İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

İbrâhim Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 637 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasyalıdır. Hoca Paşazâde Ömer Bey bin Dede Alî Bey bin Hoca Ahmed Paşa'nın oğludur. 1135 senesi saferinin beşinci günü Amasya mutasarrıfı oldu. Murâdoğlu Hacı Mehmed Ağa'yı mütesellim ta'yîn ederek Îrân harbine gitdi. Sâbık mütesellim Hacı Hüseyin Ağa da bütün Sivâs vilâyeti tımâr ve ze'âmet bedelâtını tahsîle me'mûr oldu. [34]

Rebî'ulevvelde bütün Sivâs vilâyeti askerleri harbe gitdiğinden eşkıyâdan Atmacaoğulları fırsat bulup Amasya-Tokad yolunu kesdikleri anlaşılmakla Baframan Alî, Amasya a'yânı Gürcizâde Hacı İsmâ'il ve birâderi İbrâhîm, Rahtuvân Paşazâde Hacı İbrâhim Beyler'le Şâhinoğlu Osmân ve Hacı Abdullatîf Ağalar bu eşkıyâyı tenkîle me'mûr oldular.

Bunlardan her birinin yanlarında yüzer nefer yaya, ellişer nefer de atlı kuvvetleriyle eykıyâyı on beş gün ta'kîb ederek Turhal ve Varay, Kazâbâd dağlarında Atmacaoğulları'nı ve bunlara karışan şakîleri tutup i'dâm ederek Amasya sancağını temizlediklerine mükâfâten her biri rütbelerle taltîf edildiler.

Bu esnâda Yeğenzâde Osmân ve İbrâhim Beyler de İstanbul'dan afv-ı âlî fermânını alarak gelip pederlerinin emvâl ve emlâk-i azîmesini paylaşdılar. Sonra me'mûr oldukları Îrân harbine adamlarıyla berâber gitdiler.

Zilka'de sonlarında Hazret-i Pîr İlyâs türbedâr ve mütevellî ve tekkesi şeyhi Hâfız Hüseyin Efendi bin Yûsuf Efendi vefât edip mahdûmu Abdurrahîm Efendi yerine geçdi.

1136 senesi muharrem gurresinde baş a'yân Gürcüzâde Hacı İsmâ'il Bey yerinde kalıp Dânişoğlu Hacı Osmân Efendi hacıbaşı oldu. [35] Safer evâ'ilinde sipâhî kethüdâsı Taşçıoğlu Hacı Ahmed Ağa, baş a'yân Hacı İsmâ'il Bey ve ba'zı a'yân yanlarına aldıkları neferâtıyla berâber harbe gidip Sivâs vilâyeti muhassılı Maktûlzâde kethüdâsı Hacı Hüseyin Ağa da Rûmeli beylerbeyiliği pâyesiyle Musul vâlîsi oldu.

Rebî'ulevvel ibtidâlarında kibâr-ı ulemâdan Hıfzızâde Hacı Hâfız Alî Efendi vefât edip yerine fuzalâdan Kürd Hâfız Alî Efendi Yörgüç Paşa müderrisi ve sonra Amasya mutasarrıfı Îrân harbinde gösterdiği muvaffakiyetlere binâ'en Rûmeli pâyesiyle Şehrizor vâlîsi olup Amasya sancağı sâbık Musul beylerbeyi Mehmed Paşa'ya verildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Hoca Paşazâde Ömer Bey'in oğludur; Ömer Bey, Dede Ali Bey'in, Dede Ali Bey de Hoca Ahmed Paşa'nın oğludur. 1135 [1722-23] yılı Safer ayının beşinci günü Amasya mutasarrıfı (sancak yöneticisi) oldu. Murâdoğlu Hacı Mehmed Ağa'yı mütesellim (yerine bakan vekil) tayin ederek İran savaşına gitti. Önceki mütesellim Hacı Hüseyin Ağa da bütün Sivas vilayetinin tımar ve zeamet bedellerini toplamakla görevlendirildi.

Rebiülevvel ayında Sivas vilayetinin bütün askerleri savaşa gitmişti. Eşkıyadan Atmacaoğulları'nın bu fırsattan yararlanıp Amasya-Tokat yolunu kestikleri anlaşılınca, Baframan Ali, Amasya ileri gelenlerinden Gürcizâde Hacı İsmail ile kardeşi İbrahim, Rahtuvan Paşazâde Hacı İbrahim Beyler ile Şâhinoğlu Osman ve Hacı Abdüllatif Ağalar bu eşkıyayı ortadan kaldırmakla görevlendirildiler.

Bunların her biri yanlarındaki yüzer yaya ve ellişer atlı kuvvetle eşkıyayı on beş gün kovaladı. Turhal, Varay ve Kazâbâd dağlarında Atmacaoğulları'nı ve onlara katılan haydutları yakalayıp idam ettiler ve Amasya sancağını temizlediler. Bu hizmetlerine karşılık her biri rütbelerle ödüllendirildi.

Bu sırada Yeğenzâde Osman ve İbrahim Beyler de İstanbul'dan padişahın af fermanını alarak geldiler ve babalarının büyük mal ve mülkünü aralarında paylaştılar. Sonra görevlendirildikleri İran savaşına adamlarıyla birlikte gittiler.

Zilkade ayının sonlarında Hazret-i Pîr İlyas'ın türbedarı, vakfının mütevellisi ve tekkesinin şeyhi olan Yusuf Efendi oğlu Hâfız Hüseyin Efendi vefat etti; yerine oğlu Abdurrahim Efendi geçti.

1136 [1723-24] yılı Muharrem ayının ilk günü baş âyan Gürcüzâde Hacı İsmail Bey görevinde bırakıldı, Dânişoğlu Hacı Osman Efendi de hacıbaşı oldu. Safer başlarında sipahi kethüdası Taşçıoğlu Hacı Ahmed Ağa, baş âyan Hacı İsmail Bey ve bazı âyan yanlarına aldıkları askerlerle birlikte savaşa gittiler. Sivas vilayetinin muhassılı (vergi toplayıcısı) olan, Maktûlzâde'nin kethüdası Hacı Hüseyin Ağa da Rumeli beylerbeyiliği payesiyle Musul valisi oldu.

Rebiülevvel başlarında büyük âlimlerden Hıfzızâde Hacı Hâfız Ali Efendi vefat etti; yerine faziletli âlimlerden Kürd Hâfız Ali Efendi Yörgüç Paşa Medresesi müderrisi oldu. Sonra Amasya mutasarrıfı İbrahim Paşa, İran savaşında gösterdiği başarılar üzerine Rumeli payesiyle Şehrizor valisi oldu ve Amasya sancağı önceki Musul beylerbeyi Mehmed Paşa'ya verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mutasarrıf: bir sancağın yönetimi kendisine verilen kişi, sancak yöneticisi
  • mütesellim: sancak yöneticisi sefere gidince ya da yerinde bulunmayınca onun yerine işleri yürüten, vergileri toplayan vekil
  • tımar ve zeamet bedelâtı: dirlik sahiplerinin sefere bizzat katılmamaları karşılığında ödedikleri para
  • tenkîl: cezalandırarak ortadan kaldırma
  • şakî: haydut, eşkıya
  • taltîf: ödüllendirme, gönül alma
  • afv-ı âlî fermânı: padişahın af buyruğu
  • emvâl ve emlâk-i azîme: büyük mal ve mülk
  • türbedâr: türbenin bakımına bakan görevli
  • mütevellî: vakfı yöneten kişi
  • mahdûm: oğul
  • gurre: ayın ilk günü
  • evâil, ibtidâ: ayın başları
  • baş a'yân: şehrin ileri gelenleri arasından seçilen, halk ile devlet arasındaki işleri yürüten temsilci
  • muhassıl: bir bölgenin devlet gelirlerini toplamakla görevli kişi
  • pâye: fiilî görev olmaksızın verilen rütbe, unvan
  • kibâr-ı ulemâ, fuzalâ: büyük âlimler, faziletli bilginler
  • binâ'en: dolayı, üzerine

Hoca Paşazâdeler

Hüsâmeddin, İbrahim Paşa'nın soyunu Hoca Ahmed Paşa'ya bağlar. Kitabın dördüncü cildinde Hoca Ahmed Paşa, "İğnecizâde Hoca Ahmed Paşa" adıyla ve "Pehleli" lakabıyla anılır; 1068 yılı Şabanının on sekizinci günü (1658) Amasya mutasarrıfı olmuş, savaşa gönderildiği için azatlı kölesi Rus Rıdvan Ağa'yı mütesellim bırakmıştır. Böylece İbrahim Paşa, aynı sancağı kendisinden altmış beş yıl kadar önce yönetmiş bir paşanın torununun oğlu olarak Amasya'ya mutasarrıf olur. Bu, XVIII. yüzyıl başında Amasya'nın yönetiminde yerli ailelerin ne kadar belirleyici olduğunu gösteren bir örnektir. Hoca Paşazâde ailesi dördüncü cildin bakiyyesinde birkaç kez daha karşımıza çıkar: 1143 yılında baş âyan olan "eski bir hânedan" mensubu Hoca Paşazâde el-Hâc Ömer Ağa ile 1141'de Sivas beylerbeyi olan Amasyalı Hoca Paşazâde Hacı İbrahim Paşa aynı ailedendir. Bu son kişinin bu maddedeki İbrahim Paşa ile aynı kişi olması kuvvetle muhtemeldir. Başka kaynaklarda İbrahim Paşa'nın Amasya mutasarrıflığına ve Şehrizor valiliğine dair bilgiye rastlanmadı.

İran Savaşı ve Sivas Eyaletinin Yükü

Maddedeki olayların arka planında 1723-1727 Osmanlı-İran savaşı vardır. Safevî Devleti 1722'de Afgan Hotakîlerin İsfahan'ı almasıyla çökmüş, Rusya da Hazar kıyılarını işgale girişmişti. Osmanlı Devleti bunun üzerine doğuya yöneldi; Tiflis 1723'te, Revan ile Hemedan 1724'te, Tebriz 1725'te alındı. 1727'de Hotakîlerle yapılan Hemedan Antlaşması bu kazançları tanıdı. Amasya mutasarrıflarının birbiri ardına "İran harbine memur" olması ve sancağı mütesellimlere bırakması bu savaş yıllarının doğrudan sonucudur.

Ali Açıkel'in arşiv belgelerine dayanan çalışması, Amasya'nın bu savaşlarda nasıl bir yük taşıdığını ayrıntısıyla ortaya koyar. O dönemde Sivas eyaleti Merkez, Amasya, Arapkir, Bozok, Canik, Çorum ve Divriği olmak üzere yedi sancaktan oluşuyordu. Eyaletin alaybeyleri, zaimleri ve tımarlı sipahileri 1723'ten başlayarak Kars, Tiflis ve Revan cephelerine gönderildi; Tokat, Amasya, Malatya, Tosya, Sivas ve Harput kazalarından yeniçeri serdengeçti bölükleri yazıldı. Bunun yanında imdad-ı seferiyye adıyla nakit vergi, ordu için zahire ve deve, at, katır gibi yük hayvanları istendi. Hüsâmeddin'in "Sivas vilayetinin bütün askerleri savaşa gittiğinden" eşkıyanın fırsat bulduğunu söylemesi bu tabloyla uyuşur: tımarlı sipahinin ve kapı halkının cepheye çekildiği bir sancakta yolların güvenliği yerli ileri gelenlerin kendi adamlarına kalmıştı.

Amasya-Tokat yolunu kesen Atmacaoğulları hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Hüsâmeddin'in anlatısına göre takip Turhal, Varay ve Kazâbâd dağlarında on beş gün sürmüştür.

Mütesellim ve Âyan

Maddenin hemen her satırında geçen iki makam, Amasya'nın bu dönemdeki iç düzenini anlamak için önemlidir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki tanıma göre mütesellim, beylerbeyi ya da sancakbeyi sefere gittiğinde veya görev yerine gitmediğinde onun yerine bakan, vergileri toplayan vekildir; XVIII. yüzyılda uzun savaşlar ve sancakların vezirlere arpalık olarak verilmesi yüzünden mütesellimlerin sayısı ve gücü artmış, bu makam çoğunlukla yerli hanedanların eline geçmiştir. Baş âyan ise şehrin ileri gelenleri arasından seçilen, halkın devlet karşısında, devletin de halk karşısında temsilcisi sayılan kişidir. Hüsâmeddin'in her Muharrem başında "baş âyan yerinde kaldı" ya da "falanca baş âyan oldu" diye kaydetmesi, bu seçimin her yıl yenilendiğini gösterir. Bu yılların Amasya'sında Gürcüzâdeler, Yeğenzâdeler, Rahtuvan Paşazâdeler, Şâhinoğulları gibi aileler hem mütesellimlik hem âyanlık hem de vakıf tevliyetleri için yarışır; ilerleyen maddelerde bu yarış açık bir çatışmaya dönüşecektir.

Pîr İlyas Türbesi ve Tekkesi

Zilkade sonunda vefat ettiği yazılan Hâfız Hüseyin Efendi, Amasya'nın en köklü tasavvuf ocaklarından birinin başındaydı. Halvetiyye tarikatı Anadolu'ya Amasyalı Pîr İlyas (ö. 833/1429) vasıtasıyla girmiş ve ilk önce Amasya'da yayılmıştır. Pîr Şücâeddin İlyas adına yapılan türbe, girişindeki özgün yapım kitabesi ve II. Abdülhamid dönemine ait onarım kitabesiyle birlikte bugün Pirler Parkı içinde, "Yukarı Pirler Türbesi" adıyla da bilinir. 1486'da Gümüşlüzâde Ahmed Bey tarafından yaptırılmış, 1688'de Gümüşlüzâde İbrahim Paşa tarafından yenilenmiştir. Türbede Pîr İlyas'ın yanında damadı Pîr Celâleddin Abdurrahman, torunu Pîr Hayreddin Hızır Çelebi ve ailelerinin mezarları bulunur. 1895 depreminde yıkılan yapı sonradan yeniden inşa edilmiş, bugünkü hâlini almıştır. Kadir Özköse, Pîr İlyas Türbesi yanındaki imaretin de Halvetî tekkelerinin sunduğu sosyal hizmetler arasında anıldığını kaydeder. Hüsâmeddin'in türbedarlık, tevliyet ve şeyhliği aynı kişide gösterip babadan oğula geçtiğini yazması, bu ocağın XVIII. yüzyılda da aile içinde sürdürüldüğünü gösterir.

Yörgüç Paşa Medresesi ve Şehrizor

Kürd Hâfız Ali Efendi'nin müderris olduğu Yörgüç Paşa Medresesi, II. Murad'ın lalası Yörgüç Paşa'nın Amasya'da kurduğu cami, medrese, imaret ve hamamlardan oluşan vakıf eserlerinin bir parçasıydı. Kitabesine göre 834 (1430) yılında yapılan cami bugün ayaktadır; medrese ise günümüze ulaşmamıştır ve caminin girişindeki kapalı bölümün medresenin dershanesi olduğu düşünülmektedir.

İbrahim Paşa'nın gönderildiği Şehrizor eyaleti bugünkü Kuzey Irak'tadır. XVII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kerkük eyaletin idari merkezi olmuş, eyalet resmî yazışmalarda yine de Şehrizor adıyla anılmıştır. 1723-1724'te Hemedan seferine katılan kuvvetler arasında Şehrizor valisinin birlikleri de bulunduğundan, İran cephesinde başarı gösteren bir paşanın bu sınır eyaletine atanması savaşın gidişatıyla uyumludur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.