Bağdâdlıdır. Abdullah oğlu olup orada edebiyât, nücûm, târîh gibi ilimleri ve ulûm-ı sâ’ireyi tahsîl ederek Yörgüç Paşa vâliliğinde Amasya’ya geldi. İzzet ü ikrâm gördü. Yörgüç Paşazâdelere mu’allim olup tedrîs-i ulûm ederek “Müneccim Çelebi” diye iştihâr etdi.
Amasya vâlileri olan Şehzâde Sultân Ahmed ve Alâeddîn Beylere fevkalâde tekarrub edib onlara musâhib oldu. 851 târîhine kadar Amasya’da görüldü. Ba’dehû Edirne’ye gidip sarây-ı hümâyûn ağalarına çatdı. Bunlardan Bosnalı Mahmûd Paşa’nın vezâret-i sadâretinde nedîm-i hâsı oldu.
858’de Mahmûd Paşa vezîr-i a’zam oldukta târîh, takvîm, zâyiçe gibi ahvâl-i âlemden bâhis “Kitâbü’l-‘Acâ’ib” adlı eserini sadr-ı müşârün-ileyhin nâmına te’lîf etdi. Bu kitabın bir nüshası Nur-ı Osmâniyye Kütübhanesinde bulundu. Kendi hattıyla yazılmış [382] olması pek muhtemeldir.
Mevlânâ Müneccim Çelebi, Mahmûd Paşa vâsıtasıyla Sultân Fâtih’in ma’lûmu olup her ikisine de fevkalâde hulûl ederek pek çok servet ü sâmân edindi. Ba’zı ahvâlinden dolayı Şeyhülislâm Fahreddîn Acemî demekle meşhûr olan Fahreddîn Mehmed er-Râzî husûmetini kazandı. 867 hudûdunda vefât etdi.
Yazdığı esere, selâtîn-i vüzerâya hulûl etdiğine bakılırsa fâzıl, edîb, nücûm ve tevârihe fevkalâde âşinâ, elsîne-i selâse ile mütekellim, natûk, azbu’l-lisân, mizâc-gîr olduğu anlaşılır. Şakâyık’ın Fahreddîn Acemî tercemesinde kaydetdiği hikâyenin masdarı, bu Müneccim Çelebi olsa gerek. Allahu’âlem bi-hakikâti’l-hâl.
Günümüz Türkçesiyle
Bağdatlıdır. Abdullah'ın oğludur. Orada edebiyat, yıldız bilimi, tarih gibi ilimleri ve öteki ilimleri öğrendikten sonra Yörgüç Paşa'nın valiliği sırasında Amasya'ya geldi. Burada saygı ve ikram gördü. Yörgüç Paşa'nın oğullarına hocalık yaptı, ders okuttu ve "Müneccim Çelebi" diye tanındı.
Amasya valileri olan Şehzade Sultan Ahmed ve Alâeddin Bey'e son derece yakınlık kurup onlara sohbet arkadaşı oldu. 851 [1447-48] yılına kadar Amasya'da görüldü. Sonra Edirne'ye gidip saray ağalarına yanaştı. Bunlardan Bosnalı Mahmud Paşa'nın vezirliği ve sadrazamlığı sırasında onun özel nedimi oldu.
858 [1454] yılında Mahmud Paşa vezîriâzam olunca, tarih, takvim, zayiçe gibi dünyanın hâllerinden söz eden "Kitâbü'l-Acâib" (Şaşılacak Şeyler Kitabı) adlı eserini adı geçen sadrazam adına yazdı. Bu kitabın bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi'nde bulundu. Kendi eliyle yazılmış olması pek muhtemeldir.
Mevlânâ Müneccim Çelebi, Mahmud Paşa aracılığıyla Sultan Fatih'in tanıdığı biri oldu; her ikisinin de gönlüne son derece girerek pek çok servet ve varlık edindi. Bazı davranışları yüzünden, Fahreddîn Acemî diye tanınan Şeyhülislam Fahreddîn Mehmed er-Râzî'nin düşmanlığını kazandı. 867 [1462-63] yılı dolaylarında öldü.
Yazdığı esere ve sultanlarla vezirlerin gönlüne girmesine bakılırsa, erdemli, edebiyat bilen, yıldız bilimi ve tarihe son derece aşina, üç dili konuşan, sözü güzel ve tatlı dilli, karşısındakinin huyuna göre davranmayı bilen biri olduğu anlaşılır. Şakâik'in Fahreddîn Acemî biyografisinde kaydettiği hikâyenin kaynağı bu Müneccim Çelebi olsa gerektir. Olayın gerçeğini Allah bilir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- nücûm: yıldız bilimi; o dönemde astronomi ile astrolojiyi birlikte kapsar
- ulûm-ı sâ'ire: öteki ilimler
- izzet ü ikrâm: saygı ve ağırlama
- mu'allim: öğretmen, hoca
- tekarrub: yakınlık kurma, yanaşma
- musâhib: sohbet arkadaşı, yakın
- nedîm-i hâs: özel sohbet arkadaşı
- zâyiçe: doğum anındaki yıldız konumlarını gösteren astroloji çizelgesi, yıldız falı
- ahvâl-i âlem: dünyanın hâlleri, olaylar
- hulûl etmek: birinin gönlüne girmek
- servet ü sâmân: mal mülk, varlık
- husûmet: düşmanlık
- elsine-i selâse: üç dil; Arapça, Farsça ve Türkçe
- natûk, azbü'l-lisân: güzel konuşan, tatlı dilli
- mizâc-gîr: karşısındakinin huyunu bilip ona göre davranan
- masdar: kaynak, çıkış yeri
- Allahu a'lem bi-hakikati'l-hâl: işin aslını Allah bilir
Yörgüç Paşa Sarayından Mahmud Paşa Konağına
Müneccim Çelebi'nin hayatı, XV. yüzyılın ortasında Amasya'nın bir şehzade sancağı olarak nasıl bir çekim merkezi olduğunu gösterir. II. Murad'ın lalası Yörgüç Paşa, 1423'ten 1442'deki ölümüne kadar Rum beylerbeyi olarak Amasya'da bulunmuş, şehirde cami, medrese, imaret ve hamamlar yaptırmıştır. Hüsameddin'in eserinde, Doğu'daki karışıklıklardan kaçıp Yörgüç Paşa'nın valiliği sırasında Amasya'ya gelen ve şehzadeler Ahmed ile Alâeddin'den ikram gören başka âlimlerin hikâyeleri de vardır; Semerkantlı bir seyyidin Timurluların iç savaşlarından, sonra Irak'taki Akkoyunlu-Karakoyunlu çekişmesinden bıkıp Amasya'ya yerleşmesi bunlardan biridir. Bağdatlı Müneccim Çelebi de aynı yolu izlemiş görünmektedir.
Amasya'dan Edirne'ye geçişi, ardından Mahmud Paşa'nın çevresine girmesi de anlaşılır bir yükseliştir. Mahmud Paşa kaynaklarda ilim ve sanat erbabının en büyük hamisi olarak anılır; Enverî'nin Düstûrnâme'si, Abdürrahim Karahisârî'nin Vahdetnâme'si, Şükrullah'ın Behcetü't-tevârîh'i ve Musannifek'in Farsça Tuhfe-i Mahmûdiyye'si ona ithaf edilmiştir; bu sonuncunun bir nüshası da Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndedir. Müneccim Çelebi'nin Kitâbü'l-Acâib'i de bu ithaf geleneği içinde yer alır.
Hüsameddin bu eserin 858'de, Mahmud Paşa'nın vezîriâzam olmasıyla yazıldığını söyler. Şehabeddin Tekindağ'a göre ise Mahmud Paşa muhtemelen 858'de (1454) vezir olmuş, vezîriâzamlığa 860'ta (1456) yükselmiştir; dolayısıyla eserin tarihi ya biraz sonraya düşer ya da vezirlik yılına aittir. Eserin Nuruosmaniye'deki nüshası hakkında taranan kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. XV. yüzyıl Osmanlı müelliflerinin eserlerini listeleyen Ramazan Şeşen, aynı dönemde "acâib" adlı başka eserlerin de yazıldığını, özellikle Kazvînî'nin Acâibü'l-mahlûkât'ının birçok serbest tercümesinin yapıldığını gösterir; bu yüzden Hüsameddin'in gördüğü nüshanın gerçek yazarı ve adı ancak yazmanın kendisi incelenerek kesinleştirilebilir.
Fatih Devrinde Müneccimler
Müneccim Çelebi'nin yaptığı iş, Osmanlı sarayında yeni yeni kurumlaşan bir alana aittir. Salim Aydüz'ün araştırmasına göre Osmanlı'da müneccimlerin hazırladığı takvimlere ilk olarak II. Murad döneminde rastlanır, fakat bunları hazırlayanların adları bilinmez. Fatih'in İstanbul kuşatmasında son hücumdan önce müneccimlere danıştığı, Rumeli Hisarı'nın temelinin müneccimlerin belirlediği uğurlu saatte atıldığı kaydedilir. Müneccim Hatayî Geylânî Fatih'in doğum zayiçesini hazırlamıştır. Atâî'nin tarihinde Fatih'in müneccimbaşısı olarak "Fatih Acem Mehmed Efendi" adı geçer, fakat bu kişi hakkında başka bilgi yoktur; eski bir listede ilk müneccimbaşı olarak gösterilen Abdurrahman ise II. Bayezid devrinde görev almıştır. Müneccim Çelebi'nin hem sadrazama hem padişaha yakınlaşması, uğurlu saat seçiminin ve yıldız hükümlerinin devlet işlerinde ciddiye alındığı bu ortamda anlam kazanır.
Fahreddîn Acemî ve Şakâik'teki Hikâye
Fahreddîn Acemî, Seyyid Şerîf Cürcânî'nin yanında yetişmiş, 834'te (1430-31) II. Murad tarafından Edirne müftülüğüne getirilmiş ve Fatih döneminde de bu görevini sürdürmüş bir âlimdir. Hüsameddin'in kastettiği hikâye, Taşköprizâde'nin Şakâik'inden ve Mecdî'nin tercümesinden bilinen Hurûfîler olayı olmalıdır. Cahit Baltacı'nın aktardığına göre Fazlullah-ı Hurûfî taraftarlarının saraya kadar girip padişahı etkilemesinden endişelenen Vezîriâzam Mahmud Paşa, onları konağına davet etmiş, Fahreddîn Acemî'yi salonun bir köşesine gizlemiştir. Yemekte fikirlerini açıkça ortaya koyan Hurûfîlere müftü saklandığı yerden çıkarak karşılık vermiş, sonra Edirne'de Üç Şerefeli Cami'de halk önünde yapılan tartışmanın ardından yakılarak idam edilmelerine fetva vermiştir.
Olayın Mahmud Paşa'nın konağında geçtiği düşünülürse, paşanın özel nedimi olan Müneccim Çelebi'nin bu sahneye tanık olması ya da hikâyeyi yayanlardan biri olması akla yatkındır. Ne var ki bu, Hüsameddin'in kendi tahminidir ve kendisi de cümlesini "işin aslını Allah bilir" diye bitirerek bunu açıkça belirtmiştir. Müneccim Çelebi'nin Fahreddîn Acemî ile neden düşman olduğu da maddede söylenmez. Fahreddîn Acemî'nin ölüm tarihi kesin değildir: Mecdî'nin 870'te (1465-66) yerine Molla Abdülkerim'in müftü tayin edildiğini bildirmesi, ölümünün 870'e yakın olduğunu düşündürür, bazı kaynaklar ise 865'i (1460-61) verir.
Müneccim Çelebi'nin kendisi hakkında Hüsameddin dışındaki kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 122–122. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, 6-8. Ciltler, s. 107. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page107.html
Akademik çalışmalar
- Cahit Baltacı, "Fahreddîn-i Acemî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 12, İstanbul 1995, s. 82. https://islamansiklopedisi.org.tr/fahreddin-i-acemi
- Şehabeddin Tekindağ, "Mahmud Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 27, İstanbul 2003, s. 376–378. https://islamansiklopedisi.org.tr/mahmud-pasa
- Fahameddin Başar, "Yörgüç Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, İstanbul 2013, s. 566–567. https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa
- Salim Aydüz, "Osmanlı Devleti'nde Müneccimbaşılık Müessesesi", Belleten, c. 70, sayı 257 (Nisan 2006). https://belleten.gov.tr/tam-metin/46/tur
- Ramazan Şeşen, "İlk Devir Osmanlı Âlimleri ve Yazdıkları Eserler", Türklük Araştırmaları Dergisi, 12 (Eylül 2002). https://isamveri.org/pdfdrg/D00142/2002_12/2002_12_SESENR.pdf