Amasya’da Selağzı’nın üstünde dere kenârında câmi-i şerîfi olan el-Hâc Hâce Pir Mehmed Çelebi bin el-Hâc Hâce Süleyman Çelebi bin Mevlânâ Kemâleddîn Ahmed Çelebi bin eş-Şeyh Hâmîdüddîn Abdülhamîd bin el-Hâc Ahmed Baba bin Mehmed el-Husrev Şâhî mahdûmudur.
Hâcegân-i Dîvân-ı hümâyundan Yenicelioğlu Mehmed Çelebi kerîmesini tezevvüc edib pederinin 918’de irtihâline binâen metrûkât-ı cesîmesine vâris olarak meşâhîr-i tüccârdan ve a’yândan oldu. Şehzâde Sultân Ahmed’e mebâliğ-i külliye ikrâz eylediğinden dolayı 919’da hapsedildi. [408] 921’de Çaldıran seferinden avdetinde Sultân Selîm Han Amasya’ya geldikte Anadolu Defterdârı olan kayın pederi Memi (Mehmed) Çelebi’nin şefâatı ve Baş Defterdâr Amasyalı Pîrî Mehmed Paşa’nın arzı üzerine perişân hâline rahmeten affa nâil olmakla beraber Sultân Ahmed’e Beytü’l-mâl nâmına ikrâz eylediği mebâliğ-i külliyesi de verildi.
922’de teşekküren Hicâz’a gitdi. Avdetde pederinin evkâfını hüsn-i idâre ederek ticâretini genişletdi. Mükerreren Amasya Şehremîni olup 931 sâlinden sonra vefât etdi. Meşâhîr-i a’yân ve eshıyâdan zî-servet ü sâmân bir zât idi.
Mahdûmları el-Hâc Hasan, Hüseyin Çelebiler ve dâmâdı meşhûr Yeniceli oğlu İskender Çelebi bin Mûsâ Çelebi ve birâderi de el-Hâc Hüseyin Çelebi’dir. Mahdûmu Hüseyin Bey İskender Çelebi’nin kayını olduğu münâsebetle 941 ramazânında müşârün-ileyhin i’dâmını müteâkib Bağdâd’da salben i’dâm edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya'da Selağzı'nın yukarısında, dere kenarında camii bulunan el-Hâc Hâce Pir Mehmed Çelebi bin el-Hâc Hâce Süleyman Çelebi bin Mevlânâ Kemâleddîn Ahmed Çelebi bin eş-Şeyh Hâmîdüddîn Abdülhamîd bin el-Hâc Ahmed Baba bin Mehmed el-Husrev Şâhî'nin oğludur.
Divan-ı Hümayun'un hâcegânından (kıdemli kâtiplerinden) Yenicelioğlu Mehmed Çelebi'nin kızıyla evlendi. Babası 918 [1512] yılında ölünce bıraktığı büyük mirasa vâris olarak tanınmış tüccarlardan ve şehrin ileri gelenlerinden oldu. Şehzade Sultan Ahmed'e büyük miktarda borç para verdiği için 919 [1513] yılında hapsedildi. 921 [1515] yılında Sultan Selim Han Çaldıran seferinden dönüşünde Amasya'ya geldiğinde, Anadolu defterdarı olan kayınpederi Memi (Mehmed) Çelebi'nin aracılığı ve başdefterdar Amasyalı Pîrî Mehmed Paşa'nın padişaha arzı üzerine, perişan hâline acınarak affedildi; ayrıca Sultan Ahmed'e borç verdiği büyük paralar da Beytülmal (devlet hazinesi) hesabından kendisine ödendi.
922 [1516] yılında şükür için Hicaz'a gitti. Dönüşte babasının vakıflarını iyi yöneterek ticaretini genişletti. Birkaç kez Amasya şehremini oldu ve 931 [1524-25] yılından sonra öldü. Şehrin tanınmış ileri gelenlerinden ve cömertlerinden, servet ve varlık sahibi bir zattı.
Oğulları el-Hâc Hasan ile Hüseyin Çelebiler, damadı ünlü Yenicelioğlu İskender Çelebi bin Mûsâ Çelebi, kardeşi de el-Hâc Hüseyin Çelebi'dir. Oğlu Hüseyin Bey, İskender Çelebi'nin kayınbiraderi olduğu için, adı geçenin 941 ramazanında [Mart 1535] idam edilmesinin ardından Bağdat'ta asılarak idam edildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyun: Divan-ı Hümayun'un kıdemli kalem görevlileri
- kerîme: kız evlat
- tezevvüc: evlenme
- metrûkât-ı cesîme: büyük miras
- a'yân: bir şehrin ileri gelenleri
- mebâliğ-i külliye: büyük miktarda para
- ikrâz: borç verme
- avdet: dönüş
- şefâat: aracılık, birinin bağışlanmasını isteme
- arz: padişaha sunulan istek
- Beytü'l-mâl: devlet hazinesi
- teşekküren: şükür olarak
- hüsn-i idâre: iyi yönetim
- mükerreren: birkaç kez
- eshıyâ: cömertler
- zî-servet ü sâmân: servet ve varlık sahibi
- kayın: eşin erkek kardeşi
Ailenin Camii: Pir Mehmet Çelebi Camii
Amasya merkezde bugün Pir Mehmet Çelebi Camii adıyla bilinen, Pazar Camii, Murat Camii ve Ekin Pazarı Camii adlarıyla da anılan tek kubbeli bir cami vardır. Bugünkü kaynaklar bu caminin hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığının bilinmediğini, mimari özelliklerine bakılarak XV-XVI. yüzyılda yapılmış olabileceğini söyler. Moloz taştan yapılmış, kare planlı harim sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülmüştür. Önündeki tuğla kemerli son cemaat yerinin ortası aynalı tonozla, yanları birer kubbeyle örtülüdür; kemerlerin üstünde cephe boyunca tuğla motiflerle süslenmiş bir pano uzanır. Kalın gövdeli, tek şerefeli tuğla minaresi kuzeybatı köşesindedir. Depremde yıkılan minare yeniden yapılmış, 2007'deki onarımla kemer biçimleri ve bazı özgün özellikler bozulmuştur.
Hüsameddin'in "Selağzı'nın üstünde dere kenarında câmi-i şerîfi olan el-Hâc Hâce Pir Mehmed Çelebi" sözü, banisi bilinmeyen bu caminin kimliğine dair bir ipucu verir. Ahmed Çelebi'nin babası Pir Mehmed Çelebi 918'de [1512] öldüğüne göre caminin XV. yüzyılın sonu ya da XVI. yüzyılın başında yapılmış olması, mimari tarihlemeyle de uyuşur. Bununla birlikte bugünkü caminin Hüsameddin'in kastettiği yapı olduğu kesin değildir; bu yalnızca ad ve dönem benzerliğine dayanan bir çıkarımdır.
Taht Kavgasının Bir Amasyalı Tüccara Bedeli
Maddenin en dikkat çekici yanı, II. Bayezid'in oğulları arasındaki taht kavgasının şehrin ileri gelenlerine nasıl yansıdığını göstermesidir. Şehzade Ahmed Amasya'da sancakbeyi olarak bulunmuş, babası II. Bayezid'in bir ara saltanatı ona bırakmayı düşündüğü bilinen şehzadeydi. Selim tahta geçince aralarındaki mücadele 15 Nisan 1513'te Yenişehir ovasında Ahmed'in bozguna uğramasıyla sonuçlandı. Ahmed Çelebi'nin 919'da [1513] hapsedilmesi bu yenilginin hemen ardına düşer; şehzadeye para vermiş olması, onu yeni padişahın gözünde muhalif tarafın destekçisi hâline getirmiş olmalıdır.
Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı'ndan sonra 16 Şevval 920'de (4 Aralık 1514) Amasya'ya dönmüş ve kışı burada geçirmiştir. Ahmed Çelebi'nin affı bu kış dönemine rastlar. Affına aracı olanlardan Pîrî Mehmed Paşa, sonradan vezîriâzam olacak devlet adamıdır. Bugünkü kaynaklara göre muhtemelen Konya'da doğmuş, Halvetî şeyhi olan babası Cemâl-i Halvetî Amasya'da bulunduğu için medrese tahsiline burada başlamış ve bir süre Amasya Mahkemesi'nde kâtiplik yapmıştır. Hüsameddin'in onu "Amasyalı" diye anması bu yetişme bağından ileri gelir. Yavuz'un cülusundan sonra başdefterdar olmuş, Çaldıran'a Rumeli defterdarı olarak katılmış, 25 Şaban 920'de (15 Ekim 1514) vezirliğe getirilmiştir. Dolayısıyla padişahın Amasya'da bulunduğu sırada Pîrî Mehmed Paşa artık vezirdi; Hüsameddin'in "Baş Defterdâr" unvanı bir önceki görevine aittir. Kayınpeder Memi (Mehmed) Çelebi'nin Anadolu defterdarlığına dair başka bir kayda rastlanmadı.
Defterdar İskender Çelebi ve Hüseyin Bey'in Ölümü
Ahmed Çelebi'nin damadı olarak anılan İskender Çelebi, Kanûnî devrinin en güçlü maliye adamlarından Başdefterdar İskender Çelebi'dir. Peçevî'ye göre Hain Ahmed Paşa'nın yetiştirmesidir; defterhaneye çırak olarak girmiş ve başdefterdarlığa kadar yükselmiştir. Vezîriâzam Pargalı İbrâhim Paşa ile uzun süre yakın dost olmuş, maiyetinde yedi bin adam bulunduğu söylenecek kadar zengin ve nüfuzlu bir kişiliğe ulaşmıştır. Hayâlî başta olmak üzere devrin birçok şairini korumuş, yetiştirmiş ya da devlet büyüklerine tanıtmıştır. Irakeyn Seferi sırasında İbrâhim Paşa ile arası açılmış, ordunun sevkindeki aksaklıklar ona yüklenmiş, 24 Ekim 1534'te azledilmiş ve azlinden dört ay yirmi gün sonra Bağdat'ta At Pazarı'nda asılarak idam edilmiştir.
Bu tarih Hüsameddin'in verdiği 941 ramazanıyla, yani Mart 1535 ile uyuşur. Hüsameddin'in kaydı, bu idamın yalnızca İskender Çelebi ile sınırlı kalmadığını, kayınbiraderi olan Amasyalı Hüseyin Bey'in de aynı sırada Bağdat'ta asıldığını bildirmesi bakımından önemlidir. Bu ikinci idama başka kaynaklarda rastlanmadı. Hüsameddin'in İskender Çelebi'yi "Yenicelioğlu" diye anması ve kayınpederi Ahmed Çelebi'nin de Yenicelioğlu Mehmed Çelebi'nin damadı olması, iki ailenin Divan-ı Hümayun kalemleri çevresinde iç içe geçmiş bir akrabalık ağı kurduğunu düşündürür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 129–130. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Kitaplar
Diğer kaynaklar