Amasyalıdır. Emîr Mu’îneddîn Süleyman Pervâne Bey’in nezdinde çavuşbaşı olan sâbıkü’t-terceme Alakuş Bey’in mahdûmu olduğu münâsebetle “Alakuşoğlu” dendi. Bunun Arapçası “Lâgûşî”dir. Lâgûşî, Alakuşlu, Alakuşoğlu demektir.
Pederi 676’da Pervâne Bey’le beraber i’dâm edildiğinden birçok zevât ile beraber Mısır’a gidip avdetde Pervâne Beyzâde emîrü’l-ümerâ Azizeddîn Mehmed Bey’e hizmet ederek bunun sâye-i ikbâlinde Sultân Mes’ûd Selçukî’ye 696’da vezîr oldu.
698’de Sultân-ı müşârün-ileyhin hal’i üzerine vezâretden ma’zûl olup 699 senesi cumadelâhiresinde Amasya ve Sinop emîri Pervâne Beyzâde Mühezzebeddîn Mes’ûd [335] Bey’in maktûlen vefâtı üzerine Simre (Amasya) vilâyeti olarak temâyüz etdi.
Hatenîzâde Kadı Şemseddîn Ahmed bin Mûsâ’nın “Veled-i Şefîk” adlı eserinde zabt etdiği üzere 702 şevvâlinde üçüncü def’a taht-ı Selçuk’a iclâs edilerek Simre hükümdârı olan Sultân Gıyâseddîn Mes’ûd Seçukî’ye vezîr-i a’zam olup Amasya vilâyeti uhdesinde kaldı.
Mu’ahharan Rum (Sivas) eyâleti vâlisi Savcı Bey’in vefâtıyla bu eyâlet de uhdesine verildi. Nüfûzu büyüdü. 708’de Sultân Mes’ûd’un Kayseriye’de vefâtı ve cenâzesinin Simre’ye nakli üzerine Anadolu vâlisi olup zâlimâne harekât ve ahvâli halka ağır geldi. Ümerâyı da bî-zâr etmişdi.
Binâ’en-’aleyh: Hâbilzâde Emîr-i Şeyh İzzeddîn Hasan Bey ve emsâli toplanıp hânesini sardılar. 712 zilka’desinde vâki’ olan bu hengâmede maktûl oldu. Moğol hükümdârıyla ümerâsına pek sâdık, müdebbir, umûr-ı dünyâya vâkıf, zî-ilm ü ma’rifet idi. Mahdûmu Ziyâ’eddîn Mes’ûd Bey’dir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Emîr Mu'îneddîn Süleyman Pervâne Bey'in yanında çavuşbaşı olan ve biyografisi daha önce geçen Alakuş Bey'in oğlu olduğu için "Alakuşoğlu" denildi. Bunun Arapçası "Lâgûşî"dir. Lâgûşî, Alakuşlu, Alakuşoğlu demektir.
Babası 676'da [1277] Pervâne Bey'le birlikte idam edildiğinden, birçok kişiyle beraber Mısır'a gitti. Dönüşünde Pervâne Bey'in oğlu, emîrlerin emîri Azizeddîn Mehmed Bey'in hizmetine girdi ve onun himayesiyle 696'da [1296-97] Sultan Mesud Selçukî'ye vezir oldu.
698'de [1298-99] adı geçen sultanın tahttan indirilmesi üzerine vezirlikten alındı. 699 yılı Cemaziyelahirinde [Şubat-Mart 1300] Amasya ve Sinop emîri, Pervâne Bey'in oğlu Mühezzebeddîn Mes'ûd Bey'in öldürülmesi üzerine Simre (Amasya) vilayetinin yöneticisi olarak öne çıktı.
Hatenîzâde Kadı Şemseddîn Ahmed bin Mûsâ'nın "Veled-i Şefîk" adlı eserinde kaydettiğine göre, 702 Şevvalinde [Mayıs-Haziran 1303] üçüncü defa Selçuklu tahtına oturtularak Simre hükümdarı olan Sultan Gıyâseddîn Mes'ûd Selçukî'ye vezir-i azam oldu ve Amasya vilayeti de kendisinde kaldı.
Daha sonra Rum (Sivas) eyaleti valisi Savcı Bey'in ölümüyle bu eyalet de ona verildi. Nüfuzu büyüdü. 708'de [1308-09] Sultan Mesud'un Kayseri'de ölmesi ve cenazesinin Simre'ye nakledilmesi üzerine Anadolu valisi oldu. Zalimce davranışları ve tutumu halka ağır geldi. Emîrleri de bıktırmıştı.
Bunun üzerine Hâbilzâde Emîr-i Şeyh İzzeddîn Hasan Bey ve onun gibiler toplanıp evini kuşattılar. 712 Zilkadesinde [Şubat-Mart 1313] çıkan bu kargaşada öldürüldü. Moğol hükümdarına ve emîrlerine çok sadık, tedbirli, dünya işlerini bilen, ilim ve irfan sahibi biriydi. Oğlu Ziyâeddîn Mes'ûd Bey'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sâbıkü't-terceme: biyografisi daha önce geçmiş olan
- emîrü'l-ümerâ: emîrlerin emîri, başkumandan
- sâye-i ikbâl: birinin yükselişinin gölgesi, himayesi
- ma'zûl: görevden alınmış
- maktûlen: öldürülerek
- temâyüz etmek: öne çıkmak, sivrilmek
- taht-ı Selçuk'a iclâs: Selçuklu tahtına oturtma
- uhde: birinin üzerindeki görev ve sorumluluk
- mu'ahharan: sonradan
- bî-zâr etmek: bıktırmak, usandırmak
- hengâme: kargaşa, gürültülü olay
- müdebbir: tedbirli, işleri iyi yöneten
- zî-ilm ü ma'rifet: bilgi ve irfan sahibi
Vezir Şemseddin Ahmed Lâkûşî
Hüsameddin'in "Alakuşoğlu" diye tanıttığı bu emîr, Anadolu Selçuklularının son döneminde ağır vergileriyle hatırlanan vezir Şemseddin Ahmed Lâkûşî'dir. Bugünkü araştırmalar onun yükselişini Hüsameddin'den farklı anlatır. II. Gıyâseddin Mesud döneminde, halkı ağır vergilerle bunaltan vezir Fahreddin Kazvînî'nin Argun Han tarafından Tebriz'de idam ettirilmesinden (Ramazan 690 / Eylül 1291) sonra, Argun'un veziri Sa'düddevle, Anadolu'ya vezir olarak Şemseddin Ahmed Lâkûşî'yi göndermiştir. Onunla birlikte gelen Kılavuzoğulları adlı bir çete Anadolu'da büyük zulümler yapmıştır. Bu kayda göre Lâkûşî, Mısır'dan dönüp Pervâneoğullarının himayesiyle yükselen yerli bir emîr olarak değil, İlhanlı merkezince atanan bir vezir olarak sahneye çıkar. "Lâkûşî" nisbesinin Alakuş adından geldiği ise Hüsameddin'in yorumudur ve başka bir kaynakta doğrulanamadı.
Hüsameddin'in anlattığı zulüm ve sonunda öldürülme hikâyesi ise başka kaynaklarla büyük ölçüde örtüşür. Erol Keleş'in İlhanlı vergi düzeni üzerine çalışmasına göre, 1312'de dönemin sâhib-i divanı olan Lâkûşî, Erzurum'dan Antalya'ya, Sinop'tan Diyarbekir'e kadar uzanan toprakların yönetimini eline almış, haddinden fazla vergi toplamış, devlete ait toprakları üst düzey görevlilere satmıştır. Bu haksız kazanca Emîr İrencin'i de ortak etmiştir. Keleş'in deyişiyle sonunda ikisi de "hak ettikleri akıbete" kavuşmuş, ama Anadolu halkı onların elinde perişan olmuştur. Hüsameddin'in verdiği 712 Zilkadesi [Şubat-Mart 1313] tarihi, bu 1312 olaylarıyla uyumludur.
Sultan II. Mesud'un Saltanatları
Hüsameddin'in metindeki tarihlerinin bir kısmı Sultan II. Gıyâseddin Mesud'un bilinen hayatıyla uyuşur, bir kısmı ayrılır. II. Mesud 1282-1296 ve 1302-1308 yıllarında iki kez Selçuklu tahtında bulunmuştur. Baltu Noyan isyanı sırasında onun yanında tutulduğu için Gazan Han tarafından suçlu görülmüş ve hükümdarlıktan uzaklaştırılmış, yerine geçen III. Alâeddin Keykubad'ın kötü idaresi üzerine 702 [1302] yılında ikinci kez tahta çıkarılmıştır. Hüsameddin bu dönüşü "üçüncü defa" diye anar. Sultanın 708 [1308] yılında, uzun süren bir hastalıktan sonra Kayseri'de öldüğü bilgisi ise kaynaklarla aynıdır.
Pervâneoğulları ile İlgili Tarih Farkı
Metinde Lâkûşî'nin Amasya'yı 699 Cemaziyelahirinde, Pervâne Bey'in oğlu Mühezzebeddîn Mes'ûd Bey'in öldürülmesi üzerine aldığı söylenir. Bugünkü araştırmalara göre Pervâne'nin oğlu Muînüddin Mehmed 696 [1297] yılında Konya'da ölmüş, yerine kardeşi Mühezzebüddin Ali'nin oğlu Mühezzebüddin Mesud geçmiştir. Mesud Bey, Cenevizlilerin eline esir düşüp büyük bir fidyeyle kurtulmuş ve 700 [1300] yılında Sinop'ta ölmüştür; öldürüldüğüne dair bir kayıt verilmez. Mesud Bey bu kaynaklarda Pervâne'nin oğlu değil torunudur. Ayrıca Hüsameddin bir sonraki maddede aynı 699 Cemaziyelahiri tarihini Azizeddîn Mehmed Bey'in öldürülmesi için verir; aynı tarihin iki ayrı kişiye bağlanması, eserdeki Pervâneoğulları kronolojisinin dikkatle okunması gerektiğini gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 108–109. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar