Amasya'nın bugünkü kentinden önceki tarihi, Yeşilırmak vadisinin ve çevresindeki ovaların höyüklerinde saklıdır. Bu höyüklerin Hitit ve Frig katmanları, kentin Roma ve Osmanlı çağlarından çok önceki bir geçmişi olduğunu gösterir. Hititlerin yazılı belgeleri bölgeyi adıyla anar, Friglerin ardından gelen toplulukların izleri ise Oluz Höyük'teki kazılarla katman katman okunabilir hâle gelmiştir. Amasya'da ilk yerleşmenin yaklaşık MÖ 5500 yıllarında başladığı ve Hititlerden Osmanlılara kadar kesintisiz sürdüğü kabul edilir.
Hititlerden Önce: Hatti Ülkesi
Hitit çağını anlamak için bölgenin bundan önceki durumuna bakmak gerekir. Amasya sınırları içinde Bakır-Taş Çağı'na (MÖ 5000-3000) ait yerleşmeler arasında Ovasaray Köyü'ndeki Hamam Tepesi Höyüğü, Sarımeşe Künbet Höyük, Keşlik Köyü'ndeki Koşapınar Höyük, Ayvalıpınar Höyüğü ile Suluova'da Kanatpınar Köyü'ndeki Devret Höyük ve Deveci Köyü'ndeki Yoğurtçu Baba Höyükleri sayılır. İlk Tunç Çağı'nda (MÖ 3000-2500) yerleşme daha da yoğunlaşmış, Oluz Höyük, Gümüşhacıköy'deki Sallar Höyük, Merzifon'daki Delicik Tepe ve Kayadüzü höyükleri, Göynücek'teki Gediksaray ve Türkmenlik Tepe höyükleri bu dönemde iskân görmüştür.
Tunç Çağı'nın ilerleyen evresinde Amasya, Mezopotamya yazılı belgelerinde "Hatti Ülkesi" olarak geçen uygarlığın sınırları içinde kaldı. Anadolu'nun bu en eski güçlü kültürlerinden birine ait önemli yerleşmelerden biri, Amasya merkeze bağlı Mahmatlar Höyüğü'dür. Höyük 1949'da kaçak kazılarla tahrip edilmiş, burada bulunan altın, gümüş ve bronz eserler sonradan resmî makamlarca ele geçirilmiştir. Bu eserler Hatti uygarlığının önemli örnekleri arasında sayılır. Hititler, Hatti egemenliğine son verdikten sonra da bölgedeki dinî mirastan yararlandılar; Fırtına Tanrısı Teşup'un Hattilerde Tarru adıyla anılması bunun en bilinen işaretidir.
Hititler Döneminde Amasya
Kendilerini Nesice konuşanlar anlamına gelen Nesili sözcüğüyle adlandıran Hititler, Anadolu'da büyük bir siyasi birlik kurdular. Başkentleri Hattuşaş, Amasya'nın güneybatısında yer alır. Amasya bu birliğin kuzey sınırlarında kaldı ve Hitit metinlerinde kentin adı Hakmiş olarak geçer. Metinlere göre Muvatallis ve III. Mursilis dönemlerinde III. Hattuşili burada bağımsız bir hükümdar gibi davranmış, Kaşkaların saldırılarını püskürterek onların kuzeye çekilmesini sağlamıştır. Kaşkalar, Karadeniz dağlık kuşağında yaşayan ve Hitit devletini yüzyıllarca uğraştıran topluluklardı. Bu yüzden Amasya çevresi, Hititler için hem bir sınır bölgesi hem de dinî açıdan önemli bir alandı.
Fırtına Tanrısı kültünün en önemli merkezi Nerik'ti. Kaşka saldırıları yoğunlaşınca, Hitit belgelerine göre Fırtına Tanrısı Hakmiş kentine taşındı. Hakmiş'in yerini belirlemeye çalışan son görüşler, kentin Amasya sınırları içinde olabileceği noktasında birleşmektedir. Hititlerin Amasya'daki önemli yerleşim yerlerinden biri Merkez ilçeye bağlı Doğantepe (Zara) Beldesi'dir. Burada bulunan ve MÖ 1400-1200 yıllarına tarihlenen bronz Fırtına Tanrısı Teşup heykelciği, günümüze ulaşan önemli Hitit eserlerindendir. Kimi araştırmacılar Doğantepe Höyüğü'nü Nerik ile eşleştirir ve bu önerinin en güçlü dayanağı olarak bu heykelciği gösterir. Eşleştirme kesinleşmiş değildir; yine de heykelciğin bölgenin Hitit dinî coğrafyasındaki yerini gösterdiği açıktır.
Teşup, Hititlerin tanrılar dizisinin başındaydı. Hurri kökenli olan tanrı, gökyüzünün ve fırtınanın hâkimiydi; Hititçe ve Luvice metinlerde Tarhu, Tarhuna ya da Tarhunt adlarıyla da anılır. Hititler yönetimleri altına aldıkları her krallığın tanrısını kendi panteonuna kattıkları için "Bin Tanrılı Halk" diye bilinirler. Teşup'un kutsal hayvanı boğaydı ve bir tapınağın hangi tanrıya adandığı çoğu zaman bu tür simgelerden anlaşılır.
Oluz Höyük
Amasya'nın antik tarihini en geniş biçimde açan yerleşme, kentin yaklaşık 25 km batısındaki Oluz Höyük'tür. Höyük, Toklucak (eski Oluz) Köyü'nün yaklaşık 5 km doğusunda, Çekerek Irmağı'nın 4 km kuzeyinde ve verimli Geldingen Ovası'nın batı kenarında yer alır. Ova seviyesinden yaklaşık 15 m yüksekliğindeki höyük, 280 x 260 m ölçüleriyle neredeyse yuvarlak bir plan çizer ve 45 dönüme yakın bir alanı kaplar. Yüzey araştırmaları 1997-1999 yıllarında İstanbul Üniversitesi'nden Şevket Dönmez başkanlığındaki ekip tarafından yapıldı; sistematik kazılar 2007'de başladı ve bugüne kadar sürdü. Kazı başkanı yaklaşık 6500 yıllık bir geçmişten söz eder. Dönmez'in sözleriyle höyükler bir tarih kitabı gibidir ve her katman o kitabın bir sayfasıdır.
Yerleşme, üst üste kurulmuş on yerleşim katmanından oluşur. İlk kazı yıllarında belirlenen tabakalanmada Erken Tunç Çağı, Hitit İmparatorluk Çağı, Erken ve Orta Demir Çağı, Geç Demir Çağı, Helenistik Dönem ve Orta Çağ'ın sonu aşağıdan yukarıya sıralanır. Kazı ekibi, yerleşmenin her çağda dinî bir yapılanma içinde olduğunu savunur. Hitit katmanında ele geçen taş mühür, tunç orak, pişmiş toprak tezgâh ağırlığı ve çanak çömlek parçaları, Oluz Höyük'ün önemli bir Hitit yerleşmesi olduğuna işaret eder. Bu katman MÖ 15-13. yüzyıllara tarihlenir.
Boğa Figürleri ve Fırtına Tanrısı Tapınağı Sorunu
Oluz Höyük'ün Hitit çağındaki dinî niteliği, 2018 kazı sezonunda temizlik çalışmaları sırasında bulunan pişmiş toprak boğa heykelciğiyle yeniden gündeme geldi. Figür yaklaşık 14 cm uzunluğunda, 9 cm yüksekliğindedir. Daha önceki sezonlarda parçalar hâlinde bulunup birleştirilen boğa başlı, halka biçimli bir kap da aynı yöne işaret eder. Boğa, Hititlerde Fırtına Tanrısı'nın kutsal hayvanı olduğundan, kazı ekibi höyükte Teşup'la ilgili bir kutsal alan ya da tapınağın bulunması ihtimalini ciddiye alır. Dönmez, Hitit katmanına henüz tam anlamıyla ulaşılamadığını, ancak o döneme ait bazı nesnelerin ele geçtiğini belirtir. Aslıhan Yurtsever Beyazıt ise Hitit çağına ait bir tapınağın bulunmasını "kuvvetle muhtemel" görür.
Bu görüşün gerekçeleri arasında yerleşmenin konumu da vardır. Beyazıt'a göre Oluz Höyük, güneyden Şapinuva üzerinden gelen yol güzergâhında yer alır, Hatti Ülkesi'nden Hakmiş Krallığı'na ulaşan ana yol yerleşmenin batısından geçer ve höyük Kuzey Anadolu'nun en büyük höyüklerinden biridir. Hitit tabakasında sur sistemine rastlanmaması da yerleşmenin askerî değil, dinî yönü ağır basan bir merkez olduğu izlenimini destekler. Oluz Höyük ile Doğantepe arasındaki mesafe kuş uçuşu yaklaşık 7 km'dir.
Höyüğün hangi Hitit kentiyle eşleştirileceği sorusu henüz çözülmüş değildir. Dönmez, Oluz'u Hitit belgelerinde Zuliya ile ilişkilendirilen Yukarı Zuliya (Çekerek) Ovası'nda yer alan Şanahuitta'ya bağlar; bu eşleştirmeyi Ahmet Ünal da destekler. Başka bir öneri, Nerik'e yakın bir askerî üs ve kült istasyonu olan İştahara'dır. Her iki öneri de bölgenin Hitit dinî ağındaki yerini gösterir, ama hiçbiri kesin kabul edilmemektedir.
Çöküş ve Karanlık Çağ
Hitit devleti MÖ 1190 dolaylarında egemenliğini yitirdi. Bunun nedeni konusunda tek bir görüş yoktur. Bir yoruma göre Hititler, kuraklık ve kıtlığın yarattığı bunalım içinde Karadeniz dağlarındaki Kaşkaların baskısıyla çöktü. Başka bir yoruma göre ise aralarında Friglerin de bulunduğu, Balkanlardan Anadolu'ya gelen kavimlerin akınları devleti yıktı. Sonrasında Amasya'nın da içinde bulunduğu Orta Anadolu'da, Karanlık Çağ denen ve 400 yıldan uzun süren bir dönem başladı; bu dönem hakkında bilgimiz azdır.
Oluz Höyük bu karanlığa kısmen ışık tutar. Höyüğün en büyük kazı alanının kuzey ucunda 2021'de yapılan derinleşme çalışmalarında, Hitit Büyük Krallığı'nın yıkılışına tanık olan Çöküş Dönemi'ne (MÖ 1200-1150) ait kalıntılar açığa çıkarıldı. 7B2 mimari tabakasındaki bu kalıntılar arasında, buğday ve fiğ tohumlarının yakılmasıyla yapılan bir dinsel ayine ait kömürleşmiş tohumlar yer alır. Kazı ekibi bu bulguyu, Hititlerin çöküş sürecindeki yeni inanç uygulamalarının ilk somut izi olarak değerlendirir. Hitit sonrası dönem için ayrıca Dönmez ile Fatma Abazoğlu'nun Hititoloji kongresinde sunduğu bildiri, Oluz'un Karanlık Çağ katmanlarını konu alır.
Frig Dönemi
MÖ 750'den sonra siyasi bir güç olarak öne çıkan Frigler, Kral Midas döneminde (MÖ 725-695/675) sınırlarını genişletti ve Amasya yöresi de Frig egemenlik alanına girdi. Bu çağın mimari ve ritüel mirası, Kızılırmak kavsinin içinde Kubaba kutsal alanlarıyla kendini gösterir. Frigler MÖ 676 yılında Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerlerin saldırılarına dayanamadı ve kısa sürede güç kaybedip yıkılma sürecine girdi. Oluz Höyük'te 5. ve 6. mimari tabakalar Klasik ve Erken Frig dönemlerine, yani MÖ 9-7. yüzyıllara bağlanır. 4. mimari tabaka (MÖ 600-500) ise kenti Kaşku Ülkesi'nde Frig kültürünün etkisinde bir Geç Demir Çağı yerleşmesi olarak gösterir. Geç Frig özellikli bezemesiz ve boyalı çanak çömlek, yüzeyinde aslan ile ceylan mücadelesi betimlenmiş fildişi damga mühür ve taştan bir Kubaba heykelciğinin alt parçası, bu tabakanın Frig karakterini ortaya koyar. Aynı tabakanın dolgusunda İskit tipinde ok uçlarının bulunması, bölgedeki Frig ve İskit temaslarını düşündürür.
Kubaba Sunağı ve Tapınağı
Oluz Höyük'ün Frig çağındaki en önemli yapısı Kubaba Sunağı'dır. Hitit çöküşünden yaklaşık 600 yıl sonra, MÖ 600 dolaylarında inşa edilen sunak, yerleşmenin o dönemdeki en yüksek noktasına kurulmuştur. Batı ve doğudaki statik amaçlı uzantıları bir kenara bırakılırsa, plan olarak kareye yakın dikdörtgen biçimli, kütlesel bir yapıdır. Kubaba, Frig inanç dünyasında ana tanrıçaydı; bereketi ve korumayı simgeler, Frig sanatının ve dininin merkezinde yer alırdı. Sunak çevresinde 2010'dan itibaren yürütülen kazılarda taştan bir Kubaba heykelciği parçası ve çok sayıda dinsel buluntu çıktı. Bunlar arasında, kamçılı kırbaçlara ait olduğu düşünülen delikli parmak kemikleri (phalanx) ile aşık kemikleri (astragalos) dikkat çeker. 2021'de sunağın güneybatısında ise kemikten yapılmış bir şahin idolü bulundu ve adak olarak bırakıldığı anlaşıldı.
2024 kazı sezonunda çalışmalar yalnızca bu kutsal alana odaklandı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında desteklendi. Ekip, kutsal alanın kutsal odasını ve içinde Kubaba'yı temsil eden kutsal taşı ortaya çıkardı. Dönmez'e göre böylece bu yapıya artık Kubaba tapınağı demek mümkündür. Tapınak "4-B" tabakasında açığa çıkmış ve MÖ 600'lü yıllara tarihlenmiştir. Dönmez, tapınağın çevresinde bulunan koyun parmak ve omurga kemiklerinin muhtemelen bir kırbaca bağlandığını, ana tanrıça adına ayin yapan rahiplerin bunları vücutlarına vurduğunu belirtir. Ayinler dans ederek ve kutsal mekânın etrafında dönerek yapılırdı. Dönmez bu nedenle Anadolu'nun kayıp bir tapınağının gün ışığına çıktığını söyler.
Kimmer, İskit ve Pers Dönemleri
Kimmerler Anadolu'daki devletler için tehdit oluşturmuş, ilişki kurdukları toplumların sanatını da etkilemiştir. Bu dönemde Amasya ve çevresi Kimmer egemenlik alanındaydı. Amasya'da Kimmer çağına ait az sayıda eser bulunur; Gümüşhacıköy'e bağlı İmirler Köyü'ndeki bir kurgandan çıkarılan ve Amasya Müzesi'ne getirilen madenî savaş aletleri bu döneme ait eserlerdendir. Anadolu tarihinde yaklaşık MÖ 675-585 arasında etkili olan Kimmerler ve İskitler sonra yavaş yavaş etkilerini yitirdi. Herodot'un da belirttiği gibi İskitler çoğunlukla Kimmerlerin yerleşim yerlerine yerleşmişti; bu yüzden Amasya çevresinde Kimmer egemenliğinin ardından İskit egemenliği görülür.
MÖ 585'te Lidya ile Medler arasındaki beş yıllık savaş sona erince Kızılırmak sınır kabul edildi ve Amasya, Pers egemenliğine kadar Medlerin sınırları içinde kaldı. MÖ 547/546'da Kyros'un Lidya Kralı Kroisos'u yenmesiyle bölge Pers idaresine girdi ve yaklaşık iki yüz elli yıl boyunca Kapadokya Satraplığı'nın doğu sınırları içinde yer aldı. Oluz Höyük, bu çağda Perslerin önemli bir merkeziydi. Dönmez ve Mona Saba'nın yayımladığı araştırmaya göre MÖ 5. yüzyıl ortalarında höyükte bir ateşgede ve ona bağlı çok sütunlu bir ibadethane inşa edildi. Bu yapılar, Kızılırmak Havzası'nın Demir Çağı'ndaki ilk tapınağı olarak değerlendirilir. Kazı ekibi, Hitit çağından sonra bölgede kapalı mekân tapınak geleneğinde bir kopukluk yaşandığını, Kızılırmak kavsi içindeki Kubaba kutsal alanları dışında Demir Çağı boyunca kapalı mekân tapınağa rastlanmadığını belirtir. Ateşgede ve ibadethane ise aynı alanda Kubaba kültünün yerini alan yeni bir inanç sisteminin göstergesi olarak yorumlanır. Ekip bu inancı Erken Zerdüşt Dini diye adlandırmayı uygun bulur. Bu yorum kazı ekibine aittir ve arkeoloji çevresinde tartışmaya açıktır.
Kültürlerin Sürekliliği
Amasya'daki Hitit ve Frig izleri birbirini kesintisiz izleyen bir zincir oluşturmaz. Hitit çöküşüyle Frig çağı arasında yaklaşık altı yüzyıllık bir boşluk vardır ve bu boşluğu dolduran evre hâlâ çalışılmaktadır. Buna rağmen höyüklerin dikey kesiti, aynı yerlerin yeniden yeniden kutsal sayıldığını gösterir. Oluz'da boğa figürleri Fırtına Tanrısı'nı, sunak ve kutsal taş ana tanrıçayı, ateş çukuru ise Pers dinini hatırlatır. Kutsal mekânın aynı tepede bin yıldan fazla süreyle varlığını sürdürmesi, bölgenin dinî belleğinin güçlü olduğuna işaret eder.
Bu buluntuların bir kısmı Amasya Müzesi'nde korunmaktadır. Bölgenin höyükleri ise yalnızca kısmen kazılmıştır; Hakmiş'in, Nerik'in ve Şanahuitta'nın yeri gibi sorular yeni kazı sezonlarının sonuçlarına bağlıdır.
Kronoloji
MÖ 5500 dolayları: Amasya'da ilk yerleşme.
MÖ 3000-2500: İlk Tunç Çağı'nda Oluz Höyük ve diğer höyüklerde yoğun yerleşme.
MÖ 15-13. yüzyıllar: Oluz Höyük'te Hitit yerleşmesi.
MÖ 1400-1200: Doğantepe'de bulunan bronz Teşup heykelciğinin tarihi.
MÖ 1200-1150: Oluz Höyük'te Çöküş Dönemi ayin kalıntıları.
MÖ 1190 dolayları: Hitit egemenliğinin sona ermesi.
MÖ 725-695/675: Kral Midas dönemi; Amasya yöresi Frig egemenliğinde.
MÖ 676: Kimmer saldırıları ve Frig yıkılışı.
MÖ 600 dolayları: Oluz Höyük'te Kubaba Sunağı ve tapınağı.
MÖ 585: Kızılırmak'ın Lidya-Med sınırı kabul edilmesi.
MÖ 547/546: Kyros'un Kroisos'u yenmesi ve Pers egemenliği.
MÖ 450 dolayları: Oluz Höyük'te ateşgede ve ibadethanenin inşası.
2007: Oluz Höyük'te sistematik kazıların başlaması.
2018: Pişmiş toprak boğa heykelciğinin bulunması.
2024: Kubaba kutsal odası ve kutsal taşın açığa çıkarılması.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Amasya Tarihi: Tunç, Demir ve Hellenistik Çağlar. https://www.karadenizinfo.com/amasya-tarih
Resmî kaynaklar
- Dönmez, Ş.; Saba, M. "Demir Çağı Kappadokia'sında İlk Tapınak: Oluz Höyük İbadethane ve Ateşgedesi." Höyük 12 (2023): 57-78. https://hoyuk.gov.tr/tam-metin/92/tur
Diğer kaynaklar
- Yurtsever Beyazıt, A. "Oluz Höyük'ten Pişmiş Toprak Bir Boğa Figürini." Anadolu Arkeolojisi Üzerine Yazılar, Ankara. hoyuk.gov.tr
- Dönmez, Ş. (Ed.). Amasya-Oluz Höyük. Kašku Ülkesi'nin Önemli Kenti. Ankara 2010.
- Oluz Höyük kazı başkanı Şevket Dönmez'le Kubaba tapınağı üzerine görüşme, 31 Aralık 2024. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/anadolunun-kayip-tapinagi-amasyadaki-oluz-hoyuk-kazilarinda-bulundu/3438504
- Oluz Höyük, Hitit Fırtına Tanrısı Teşup'a adanmış tapınak barındırıyor olabilir. https://www.arkeolojisanat.com/blogs/arkeoloji-ve-sanat-haberleri/oluz-hoyuk-hitit-firtina-tanrisi-tesupa-adanmis-tapinak-barindiriyor-olabilir
Çevrimiçi kaynaklar






