Sultân Bâyezîd-i Sânî ve şehzâdesi Sultân Ahmed muallimi iken 894 senesi ramazânında vefât eden Emîr Alizâde Hatîb Kâsım Efendi bin Ya’kûb Çelebi bin Ahmed Çelebi mahdûmu ve fâzıl-ı meşhûr Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed Efendi’nin birâderidir. [410]
Amasya’da pederinden ve İstanbul’da Hatîbzâde Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed Çelebi’den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve Amasya’da Yörgüç Paşa, ba’dehû Hızır Paşa Medreselerine müderris oldu. 918’de Mehmed Paşa Müderrisi iken ma’zûl ve ba’dehû kadı oldu. Erzurum kazâsından munfasılen 939 senesi evâilinde vefât etdi.
Âlim, fakîh, müstakîm bir zât idi. Ceddi olan Halfet Gâzi Vakfı’na mütevellî olup mahdûmu Ebu’l-kâsım Abdullah Efendi de kibâr-ı kudâtdan idi. Bunun tercemesi yukarıda yazıldı.
Günümüz Türkçesiyle
Sultan II. Bayezid'in ve oğlu Şehzade Sultan Ahmed'in hocası iken 894 yılı ramazanında [1489] ölen Emîr Alizâde Hatîb Kâsım Efendi bin Ya'kûb Çelebi bin Ahmed Çelebi'nin oğlu ve tanınmış âlim Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed Efendi'nin kardeşidir.
Amasya'da babasından, İstanbul'da da Hatîbzâde Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed Çelebi'den okuyarak tahsilini tamamladı ve ders-i âm oldu; Amasya'da önce Yörgüç Paşa, sonra Hızır Paşa medreselerinde müderrislik yaptı. 918 [1512] yılında Mehmed Paşa Medresesi müderrisi iken görevden alındı, sonra kadı oldu. Erzurum kadılığından ayrıldıktan sonra 939 yılının başlarında [1532] öldü.
Bilgili, fıkıhta derin, dürüst bir zattı. Atası Halfet Gazi'nin vakfına mütevelli oldu. Oğlu Ebu'l-kâsım Abdullah Efendi de büyük kadılardandı; onun hayatı yukarıda yazıldı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- muallim: öğretmen, hoca
- fâzıl-ı meşhûr: tanınmış, erdemli âlim
- ikmâl-i tahsîl: öğrenimini tamamlama
- ders-i âm: medresede ders okutmaya yetkili âlim
- ma'zûl: görevden alınmış
- munfasıl: görevinden ayrılmış
- evâil: bir zaman diliminin ilk günleri, başları
- fakîh: fıkıh (İslam hukuku) âlimi
- müstakîm: doğru, dürüst
- kibâr-ı kudât: büyük kadılar
- terceme: hayat hikâyesi, biyografi
Hatîb Kâsımzâdeler: Amasya'nın Bir Âlim Ailesi
Ahmed Şemseddîn Efendi, XV. yüzyılın sonu ile XVI. yüzyılın başında Amasya'dan İstanbul'a uzanan bir ilim ailesinin üyesidir. Kardeşi Muhyiddin Mehmed Efendi'nin künyesi bugünkü kaynaklarda "Muhyiddin Mehmed Efendi b. Hatîb Kâsım Efendi b. Yakûb Efendi b. Ahmed Efendi b. Mehmed Efendi b. Ebubekr b. el-Hâc Emir Ali" olarak verilir; Hüsameddin'in babayı "Emîr Alizâde" diye anması bu soy kütüğündeki el-Hâc Emir Ali'ye dayanır. Kardeş Hatîbzâde, İbnü'l-Hatîb ya da Hatîb Kâsımoğlu adlarıyla bilinir. 27 Şaban 864'te (17 Haziran 1460) Amasya'da doğmuş, ilk eğitimini babasından aldıktan sonra Sinan Paşa'dan okumuş, Amasya'da, ardından Bursa'da Çendik ve Ahmed Paşa medreselerinde, İstanbul'da Mustafa Paşa Medresesi'nde müderrislik yapmıştır. Yavuz Selim onu Ayasofya yakınında yeni yaptırdığı medreseye atamış, sonra Sahn-ı Semân'a yükselmiştir. 2 Zilkade 940'ta (15 Mayıs 1534) ölmüş, cenaze namazını Kemalpaşazâde kıldırmış, Eyüp'e gömülmüştür. Tefsir, hadis, fıkıh ve kıraatın yanında cifr, vefk ve musikide de usta sayılmıştır.
Hüsameddin, Şehzade Ahmed'in hocalığını babaya, Hatîb Kâsım Efendi'ye verir. Kardeş Muhyiddin Mehmed Efendi'nin biyografisini yazan bugünkü araştırmacılar ise II. Bayezid devrinde Şehzade Ahmed'e hocalık edenin Muhyiddin Mehmed Efendi olduğunu söyler. Hatîb Kâsım Efendi 894'te öldüğüne göre şehzadenin küçüklüğünde onun, sonraki yıllarda oğlunun hocalık etmiş olması mümkündür; iki kaydın birbirini dışlayıp dışlamadığı açık değildir.
İki Hatîbzâde'nin Karışması
Maddede Ahmed Efendi'nin İstanbul'daki hocası olarak "Hatîbzâde Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed Çelebi" adı geçer. Bu kişi, Ahmed Efendi'nin kendi kardeşi olan Hatîbzâde Muhyiddin Mehmed ile karıştırılmamalıdır. Söz konusu hoca, Kastamonu'da doğmuş, İznik'te Orhan Gazi Medresesi'nde başlayıp Sahn-ı Semân'da başmüderrisliğe kadar yükselmiş, bir süre Fâtih Sultan Mehmed'in özel hocalığını yapmış olan Hatibzâde Muhyiddin Efendi'dir (ö. 901/1496). Onun da babasının adı Hatibzâde Tâceddin İbrâhim'dir. Kaynaklar, bu âlimin adaşı olan Niksarlı Muhyiddin Mehmed ile de zaman zaman karıştırıldığını kaydeder. Aynı devirde "Hatîbzâde Muhyiddin Mehmed" adını taşıyan en az üç âlim bulunması, biyografi kaynaklarında sık görülen karışıklıkların sebebini gösterir.
Ders Verdiği Amasya Medreseleri
Ahmed Efendi'nin müderrislik yaptığı üç medrese de Amasya'nın Osmanlı dönemi ilim hayatının temel kurumlarındandır. Hızır Paşa Medresesi, Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hızır Paşa'nın yaptırdığı cami ve medresedir. Hızır Paşa 870'te [1465] Amasya'da üç vakıf kurmuş, medrese ve camii için müderris, muîd gibi kadrolar tayin etmiş; vakfiyesine kardeşi Yörgüç Paşa'nın yaptırdığı medresedeki müderris, muîd ve öğrencilere ek ödeme yapılması şartını da koymuştur. Böylece Ahmed Efendi'nin sırayla ders verdiği Yörgüç Paşa ve Hızır Paşa medreseleri, iki kardeşin vakıflarıyla birbirine bağlı kurumlardı.
Mehmed Paşa Medresesi ise, kitabesine göre II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'in lalası Mehmed Paşa tarafından 1486'da yaptırılan Mehmed Paşa Külliyesi'nin bir parçasıdır. Bugün külliyeden yalnızca cami ile fakirlere ve medrese talebelerine sıcak yemek dağıtılan yan mekânlar ayaktadır; şadırvan yakınında olması gereken medrese, imaret, türbe ve çeşme günümüze ulaşmamıştır. Ahmed Efendi'nin 918'de [1512] bu medreseden azledilmesi, Yavuz Selim'in tahta çıktığı ve Şehzade Ahmed çevresinin gözden düştüğü yıla rastlar. Şehzade Ahmed'in hocasının oğlu olarak bu değişiklikten etkilenmiş olabileceği akla gelir, fakat azlinin sebebi kaynaklarda belirtilmez.
Halîfet Gazi Vakfı
Ahmed Efendi'nin mütevelli olduğu vakıf, Amasya'nın Selçuklu dönemi yapılarından Halîfet Gazi Medresesi ve Türbesi'nin vakfıdır. Halk arasında Hilfet Gazi diye söylenen bu adın aslı Halîfet Gazi'dir. Yapı topluluğu Şamice Mahallesi'nde, Torumtay Sokağı'ndadır. Kitabesine göre medrese 606'da [1209-10] yapılmış, Halîfet Gazi'nin 622 [1225] tarihli vakfiyesi de günümüze ulaşmıştır. Halîfet Gazi bir Dânişmendli emiri iken Selçukluların hizmetine girmiş, I. Alâeddin Keykubad zamanında Amasya valiliğine getirilmiş (619/1222), 1232'de Gürcülere karşı seferde şehit düşerek Amasya'daki türbesine gömülmüştür. Hüsameddin'in Halîfet Gazi'yi Ahmed Efendi'nin "ceddi" saymasına göre aile, soyunu bu Selçuklu emirine bağlıyordu; vakfın mütevelliliği de soydan gelenlere verilmiş olmalıdır. Bu soy bağını doğrulayan başka bir kayda rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 130–130. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar