiinde ve güneyindeki teraslarda başlamış olabileceğine işaret eder. Kral Kaya Mezarları'nın ve sağlam surların bulunduğu bu alan, kademeli ve yumuşak topografyasıyla Yeşilırmak'a ulaşır ve savunma bakımından da elverişlidir.

Krallığın toprakları genişledikçe ve ticaret geliştikçe başkent de büyüdü. M.Ö. 1. yüzyılın sonlarına doğru kentin su ihtiyacının arttığı, buna karşı çeşitli önlemler düşünüldüğü tahmin edilir. Araştırmacılar, birinci yüzyıla kadar kentin güney kesiminde başka bir antik su yapısının saptanmadığını not eder. O zamana dek kent suyunun nehre açılan kuyulardan karşılanmış olabileceği düşünülür. Bugün içme suyu olarak kullanılamayan Yeşilırmak'ın, binlerce yıl önce bu kuyuları besliyor olması akla yatkındır. Kırkgöz'den başlayan kanal ise şehre, nehirden bağımsız ve temiz bir kaynak suyu getiriyordu.

Kanalın Terk Edilişi ve Bugünkü Sorunları

12. yüzyıldan sonra işlevini yitiren hat, yüzyıllar içinde hafızadan silindi. Bugün kanalın başı ve sonu da sağlam değildir. Ferhat Arası'nda izlenen hat, bir noktada taş ocağı tesislerine çarpıp kesilir. Bu kesimi gezen bir gazeteci, birkaç kilometre içinde üç ayrı taş ocağıyla karşılaştığını yazmıştır. Koruma projesinin tanımladığı sorunlar arasında kanalla yol arasında kalan kireç ocağı, oto servis, tuğla-kiremit deposu ve kum eleme tesisi gibi işlevler de vardır. Kayaların çatlaklı yapısı da kanalın kalıcılığını tehdit eder. Jeolojik rapora göre bölgede üç ana fay hattı bulunur, fay yüzeyleri 5-15 cm kalınlığında karbonatlı kille dolmuştur ve blokların kayma yönü kanalın doğrultusundadır. Yaklaşık 600 metrelik kireçtaşı kesimi Ferhatkaya Formasyonu olarak adlandırılır; kaya yüksekliği 15-20 metreyi bulur. Rapor, bu kesimin kaya ankrajı ve çimento enjeksiyonuyla sağlamlaştırılmasını önerir.

Dursun Özden'in sonuç bölümünde, bu su şebekesinin gün ışığına tam çıkarılması için kazıların sürdürülmesi gerektiği vurgulanır. Özden aynı yazıda, kent içinden geçen kanalın galerilerinin ve kanallarının yok olma işaretleri gösterdiğini de kaydeder.

Koruma ve Çevre Düzenleme Projesi

Kanal, 1975 ve 1988'de anıt ve taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiş olmasına karşın 1997'ye kadar bilimsel bir inceleme konusu olmamıştı. Amasya Valiliği, Amasya Belediyesi ve Amasya Müzesi'nin girişimiyle Gazi Üniversitesi'nden Aksulu ve Urak'a "Amasya Ferhat Su Kanalı Koruma Önerileri ve Çevre Düzenleme Projesi" hazırlatıldı. Proje yalnızca çizimle yetinmedi. Kanaldan ve çevresinden alınan 13 numune, mineralojik ve morfolojik analiz için Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği'ne, sıvalar ise Kültür Bakanlığı'nın İstanbul Merkez Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarı'na gönderildi. Bitki örtüsünü Ferhan Karaer, jeolojik durumu ise jeolog Karahan Ökseloğlu inceledi.

Önerilen müdahaleler arasında kayadaki çatlakların kireç, pişmiş toprak tozu ve yerel kalsit agregasıyla doldurulması, kanalın tabanındaki ve yanlarındaki kayıp bağlayıcıların kazein katkılı kireç karışımıyla sağlamlaştırılması, üzerine çökmesi muhtemel yaklaşık 1200 metreküp gevşek kaya molozunun kaldırılması, yaklaşık 65 metre uzunluğunda ve 1,5 metre yüksekliğinde bir istinat duvarı yapılması ve beş ayrı noktaya su yönlendirme açıklıkları açılması yer alıyordu. Çevre düzenlemesi için üç hektarlık bir alan öngörüldü. Planda kafe-restoran, oturma alanları, kanal boyunca yürüyüş yolları, otopark, iki yakayı bağlayan hafif bir yaya üst geçidi, botanik bir bahçe ve kentin Tokat yönü girişinde Ferhat ile Şirin hikâyesini yaşatacak bir heykel bulunuyordu. Makalenin yazıldığı 2006 yılında bu proje henüz uygulanamamıştı ve yazarlar, makalenin yönetimlere ve kentlilere bir başlangıç noktası olmasını umut ediyordu.

Ferhat ile Şirin Efsanesi

Ferhat ile Şirin hikâyesi Amasya'ya özgü değildir. Kökü, Sasani hükümdarı II. Hüsrev Perviz'in (590-628) etrafında oluşan anlatılara, oradan Firdevsî'nin Şehname'sine, Nizamî'nin Hüsrev ile Şirin'ine ve Ali Şir Nevaî'nin Ferhâd u Şirin'ine uzanan edebî bir zincire dayanır. Anadolu ve Azerbaycan varyantında Hüsrev, Amasya hükümdarı Hürmüz Şah'ın oğludur ve asıl kahraman Ferhat'tır. Hikâyenin Amasya'ya ne zaman yerleştiğine dair belge yoktur; elimizdeki tek veri, anlatının bu coğrafyada kanala ve dağa kendi adını vermiş olmasıdır.

Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün aktardığı yerel anlatıya göre Ferhat, Persler döneminde yaşamış ünlü bir nakkaştır. Sultan Mehmene Banu'nun kız kardeşi Şirin için yaptırdığı köşkün süslemelerini yaparken Şirin'i görür ve ikisi birbirine sevdalanır. Sultan, Ferhat'ı oyalamak için ona Elma Dağı'nı delip şehre su getirmesini şart koşar. Ferhat kanalı tamamlamak üzereyken Şirin'in öldüğü haberi gelir; elindeki külüngü havaya fırlatır, külünk başına isabet eder ve orada ölür. Şirin de sevgilisini ölü bulunca kayalıklardan kendini bırakır. Anlatıya göre ikisi can verdikleri yerde gömülür ve her bahar mezarların üstünde birer gül biter, ama aralarına çıkan bir karaçalı güllerin birleşmesini engeller. Külüngün yerine "künk" ya da "gürz" geçen varyantlar, kötü haberi kılık değiştirmiş bir yaşlı kadının ya da bir dadının getirdiği anlatımlar vardır; tek bir "doğru" metin yoktur.

Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsameddin Yasar, beş yerde kayanın tünellenmesiyle yapılan bir eserin Ferhat'a atfedilmesini "tamamen safdillik" sayar ve böyle bir işin geniş servet ve imkâna sahip birinden çıkmış olması gerektiğini ekler. Aksulu ve Urak da kazı bulgularının efsaneye bilimsel bir dayanak sağlamadığını yazar; aynı makale, bazı halk kaynaklarında kanalın on dokuz günde açıldığının anlatıldığını kaydeder. Adın kökeni için Hüsameddin birkaç olasılık sıralar: Kaya ve dağ zaten Ferhat adını taşıdığından hikâye adı kanala aktarmış olabilir; "Hüsrev ile Şirin" hikâyesi zamanla "Ferhat ile Şirin"e dönüşmüş olabilir; Hüsrev Perviz'in bölge valisi yaptığı Ferhad b. Efruhte Amasya su yollarını yaptırmış olabilir. Hüsameddin bu sonuncusunun tarihsel olarak tartışmalı olduğunu belirtir. Bir diğer rivayette Danişmend Gazi 1075'te Amasya'yı kuşattığında komutanlarından Ferhat Gazi Fon Dağı'nda şehit düşmüştür ve dağ onun adını almıştır; bunların hiçbiri kanıtlanmış değildir. Kimi gezi yazarları ise suyun bu kadar bol olduğu bir yörede bir yudum su için dağı delen âşığın, adı bilinmeyen mühendislerden çok daha akılda kalıcı olduğunu, halkın ustaların adını değil hikâyeyi seçtiğini yorumlar. Hikâyenin edebî geçmişi ve varyantları ayrı bir yazıda ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi ve Çevresi

Kanalın hemen yanında, aynı mevkide, Amasya Belediyesi'nin 2013'te yaptırdığı Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi bulunur. Müzede Ferhat ile Şirin'in yanı sıra Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Mimar Sinan ile Mihrimah Sultan ve Romeo ile Juliet'in hikâyeleri maketler, heykeller, rölyefler ve ışık ve müzik efektleriyle sunulur. Belediye yetkilisi müzeyi konusu aşk olan dünyadaki tek müze diye tanıtmıştır; bu, kurumun kendi değerlendirmesidir. Ziyaretçi sayısı 2016'da yaklaşık 32 bin, 2017'de 76 bin olarak bildirilmiştir. Müze bahçesine yapılan temsilî Ferhat ve Şirin mezarı bir anıt düzenlemesidir, tarihî bir mezar değildir.

Kanalın kendisi bir açık hava kalıntısıdır. Bazı yerlerde yıpranmıştır ve taş ocakları ile yol çalışmaları hattı bölmüştür. Aynı güzergâhta Kral Kaya Mezarları, Harşena Kalesi, Alçak Köprü ve Yeşilırmak kıyısındaki yalıboyu evleri de yer alır.

Kronoloji

M.Ö. 4. yüzyıl sonu (yaklaşık 302-301): Amasya, Pontus Krallığı'nın başkenti olur; akropolün karşı yakasında yeni kent kurulmaya başlar.

M.Ö. 2.-1. yüzyıl: Kanalın yapım tekniğinin Kral Kaya Mezarları ile benzerliği nedeniyle Hellenistik dönemde yapıldığı düşünülür; resmî envanter M.Ö. 1. yüzyılı verir.

M.S. 117-138: Hadrianus dönemi; bazı kaynaklar kanalı bu döneme tarihler.

M.S. 3. yüzyıl: Dere geçişlerindeki tonozların onarımı; Yörgüç Paşa Camii duvarındaki Yunanca yazıta dayanılarak belirtilir.

12. yüzyıl: Kanal işlevini yitirir, çevresine küçük bir şapel ve yerleşim yapılır.

1911-1912: Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde kanal ve efsane değerlendirilir.

1975 ve 1988: Kanalın görünen bölümü anıt ve taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilir.

1993: Nicholson ve Nicholson, Yörgüç Paşa Camii duvarındaki Yunanca yazıtı Anatolian Studies dergisinde yayımlar.

1997-1998: Amasya Müzesi temizlik ve kurtarma kazısı; Gazi Üniversitesi'nin rölöve ve koruma projesi.

2006: Urak ve Aksulu'nun çalışması ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi'nde yayımlanır.

2013: Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi yapılır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Gediz Urak ve Işık Aksulu, "Documentation for Preservation of the Ferhat Water Canal in Amasya", ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, 23/2, 2006, s. 93-112 (Hüseyin Hüsameddin Yasar, Amasya Tarihi, 1911-12, s. 36-41 aktarımları ve Ahmet Yüce'nin 1999 tarihli kazı raporu dâhil).
  • Şevket Dönmez, "Öntarih ve Klasik Dönemlerde Amasya: Güncel Arkeolojik Bulgular", TÜBA-AR, sayı 16, 2013, s. 21-56 (DergiPark). dergipark.org.tr
  • O. Nicholson ve C. Nicholson, "The Aqueduct at Amasya in Pontus", Anatolian Studies, 43, 1993, s. 143-146 (ODTÜ makalesindeki atıf üzerinden).

Resmî kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Ferhat Su Kanalı", Türkiye Kültür Portalı (Gezilecek Yerler), kulturportali.gov.tr. kulturportali.gov.tr
  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Ferhat Su Kanalı", Türkiye Kültür Portalı, Kültür Envanteri (Anıt), kulturportali.gov.tr. kulturportali.gov.tr
  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi", Türkiye Kültür Portalı, kulturportali.gov.tr.

Diğer kaynaklar

  • Dursun Özden, "Amasya Ferhat Su Kanalı / Kehrizler", Anadolu Su Medeniyeti belgeseli notları, dursunozden.com.tr, 2013. dursunozden.com.tr
  • "Bu kanalı Ferhat'ın oyduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz", Hürriyet Seyahat, hurriyet.com.tr. hurriyet.com.tr
  • "Efsaneleşmiş aşk hikâyeleri Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi'nde", TRT Haber (AA), 29 Eylül 2018.
  • Amasya Belediyesi Kent Rehberi, "Ferhat Su Kanalı", kentrehberi.amasya.bel.tr; Arkitera, "Ferhat ve Şirin Âşıklar Müzesi Bahçesine Mezarları da Yapıldı", 2013; "Ferhat ile Şirin", Vikipedi.

Çevrimiçi kaynaklar