Menoborludur. Neslen Arnavut olup Menobor şehri dükasının ya’nî beyinin oğludur. Birâderi ile beraber kaçıp İstanbul’a geldikleri esnâda şeref-i İslâm ile müşerref olup adları “Ahmed”, “Mahmûd” kondu. Her ikisi de Enderûn-ı hümâyûna alındı. Gâyet güzellerdi.
Birâderi Mahmûd Bey’in irtihâlinde terakkî ederek Mîrâhûr-ı şehriyârî ve buradan 916’da Yeniçeri ağası oldu. 917’de Şehzâde Sultân Ahmed’in cülûsuna mâni olarak Sultân Selîm’e hizmet etdiğinden 918’de Sultân-ı müşârün-ileyhin cülûsunda vezîr-i sânî oldu. 920’de sadâret kâim-makâmı olarak İran harbine gitdi. Erzurum sahrasında yeniçerilerin uygunsuz hareketleri kendisinden bilindi. Muhârebeden sonra Sultân Selîm Hân’ın maiyyetinde Amasya’ya geldi.
921 senesi muharreminin yirmi sekizinci günü yeniçerilerin Kazasker Ca’fer ve Muallim-i Sultânî Hilmî Çelebilerle Pîrî Paşa’nın hânelerini yağmaya cesâret etmeleri Sultân Selîme pek girân geldi.
Esbâbını tahkîk ederek Ahmed Paşa’nın Pîrî Paşa’yı istirkâbından neş’et etdiği anlaşılmakla 921 senesi saferinin gurresinde yeniçeri kul kethüdâsı Hasan Ağa ile beraber salben i’dâm edildi.
Ahmed Paşa’nın cesedi, sabahdan akşama kadar sehpada kalıp teaffün edecek bir hâle geldi. Akşamdan sonra indirilip Aşağı Pirler civârında Kemal Paşa türbesine defnedildi. Âlim, müdebbir bir vezîr ise de vezâret hırsına mağlup olduğundan başını belâya soktu. Mahdûmu Mehmed Paşa’dır. Diğeri de Osmân Bey’dir.
Günümüz Türkçesiyle
Menoborludur. Soyca Arnavut olup Menobor şehrinin dukasının, yani beyinin oğludur. Kardeşiyle birlikte kaçıp İstanbul'a geldikleri sırada Müslüman olma şerefine erdiler ve adlarına "Ahmed" ile "Mahmûd" kondu. İkisi de padişah sarayının iç okulu olan Enderûn-ı Hümâyun'a alındı. İkisi de son derece güzel gençlerdi.
Kardeşi Mahmûd Bey ölünce yükselerek padişahın mirahuru (saray ahırlarının başı), oradan da 916 [1510-11] yılında yeniçeri ağası oldu. 917 [1511-12] yılında Şehzade Sultan Ahmed'in tahta çıkmasına engel olarak Sultan Selim'e hizmet ettiği için, 918 [1512] yılında adı geçen padişahın tahta çıkışında ikinci vezir oldu. 920 [1514] yılında sadaret kaymakamı (sadrazam vekili) olarak İran savaşına gitti. Erzurum ovasında yeniçerilerin yaptığı uygunsuz hareketler ondan bilindi. Savaştan sonra Sultan Selim Han'ın maiyetinde Amasya'ya geldi.
921 yılı muharreminin yirmi sekizinci günü yeniçerilerin Kazasker Ca'fer Çelebi ile padişahın hocası Hilmî Çelebi'nin ve Pîrî Paşa'nın evlerini yağmalamaya cüret etmeleri Sultan Selim'e pek ağır geldi.
Padişah işin sebeplerini araştırtınca olayın Ahmed Paşa'nın Pîrî Paşa'yı kıskanmasından doğduğu anlaşıldı. Bunun üzerine Ahmed Paşa, 921 yılı saferinin ilk günü [Mart 1515], yeniçeri kul kethüdası Hasan Ağa ile birlikte asılarak idam edildi.
Ahmed Paşa'nın cesedi sabahtan akşama kadar darağacında kaldı ve kokmaya yüz tutacak hâle geldi. Akşamdan sonra indirilerek Aşağı Pirler civarındaki Kemal Paşa türbesine gömüldü. Bilgili, tedbirli bir vezirdi; ancak vezirlik hırsına yenik düştüğü için başını belaya soktu. Oğlu Mehmed Paşa'dır. Bir diğeri de Osman Bey'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- neslen: soyca, soy bakımından
- şeref-i İslâm ile müşerref olmak: Müslüman olmak
- Enderûn-ı hümâyun: sarayın iç kısmı; devlet adamı yetiştiren saray okulu
- irtihâl: ölüm, bu dünyadan göçme
- terakkî: yükselme, ilerleme
- mîrâhûr-ı şehriyârî: padişahın ahır ağası
- cülûs: tahta çıkış
- vezîr-i sânî: ikinci vezir
- sadâret kâim-makâmı: sadrazam vekili
- girân gelmek: ağır gelmek, canını sıkmak
- istirkâb: rakip görme, kıskanma
- gurre: ayın ilk günü
- salben i'dâm: asılarak öldürülme
- teaffün: kokuşma
- müdebbir: tedbirli, iş bilir
- mahdûm: oğul
Arnavut Bir Beyzadenin Saraydaki Yükselişi
Dukakinzâde Ahmed Paşa, Arnavutluk'un nüfuzlu ailelerinden birine mensuptur. Dedesi İşkodra yöresinde bir beylik kurunca "duka" unvanını almış, Osmanlı kaynaklarında bu ad "Duka-Gin" biçiminde geçmiş ve sonradan ailenin ortak adı olmuştur; "Dukakinzâde" ya da "Dukakinoğlu" adı buradan gelir. Hüsameddin'in "Menobor şehri dukası" dediği kişi bu ailenin bir beyi olmalıdır; Menobor adının bugün hangi yere karşılık geldiği başka kaynaklarda açıklanmaz. Ahmed'in kardeşiyle birlikte Müslüman olup saraya alındığı bilgisi bugünkü araştırmalarla uyuşur. Yalnız kardeşin adı, Hüsameddin'de Mahmûd, Abdülkadir Özcan'ın yazdığı ansiklopedi maddesinde ise Mehmed olarak verilir. Müslüman oluşları II. Bayezid devrine, bir rivayete göre ise Fâtih devrine konur. Kimi kaynaklar Ahmed'in doğum adını Progon olarak kaydeder.
Hüsameddin onu 916'da yeniçeri ağası yapar. Bugünkü kaynaklar ise yükselişini başka basamaklarla anlatır: Enderun'da yetişip tımarlı sipahi olmuş, II. Bayezid devrindeki Osmanlı-Memlük savaşına Ankara sancakbeyi olarak katılmış, 1511'de Anadolu beylerbeyi olmuştur. Şehzadeler arasındaki taht kavgasında Selim'in yanında yer alması iki anlatımda da ortaktır. Şehzade Ahmed'e karşı gönderilen öncü kuvvetlere onun kumanda ettiği, bir rivayete göre şehzadeyi bizzat yakaladığı, başka bir rivayete göre ise şehzadenin vezirlik teklifini geri çevirdiği nakledilir.
Çaldıran Seferi ve Amasya Kışı
Çaldıran Savaşı'nda (23 Ağustos 1514) ikinci vezir olarak padişahın yanında merkezde bulunmuş, zaferden sonra Defterdar Pîrî Mehmed Çelebi ve tarihçi İdrîs-i Bitlisî ile birlikte beş yüz kadar kapıkulu askeriyle Tebriz'e gönderilmiştir. Görevi Şah İsmâil'in hazinesini korumak ve halkı yatıştırmaktı. Dönüş yolunda yeniçeriler bir kez daha başkaldırınca Vezîriâzam Hersekzâde Ahmed Paşa ile birlikte, eski bir Türk geleneğine göre çadırları başlarına yıkılarak azledildiler. Yavuz çok geçmeden, 18 Aralık 1514'te Dukakinzâde'yi vezîriâzamlığa getirdi. Hüsameddin'in "sadaret kaymakamı" ifadesi bu karışık dönemi yansıtır; bugünkü kaynaklar onu kısa süreliğine doğrudan vezîriâzam sayar.
Padişah kışı Amasya'da geçirip baharda İran seferine devam etmek istiyordu. Yeniçerilerin İstanbul'a dönme isteğiyle başlayan ayaklanmada Vezir Pîrî Mehmed Paşa'nın, padişahın hocası Halîmî Çelebi'nin ve Kazasker Tâcîzâde Câfer Çelebi'nin evleri basılıp yağmalandı. Hüsameddin'in "Hilmî Çelebi" diye andığı kişi, kaynaklarda Halîmî Çelebi adıyla geçen bu hocadır. Yaptırılan soruşturmada ayaklanmanın arkasında Dukakinzâde'nin bulunduğu anlaşıldı. Onun ölümüne bir başka sebep olarak Dulkadıroğlu Alâüddevle ile mektuplaşması da gösterilir. Tarihçi Peçuylu İbrâhim de onu beceriksizlikle ve Pîrî Mehmed Paşa'nın vezirliğini kıskanmakla suçlar; Hüsameddin'in "Pîrî Paşa'yı istirkâb" sözü bu yargıyla örtüşür.
Tarih ve İdam Biçimi Üzerine Farklılıklar
Hüsameddin yağmayı 28 Muharrem 921'e, idamı 1 Safer 921'e koyar. Haydar Çelebi'nin Rûznâme'sine dayanan bugünkü kayıtlar ise ölüm tarihini 18 Muharrem 921 (4 Mart 1515) olarak verir; Câfer Çelebi üzerine yazılan araştırmalarda da evlerin 8 Muharrem 921'de (22 Şubat 1515) basıldığı ve vezîriâzamın on gün sonra öldürüldüğü belirtilir. Böylece Hüsameddin'in tarihleri yaklaşık iki hafta sonraya düşmektedir. İdamın biçimi de farklı anlatılır: Hüsameddin asıldığını, cesedin akşama kadar darağacında kaldığını yazar; ansiklopedi maddesi padişahın onu önce dövdüğünü, kılıçla yaraladığını, sonra öldürttüğünü söyler; kimi kaynaklar da Yavuz'un hançeriyle yaraladıktan sonra yanındaki hadımlara başını kestirdiğini nakleder. Hangi anlatımın doğru olduğu bugün kesin olarak bilinmemektedir.
Gömüldüğü yer konusunda ise kaynaklar Hüsameddin'i doğrular: Dukakinzâde'nin cesedi, İbn Kemal'in dedesi Kemal Paşa'nın Amasya'daki türbesine defnedilmiştir. Hüsameddin aynı ciltte Kemalpaşazâde maddesinde bu türbenin yerini, sultan sarayının kuzeyindeki Yakub Paşa Camii'nin batı tarafı olarak tarif eder. Vezîriâzamlığı iki buçuk ay kadar sürmüştür.
Ailesi ve Soyundan Gelenler
Ahmed Paşa önce II. Bayezid'in torunlarından Ayşe Hanım Sultan'la, sonra Yavuz Selim'in kızıyla evlenmiştir. Malları müsadere edilmekle birlikte hayratı ve vakıfları vardı. Hüsameddin'in andığı oğlu Mehmed Paşa, Kanûnî devrinde Semendire, Mısır ve Halep beylerbeyiliklerinde bulunmuştur. Osman Bey ise bugünkü kaynaklarda Ahmed Paşa'nın oğlu olarak değil, Mehmed Paşa'nın oğlu, yani torunu olarak geçer; müderrislik yapmış, Mısır ve İstanbul kadılıklarında bulunmuş bir âlimdir. Hüsameddin'in "diğeri de Osmân Bey'dir" sözü bu bakımdan düzeltilmeye muhtaçtır. Ünlü divan şairi Taşlıcalı Yahyâ Bey ile şair Dukakinzâde Ahmed Bey de bu ailenin torunlarındandır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 129–129. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar