Amasya'nın tarihi çoğunlukla Pontus krallarıyla, kaya mezarlarıyla ve Osmanlı şehzadeleriyle anlatılır; oysa bu kentin çevresindeki ovalarda, bütün bunlardan binlerce yıl önce başlayan bir yerleşme geleneği vardır. Yeşilırmak ile kolları Çekerek ve Kelkit çevresindeki vadilere dağılmış onlarca höyük, yazının henüz bilinmediği çağlarda burada köylerin kurulduğunu, tarlaların ekildiğini ve madenin işlendiğini gösterir. Bu höyüklerin çoğu hiç kazılmamıştır; bugün bildiklerimiz, yüzeyden toplanan çanak çömlek parçalarına ve Amasya höyükleri arasında yalnızca Oluz'da yürütülen sistematik kazıya dayanır.
Höyük Nedir ve Nasıl Okunur
Höyük, aynı yerde yüzyıllar boyunca yinelenen yerleşmelerin birikmesiyle oluşan yapay bir tepedir. Kerpiç evler yıkılır, üzerleri düzlenir, yenileri aynı yerde yükselir; birkaç bin yıl sonra ova yüzeyinden on, on beş, bazen yirmi metre yüksekte bir toprak kütlesi ortaya çıkar. Arkeolog için bu kütle bir kitap gibidir: en altta en eski yerleşme, en üstte en yeni olanı bulunur ve her tabaka kendi çanak çömleğini, aletlerini, mühürlerini ve ev planlarını taşır. Kazı yapılmayan höyüklerde bu okuma ancak yüzeye çıkmış parçalar üzerinden, ihtiyatla yapılabilir. Amasya höyüklerinin dönem tayinleri de büyük ölçüde bu yöntemle elde edilmiştir.
Bölgedeki dönem adları şöyle kullanılır. Kalkolitik (Bakır-Taş) Çağ, taş aletlerin yanında bakırın da tanındığı dönemdir ve Orta Karadeniz'in iç kesimlerinde yaklaşık M.Ö. 5500 ile 3500 arasına yerleştirilir; araştırmacılar bunu Erken (M.Ö. 5500-4500) ve Geç (M.Ö. 4500-3500) olarak ikiye ayırır. İlk Tunç Çağı ise kendi içinde İlk Tunç I, II ve III olarak evrelenir. Dönem sınırları kaynaklara göre değişir: Şevket Dönmez İlk Tunç Çağı'nı M.Ö. 3500-2000 arasında ele alırken, Amasya Valiliği'nin ve il tarihlerinin kullandığı özet kronolojide Bakır-Taş Çağı M.Ö. 5000-3000, İlk Tunç Çağı M.Ö. 3000-2500 olarak verilir. Bu fark çelişkiden çok, tarihlemenin hâlâ yüzey buluntularına ve karşılaştırmalı çanak çömleğe dayanmasının bir sonucudur.
Araştırma Tarihi
Amasya höyüklerine ilgi, 1926-1927 yıllarında Alişar Höyük kazısına başlamadan önce Kızılırmak'ın batısını ve kavsi içini dolaşan Hans Henning von der Osten'le başlar. Von der Osten, Amasya çevresinde Olas ovasının kenarında büyükçe bir höyüğü ziyaret ettiğini yazar ve bunun dışında bir bilgi vermez; bu höyüğün büyük olasılıkla Oluz Höyük olduğu düşünülür. Aynı yıllarda Suluova'daki Kümbet Tepe (Alevi Tepe) buluntularını Henri Frankfort bilim dünyasına tanıtır. 1940-1941 yıllarında Samsun'da Dündartepe, Tekkeköy ve Kaledoruğu kazılarını yapan İsmail Kılıç Kökten, Nimet Özgüç ve Tahsin Özgüç, Bafra, Alaçam, Ladik, Havza ve Vezirköprü'nün yanında Amasya'nın Suluova kesiminde de inceleme yapar. Dönmez'e göre yakın zamana kadar Amasya sınırları içinde bilinen M.Ö. 3. ve 2. binyıl yerleşmeleri bir elin parmaklarını geçmiyordu: Kökten'in Suluova'da rapor ettiği Kümbet Tepe, Kilise Tepe ve Kurnaz Tepe ile Amasya'nın güneyindeki Mahmatlar.
Mahmatlar'ın öyküsü ayrıdır. 1949'da köyün yakınında köylüler metalden yapılmış buluntular çıkarır; bunun üzerine Hamit Zübeyr Koşay ve Mahmut Akok kısa süreli bir kazı yapar. Höyük, aynı yıl defineciler tarafından yapılan kaçak kazılarla tahrip edilmiştir. Resmî makamların ele geçirdiği altın, gümüş ve bronz eserler Anadolu'nun Hatti uygarlığıyla ilişkilendirilen önemli buluntuları arasında sayılır. Amasya Valiliği'nin Tunç Çağı özeti, Mahmatlar'ı M.Ö. 2500-2000 arasında Anadolu'da güçlü bir uygarlık kurduğu belirtilen Hattilere ait yerleşmelerden biri olarak anar.
Sistemli yüzey araştırmaları çok daha geç başlamıştır. Mehmet Özsait 1986'dan itibaren Merkez, Gümüşhacıköy, Merzifon, Hamamözü, Göynücek, Suluova ve Taşova ilçelerinde yüzey araştırması yürütmüş, Şevket Dönmez de 1997-1999 yıllarında, Orta Karadeniz'in Tunç Çağı kültür gelişimini konu alan doktora çalışması çerçevesinde bu ilçelerin hemen hepsini yeniden taramıştır. Özsait'in ve Dönmez'in araştırmalarından sonra ise İlk, Orta ve Son Tunç Çağlarında, yani M.Ö. 2. binyılın sonunda Demir Çağı'nın başladığı M.Ö. 1200 dolaylarına kadar Amasya'nın yoğun biçimde iskân edildiği anlaşıldı.
Neolitik ve Kalkolitik Yerleşmeler
Amasya'da yerleşik yaşamın izleri, il tarihlerinde sıklıkla M.Ö. 5500 dolaylarına götürülür. Bu tarih, höyüklerden toplanan çanak çömleğe ve taş aletlere dayanır. Oluz Höyük'te çakmaktaşı aletler ve yongalar ile bazı çanak çömlek parçaları Erken ve Geç Kalkolitik Çağ'ın, hatta Geç Neolitik Çağ'ın (M.Ö. 6500-5500) olası varlığına işaret etmiştir; ancak Dönmez bu çıkarımı yüzey buluntularına dayandırır ve kazıyla doğrulanmış bir tabaka olarak sunmaz. Kalkolitik tabakalar şimdilik, kazılmamış bir höyüğün en alt katında gizli kalmış bir olasılık olarak durmaktadır.
Bakır-Taş Çağı'na ait önemli yerleşmeler arasında Amasya merkeze bağlı Ovasaray köyündeki Hamam Tepesi Höyüğü, Sarımeşe Künbet Höyük, Keşlik köyündeki Koşapınar Höyük ve Ayvalıpınar köyündeki Ayvalıpınar Höyüğü sayılır. Suluova ilçesinde Kanatpınar köyündeki Devret Höyük ile Yoğurtçubaba Tepesi de bu döneme ışık tutar; Yoğurtçubaba'yı kimi kayıtlar Deveci köyüne, Dönmez ise Kulu köyünün yaklaşık 2 km güneyine yerleştirir. Göynücek'te ilk yerleşmelerin Kalkolitik Çağ'a uzandığı, Ayvalıpınar Höyüğü'nün bunun en iyi örneği olduğu belirtilir. Merzifon yöresinde Ortaova'daki Onhoroz Büyük ve Küçük Küllük höyükleri ile Hayrettin köyündeki höyükler, Kalkolitik'ten Tunç Çağı'na uzanan yerleşmeler arasında öne çıkar.
Dönmez'in yüzey araştırmasında Geç Kalkolitik çanak çömlek veren höyüklerin boyutları da kayda geçmiştir. Gümüşhacıköy'deki Niyazbaba Tepesi yaklaşık 4-5 m yüksekliğinde ve 80 x 40 m boyutunda, daha çok bir köy höyüğü ölçeğindedir. Suluova'daki Yoğurtçubaba Tepesi 20-25 m yüksekliği ve 150 x 100 m boyutuyla, yine Suluova'daki Dereağıl Tepesi ise 15-20 m yüksekliği ve aynı boyutlarıyla çok daha büyüktür. Üç yerleşmenin ortak yanı, Geç Kalkolitik'ten sonra İlk Tunç Çağı'nda da iskân görmüş olmalarıdır; Yoğurtçubaba'da Orta ve Son Tunç Çağı, Dereağıl'da ise yalnızca Son Tunç Çağı çanak çömleği de toplanmıştır.
İlk Tunç Çağı'nda Yoğun İskân
Tunç Çağı'nın ilk evresinde Amasya, yerleşme sayısı bakımından Orta Karadeniz'in en yoğun bölgelerinden biridir. Merkez ilçede Yassı Höyük adıyla da anılan Oluz Höyük, Gümüşhacıköy'de Sallar Höyük, Merzifon'da Hayrettin köyündeki Delicik Tepe, Göynücek'te Gediksaray Höyük, Alakadı köyündeki Türkmenlik Tepe ve Merzifon'daki Kayadüzü Höyük bu dönemin başlıca yerleşmeleri olarak gösterilir. Delicik Tepe konusunda kaynaklar tam örtüşmez: Dönmez'in yüzey incelemesinde buradan toplanan parçalar ağırlıklı olarak Orta ve Son Tunç Çağı ile Geç Demir ve Helenistik dönemlere aittir, buna karşılık il özetleri Delicik'i İlk Tunç Çağı höyükleri arasında sayar. Bu tür ayrıntılar, yüzeyden yapılan tarihlemenin ne kadar temkinli okunması gerektiğini gösterir.
Dönmez'in Amasya için çıkardığı tablo şudur: İlk Tunç Çağı'nda iskân gören yerleşmelerin önemli bölümü, bu çağın sonunda terk edilmiş ve M.Ö. 2. binyılda yeniden iskân edilmemiştir. Gümüşhacıköy'de Hacıpınarı, Demirci Tepe, Sallar Höyük; Hamamözü'nde Tekke Tepesi; Merzifon'da Bel Höyük ve Kara Mustafa Paşa Höyük; Suluova'da Kanatpınar (Devret) ve Türkmenlik; Göynücek'te Yalnıztepe; Taşova'da Umutlu Höyük bu gruptandır. Öte yandan Merzifon'da Alıcık Höyük, Onhoroz Tepe ve Samadolu Höyük, Suluova'da Yoğurtçubaba ve Dereağıl, Merkez ilçede Oluz Höyük ile Doğantepe, Göynücek'te Gediksaray, Taşova'da Kale-Hızarönü Tepe gibi yerleşmeler İlk Tunç Çağı'ndan M.Ö. 2. binyıla uzanır. Yani dağılan yalnızca köy ölçeğindeki yerleşmelerdir; vadilerin en iyi yerlerindeki büyük höyükler ayakta kalmıştır.
Bu büyük höyüklerden üçü, Dönmez'in kendisinin saptadığı yerleşmelerdir: Merzifon'daki Alacapınar Tepe (Hayrettin I), Merkez ilçedeki Oluz Höyük ve Göynücek'teki Gediksaray Höyüğü. Üçü de boyutları ve İlk Tunç Çağı başından Roma Çağı'na uzanan tabakalaşmalarıyla ayrılır; yaklaşık 200 m çapında ve 10-15 m yüksekliğindedirler. Dönmez, Oluz ve Gediksaray'ı Orta Karadeniz'in en büyük höyükleri arasında sayar; Oluz yaklaşık 280 x 260 m, Gediksaray 350 x 150 m, Alacapınar Tepe ise 150 x 100 m boyutundadır. Gediksaray'ı köy yolu ikiye bölmüştür.
İlk Tunç Çağı'nın teknik başarısı madendedir. Bakırın arsenikle alaşımlanarak sertleştirildiği bu çağda, Karadeniz kıyısındaki İkiztepe mezarlığından çok sayıda arsenikli bakır eser çıkmıştır ve bu eserlerin hammaddesi olan bakır ve arsenik yataklarını saptamak için Samsun, Sinop ve Amasya'nın Merzifon ile Gümüşhacıköy ilçelerinde 1987-1988 ve 1997-1999 yıllarında yüzey araştırmaları yapılmıştır. Amasya'da ise bu çağın en parlak maden buluntusu Mahmatlar'daki altın, gümüş ve bronz eserlerdir. Oluz Höyük'te en alttaki yerleşme katında bulunan taş bir döküm kalıbı parçası da metal işçiliğinin yerel olarak yapıldığına işaret eden küçük ama anlamlı bir kanıttır.
Yerleşme Düzeni ve Coğrafya
Höyüklerin dağılışı, suyun ve geçidin izini sürer. Amasya'yı çevreleyen höyükler Yeşilırmak'ın ve Çekerek Irmağı'nın taşıdığı alüvyonlu ovalara, Merzifon, Suluova, Gümüşhacıköy ve Geldingen ovalarına yığılmıştır. Oluz Höyük, Yeşilırmak'ın önemli kollarından Çekerek Irmağı'nın yaklaşık 4 km kuzeyinde, Geldingen Ovası'nın batı kenarında yer alır. Kelkit Çayı da Taşova yakınlarında Yeşilırmak'a karışır; Dönmez, 320 km'lik bu vadinin Orta Karadeniz ile Kafkasya ve Batı İran arasında bir ticaret yolu olarak kullanılmış olması gerektiğini düşünür. Bu vadi, Amasya'yı Tokat'ın Erbaa ovasına ve doğudaki havzaya bağlayan doğal koridordur.
Samsun ve Tokat ile karşılaştırıldığında Amasya'nın yeri belirginleşir. Samsun'da İlk Tunç Çağı yerleşmeleri özellikle Kızılırmak vadisinde yoğunlaşmış, Yeşilırmak'a doğru gidildikçe seyrelmiştir; Tokat'ta ise Tunç Çağı yerleşmeleri daha çok Erbaa ovasında toplanmıştır. Dönmez, Amasya ve Tokat'ta İlk Tunç Çağı'nda yoğun bir iskân olduğunu, ardından gelen M.Ö. 2. binyıl hakkında ise çok bilgi bulunmadığını söyler. Yine de Hititlere coğrafi yakınlığı nedeniyle Amasya'nın Orta ve Son Tunç Çağlarında Samsun'a oranla biraz daha fazla yerleşim gördüğünü ekler.
Oluz Höyük
Amasya'nın tarihöncesine en sağlam veriyi Oluz Höyük kazısı sağlar. Höyük, Amasya-Çorum karayolunun yaklaşık 3 km güneyinde, Gözlek köyünün 2 km kuzeybatısında, Toklucak (eski adıyla Oluz) köyünün de yaklaşık 5 km doğusunda yer alır. Merkez ilçeye bağlıdır ve Amasya şehir merkezine yaklaşık 25 km uzaklıktadır. Yassı Höyük ve Tepetarla Höyüğü adlarıyla da anılır. Ova yüzeyinden yaklaşık 15 m yüksekliğe ulaşan höyük, 280 x 260 m boyutunda, hemen hemen yuvarlak bir plana ve yaklaşık 45 dönümlük bir alana sahiptir; deniz seviyesinden yüksekliği 478,78 m'dir. Höyüğün bulunduğu Gökhöyük Tarım İşletmesi arazisine yöre halkı Alman Çiftliği de der; von der Osten'in anlattığı, ona araştırmalarında yardım eden Alman ailenin çiftliğiyle ilişkilendirilir.
Höyüğü yüzey araştırmasında Dönmez 1997-1999 yıllarında saptamış, 2007'de aynı kişinin başkanlığında İstanbul Üniversitesi adına sistemli kazı başlamıştır. 6 Ağustos-5 Eylül 2007 arasında 31 gün sürmüş olan ilk sezonda iki açmada toplam 600 m²'lik alan açılmış ve altı mimari tabaka saptanmıştır. Kazı heyeti jeofizik yöntemlerle de çalışmış, höyüğün orta kesiminde yaklaşık 2000 m²'lik bir alanda jeoelektrik, jeomanyetik ve yer radarı ölçümleri yapmıştır. Kazının ikinci yılında, 2008'de tam bir tabakalanma ortaya çıkmış ve yedi mimari tabaka belirlenmiştir. Dönmez ilk sezon amaçlarından birini, Orta Karadeniz'in iç kesiminde tüm dönemleri temsil eden bir yerleşmede sağlam bir kronoloji kurmak olarak tanımlamıştır; kıyıda bu iş İkiztepe kazısıyla yapılmış, iç kesimde ise karşılığı yoktu.
Kazı özetlerine göre tabakalanma yeniden eskiye şöyledir: Ortaçağ (Geç Bizans), Helenistik Çağ, Geç Demir Çağı'nın geç ve erken evreleri, Orta Demir Çağı, kesin olmamakla birlikte Erken Demir ya da Hitit İmparatorluk Çağı ve en altta Erken Tunç Çağı. Bu özetlerde en alt kültür katı olan dördüncü katın, dokuzuncu mimari tabakayla temsil edildiği ve M.Ö. 4. binyıla tarihlendiği belirtilir; taş bir döküm kalıbı parçası, ağırşaklar ve elde şekillendirilmiş çanak çömlek bu katı karakterize eder. Höyüğün M.Ö. 4500 dolaylarına kadar uzanan geçmişinin bulunduğu da aynı özetlerde yer alır. Erken Tunç Çağı'nın başı konusunda yukarıda değinilen dönem sınırı farkı burada da geçerlidir.
Oluz'un asıl şöhreti sonraki katlardan gelir. Orta Tunç ve Hitit buluntularının yanında, ilerleyen sezonlarda ortaya çıkan Akhaimenid (Pers) öğeleri kazının yönünü değiştirmiştir: anıtsal taş döşeli yol, Pers tipi sütun kaideleri, Ateşgede ve 2018'de bulunan çok sütunlu bir taht salonu (Apadana) bulunmuştur. Dönmez bu bulgulara dayanarak Oluz'u Anadolu'da Persler tarafından kurulmuş en önemli yerleşme olarak değerlendirir. Tarihöncesine ait katlar bu görkemli üst tabakaların altında kalmıştır ve henüz geniş alanda açılmamıştır. Höyük ziyarete kapalıdır; kazıdan çıkan eserler Amasya Müzesi'nde sergilenir.
Höyüklerin Karşılaştığı Tehlike
Amasya höyüklerinin ortak sorunu kaçak kazı ve tarım faaliyetidir. Mahmatlar 1949'da defineciler tarafından tahrip edilmiştir. Vezirköprü'deki Oymaağaç Höyük'te kaçak kazıyla bir yer altı yapısı açığa çıkmıştır. Doğantepe'nin kuzey kesimi büyük bir tahribat görmüştür; höyük arkeoloji dünyasına, rastlantıyla bulunan Hitit heykelciği ve tunç damga mühürüyle tanıtılmıştır. Oluz Höyük'ün üst tabakaları da yerleşme sona erdikten sonra açılan mezarlar ve yasadışı kazılar yüzünden zarar görmüştür. Kazılmamış bir höyüğün yüzeyinden kopan her parça, tabakalar arasındaki ilişkiyi de beraberinde götürdüğü için kayıp yalnızca eserle sınırlı kalmaz.
Geride kalan boşluk büyüktür. Amasya höyüklerinden yalnızca Oluz sistemli kazı görmüştür; öbürlerinin kronolojisi yüzey çanak çömleği üzerinden kurulmak zorundadır. Eksiklik yalnızca Amasya'ya özgü değildir. Dönmez'in belirttiğine göre Hitit yazılı kaynaklarında Kuzey Anadolu'da irili ufaklı yaklaşık 2000 yerleşme adı geçer, oysa Karadeniz Bölgesi'nde M.Ö. 2. binyıla ait yerleşmelerin sayısı henüz birkaç yüzdür. Ahşabın mimaride ağırlıklı kullanılması ve bölgenin bugünkü yoğun bitki örtüsü, geride iz kalmamasının olası nedenleri arasında gösterilir.
Kronoloji
M.Ö. 6500-5500: Geç Neolitik Çağ; Oluz Höyük'te çakmaktaşı aletlerle bazı çanak çömlek parçaları bu dönemin olası varlığına işaret eder, kazıyla doğrulanmamıştır.
M.Ö. 5500-3500: Kalkolitik Çağ; Hamam Tepesi, Ayvalıpınar, Devret, Yoğurtçubaba gibi höyüklerde yerleşim (il özetlerinde bu dönem M.Ö. 5000-3000 olarak da verilir).
M.Ö. 3500-2000: İlk Tunç Çağı (Dönmez'in kronolojisi); Oluz, Gediksaray, Alacapınar, Sallar höyükleri ve Mahmatlar. İl özetlerinde İlk Tunç Çağı M.Ö. 3000-2500 olarak verilir.
1926-1927: H. H. von der Osten, Olas ovasının kenarındaki büyük höyüğü ziyaret eder.
1949: Mahmatlar yakınında metal buluntular bulunur; Koşay ve Akok kısa süreli kazı yapar, höyük aynı yıl defineciler tarafından tahrip edilir.
1986: Mehmet Özsait'in Amasya'yı da kapsayan yüzey araştırmaları başlar.
1997-1999: Şevket Dönmez'in yüzey araştırmalarında Oluz Höyük, Gediksaray Höyüğü ve Alacapınar Tepe saptanır.
2007: Oluz Höyük'te sistemli kazı başlar; ilk sezon 6 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında yürütülür.
2008: Tam bir tabakalanma ortaya çıkar, höyükte yedi mimari tabaka belirlenir.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Dönmez, Ş. "Tunç Çağı'nda Orta Karadeniz Bölgesi ve Kelkit Havzası Yerleşmeleri", Belleten 72/264 (Ağustos 2008). belleten.gov.tr/tam-metin/62/tur belleten.gov.tr
- Dönmez, Ş. "1997-1999 Yılları Yüzey Araştırmalarında İncelenen Samsun-Amasya İlleri İ.Ö. 2. Binyılı Yerleşmeleri", Belleten 65/244 (Aralık 2001). belleten.gov.tr/tam-metin/1/tur belleten.gov.tr
- Dönmez, Ş. - Naza Dönmez, E. E. "Amasya-Oluz Höyük Kazısı 2007 Dönemi Çalışmaları: İlk Sonuçlar", Belleten 73/267 (2009). belleten.gov.tr/tam-metin/87/tur belleten.gov.tr
- Dönmez, Ş. "Oluz Höyük Kazısı Üçüncü Dönem 2009 Çalışmaları Değerlendirmeler ve Sonuçlar", Colloquium Anatolicum 9 (2010). dergipark.org.tr/en/pub/collan/article/919918
Resmî kaynaklar
- Amasya Valiliği, "Tunç Çağı" sayfası. amasya.gov.tr/tunc-cagi amasya.gov.tr
Diğer kaynaklar
- Kıvanç, Ş. K. "Oluz Höyük", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi (2020). turkiyeturizmansiklopedisi.com/oluz-hoyuk turkiyeturizmansiklopedisi.com
- Amasya Valiliği, Oluz Höyük kazı alanı ziyareti haberi. amasya.gov.tr/amasya-bunyesinde-barindirdigi-oluz-hoyuk-antik-yerlesmesi-ile-anadolunun-tarihine-isik-tutuyor
- Amasya Tarih (il tarihi özeti). karadenizinfo.com/amasya-tarih karadenizinfo.com









