İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Çelebi-Re’isü’l-Küttâb

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 121–122 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Merzifonludur. Kendi imzâsından anlaşıldığı üzere Ahi Toy bin Ahmed el-Merzifonî mahdûmudur. Nesih ve ta’lîk yazılarında mâhir, ulûm u ma’ârifden behredâr olduğu münâsebetle Sultân Murâd-ı Sânî devrinde [380] kâtib-i dîvân-ı hümâyûn oldu.

855’de Sultân Fâtih Mehmed Hân’ın cülûsunda mevki’ini muhâfaza etdi. 856’da İstanbul’un fethinden sonra dîvân teşkîlâtı daha muntazam ve muhteşem bir hâle ifrağ edildiğinden 858’de Bosnalı Mahmûd Paşa’nın sadâretinde dîvân-ı hümâyûnda re’isü’l-küttâb oldu. Nişâncıların mâdûnunda ahz-ı mevki’ etdi.

Devr-i Murâd-ı Hânî’de imzâsı “Ahmed bin Âhi Toy el-Merzifonî” ve 851’de yazdığı bir kitâbın sonunda “Ahmed bin Âhi Toy el-kâtibü’s-Sultânî” imzâsı görüldü. Kezalik Sultân Fâtih devrinde pâdişâh-ı müşarün ileyhe hayli kitaplar yazdı. İmzâsı ba’zılarında “Ahmed bin Âhi Toy el-kâtib es-Sultânî ve ba’zılarında Ahmed bin Âhi Toy el-Merzifonî re’isü’l-küttâb es-Sultânî” görüldü.

Yazdığı kitapların ekserîsi Sultân Fâtih Kütübhânesinde mahfûz olup 866 târîhine kadar ber-hayât olduğu anlaşıldı. Ba’dehû vefât etdi. Hatt-ı ta’lîki pek güzel ve latîfdir. Âlim, hattât, kâtib [381] idi. Buna “Şemseddîn Ahmed el-Kâtib” denirdi. Mahdûmu Bedreddîn Mahmûd Çelebi’dir. Bunun evlâdına “Bedreddîn oğulları” dendi. Merzifon’da pek meşhûr idiler.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Merzifonludur. Kendi imzasından anlaşıldığına göre Ahi Toy bin Ahmed el-Merzifonî'nin oğludur. Nesih ve talik yazılarında usta, ilimlerden ve bilgilerden nasibini almış biri olduğu için Sultan II. Murad devrinde Divan-ı Hümayun kâtibi oldu.

855 [1451] yılında Fatih Sultan Mehmed Han'ın tahta çıkışında yerini korudu. 856 yılında İstanbul'un fethinden sonra divan teşkilatı daha düzenli ve daha görkemli bir hâle getirildiğinden, 858 [1454] yılında Bosnalı Mahmud Paşa'nın sadrazamlığı sırasında Divan-ı Hümayun'da reisülküttap oldu. Nişancıların altında bir mevki aldı.

Sultan Murad devrinde imzası "Ahmed bin Âhi Toy el-Merzifonî" olarak, 851 [1447-48] yılında yazdığı bir kitabın sonunda ise "Ahmed bin Âhi Toy el-kâtibü's-Sultânî" (sultanın kâtibi Ahi Toy oğlu Ahmed) olarak görülmüştür. Yine Sultan Fatih devrinde adı geçen padişah için birçok kitap yazdı. İmzası bunların bazılarında "Ahmed bin Âhi Toy el-kâtib es-Sultânî", bazılarında ise "Ahmed bin Âhi Toy el-Merzifonî reisü'l-küttâb es-Sultânî" (sultanın reisülküttabı Merzifonlu Ahi Toy oğlu Ahmed) şeklinde görülmüştür.

Yazdığı kitapların çoğu Sultan Fatih Kütüphanesi'nde korunmaktadır ve 866 [1461-62] yılına kadar hayatta olduğu anlaşılmıştır. Bundan sonra öldü. Talik hattı pek güzel ve zariftir. Âlim, hattat ve kâtip biriydi. Kendisine "Şemseddîn Ahmed el-Kâtib" denirdi. Oğlu Bedreddîn Mahmud Çelebi'dir. Onun soyuna "Bedreddin oğulları" dendi; Merzifon'da pek tanınmışlardı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • nesih ve ta'lîk: iki yazı türü; nesih kitap yazısı, talik ise İran kökenli, eğik ve akıcı bir yazı
  • ulûm u ma'ârif: ilimler ve bilgiler
  • behredâr: nasibini almış, faydalanmış
  • kâtib-i dîvân-ı hümâyûn: devletin en yüksek kurulu olan Divan'ın yazı işlerini gören kâtip
  • ifrağ edilmek: bir biçime sokulmak, getirilmek
  • sadâret: sadrazamlık
  • re'isü'l-küttâb: reisülküttap; divan kâtiplerinin başı
  • mâdûn: alt, aşağı derece
  • ahz-ı mevki': yer alma, mevki edinme
  • kezâlik: bunun gibi, aynı şekilde
  • mahfûz: korunan, saklanan
  • ber-hayât: hayatta, yaşıyor
  • hatt-ı ta'lîk: talik yazısı

Reisülküttaplığın Başlangıcı

Maddenin en dikkat çekici yanı, Ahmed Çelebi'nin 858'de reisülküttap olduğunu ve imzalarında bu unvanı kullandığını söylemesidir. Reisülküttap, Divan-ı Hümayun'un mali işler dışındaki yazışmalarını yürüten kâtiplerin başıydı ve nişancıya bağlı çalışırdı; Hüsameddin'in "nişancıların altında bir mevki aldı" demesi bu hiyerarşiye uygundur. Ancak bu makamın Osmanlı'da ne zaman ortaya çıktığı tartışmalıdır. Recep Ahıskalı'nın belirttiğine göre kurumla ilgili en eski bilgiler Fatih'in Teşkilat Kanunnamesi'nde geçer; fakat bu metnin tarihlendirilmesindeki şüpheler yüzünden bazı araştırmacılar reisülküttaplıkla ilgili bölümlerin sonradan eklendiğini ileri sürmüş, kurumun açıkça işlediğini gösteren kayıtlar ise ancak XVI. yüzyılda, Yavuz Sultan Selim döneminde görülebilmiştir. Bu kayıtlarda bile reisülküttabın adı verilmez.

Bu tablo içinde, Fatih devrinde "reisü'l-küttâb es-Sultânî" imzasını taşıyan yazmalar gerçekten varsa, reisülküttaplığın Fatih devrinde var olduğunu gösteren ve bir kişiye bağlanabilen çok erken bir belge olurlar. Hüsameddin bu nüshaların yerini ve numarasını vermediği için imzaları doğrulamak mümkün olmadı; konunun, Fatih Kütüphanesi yazmaları üzerinde ayrıca incelenmeye değer olduğu açıktır. Hüsameddin'in sözünü ettiği Fatih Kütüphanesi, padişahın külliyesi Receb 875'te [Aralık 1470] tamamlandığında medreselerde kurulmuş, sonra camiye toplanmış, I. Mahmud döneminde ayrı bir binaya taşınmıştır. Koleksiyon 1956'da Süleymaniye Kütüphanesi'ne nakledilmiştir ve bugün orada korunmaktadır.

Tarihlerdeki Pürüzler

Maddedeki "856'da İstanbul'un fethinden sonra" ifadesi düzeltilmelidir: İstanbul Mayıs 1453'te, yani 857 yılında fethedilmiştir ve Hüsameddin de bu ciltteki başka maddelerde fethi doğru olarak 857'ye koyar. Mahmud Paşa'nın 858'de sadrazam olduğu bilgisi de bugünkü araştırmalarla tam örtüşmez. Şehabeddin Tekindağ'a göre Mahmud Paşa muhtemelen 858'de (1454) Zağanos Paşa'nın azlinden sonra vezir olmuş, 860'ta (1456) Belgrad kuşatmasında ölen Dayı Karaca Bey'in yerine Rumeli beylerbeyiliğini de üstlenip bu sırada vezîriâzam olmuştur. Paşanın menşei de kaynaklarda tartışmalıdır: Kimi rivayetler onu Sırbistan'a, kimileri Rum ya da Bulgar asla bağlar; Hüsameddin'in kullandığı "Bosnalı" sıfatı bu rivayetler arasında geçmez. Mahmud Paşa, ilim ve sanat erbabının en büyük hamisi olarak tanınır ve adına pek çok eser yazılmıştır; Ahmed Çelebi gibi bir kâtip-hattatın onun sadaretinde yükselmesi bu çevreyle uyumludur.

Ahi Toy ve Merzifon

Babasının adındaki "Ahi" unvanı, ailenin Ahilikle bağını düşündürür. Ziya Kazıcı'nın anlattığına göre esnaf birliklerinde zanaat erbabının en dürüst ve en saygın ustası teşkilatın reisi olur, kendisine "ahi" denir ve zanaat mensupları üzerinde bir şeyh gibi nüfuz taşırdı; Ahi Toy da Merzifon'da böyle bir esnaf önderi olmuş olabilir. Merzifon, Çelebi Sultan Mehmed devrinden itibaren âlim, fakih, sûfî, kadı ve müftü yetiştirmiş bir kasabadır; Ahmed Çelebi bu çevreden yetişip saray bürokrasisinin üst kademesine çıkmış bir Merzifonludur. Bununla birlikte ulaşabildiğimiz kaynaklarda Ahmed bin Ahi Toy'a ya da "Bedreddin oğulları" adlı bir Merzifon ailesine dair bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 121–122. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.