İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Mehmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 496–497 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Sultân Bâyezîd-i Sânî'nin kahrına uğrayan Hamza Beyzâde vezîr [279] Mustafa Paşa'nın oğludur. Bursa sicillinde görüldüğü üzere 903’de Bursa ve 918'de Bolu mutasarrıfı olup 921 senesi zilka'desinde Amasya beylerbeyi olarak geldi.

921 senesi zilhiccesinin on birinci günü Amasya'nın meşâhîr-i ulemâsından Bâlîzâde Abdurrahmân Efendi vefât edib Hacı Hamza Bey Câmii hazîresine defn edildi. Pederine "Cem Bâlî Çelebi" denirdi.

922 senesi saferinde beylerbeyi Mehmed Paşa Mısır harbine me'mûr olup ma'iyyet-i askeriyyesiyle beraber gitdi. Amasya muhâfazasına kibâr-ı ümerâdan Burâk Beyzâde Hüseyin Bey'in birâderi Hacı Ahmed Bey ve sipâhî kethüdâ yeri Sofizâde Mehmed Ağa me'mûr oldu.

Bu esnâda Îrân'a firâr eden şehzâde Murâd Bey derviş kıyâfetiyle Amasya'ya gelip ağniyâdan Sabuncuoğlu İbrâhim Çelebi hânesinde bir müddet kaldı. Sonra gizlice çıkıp gitdi. Sultân Ahmedliler'le görüşüp hayli müzâkereler etdi.

Mukaddemen fermânlı olan Kutbeddîn Îsâ Efendi, bir yolunu bulup kendisini afv etdirmiş, üstelik olarak Bolu kadısı olmuşdu. Mehmed Paşa Bolu'da iken azl edildiğinden ve Mehmed Paşa da Mısır harbine gitdiğinden Amasya'ya gelip eski yoldaşlarına kavuşmuşdu.

Ahvâl-i harbiyyeden dolayı Amasya vilâyetinin kuvve-i umûmiyyesi Mısır üzerine gitmiş olmasından bi'l-istifâde ma'hûd Celâl ve Zünnûn Babalar yine ayaklandılar. Başlarına topladıkları on bin kadar haşerâtla Amasya havâlîsini vurmağa başladılar. [280]

922 senesi şa'bânının on beşinci cum'a gecesi İstanbul'da Rûmeli kazaskeri olan Amasyalı Mü'eyyedzâde Abdurrahmân Efendi vefât edib Ebû Eyyûb-ı Ensârî Türbesi civârında kabr-i mahsûsuna defn edildi.

Bu esnâda Amasya'da Üçler'den Kutub ve Gıyâs'ın mefsedeti yüzünden Celâlîler Amasya'nın havâlîsinde şiddetle tahrîbâta devâm ederek Amasya'yı ikinci def'a basmak üzere Ferhâd Boğazı'na kadar gelip çatdılar.

Fakat boğazın her iki tarafına yerleşdirilen toplarla tîrendâzlar eşkıyâyı şehre girmekden men' ediyor, Amasya muhâfızı Hacı Ahmed Bey gücü yetdiği kadar çalışıyordu. Halk ramazânı büyük bir heyecân içinde geçirmişdi.

Amasya muhâfızı Hacı Ahmed Bey, etrâf ümerâsından istimdâd etmekle beraber eli silah tutanları silahlandırmışdı. Çünkü Celâlîler Amasya'nın garb ve cenûb taraflarından ta'arruz etmeğe başlamışlardı. Buralarda kuvvet yokdu.

922 senesi şevvâlinin evâhirinde Celâlîler şehre kadar girdiler. Şehrin müdâfi'leri ve halkı mukâvemet ederek karşı durdular. Hâricden gelip imdâda yetişen Keyvân Ağazâde Rüstem, Hacı Beyzâde Mîrzâ Beyler olanca kuvvetleriyle eşkıyâ üzerine saldırdılar.

Amasya'nın içinde cereyân eden kanlı bir mücâdeleden sonra Celâlîler büyük zâyi'ât verdiler. Nihâyet kaçıp gitdiler. Fakat şehrin etrâfını talan ve harâb etdiler. Bu esnâda Amasya beylerbeyi Mehmed Paşa, Mercidâbık [281] muhârebesinde şehîd oldu.

Sultân Selîm, Amasya vak'asına Şâm'da muttali' oldukda derhâl afv ve ıtlâk etdiği Şâdî Paşa'yı ikinci def'a Amasya beylerbeyiliğine ve tahkîkâta da defterdâr Amasyalı Kadızâde Mehmed Çelebi'yi nasb ve irsâl etdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

II. Bayezid'in öfkesine uğrayan Hamza Beyzâde vezir Mustafa Paşa'nın oğludur. Bursa sicilinde görüldüğü üzere 903'te Bursa, 918'de Bolu mutasarrıfı olmuş, 921 yılı zilkadesinde Amasya beylerbeyi olarak gelmiştir.

921 yılı zilhiccesinin on birinci günü Amasya'nın tanınmış âlimlerinden Bâlîzâde Abdurrahman Efendi vefat etti ve Hacı Hamza Bey Camii haziresine gömüldü. Babasına "Cem Bâlî Çelebi" denirdi.

922 yılı saferinde beylerbeyi Mehmed Paşa Mısır savaşıyla görevlendirilip askerî maiyetiyle birlikte gitti. Amasya'nın korunmasına büyük emirlerden Burâk Beyzâde Hüseyin Bey'in kardeşi Hacı Ahmed Bey ile sipahi kethüdâ yeri Sofizâde Mehmed Ağa görevlendirildi.

Bu sırada İran'a kaçan şehzade Murad Bey derviş kılığında Amasya'ya gelip zenginlerden Sabuncuoğlu İbrahim Çelebi'nin evinde bir süre kaldı. Sonra gizlice çıkıp gitti. Sultan Ahmed taraftarlarıyla görüşüp uzun uzun müzakereler yaptı.

Daha önce fermanla aranan Kutbeddin Îsâ Efendi bir yolunu bulup kendini affettirmiş, üstelik Bolu kadısı olmuştu. Mehmed Paşa Bolu'dayken görevden alındığı ve Mehmed Paşa da Mısır savaşına gittiği için Amasya'ya gelip eski yoldaşlarına kavuşmuştu.

Savaş hâli yüzünden Amasya vilayetinin bütün gücü Mısır üzerine gitmiş olduğundan bu durumdan yararlanan, bilinen Celâl ve Zünnûn Babalar yine ayaklandılar. Başlarına topladıkları on bin kadar kalabalıkla Amasya çevresine saldırmaya başladılar.

922 yılı şabanının on beşinci cuma gecesi, İstanbul'da Rumeli kazaskeri olan Amasyalı Mü'eyyedzâde Abdurrahman Efendi vefat etti ve Eyüp Sultan Türbesi civarında kendi mezarına gömüldü.

Bu sırada Amasya'da "Üçler"den Kutub ve Gıyâs'ın fesadı yüzünden Celâlîler Amasya çevresinde şiddetli yıkıma devam ederek Amasya'yı ikinci kez basmak üzere Ferhad Boğazı'na kadar geldiler.

Fakat boğazın iki yanına yerleştirilen toplar ve okçular eşkıyanın şehre girmesini engelliyor, Amasya muhafızı Hacı Ahmed Bey de gücü yettiği kadar çalışıyordu. Halk ramazanı büyük bir heyecan içinde geçirmişti.

Amasya muhafızı Hacı Ahmed Bey, çevredeki emirlerden yardım istemekle birlikte eli silah tutanları silahlandırmıştı. Çünkü Celâlîler Amasya'nın batı ve güney taraflarından saldırmaya başlamışlardı. Buralarda kuvvet yoktu.

922 yılı şevvalinin sonlarında Celâlîler şehre kadar girdiler. Şehrin savunucuları ve halkı direnip karşı durdular. Dışarıdan yardıma yetişen Keyvân Ağazâde Rüstem ile Hacı Beyzâde Mirza Beyler bütün güçleriyle eşkıyanın üzerine saldırdılar.

Amasya'nın içinde geçen kanlı bir mücadeleden sonra Celâlîler büyük kayıp verdiler. Sonunda kaçıp gittiler. Ama şehrin çevresini yağmalayıp harap ettiler. Bu sırada Amasya beylerbeyi Mehmed Paşa Mercidabık savaşında şehit oldu.

Sultan Selim, Amasya olayını Şam'da öğrendiğinde hemen affedip serbest bıraktığı Şâdî Paşa'yı ikinci kez Amasya beylerbeyiliğine, soruşturma için de defterdar Amasyalı Kadızâde Mehmed Çelebi'yi atayıp gönderdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mutasarrıf: sancak yöneticisi
  • hazîre: mezarlık, türbe çevresindeki gömü alanı
  • ağniyâ: zenginler
  • kuvve-i umûmiyye: genel güç, vilayetin bütün askerî gücü
  • bi'l-istifâde: yararlanarak
  • ma'hûd: bilinen, daha önce adı geçen
  • haşerât: kalabalık, başıboş güruh (burada küçümseyen bir ifade)
  • mefsedet: bozgunculuk, fesat
  • tîrendâz: okçu
  • istimdâd: yardım isteme
  • ta'arruz: saldırı
  • zâyi'ât: kayıp
  • muttali': haberdar
  • nasb ve irsâl: atama ve gönderme

Mehmed Paşa'nın Soyu

Mehmed Paşa'nın babası Hamza Beyzâde Mustafa Paşa'nın II. Bayezid'in öfkesine uğradığı bilgisi yalnızca Hüsameddin'in metninde yer alır. Mustafa Paşa ile Mehmed Paşa'ya dair okuduğum kaynaklarda, Bursa ve Bolu görevlerini doğrulayan ya da çürüten ayrı bir kayda rastlanmadı; bu yüzden madde yalnızca Hüsameddin'in aktardığı bilgiye dayanır.

Mü'eyyedzâde Abdurrahman Efendi

Metinde adı geçen Rumeli kazaskeri Mü'eyyedzâde Abdurrahman Efendi, Safer 860'ta (Ocak 1456) Amasya'da doğmuş, Divriklizâde ailesinden gelen bir âlimdir. Yeniçerilerin Şehzade Selim lehine harekete geçtiği günlerde konağı yağmalanmış, 917'de (1511) Rumeli kazaskerliğinden alınmıştır. Selim padişah olunca yeniden Rumeli kazaskeri olmuş (919/1513), Çaldıran'a katılmış, dönüşte ikinci kez görevden alınmıştır (920/1514). Ölüm tarihi 15 Şaban 922'dir (13 Eylül 1516); bu tarih Hüsameddin'in "şabanın on beşinci cuma gecesi" kaydıyla uyuşur. Eyüp Sultan Türbesi haziresine gömüldüğü yolundaki bilgi de metinle aynıdır. Kemalpaşazâde, Ebüssuûd Efendi gibi pek çok âlim ve şairin yetişmesinde himayesi olmuştur; Yavuz Sultan Selim onun ölümüne "Ne yazık ki son zamanına yetiştik" diyerek üzülmüştür.

Zaman Sırası ve Celâlî Baskını

Mercidabık Savaşı Ağustos 1516'da yapılmıştır; Hüsameddin'in verdiği 922 şevval tarihi bunun birkaç ay sonrasına denk gelir. Metin, Mehmed Paşa'nın Mısır seferine gittiğini önce anlatır, şehit olduğunu ise Celâlî baskınının sonunda bir ek cümleyle bildirir. Bu yüzden baskının Mehmed Paşa'nın ölümünden önce mi sonra mı olduğu metinden kesin çıkmaz; okuyucu "bu sırada" ifadesini gevşek bir bağlayıcı olarak okumalıdır.

Celâlî adı, bu dönemde Şah İsmail yanlısı ayaklanmalara verilen genel bir ad olarak yerleşmiştir; 1519'da Bozok'ta mehdilik iddiasıyla çıkan Celâl'in isyanı, sonraki Anadolu isyanlarına bu adın verilmesine yol açmıştır. Hüsameddin'in 922'deki Celâl, Celâlî eşkıyası ve Zünnûn Baba'yı bir arada anması, o yılın isyancılarının bu çevreden olduğunu düşündürür; bu bilgiyi doğrulayan ayrı bir kaynağa rastlanmadı.

Şehzade Murad Anlatısı

Hüsameddin'e göre Şehzade Murad İran'dan Amasya'ya gizlice gelmiş, bir zengin dostunun evinde kalmıştır. Şehzade Murad'ın hayatını anlatan bir maddeye göre Murad, 1512'de Nur Ali Halife'nin Anadolu seferine katılmış, Safevi desteği gerçekleşmeyince İran'a yerleşmiş ve 16 Ekim 1519'da Kaşan'da ya da İsfahan'da doğal sebeplerle ölmüştür. Murad'ın Amasya'ya gizlice gelişine dair bir kayıt okuduğum kaynaklarda yer almaz; bu, Hüsameddin'in yerel kaynaklardan aktardığı bir anlatıdır. Sonraki madde bu konuyu daha ayrıntılı işler.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 496–497. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.