İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Çelebi-Mevlânâ Kemâleddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 120 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Edirne’de nişâncı iken Yıldırım Sultân Bâyezîd Hân tarafından Mısır’a sefâretle gönderilip orada 798’de vefât eden Mevlânâ Cemâleddîn Safer Şâh bin Hoca Ahmed bin el-Hâc Abdullah et-Tebrîzî mahdûmudur. Merzifonlu olup orada doğdu pederiyle Edirne’ye gidip Bursa’da Mevlânâ Şemseddîn Mehmed Fenârî’den tahsîl-i ulûm ederken 804’de kaçıp Amasya’ya geldi.

Amasya müftüsü Şeyhülislâm Gümüşlüzâde Mevlânâ Pîr Abdurrahman Çelebi’den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve Merzifon’da müderris oldu. Bu da 848 hudûdunda vefât [377] etdi. Bu da meşâhîr-i ulemâdandır. Mahdûmu Safer Şâh Çelebi ve birâderi Ali Paşa’dır.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Edirne'de nişancıyken Yıldırım Sultan Bâyezîd Han tarafından elçi olarak Mısır'a gönderilen ve orada 798 [1395-96] yılında ölen Mevlânâ Cemâleddîn Safer Şah'ın oğludur; Safer Şah, Hoca Ahmed'in, Hoca Ahmed de Hacı Abdullah et-Tebrîzî'nin oğludur. Merzifonlu olup orada doğdu. Babasıyla Edirne'ye gitti; Bursa'da Mevlânâ Şemseddîn Mehmed Fenârî'den ilim öğrenirken 804 [1401-02] yılında oradan kaçıp Amasya'ya geldi.

Amasya müftüsü Şeyhülislâm Gümüşlüzâde Mevlânâ Pîr Abdurrahman Çelebi'nin yanında öğrenimini tamamlayıp dersiâm oldu ve Merzifon'da müderrislik yaptı. O da 848 [1444-45] yılı dolaylarında öldü. O da tanınmış âlimlerdendir. Oğlu Safer Şah Çelebi, kardeşi de Ali Paşa'dır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • nişâncı: padişah buyruklarına tuğra çeken, divan yazışmalarından sorumlu yüksek görevli
  • sefâret: elçilik
  • tahsîl-i ulûm: ilim öğrenme
  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimini tamamlama
  • ders-i âm: camide halka açık ders vermeye yetkili âlim, dersiâm
  • meşâhîr-i ulemâ: ünlü âlimler
  • mahdûm: oğul

Babası Safer Şah

Hüsameddin'e göre Kemâleddîn Ahmed Çelebi'nin babası Cemâleddîn Safer Şah, Tebrizli bir aileden gelir, Yıldırım Bayezid'in Edirne'deki divanında nişancılık yapmış ve Mısır'a elçi olarak gönderilmiştir. Safer Şah'ın elçiliğine ya da nişancılığına dair başka bir kaynakta bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin'in kaydı bu bakımdan değerlidir: erken Osmanlı divanında görev yapan ve adı pek bilinmeyen bir nişancının izini sürer. Torununun da "Safer Şah Çelebi" adını taşıması, ailede bu adın yaşatıldığını gösterir.

Molla Fenârî'nin Öğrencisi

Ahmed Çelebi'nin Bursa'da ders aldığı Mevlânâ Şemseddîn Mehmed Fenârî, Osmanlıların ilk şeyhülislâmı kabul edilen Molla Fenârî'dir. İbrahim Hakkı Aydın'ın anlattığına göre Molla Fenârî 751 Saferinde [Nisan 1350] doğmuş, İznik'te Alâeddin Ali Esved'in derslerine devam ettikten sonra Amasya'ya gitmiş ve burada Cemâleddîn Aksarâyî'nin öğrencisi olarak 778 [1376] yılında ondan icazet almıştır. Ardından Kahire'de okumuş, Bursa'ya dönünce Yıldırım Bayezid tarafından Manastır Medresesi müderrisliğine ve 795 [1393] yılında Bursa kadılığına getirilmiş, bu görevi on yıl kadar sürdürmüştür. Ahmed Çelebi'nin onun derslerine katıldığı yıllar, işte bu Bursa dönemine rastlar.

Hüsameddin'in "804'te kaçıp Amasya'ya geldi" kaydı da bu dönemin sonunu işaretler. Yıldırım Bayezid ile Timur arasındaki Ankara Savaşı büyük bir ihtimalle 28 Temmuz 1402 Cuma günü, yani hicrî 804 yılının son günlerinde yapılmıştır. Savaşın ardından Timur'un askerleri Bursa'yı ele geçirmiş, Yıldırım'ın esir tuttuğu Karamanoğlu II. Mehmed Bey serbest kalmış; Molla Fenârî de onunla birlikte Karaman'a gitmiş ve orada on yıldan fazla ders vermiştir. 817 [1414] yılında Bursa'ya dönebilmiştir. Hocasının ve şehrin dağıldığı bu günlerde genç öğrencinin memleketine yakın Amasya'ya sığınması anlaşılır bir tercihtir. Amasya o sırada Yıldırım'ın oğlu Çelebi Mehmed'in sancağıydı.

Gümüşlüzâde Abdurrahman Çelebi

Ahmed Çelebi'nin Amasya'daki hocası Gümüşlüzâde Abdurrahman Çelebi, XV. yüzyıl başında Amasya'nın en itibarlı âlim ve şeyhlerinden biridir. Ankara beylerbeyi Pazarlıoğlu Yâkub Paşa, 815 [1412] yılında Amasya'nın Pîrler semtinde Halvetiyye tarikatına ayrılmış bir tekke yaptırmış ve bunu "Müftü Şeyh Gümüşlüzâde Abdurrahman Çelebi" için vakfetmiştir. Halk arasında Çilehâne Tekkesi diye de bilinen bu yapı, erken Osmanlı döneminden özgün şekliyle günümüze ulaşan nadir tarikat yapılarındandır.

Baha Tanman'ın verdiği bilgide dikkat çeken iki nokta vardır. Birincisi, Gümüşlüzâde için 903 [1497-98] ölüm tarihi verilmesidir; tekkenin 1412'de onun için yapıldığı ve Hüsameddin'e göre 804'te ders verdiği düşünülürse bu tarih kronolojiyle bağdaşmaz ve büyük bir ihtimalle başka bir kişiye aittir. İkincisi, tekkenin şeyhlik silsilesinde Gümüşlüzâde Abdurrahman Çelebi'den sonra onun "damadı Pîr Abdurrahman Çelebi"nin sayılmasıdır. Hüsameddin ise hocanın adını "Gümüşlüzâde Mevlânâ Pîr Abdurrahman Çelebi" diye verir. Bu durumda Hüsameddin'in iki adaşı, kayınpeder ile damadı, tek bir kişide birleştirmiş olması da mümkündür. Hangisinin Ahmed Çelebi'ye hocalık ettiği kesin olarak söylenemez.

Merzifon'a Dönüş

Ahmed Çelebi öğrenimini tamamladıktan sonra doğduğu Merzifon'a dönüp müderris olmuştur. Kasabada Çelebi Sultan Mehmed'in emriyle 817 [1414] yılında yapımına başlanan ve halk arasında "Merzifon Sultâniyesi" denen medrese bulunuyordu; ancak Hüsameddin, Ahmed Çelebi'nin hangi medresede ders verdiğini belirtmez. Aynı sayfada anılan Mahbûbzâde Cemâleddîn Ahmed Çelebi ile birlikte, bu madde de XV. yüzyılın ilk yarısında Merzifon'un Amasya'da yetişmiş âlimlerle beslenen canlı bir ilim kasabası olduğunu gösterir. Kardeşi Ali Paşa hakkında başka kaynakta bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 120–120. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.