İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Çelebi-Mevlânâ Şemseddîn es-Sûfî

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 121 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Mehmed Çelebi mahdûmudur. Müfti’s-sakaleyn demekle meşhûr olan Gümüşlüzâde Pîr Abdurrahman Çelebi’den ulûm [378] ve müşârün-ileyhin sohbetinde tasfiye-i derûn ederek tedrîs ve irşâda me’zûn oldu. Gümüşlüzâde zâviyesinde icrâ-yı meşîhat ve câmiinde kırk va’az u tezkîre muvâzabet ve Sofular Mahallesi’nde ikâmet etmekte iken 851’de vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan meşâyîh-i sûfiyyeden olup halvetî-meşreb, münzevî bir zât idi. “Sofî şeyh” demekle meşhûr idi. Mahdûmu Ali Çelebi’dir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Mehmed Çelebi'nin oğludur. "İnsanların ve cinlerin müftüsü" lakabıyla tanınan Gümüşlüzâde Pîr Abdurrahman Çelebi'den ilim öğrendi; onun sohbetinde gönlünü arındırarak ders okutmaya ve mürşitlik yapmaya izin aldı. Gümüşlüzâde zaviyesinde şeyhlik yaparken, aynı yerin camisinde kırk vaaz ve öğüt meclisini düzenli olarak sürdürürken ve Sofular Mahallesi'nde otururken 851 [1447-48] yılında öldü. Tanınmış âlimlerden ve sûfî şeyhlerinden, Halvetî meşrepli, inzivaya çekilmiş bir zattı. "Sofî Şeyh" diye tanınırdı. Oğlu Ali Çelebi'dir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • müfti's-sakaleyn: insanların ve cinlerin müftüsü; bir âlime verilen övgü lakabı
  • tasfiye-i derûn: iç dünyayı, gönlü arındırma
  • tedrîs ve irşâd: ders okutma ve doğru yolu gösterme, mürşitlik
  • me'zûn: izin almış, icazetli
  • icrâ-yı meşîhat: şeyhlik görevini yürütme
  • va'az u tezkîre muvâzabet: vaaz ve öğüt meclislerini aksatmadan sürdürme
  • meşâyîh-i sûfiyye: tasavvuf şeyhleri
  • halvetî-meşreb: Halvetî yolunda, Halvetî tabiatlı
  • münzevî: inzivaya çekilmiş, halktan uzak yaşayan

Hocası Pîr Abdurrahman Çelebi ve Gümüşlüoğlu Tekkesi

Ahmed Çelebi'nin hocası Pîr Abdurrahman Çelebi, Amasya'da Halvetîliğin ilk kuşağına mensuptur. Halvetiyye tekkeleri üzerine yapılan araştırmaya göre Halvetî yolu, Timur'un ölümünden sonra 1406'da Amasya'ya dönen Pîr Şücâeddin İlyas ile şehre gelmiş; Pîr İlyas'ın akrabası Hâce Celâl Çelebi, şeyhin gelişinden bir yıl sonra Tâciye diye de anılan Gümüşlüoğlu Tekkesi'ni yaptırarak tarikatın hizmetine vermiştir. Bu tekke, Amasya'da yalnızca Halvetîlere ayrılmış ilk tekkedir. Pîr İlyas'ın ölümünden sonra tekkenin şeyhliğine onun damadı Abdurrahman Çelebi geçmiş ve 827 [1424] yılında ölmüştür. Hüsameddin de kitabın Yörgüç Paşa valiliğini anlatan kısmında 827 Ramazanında Pîr İlyas Halvetî Zaviyesi şeyhi Gümüşlüzâde Pîr Abdurrahman Çelebi'nin öldüğünü ve yerine Şeyh Hamîdeddîn Mehmed Çelebi'nin geçtiğini yazar.

Abdurrahman Çelebi aynı zamanda Amasya'da müftülük yapmış, "Hüsâmî" mahlasıyla Türkçe şiirler söylemiş, coşkulu, semâı seven bir şeyhtir. Ailenin asıl yurdu Amasya'ya bağlı Gümüş kasabası olduğu için "Gümüşlüoğlu" adıyla anılmışlardır. Maddedeki "müfti's-sakaleyn" lakabı, onun hem müftü hem şeyh oluşuna yapılmış abartılı bir övgüdür. Pîr İlyas'ın türbesinde, şeyhin yanında damadı Pîr Abdurrahman Çelebi'nin ve torunu Pîr Hayreddin Hızır Çelebi'nin de yattığı, bu yüzden buraya "Pirler Türbesi" dendiği kaydedilir; türbe bugün şehrin en çok ziyaret edilen yerlerindendir.

Zaviyenin Camisi ve Sofular Mahallesi

Hüsameddin, Ahmed Çelebi'nin Gümüşlüzâde zaviyesinin "camisinde" vaaz verdiğini söyler. Bugün Hükümet Köprüsü'nün karşısında, Yavuz Selim Meydanı'na yukarıdan bakan Gümüşlü Camii'nin ilk yapımı 1326 yılına, yaptıranı Tâceddin Mahmud Çelebi'ye bağlanır. Ahşap çatılı ilk yapı 1419 depreminde yıkılmış, 1491'de Defterdar Mahmud Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır. Caminin bugünkü "Gümüşlü" adıyla anılması ise 1688'de Gümüşlüzâde İbrahim Bey'in yaptırdığı onarımdan sonradır. Bu tarihlere bakılırsa, Ahmed Çelebi'nin 1424 ile 1447 arasında vaaz verdiği mekânın bugünkü cami ile aynı yer olup olmadığı belirsizdir; zaviyenin kendi mescidi kastedilmiş de olabilir.

Ahmed Çelebi'nin oturduğu Sofular Mahallesi bugün de aynı adı taşır. Mahallenin bilinen en önemli yapısı, II. Bayezid'in beylerbeyi Abdullah Paşa'nın 1502'de darülhadis olarak yaptırdığı Sofular (Abdullah Paşa) Camii'dir; bu yapı Ahmed Çelebi'den yarım asır kadar sonraya aittir. Mahallenin adının sûfîlerden, yani tekke çevresinden gelmesi akla yakındır; "Sofî Şeyh" diye anılan Ahmed Çelebi'nin de burada oturması bu bağı hatırlatır, ancak adın kökenine dair belgeye dayanan bir bilgiye rastlanmadı.

Ahmed Çelebi'nin kendisi ve oğlu Ali Çelebi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.