İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Çelebi-Mevlânâ Cemâleddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 120 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Merzifonludur. Oranın Kadısı Mevlânâ İmâdeddîn Mahbûb ibn-i Ahmed bin Mehmed bin Mevlânâ Sadr uş-Şeri’a Ubeydullah bin Mes’ûd bin Tâcü’ş-Şeri’a Mahmûd el-Mahbûbî el-Buhârî mahdûmudur. Pederinden vesâ’ir Amasya ulemâsından ahz-ı ulûm edib ders-i âm ve Sultâniyye-i Merzifon müderrisi ve oranın müftü ve kadısı olduğu hâlde 847 senesi hudûdunda vefât etdi. Fuzalâdan idi. “Mahbûbzâde” dendi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Merzifonludur. Oranın kadısı Mevlânâ İmâdeddîn Mahbûb'un oğludur; Mahbûb Ahmed'in, Ahmed Mehmed'in, Mehmed de Mevlânâ Sadrüşşerîa Ubeydullah'ın oğludur. Sadrüşşerîa Ubeydullah ise Mes'ûd'un, Mes'ûd da Tâcüşşerîa Mahmûd el-Mahbûbî el-Buhârî'nin oğludur. Babasından ve öteki Amasya âlimlerinden ilim öğrenip dersiâm, Merzifon Sultâniyesi müderrisi ve Merzifon'un müftüsü ve kadısı olduğu hâlde 847 [1443-44] yılı dolaylarında öldü. Erdemli âlimlerdendi. Kendisine "Mahbûbzâde" denildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mahdûm: oğul
  • vesâ'ir: ve öteki, diğer
  • ahz-ı ulûm: ilim alma, öğrenme
  • ders-i âm: camide halka açık ders vermeye yetkili âlim, dersiâm
  • Sultâniyye: padişah tarafından yaptırılmış medrese; burada Merzifon'daki Çelebi Sultan Mehmed Medresesi
  • fuzalâ: erdemli, bilgili kişiler

Buhara'dan Merzifon'a Uzanan Bir Soy

Hüsameddin'in verdiği soy zinciri, Ahmed Çelebi'yi İslâm hukuk tarihinin en tanınmış Hanefî âlimlerinden birine bağlar. Sadrüşşerîa es-Sânî Ubeydullah b. Mes'ûd el-Mahbûbî el-Buhârî, Buhara'da pek çok âlim yetiştirmiş bir aileye mensuptur. Şükrü Özen'in anlattığına göre ailenin soyu sahâbeden Ubâde b. Sâmit el-Ensârî'ye dayanır; "Mahbûbî" nisbesi de bu sahâbînin torunu Mahbûb b. Velîd'den gelir. Sadrüşşerîa 747 Cemâziyelâhir ayının sonlarında [Ekim 1346] Buhara'da ölmüştür. Şerhu'l-Vikāye, et-Tenkīh ve et-Tavzîh adlı eserleri Osmanlı medreselerinde okutulan temel kitaplar arasına girmiş, bir dönem Semâniye medreselerine müderris olacak âlimler bu metinlerden imtihan edilmiştir.

Hüsameddin'in kaydında Sadrüşşerîa'nın dedesi "Tâcüşşerîa Mahmûd" diye geçer. Oysa bugünkü araştırmaya göre Sadrüşşerîa'nın baba tarafından dedesi Tâcüşşerîa Ömer, anne tarafından dedesi ise Burhânüşşerîa Mahmûd'dur; Tâcüşşerîa'nın oğlu Mes'ûd ile Burhânüşşerîa'nın kızı evlenmiş, Sadrüşşerîa bu evlilikten doğmuştur. Özen, ailenin soy kütüğü konusunda hem klasik kaynaklarda hem modern çalışmalarda birçok karışıklık bulunduğunu belirtir. Hüsameddin'in iki dedenin adını birleştirmesi de bu karışıklığın bir örneğidir.

Sadrüşşerîa'nın çocuklarından adı bilinen biri Mahmûd'dur; babası Şerhu'l-Vikāye'yi onun isteğiyle yazmaya başlamış, ancak Mahmûd ölünce eseri 743 Saferinde [Temmuz 1342] tamamlayabilmiştir. Hüsameddin'in soy zincirinde ise Sadrüşşerîa'nın oğlu olarak "Mehmed" görünür. Sadrüşşerîa'nın Mehmed adlı bir oğlu olup olmadığına dair bilgiye ulaşılamadı. Ailenin bir kolunun Anadolu'ya gelip Merzifon'a yerleştiğini belgeleyen bir kayda da rastlanmadı. Bu yüzden Ahmed Çelebi'nin Sadrüşşerîa soyundan geldiği bilgisi, şimdilik Hüsameddin'in kaydına dayanan bir aile geleneği olarak okunmalıdır.

Merzifon'daki Kadı Mahbub Mahallesi

Merzifon'da 926 [1520] yılına ait kayıtlarda "Kadı Mahbub" adlı bir mahalle geçer; bu mahalle bugün Gazimahbup adıyla yaşamaktadır. Ahmed Çelebi'nin babasının Merzifon kadısı Mevlânâ İmâdeddîn Mahbûb olduğu düşünülürse, mahallenin adını bu kadıdan almış olması kuvvetle muhtemeldir. Bu bir çıkarımdır, ama Hüsameddin'in kaydını bugünkü Merzifon'un haritasına bağlayan dikkat çekici bir izdir. 1840'lardaki kayıtlarda mahalle artık "Gazi Mahbub" adıyla geçmektedir.

Merzifon Sultâniyesi

Ahmed Çelebi'nin müderrisliğini yaptığı "Sultâniyye-i Merzifon", yöre halkı arasında "Merzifon Sultâniyesi" diye anılan Çelebi Sultan Mehmed Medresesi'dir. Giriş eyvanının kemeri üzerindeki kitabeye göre yapımına Çelebi Sultan Mehmed'in emriyle 817 [1414] yılında başlanmış ve 820 [1417] yılında Umur Bey b. Ali tarafından tamamlanmıştır. Mimarı, Amasya'daki Bayezid Paşa Camii'nin de ustası olan Şamlı Ebû Bekir b. Muhammed Hamza el-Müşeymeş'tir. Açık avlulu ve dört eyvanlı plânıyla erken Osmanlı medreselerinin en önemlilerinden biridir.

Baha Tanman, medresede kuruluşundan sonra müderrislik yapan âlimler arasında Ferîdüddîn-i Dîvânî, Seydî Şemseddin Ahmed-i Kırîmî, Amasyalı Rükneddin Abdülkerim ve Nizâmeddin Abdurrahman-ı Âftâbî'yi sayar. Ahmed Çelebi'nin adı bu listede yoktur; Hüsameddin'in kaydı, medresenin ilk müderrisleri arasına bir ad daha eklemektedir. Medrese 1844'ten sonra müderrisliğin babadan oğula geçmeye başlamasıyla ilmî hayatını yitirmiş, bir süre silah deposu olarak kullanılmış, Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılarak kültür faaliyetlerine ayrılmıştır. Giriş eyvanının üzerindeki saat kulesi 1282 [1865] yılında Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Ahmed Çelebi'nin aynı zamanda Merzifon'un müftüsü ve kadısı olması, babasının kadılık makamını devraldığını gösterir. XV. yüzyılın ilk yarısında Merzifon'da kadılık, müftülük ve medrese hocalığının aynı kişide, babadan oğula geçen bir aile içinde toplanması, Mahbûbzâdelerin kasabanın ilim ve hukuk hayatındaki ağırlığına işaret eder.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 120–120. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.