İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Çelebi-Hacı Nâzır

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 128–129 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalı Artukoğlu el-Hâc Mehmed Çelebi bin Hasan Çelebi bin Müsâfir Çelebi bin Mevlânâ Sadreddîn Artuk mahdûmu olup sipâhi iken 886’da Gümüş Madeni Nâzırı ve kazâsı voyvodası oldu. Hüsn-i idâresinden dolayı [406] yirmi yıl kadar “Nâzır-ı maden” unvânıyla makâmını muhâfaza etdi. Kendisine “Hacı Nâzır” dendi.

905’de Amasya Darphânesi Emîni olup Şeyhzâde Sultân Ahmed’in kuranâsından oldu. 918’de şehzâdenin vefâtını müteâkib yine Gümüş Madeni Nâzırı ve kazâ voyvodası olup Artukâbâd’a gönderildi. Orada 919’da vefât etdi.

Sâdık, müstakîm bir kimse idi. Orada câmi, mektep, çeşmeler yaptırdı. Oraya “Hacı Nâzır Köyü” ve tahfîfen “Hacı Nazır Köyü” ve bundan hafîf olarak da “Hacıköyü” dendi. Mahdûmları Mehmed, Ali, Hasan Çelebilerdir. Bunlara “Hacı Nâzıroğulları” dendi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalı Artukoğlu Hacı Mehmed Çelebi, Hasan Çelebi oğlu, Müsâfir Çelebi oğlu, Mevlânâ Sadreddîn Artuk'un oğludur. Sipahi iken 886'da [1481-82] Gümüş Madeni Nâzırı ve o kazanın voyvodası oldu. İdaresinin güzelliği sayesinde yirmi yıl kadar "Nâzır-ı maden" unvanıyla makamını korudu. Kendisine "Hacı Nâzır" dendi.

905'te [1499-1500] Amasya Darphanesi Emini olup Şehzade Sultan Ahmed'in yakınlarından oldu. 918'de [1512-13] şehzadenin ölümünün ardından yine Gümüş Madeni Nâzırı ve kaza voyvodası olarak Artukâbâd'a gönderildi. Orada 919'da [1513-14] vefat etti.

Dürüst ve doğru bir kimseydi. Orada cami, mektep ve çeşmeler yaptırdı. Oraya "Hacı Nâzır Köyü", hafifletilerek "Hacı Nazır Köyü" ve bundan da daha hafif biçimde "Hacıköyü" dendi. Oğulları Mehmed, Ali ve Hasan Çelebilerdir. Bunlara "Hacı Nâzıroğulları" dendi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • nâzır: bir işin başında bulunan, denetleyen görevli
  • voyvoda: bir kazada devlet gelirlerini toplayan ve düzeni gözeten yönetici
  • emîn: bir kurumun (burada darphanenin) başındaki görevli
  • hüsn-i idâre: iyi yönetim
  • kuranâ: yakın çevre, maiyet
  • müteâkib: ardından, sonra
  • tahfîfen: kısaltılarak, hafifletilerek
  • mahdûm: oğul

Gümüş Madeni ve Hacıköy

Bugün Gümüşhacıköy adıyla anılan ilçe, adını birleşmiş iki yerleşmeden alır: madenin bulunduğu Gümüş ve Hacıköy. Bölgede gümüş çıkarma işi çok eskidir. Selçuklu döneminde burada darphane çalışmış, IV. Kılıçarslan 1263'te Gümüş Darphanesi'nde gümüş sikke bastırmıştır. Osmanlılar'da madenler, kuruluş yıllarından itibaren görevlendirilen eminler aracılığıyla işletilmiş; 1403-1404'te Amasyalı Kutlu Beyzâde Halil Bey'in Gümüş maden emini yapıldığı kaydedilir. On altıncı yüzyılda Gümüş, darphane-i âmire yönetimine bağlı bir maden merkeziydi. Hüsameddin'in Hacı Nâzır'ı anlatması bu düzenin bir parçasıdır: madenin işleyişinden sorumlu kişi, aynı zamanda kazanın voyvodasıdır ve madenin yakınında oturur.

905'teki Amasya Darphanesi eminliği ayrı bir görevdir. Osmanlı darphaneleri üzerine yazılan ansiklopedi maddesine göre, Yıldırım Bayezid'in oğulları zamanında Amasya'da da para basılmıştır; yani şehirde darp işi erken bir gelenektir. Hacı Nâzır hem madenin hem de darphanenin işinde görev almış, böylece gümüşün çıkarılmasından paraya dönüşmesine kadar olan zincirin iki ucunda bulunmuştur.

Hacıköy Adının Hikâyesi

Hüsameddin'in anlattığı ad hikâyesi yerel yayınlarda da tekrarlanır. Buna göre yerleşme daha önce, Sadreddîn Artuk'un 1378'e kadar süren imar çalışmaları nedeniyle Artukâbâd diye anılıyordu. Hacı Nâzır burada oturup madeni geliştirmiş ve halka iyi davranmış, köy bu yüzden "Hacı Nâzır Köyü" diye tanınmış; söyleyişte ad önce "Hacı Nadır" biçimine, sonra "Hacıköyü" biçimine dönmüştür. Artukâbâd adı ise bir mahallenin adı olarak kalmış; Gümüşhacıköy'de bugün de Artukabat adlı bir mahalle vardır.

İlçenin sonraki gelişiminde Köprülü Mehmed Paşa'nın payı büyüktür. Gümüş Madeni bir süre ona has arpalık olarak verilmiş, paşa burada oturmak zorunda kalmış ve Hacıköy'de kervansaray, bedesten, cami ve hamam yaptırarak bunları 1660-1661 yıllarında vakfetmiştir. Hacıköy bundan sonra Gümüş'ün önüne geçmiş, kaza merkezi 1880'li yıllarda Hacıköy'e taşınmış, 1883'ten itibaren iki yerleşmenin adı birleştirilerek Gümüşhacıköy denmeye başlanmıştır. Kaynaklar kaza merkezinin taşındığı yılı 1881 ile 1883 arasında farklı verir.

Ad ve Tarih Farkları

Maddede iki ayrıntı yerel yayınlarla tam örtüşmez. İlki kişinin adıdır: başlık Ahmed Çelebi der, metinde geçen soy zincirinin başındaki ad ise Mehmed Çelebi'dir. Yerel yayınlar aynı kişiyi "Hacı Ahmed Çelebi bin Mehmed Çelebi" diye aktarır; bu okuma başlıkla uyumludur ve metinde "Ahmed Çelebi bin" ibaresinin düştüğünü düşündürür, fakat bu bir çıkarımdır.

İkincisi tarihtir. Hüsameddin nâzırlığın başlangıcını 886 [1481-82] verir; yerel yayınlar ise aynı bilgiyi 1490-1491 olarak aktarır. Aradaki yaklaşık on yıllık farkın nedeni bu kaynaklardan anlaşılmıyor. İki tarih de Hüsameddin'in kendi eserine dayandığı için bağımsız bir doğrulama sayılamaz.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 128–129. amasya.bel.tr
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Gümüşhacıköy" ilçe tanıtım sayfası (Hüsameddin'den aktarılan tarihçe dahil).

Akademik çalışmalar

  • Songül Keçeci Kurt, Gürkan Cevger, "XIX. Yüzyılın İlk Çeyreğinde Gümüşhacıköy Madenlerinin Durumu", Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, c. 6, sy. 10, 2019, s. 220–238.
  • "Darphâne", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/darphane

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.