İkinci Bâyezîd Hân'ın ikinci şehzâdesidir. 918 senesi rebî'ulâhirinin evâsıtında Amasya'da i'lân-ı saltanat ve istiklâl ederek bey'at merâsimi yapdırdı. Gümüşlüzâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi'ye du'â etdirdi. Nâmına hutbe okutdu.
Halk arasında "Yular Kısdı" demekle meşhûr olan Sinan Paşa'yı vezîr-i a'zam, kendisine bi'l-mecbûriyye arz-ı inkıyâd eden beylerbeyi Mustafa Paşa'yı afv ve taltîf ederek vezîr-i sânî yapdı.
Sultân Ahmed'in en fenâ hasleti, halkın kendilerinden nefret etdikleri Acemler'in tatlı dillerine aldanıp onlara lüzûmundan ziyâde kıymet ve ehemmiyet vermekdi. İ'lân-ı saltanat etdikde Tebrîzli Kutbeddîn Îsâ Efendi'yi Amasya kadısı, Şîrâzlı Mîr Gıyâseddîn Çelebi'yi nakîbü'l-eşrâf ta'yîn etdi. Nişâncılığı da Acem Hibetullâh Efendi'ye verdi.
Hâlbuki Kutb ve Gıyâs'ın pâyeleri halk nazarında pek aşağı idi. Eşkıyâyı Amasya'ya da'vet edenlerin bunlar olduğu zann olunurdu. Hibetullâh Efendi de evkâf-ı sultâniyye tevliyetinde medhûl olmuşdu. Hele tabîbi Kutb-ı Şirvânî, Sultân Ahmed'i halkın gözünden düşüren adamdı. [270]
Sultân Ahmed, eşkıyânın yıkdığı sarâyı ve kaleyi derhâl i'mâr ederek bendegânından Mustafa Bey'i kale dizdârı nasb etdi.⁵⁸⁸ Sancaklara, vilâyetlere kendi tarafından mîrlivâlar, beylerbeyiler ta'yîn ederek Anadolu hükümdârı olduğunu anlatmak istedi.
Şâyân-ı dikkatdir ki İstanbul'da Sultân Selîm'in sadr-ı a'zamı olan Arnavut Koca Mustafa Paşa, Sultân Ahmed'e takdîm etdiği mektûblarında sadâkatdan bahs ediyor, kendisine her türlü hizmetlere hazır olduğunu arz ederek İstanbul üzerine harekete teşvîk ediyordu.
Sultân Ahmed, Koca Mustafa Paşa'nın ve sâ'ir ba'zı müntesiblerin sadâkat mektûblarını aldıkça İstanbul'da erkân-ı hükûmetin kendisiyle beraber olduğuna zâhib oldu.
Bu mektûblara i'timâden asker cem'ine başladı. Amasya vilâyeti a'yânını ve zenginlerini toplayıp eşkıyâdan kaçırabildikleri nakidlerini istikrâz sûretiyle aldı. Bu mebâliğ-i müstakraza ile tedârikât-ı seferiyyesini gördü.
Sultân Ahmed, kendisine her yazılan mektûblara inanmak gafletinde bulundu. Bu mektûblar içinde Sultân Selîm'in ta'lîmâtıyla yazılan müzevver mektûblar da vardı. Bunlardan biri kendisini tahta iclâs için İstanbul'a da'veti müş'irdi.
Sultân Ahmed bu müzevver mektûb ve da'vete aldanıp ma'iyyet-i [271] askeriyyesiyle beraber 918 şevvâlinin yirmisinde Amasya'dan hareket etdi. Büyük bir ümîd ile Yenişehir havâlîsine vusûlünde birâderi Sultân Selîm ile karşılaşdı.
Burada iki kardaş kanlı bir muhârebe etdi. Sultân Ahmed, mağlûb olarak firâr ederken atından düşüp esîr oldu. Sultân Selîm'in yanına getirildiği anda kendi yayının kirişiyle 918 senesi zilhiccesi evâsıtında boğuldu. Cesedi Bursa'da Sultân Murâd-ı Sânî türbesine defn edildi.⁵⁸⁹
Sultân Ahmed'in üzerinde sadr-ı a'zam Koca Mustafa Paşa'nın sadâkat mektûbu ve ta'lîmât-ı mahsûsası zuhûr etdiğinden derhâl Koca Mustafa Paşa i'dâm ve Amasya beylerbeyiliğine Şâdî Paşa ta'yîn edildi. Şehzâde Murâd Bey Îrân'a, Alâ'eddîn ve Kâsım Beyler Mısır'a firâr etdiler.
Günümüz Türkçesiyle
İkinci Bayezid Han'ın ikinci şehzadesidir. 918 [1512-13] yılı rebiülâhirinin ortalarında Amasya'da saltanatını ve bağımsızlığını ilan ederek biat töreni yaptırdı. Gümüşlüzâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi'ye dua ettirdi. Adına hutbe okuttu.
Halk arasında "Yular Kısdı" diye ün yapmış olan Sinan Paşa'yı sadrazam, kendisine mecburen itaatini sunan beylerbeyi Mustafa Paşa'yı ise affedip ödüllendirerek ikinci vezir yaptı.
Sultan Ahmed'in en kötü huyu, halkın kendilerinden nefret ettiği Acemler'in tatlı dillerine aldanıp onlara gereğinden fazla değer ve önem vermesiydi. Saltanatını ilan ettiğinde Tebrizli Kutbeddîn Îsâ Efendi'yi Amasya kadısı, Şirazlı Mîr Gıyâseddîn Çelebi'yi nakîbüleşraf atadı. Nişancılığı da Acem Hibetullâh Efendi'ye verdi.
Hâlbuki Kutb ve Gıyâs'ın dereceleri halkın gözünde çok aşağıydı. Eşkıyayı Amasya'ya çağıranların bunlar olduğu sanılıyordu. Hibetullâh Efendi de sultanî vakıfların mütevelliliğine karışmıştı. Hele hekimi Şirvanlı Kutb, Sultan Ahmed'i halkın gözünden düşüren adamdı.
Sultan Ahmed, eşkıyanın yıktığı sarayı ve kaleyi hemen onarıp kulları arasından Mustafa Bey'i kale dizdarı atadı. Sancaklara ve vilayetlere kendi tarafından mirlivalar, beylerbeyleri atayarak Anadolu hükümdarı olduğunu anlatmak istedi.
Dikkate değer ki İstanbul'da Sultan Selim'in sadrazamı olan Arnavut Koca Mustafa Paşa, Sultan Ahmed'e sunduğu mektuplarda bağlılıktan söz ediyor, kendisine her türlü hizmete hazır olduğunu arz ederek İstanbul üzerine harekete geçmesi için onu teşvik ediyordu.
Sultan Ahmed, Koca Mustafa Paşa'nın ve diğer bazı bağlılarının bağlılık mektuplarını aldıkça İstanbul'da hükûmet erkânının kendisiyle birlikte olduğunu sandı.
Bu mektuplara güvenerek asker toplamaya başladı. Amasya vilayetinin ileri gelenlerini ve zenginlerini toplayıp eşkıyadan kaçırabildikleri nakitlerini borç olarak aldı. Bu borç alınan paralarla sefer hazırlıklarını gördü.
Sultan Ahmed, kendisine yazılan her mektuba inanmak gafletinde bulundu. Bu mektuplar arasında Sultan Selim'in talimatıyla yazılan sahte mektuplar da vardı. Bunlardan biri, kendisini tahta oturtmak için İstanbul'a davet ediyordu.
Sultan Ahmed bu sahte mektuba ve davete aldanıp askerî maiyetiyle birlikte 918 yılı şevvalinin yirmisinde Amasya'dan hareket etti. Büyük bir umutla Yenişehir çevresine varınca kardeşi Sultan Selim ile karşılaştı.
Burada iki kardeş kanlı bir savaş yaptı. Sultan Ahmed, yenilip kaçarken atından düşüp esir oldu. Sultan Selim'in yanına getirildiği anda kendi yayının kirişiyle 918 yılı zilhiccesinin ortalarında boğuldu. Cesedi Bursa'da Sultan II. Murad türbesine defnedildi.
Sultan Ahmed'in üzerinde sadrazam Koca Mustafa Paşa'nın bağlılık mektubu ve özel talimatı ortaya çıktığından hemen Koca Mustafa Paşa idam edildi ve Amasya beylerbeyiliğine Şâdî Paşa atandı. Şehzade Murad Bey İran'a, Alâeddin ve Kâsım Beyler Mısır'a kaçtı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- i'lân-ı saltanat ve istiklâl: padişahlığını ve bağımsızlığını ilan etme
- bey'at: yeni hükümdara bağlılık yemini
- hutbe okutmak: Cuma namazlarında adının hükümdar olarak anılmasını sağlamak; bağımsızlığın işaretlerinden biri
- nakîbü'l-eşrâf: Hz. Peygamber soyundan gelenlerin işlerine bakan görevli
- nişancı: padişah fermanlarını tuğra ile onaylayan görevli
- tevliyet: vakıf yönetimi, mütevelli olma
- dizdâr: kale komutanı
- mîrlivâ: sancak beyi
- istikrâz: borç alma
- müzevver: sahte, uydurma
- iclâs: tahta oturtma
- ihnâk: boğma
- evâsıt: bir ayın ortaları
Şehzade Ahmed
Şehzade Ahmed, II. Bayezid'in eşi Bülbül Hatun'dan 1465'te Amasya'da doğmuş, babasının hayattaki en büyük oğlu olarak anılır. Hüsameddin onu "ikinci şehzade" olarak gösterir; bu ifade ile kaynaklardaki "hayatta kalan en büyük oğul" tanımının nasıl bağdaştığı okuduğum kaynaklarda açıklanmıyor. Ahmed, Amasya valiliğinde bulunduğu yıllarda vezir Hadım Ali Paşa'nın ve babasının desteğini görmüş, devlet erkânı arasında yandaşları çoğalmıştı. II. Bayezid'in taht kararında Ali Paşa'nın Şahkulu isyanındaki ölümü ile Ahmed'in itibar kaybı etkili olmuş, yeniçerilerin Selim'e sadakati belirleyici sayılmıştır. Selim 24 Nisan 1512'de tahta çıkınca Ahmed bunu tanımamış, Konya'da kendi hükûmetini kurmuştur. Amasya Şehzadeler Müzesi'nde onun bir balmumu heykeli bulunur.
Oğulları hakkında sonraki anlatımlar şöyledir. Alâeddin Bursa'yı ele geçirip babası adına hutbe okutmuş, Selim'in kuvvet göndermesi üzerine Memlûkler'e sığınmıştır. Murad İran'a kaçmış, Süleyman ile Alâeddin'in Mısır'da veba salgınında öldükleri, Kasım'ın da Mısır'a gittiği yazılır. Bu bilgiler Hüsameddin'in son cümlesi ile uyumludur; yalnızca Hüsameddin Süleyman'dan söz etmez.
Sahte Mektuplar ve Yenişehir
Hüsameddin'in en dikkat çekici anlatımı, sahte mektuplardır. Yenişehir Muharebesi'ni anlatan kaynaklar da Selim'in paşalarının ağzından yazdırdığı sahte mektuplarla Ahmed'e savaş hâlinde taraf değiştireceklerini bildirdiğini ve Ahmed'in bu sözlere inanarak Amasya'dan yaklaşık otuz bin kişiyle kardeşinin üzerine yürüdüğünü belirtir. Savaşta mektupların yalan olduğunu anlayan Ahmed geri çekilemeyecek hâldeydi. Kapıcıbaşı Sinan Ağa tarafından yay kirişiyle boğuldu. Hüsameddin'in "kendi yayının kirişiyle boğuldu" ifadesi bu anlatımla örtüşür.
Tarih konusunda ise ayrılık vardır. Bugünkü kaynaklar savaşı 24 Nisan 1513'te gösterir. Hüsameddin Ahmed'in Amasya'dan 918 şevvalinin yirmisinde çıktığını, boğulmasını da aynı yılın zilhiccesinin ortasına verir. Yaklaşık bir hesapla hicrî 918 yılı 1513 Mart'ının başında sona erdiğinden bu tarih Nisan 1513'ten önceye düşer; Hüsameddin'in kendi notunda anılan Türkiye Tarihi'ndeki 919 ise Nisan 1513'e uyar. Hüsameddin notunda Bursa sicillerinde Ahmed'in naaşının 918 zilhiccesinin on dokuzuncu günü Bursa'ya getirildiğini gördüğünü, Türkiye Tarihi'nin ise savaş ve boğulmayı 919'a yazdığını bildirir. Yani bugün yaygın olan tarih, Hüsameddin'in sicil kaydına dayanarak düzeltmeye çalıştığı Türkiye Tarihi'ndeki tarihe yakındır; okuduğum kaynaklarda bu farkın nasıl açıklandığına rastlanmadı. Başka bir makale savaşı 1514 olarak yazar; bu tarih ne Hüsameddin'in ne de çoğunluğun verdiği tarihtir.
Cesedin Bursa'da II. Murad türbesine gömülmesi, bugünkü kaynaklarda Muradiye Külliyesi'ne defin olarak geçer; ikisi aynı yeri gösterir. Ahmed'in oğlu Osman'ın da Yenişehir'de boğulup Amasya'da gömüldüğü yazılır.
Koca Mustafa Paşa
Hüsameddin'in "Arnavut" dediği Koca Mustafa Paşa, ansiklopedi maddesinde Rum veya Frenk asıllı olarak gösterilir. Berberlik yaptığı, Enderun'da yetiştiği, II. Bayezid'in şehzadeliğinden beri en yakın adamlarından olduğu, 1502'de vezir olup 6 Ocak 1512'de yeniden sadrazamlığa getirildiği yazılır. Selim tahta çıktıktan sonra da bir süre makamını korudu, fakat Ahmed taraftarı olduğu yolundaki dedikodular yüzünden 14 Ramazan 918'de, yani 23 Kasım 1512'de Bursa'da ansızın idam edildi. Bu tarih, Hüsameddin'in anlattığı sıraya göre Ahmed'in ölümünden önce gelir; Hüsameddin ise paşanın mektubunun Ahmed'in üzerinde bulunması üzerine idam edildiğini yazar. Ansiklopedi maddesine göre bazı Osmanlı kaynaklarında paşanın Selim'i İstanbul'dan uzaklaştırıp Ahmed'in Amasya'yı almasına yol açtığı, başka kaynaklarda ise böyle iddialarla suçsuz yere öldürüldüğü belirtilir. Mustafa Paşa'nın İstanbul'da camii, medresesi ve imareti bulunur ve semt onun adıyla anılmıştır.
Metinde adı geçen Yularkısdı Sinan Paşa için 40. maddenin açıklamalarına bakılabilir. Şâdî Paşa, Tebrizli Kutbeddîn Îsâ, Mîr Gıyâseddîn Şîrâzî ve Hibetullâh Efendi için taradığım kaynaklarda ayrıca bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin'in kale kapısı kitabesine dair notunu doğrulayan başka bir kaynak da bulunamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 493–494. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Faruk Söylemez, "Yavuz Sultan Selim'in Taht Mücadelesi", Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sayı 33, 2012, s. 63–86.
- Selim Özcan, "Amasya'da Sancak Beyliği Yapan Şehzadeler Döneminde Amasya Şehri", DergiPark.
- "Vakfiyeleri Işığında II. Bayezid'in Eşi Bülbül Hatun Vakıfları", Vakıflar Dergisi, DergiPark.
Kitaplar
- Feridun Emecen, "Koca Mustafa Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, Ankara 2002, s. 131–133.
Diğer kaynaklar
- "Şehzade Ahmed", Vikipedi (Türkçe).
- "Yenişehir Muharebesi (1513)", Vikipedi (Türkçe).