İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Artuk Çelebi-Mevlânâ Sadreddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 15 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Gümüşlüdür. Amasya ulemâsından Mevlânâ Fahreddîn İlyâs ibn-i Aksarayî ve Şerefeddîn Mehmed bin Vecih Erzincânî’den tahsîl-i ulûm ederek Amasya’da ders-i âm ve Medrese-i Halfet müderrisi oldu. [15] Fazîlet-i ilmiyyesi kendisini Amasya emîr-i kebiri fâzıl meşhûr Hacı Şadgeldi Pâdişâha takrib ederek mahdûmu Emîr Fahreddîn Ahmed Paşa Çelebi’ye muallim etdi.

Emîr-i müşârün-ileyhin mecâlis-i ilmiyyesine hâzır olan sudûr-ı ulemâdan olup emîr-i kebîr Ahmed Paşa’nın kazaskeri ve ba’dehû şeyhü’l-İslâmı oldu. Üç yıl kadar Amasya müftüsü olup 791 senesi evâilinde vefât etdi. Cemâleddîn Mehmed Aksarâyî akranından fâzıl, muhakkik, kâmil bir zât idi. Evlâdına “Artukoğulları” dendi.

Şimdiki Hacıköyü bu zâtın çiftliği olduğundan orayı câmi’ ve mekteb binâsıyla şenletdi. Oraya Artukâbâd dendi. Muahharan burası rağbet görüp kasaba hâlini aldığından Artukâbâd bir mahalle oldu. Mahdûmu Mevlânâ Mecdeddîn Müsâfir Çelebi 807 sâlinde pek ma’ruf idi. Bunun oğulları Pîr Ali, Hasan çelebiler kudâtdandır. Pîr Ali Çelebizâde Müsâfir, Hasan ve Hasan Çelebizâde el-Hâc Mahmed çelebiler de ma’rufdur. Bunun mahdûmu el-Hâc Ahmed Çelebi’ye Hacı Nâzır Çelebi dendi. Hacıköyü, bunun unvanıyla meşhûr oldu. [16]

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Gümüşlü'dendir. Amasya âlimlerinden Mevlânâ Fahreddîn İlyâs ibn-i Aksarayî'den ve Şerefeddîn Mehmed bin Vecih Erzincânî'den ilim öğrenerek Amasya'da ders-i âm ve Halfet Medresesi müderrisi oldu. Bilgisi ve fazileti onu Amasya'nın büyük emiri, fâzıl ve ünlü Hacı Şadgeldi Padişah'a yaklaştırdı ve onun oğlu Emîr Fahreddîn Ahmed Paşa Çelebi'ye hoca yaptı.

Adı geçen emirin ilim meclislerinde bulunan büyük âlimlerden olup büyük emir Ahmed Paşa'nın kazaskeri, sonra şeyhülislâmı oldu. Üç yıl kadar Amasya müftüsü olup 791 [1389] yılı başlarında öldü. Cemâleddîn Mehmed Aksarâyî'nin çağdaşlarından, fâzıl, araştırmacı, kâmil bir zattı. Soyuna "Artukoğulları" dendi.

Şimdiki Hacıköy bu zatın çiftliği olduğundan orayı cami ve mektep binalarıyla şenlendirdi. Oraya Artukâbâd dendi. Sonradan burası rağbet görüp kasaba hâline geldiğinden Artukâbâd bir mahalle oldu. Oğlu Mevlânâ Mecdeddîn Müsâfir Çelebi 807'de [1404-05] çok tanınmıştı. Bunun oğulları Pîr Ali ve Hasan Çelebiler kadılardandır. Pîr Ali Çelebizâde Müsâfir, Hasan ve Hasan Çelebizâde el-Hâc Mahmed Çelebiler de tanınmıştır. Bunun oğlu el-Hâc Ahmed Çelebi'ye Hacı Nâzır Çelebi dendi. Hacıköy bunun unvanıyla meşhur oldu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ders-i âm: ders okutma yetkisi almış âlim
  • müderris: medrese hocası
  • takrîb etmek: yaklaştırmak
  • mu'allim: öğretmen, hoca
  • kazasker: orduya bağlı yüksek kadı
  • şeyhülislâm: dinî işlerin başı
  • sudûr-ı ulemâ: âlimlerin ileri gelenleri
  • muhakkik: araştırıcı, inceleyerek bilgi veren
  • kâmil: olgun
  • kudât: kadılar
  • nâzır: görevli, işi gözeten

Hacıköy'ün Adı

Bugünkü Gümüşhacıköy ilçesinin adı bu madde ile ilgilidir. İlçenin tarihçesinde anlatıldığına göre Artuk Bey, 1378'e kadar burayı bayındır tutmuş ve cami ile mektep gibi yapılar yaptırdığı için yer "Artukâbâd" adını almıştır. Daha sonra Hacı Mehmed Çelebi'nin oğlu, 1491'den itibaren gümüş madeni nazırı olarak uzun süre burada oturmuş ve burası onun adıyla "Hacı Nâzır Köyü" diye anılmıştır. Ad halk ağzında bir süre "Hacı Nâdir" biçimine dönmüş, sonra sadeleşerek "Hacıköy" olmuştur. Artukâbâd ise bir mahalle adı olarak kalmıştır.

Bu anlatım Hüsameddin'in verdiği bilgiyle büyük ölçüde örtüşür. Ayrım, tarihlerde ve adlarda ortaya çıkar. Hüsameddin Artuk Çelebi'nin ölümünü 791 [1389] verirken ilçe tarihçesi 1378'e kadar bayındırlıktan söz eder. Hacı Nâzır'ı ise Hüsameddin el-Hâc Ahmed Çelebi bin Mahmed olarak tanıtır, ilçe tarihçesi "Hacı Mehmed Çelebi'nin oğlu" der. İki anlatım aynı kişiyi kastediyor olabilir; adlardaki fark bir yazım ya da aktarma farkı olabilir, kesin bir şey söylenemiyor.

Gümüşhacıköy'ün gümüş madeni ile ünü, adın ikinci kısmını oluşturur. Osmanlı döneminde "Maden-i Sim" adıyla anılmış, "Gümüşhacıköy" adı kaza olarak ilk kez 1885 tarihli devlet salnamesinde görülmüştür. Tarihçe, "Artukabad Kazası" diye anılan ayrı bir yerin de bulunduğunu belirtir; bu bugünkü Tokat'ın Artova ilçesidir ve Hacıköy'deki Artukâbâd ile karıştırılmamalıdır.

Fahreddîn İlyâs Aksarayî ve Şerefeddîn Mehmed Erzincânî'ye dair başka bir kayda rastlanmadı.

Kaynakça

6. Cilt içindekiler