İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Şemseddîn Çelebi-Bâlîzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 124–125 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Müverrih-i meşhûr Amasyalı Bâlî Ahmed Çelebizâde Şükrullah Çelebi bin Şehâbeddîn Ahmed Bâlî Çelebi bin Zeynüddîn Siyavuş Çelebi bin eş-Şeyh İzzeddîn Evrân Çelebi bin Doğan es-Silifrî mahdûmudur. Ceddi Bâlî Çelebi, Mü’eyyedzâdelerin ceddi olan [390] eş-Şeyh Alâeddîn Ali Yârî Çelebi birâderidir.

Ulemâ-yı asrdan tahsîl-i ulûm edib Edirne’de müderris, ba’dehû kadı oldu. 879’da Şehzâde Sultân Cem Çelebi Konya vâlisi olup Konya Kadısı İbrâhim Paşa bin Mehmed Çelebi bin Muhsin Çelebi de vezîri ve müdebbir-i umûru oldukda Konya kadısı ve kaz’askeri oldu.

886 senesi rebiülevvelinde Amasya vâlisi Sultân Bâyezîd Hân-ı Sânî İstanbul’a gelip taht-ı Osmâniyye cülûs etdikde birâderi şehzâde Sultân Cem Konya’da i’lân-ı saltanât ederek 887 de sâhib-i tercemeyi sefâretle Sultân Bâyezîd’in nezdine gönderdi.

İbtidâ Sultân Bâyezîd’in izzet ve ikrâmını gördü. Sultân Cem’in matlabını, ya’nî memâlik-i Rumeli’de Sultân Bâyezîd ve memâlik-i Anadolu’da Sultân Cem icrâ-yı hükûmet etmek üzere memâlik-i Osmâniyyenin taksîmini arz etdikde derhâl habs edildi. 888 senesinde Sadr-ı a’zam İshâk Paşa’nın şefâ’atiyle mahbusdan çıkdı. 892’de ma’zûlen vefât etdi. [391]

Kibâr-ı ulemâ ve üdebâdan zarîf, natûk, fâzıl, muhâzarâta vâkıf, gâyet kâmil bir zât idi. Mahdûmu Ubeydullah Efendi de kudâtdan olup Amasya’da bir câmi-i şerîfi vardır. Bunun hafîdi es-Seyyid Şükrullah Efendi bin Yahyâ Çelebi bin Mehmed Çelebi bin Ubeydullah Efendi 1011’de muhterık olan bu câmii tecdîden i’mâr etmişdir. Asrımızda Saraçzâde Yaşar Mehmed Efendi bu zâtın ahfâdından olduğunu iddi’â ederdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Ünlü tarihçi Amasyalı Bâlî Ahmed Çelebizâde Şükrullah Çelebi'nin oğludur. Şükrullah Çelebi, Şehâbeddîn Ahmed Bâlî Çelebi'nin; o, Zeynüddîn Siyavuş Çelebi'nin; o, eş-Şeyh İzzeddîn Evrân Çelebi'nin; o da Doğan es-Silifrî'nin oğludur. Dedesi Bâlî Çelebi, Müeyyedzâdelerin atası olan eş-Şeyh Alâeddîn Ali Yârî Çelebi'nin kardeşidir.

Çağının âlimlerinden ilim tahsil ederek Edirne'de müderris, sonra kadı oldu. 879 [1474-75] yılında Şehzade Cem Sultan Konya valisi olup Konya Kadısı İbrâhim Paşa bin Mehmed Çelebi bin Muhsin Çelebi de onun veziri ve işlerinin yöneticisi olunca, madde sahibi Konya kadısı ve kazaskeri oldu.

886 [1481] yılı Rebîülevvel ayında Amasya valisi Sultan II. Bâyezîd Han İstanbul'a gelip Osmanlı tahtına oturunca, kardeşi Şehzade Cem Sultan Konya'da saltanatını ilan etti ve 887 [1482] yılında madde sahibini elçi olarak Sultan Bâyezîd'in yanına gönderdi.

Önce Sultan Bâyezîd'in saygı ve ağırlamasını gördü. Fakat Cem Sultan'ın isteğini, yani Rumeli topraklarında Sultan Bâyezîd'in, Anadolu topraklarında Sultan Cem'in hüküm sürmesi üzere Osmanlı ülkesinin bölüşülmesini arz edince hemen hapsedildi. 888 [1483] yılında Sadrazam İshâk Paşa'nın aracılığıyla hapisten çıktı. 892 [1487] yılında görevsiz olarak öldü.

Büyük âlim ve edebiyatçılardan; zarif, güzel konuşan, faziletli, sohbet ve nükte bilgisine vâkıf, son derece olgun bir zattı. Oğlu Ubeydullah Efendi de kadılardandı; Amasya'da bir camisi vardır. Bunun torunu es-Seyyid Şükrullah Efendi bin Yahyâ Çelebi bin Mehmed Çelebi bin Ubeydullah Efendi, 1011 [1602-03] yılında yanan bu camiyi yeniden onarmıştır. Zamanımızda Saraçzâde Yaşar Mehmed Efendi bu zatın soyundan geldiğini iddia ederdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • müverrih: tarihçi
  • cedd: dede, ata; birâder: kardeş
  • müdebbir-i umûr: işleri yöneten, idareci
  • kaz'asker: kazasker; burada şehzadenin yanındaki askerî yargı görevlisi
  • i'lân-ı saltanat: hükümdarlığını ilan etme
  • sefâret: elçilik
  • izzet ve ikrâm: saygı ve ağırlama
  • matlab: istek, talep
  • memâlik: ülkeler, topraklar; taksîm: bölüşme
  • şefâ'at: aracılık, birinin bağışlanması için ricada bulunma
  • ma'zûlen: görevden alınmış olarak, görevsizken
  • natûk: güzel ve etkili konuşan
  • muhâzarât: sohbette kullanılacak nükte, hikâye, şiir bilgisi
  • hafîd: torun; ahfâd: torunlar, soydan gelenler
  • muhterık: yanmış
  • tecdîden i'mâr: yenileyerek onarma

Babası Şükrullah ve Behcetü't-tevârîh

Madde sahibinin babası Şükrullah, Osmanlı hanedanına dair en erken kaynaklardan biri olan Farsça Behcetü't-tevârîh'in yazarıdır. Kendi ifadesine göre 790 [1388] yılında doğmuş, 812 [1409] yılında Osmanlıların hizmetine girmiştir. II. Murad döneminde Bursa kadılığında bulunmuş, 1444'te Karamanoğlu İbrahim Bey'e, 1448'de Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah'a elçi olarak gönderilmiştir. Cihan Şah'ın sarayında kendisine Osmanlılarla Karakoyunluların akrabalığını anlatan Uygurca bir Oğuz tarihi gösterildiğini anlatır. Eserine 861 Muharreminde [Aralık 1456] başlamış ve onu Sadrazam Mahmud Paşa'ya sunmuştur. Şükrullah'ın musikiyle de ilgilendiği, Safiyyüddin Urmevî'nin Kitâbü'l-edvâr'ını Türkçeye çevirdiği belirtilir.

Şükrullah'ın ölüm tarihi konusunda kaynaklar ayrılır. Bursalı Mehmed Tâhir ve Hoca Sâdeddin'e göre 894 [1489] yılında ölmüş ve İstanbul'da Şeyh Vefa hazîresine gömülmüştür; Hüsameddin ise ölümünü 864 [1459-60] olarak verir. Kimi araştırmacılar da 868 [1464] yılından sonra fazla yaşamamış olması gerektiğini düşünür. Ramazan Kamiloğlu, Hüsameddin'in Şükrullah'ın iki oğlunu Muhyiddin Mehmed ve Şemseddin Ahmed olarak kaydettiğini aktarır; bu maddenin sahibi ikincisidir.

Soy Zincirindeki Farklar

Hüsameddin, Şükrullah'ın dedesinin adını Zeynüddîn Siyavuş olarak verir. Oysa kimi kaynaklarda dedesinin adı Zeynüddin Zeki diye geçer. Nihal Atsız'ın düzenlediği şecereye göre Divrikli Evran'ın Zeynüddin Zeki ve Zeynüddin Siyavuş adlı iki oğlu vardır; Şükrullah'ın babası Şehâbeddin Ahmed, Zeki'nin oğludur, Yâr Ali ise Siyavuş'un oğludur. Bu şecereye göre Bâlî Çelebi ile Ali Yârî Çelebi amcaoğludur. Hüsameddin ise ikisini kardeş sayar. Şükrullah'ın Arap ve Fars edebiyatını Ali Yâr Çelebi'den okuduğu da bildirilir. Kamiloğlu'nun Hüsameddin'den aktardığı künyede soyun en üstteki atası "Doğan es-Salgûrî ed-Dıfrığî" (Salur boyundan, Divrikli) diye geçer; bu maddedeki "es-Silifrî" nisbesi o künye ile karşılaştırılarak okunmalıdır.

Aile, Amasya'nın Müeyyedzâdeleriyle de akrabadır. Hüsameddin'e göre Yâr Ali Çelebi, Kâzerûniyye şeyhlerinden Şemseddin Müeyyed Çelebi'ye damat olmuş, bu evlilikten gelen soy Müeyyedzâde diye anılmıştır. II. Bâyezîd döneminin ünlü kazaskeri Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi bu soydandır.

Cem Sultan'ın Elçisi

Madde sahibinin hayatındaki en önemli olay Cem Sultan adına yürüttüğü elçiliktir. Cem, babası öldüğünde Konya'da sancak beyiydi; tahta geçtiğini ilan ederek Bursa'ya yürüdü, şehirde on sekiz gün kaldı, adına para bastırıp hutbe okuttu. 1481 Haziranında Yenişehir'de ağır bir yenilgiye uğrayınca önce Konya'ya, sonra Mısır'a çekildi; 1482'de Karamanoğlu Kasım Bey ile birlikte Konya'yı almaya çalıştıysa da başarılı olamadı ve aynı yılın Temmuzunda Rodos'a geçti.

Elçiliğin tarihi ve yeri kaynaklarda farklı verilir. Nihal Atsız'ın aktarımına göre Cem, Bursa'yı ele geçirdikten sonra Bâyezîd'e bir heyet göndermiş; bu heyette Çelebi Sultan Mehmed'in kızı Selçuk Sultan (kimi kaynaklarda Fâtih'in kızı diye geçer) ve Mevlânâ Ayas ile birlikte Şükrullah oğlu Ahmed Çelebi de bulunmuştur. Kamiloğlu bu olayı 886 [1481-82] yılına koyar; bir başka kaynakta ise Ahmed Çelebi'nin 1483'te Bursa'yı ele geçiren Cem tarafından Selçuk Sultan ile birlikte antlaşma yapmak üzere gönderildiği yazılıdır. Cem'in Bursa'da bulunduğu günler 1481 yazına düştüğü için Bursa'dan gönderilen bir heyetin de bu tarihte yola çıkmış olması gerekir. Hüsameddin ise elçiliği 887 [1482] yılına ve Konya'ya bağlar. Elçinin taşıdığı teklif, yani ülkenin Rumeli ve Anadolu olarak iki kardeş arasında paylaşılması, Hüsameddin'in de aktardığı gibi Bâyezîd'in kabul etmediği bir öneriydi.

Ahmed Çelebi'yi hapisten kurtaran İshak Paşa'nın 888 [1483] yazında sadrazamlıktan çekildiği düşünülürse, Hüsameddin'in bu kurtuluşu 888'e koyması sadrazamın görevinin son aylarına denk gelir.

Ubeydullah Efendi Camii

Madde sahibinin oğlu Ubeydullah Efendi'nin Amasya'daki camisine ve onun 1011 yangınından sonra onarılmasına dair Hüsameddin dışında bir kayda rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 124–125. amasya.bel.tr

Kitaplar

  • Sara Nur Yıldız, "Şükrullah", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 39, 2010, s. 257-258.
  • Mahmut H. Şakiroğlu, "Cem Sultan", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 7, 1993.
  • Hasan Aksoy, "Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, s. 483-485.
  • "İshak Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 22, 2000, s. 537-538.

Diğer kaynaklar

  • Ramazan Kamiloğlu, "Amasyalı (Ahmedoğlu) Şükrullah'ın Hayatı ve Eserleri", 2008 (isamveri.org).

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.