İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Ahmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 496 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya'nın halâskârı olan Yahşî Beyzâde'dir. 921 senesi şa'bânında Şâdî Paşa'nın azl ve habsine binâ'en Amasya beylerbeyi oldu. Amasya ve havâlîsinde olan şî'anın ahvâlini tahkîke me'mûren geldi.

Ahmed Paşa, vekâyi'-i sâbıkayı pek a'lâ bildiği cihetle Zünnûn'un ef'âl-i mekrûhasına iştirâk edenleri tahkîk ve te'dîbde şiddetler gösterdi. Erbâb-ı iştirâk da başlarına gelecek felâketleri anlamalarıyla şikâyetleri yağdırdılar.

Bu şikâyetlerin sebebi, Ahmed Paşa'nın acûlâne gösterdiği şiddet zann edildi. Bunun için Ahmed Paşa Tırhala vâlîliğine gönderildi. Bolu mutasarrıfı olan Mehmed Paşa da Amasya beylerbeyiliğine ta'yîn edildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'yı kurtaran Yahşî Beyzâde'dir. 921 yılı şabanında Şâdî Paşa'nın görevden alınıp hapsedilmesi üzerine Amasya beylerbeyi oldu. Amasya ve çevresindeki Şiilerin durumunu soruşturmak üzere geldi.

Ahmed Paşa, geçmiş olayları çok iyi bildiği için Zünnûn'un kötü işlerine ortak olanları soruşturma ve cezalandırmada sert davrandı. Olaya karışanlar da başlarına gelecek felaketi anlayınca şikâyetleri yağdırdılar.

Bu şikâyetlerin sebebi, Ahmed Paşa'nın acele ederek gösterdiği sertlik sanıldı. Bu yüzden Ahmed Paşa Tırhala valiliğine gönderildi. Bolu mutasarrıfı olan Mehmed Paşa da Amasya beylerbeyiliğine atandı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • halâskâr: kurtarıcı
  • tahkîk, te'dîb: soruşturma, cezalandırma
  • vekâyi'-i sâbıka: geçmiş olaylar
  • ef'âl-i mekrûhe: kötü, çirkin işler
  • erbâb-ı iştirâk: olaya katılanlar
  • acûlâne: aceleyle, düşünmeden
  • mutasarrıf: bir sancağın yöneticisi

Yahşî Beyzâde Ahmed Paşa

Hüsameddin, bu paşanın hayatını eserinin sonraki ciltlerinde ayrıca yazmıştır. Oradaki kayda göre Ahmed Paşa Amasyalıdır; Yahşi Bey oğlu Mustafa Bey oğlu Ahmed Bey oğlu Hamza Bey oğlu Yahşi Bey soyundan gelir, eski sadrazam Bayezid Paşa'nın kardeşi Hamza Bey'in torunlarındandır. Babası, Amasya valisi Şehzade Ahmed'in maiyetindeki beylerdendi; Ahmed Paşa gençken Şehzade Abdullah'ın kızıyla evlenerek padişah damadı olmuş, sonra beylerbeyi ve Amasya muhafızı olmuştur.

Aynı kayıtta Ahmed Paşa'nın 918'de Amasya'yı Celâlî eşkıyasının baskısından kurtardığı ve bunun karşılığında Bursa sancak beyi olduğu yazılıdır. Amasya sancak beyliği yapan şehzadeler dönemini inceleyen bir makale de, Şehzade Ahmed'in tahta aday olmak için İstanbul'a gittiği sırada Şehzade Murad'ın Safevi halifesi Nur Ali'ye katılmasıyla çıkan bunalımın, Yahşi Beyzâde Ahmed Paşa'nın isyancıları Amasya'dan çıkarmasıyla sona erdiğini yazar. Metindeki "Amasya'nın halâskârı" sözü bu olaya dayanıyor olmalıdır.

Hüsameddin'in kaydına göre Ahmed Paşa 921 şabanında Amasya beylerbeyi, aynı yılın zilhiccesinde Sivas beyi olmuş, 923'te Merc-i Dabık (Mercidabık) savaşındaki yararlığı nedeniyle Şam beylerbeyiliğine, aynı yılın zilhiccesinde de Tırhala beylerbeyiliğine getirilmiştir. Bu kayıt, bugünkü metinde kısaca anlatılan Tırhala görevini daha geniş bir kariyer içine yerleştirir. Aynı kayıt, 926'da Sultan Süleyman'ın tahta çıkışının ardından Ahmed Paşa'nın, Sultan Ahmed'in oğlu Şehzade Murad'la yazıştığının ihbar edilmesi üzerine görevden alınıp emekliye sevk edildiğini, İstanbul'da eşiyle birlikte sessiz bir hayat sürdüğünü, daha sonra Trabzon, Erzurum ve Sivas beylerbeyiliklerinde bulunduğunu ve 973'te İstanbul'da öldüğünü bildirir.

Sertlik ve Şikâyet

Metne göre Ahmed Paşa'nın görevden alınması, soruşturmadaki sertliği yüzünden yağan şikâyetlerden kaynaklanmıştır. Hüsameddin, bunun gerçek sebep olup olmadığını tartışmaz; yalnızca sebebin "sanıldığını" söyler. Okuduğum kaynaklarda bu görevden alınışın gerekçesine dair başka bir bilgiye rastlanmadı. Dikkat çeken bir ayrıntı şudur: bu maddede Tırhala görevi Amasya'dan hemen sonra gelmiş gibi anlatılır; paşanın kendi tercümesinde ise Amasya'dan sonra Sivas ve Şam beylerbeyilikleri sıralanır, Tırhala 923 yılının sonuna konur. İki anlatım arasındaki bu sıra farkı kaynaklarla çözülememiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

3. Cilt içindekiler