Amasyalıdır. Emîr-i kebîr Devâtdâr Ahmed Paşa Çelebi devrinde Amasya kazaskeri olan Mevlânâ Celâleddîn Yûsuf Çelebi bin [464] Ahî Hüsameddîn Hüseyin bin Mevlânâ umdetü’r-râsihîn Şemseddîn Ebu’l-Hüseyin Ahmed bin İdrîs bin İsmâîl en-Niğdevî mahdûmudur.
Ceddi Mevlânâ Hüsameddîn Hüseyin en-Niğdevî meşâhîr-i ulemâdan olup Amasya’da iştihâr etmişdi. Üçler Mezarlığı’nda medfûndur. Bunun pederi Mevlânâ Şemseddîn Ebu’l-Hüseyin Ahmed en-Nahcivânî ekâbir-i ulemâdan olup Niğde’de yerleşmişti. Orada medfûndur.
Pederi Amasya’da Niğdelioğlu demekle meşhûr olup Üçler Mezarlığı’nda medfûndur. Amasya’da Mevlânâ İzzeddîn Mehmed ve Mevlânâ Saîdeddîn Mevhûb Çelebiler’den tahsîl-i ulûm edib ders-i âm ve Atabeg Gâzi müderrisi iken 792’de Edirne’ye gitdi.
Orada tedrîs-i ulûma muvâzabet ederek hüsn-i ahlâkı ilm ü fazlı Yıldırım Sultân Bâyezîd Hân’ın nazar-ı dikkatini celbeylediğinden Üç Şerefeli Medresesi müderrisliğini verdi. Şehzâdesi Çelebi Sultân Mehmed Hân’a mu’allim nasbetdi. Edirne’de ikâmet etdiği mevki’e Sofu Mahallesi dendi. [465]
801 senesi evâhirinde Çelebi Sultân Mehmed Hân ile Amasya’ya gelip müşâvîr-i hâssı oldu. 804’de Topal Timur’un harbinde beraber bulundu. 805’de Çelebi Sultân Mehmed’in Bolu’dan Amasya’ya da’vet edilmesinde ve Amasya’ya gelmesinde bâ’is-i müstakîl olarak Sultân-ı müşârün-ileyhin fevkalâde muhabbet ve i’timâdını kazandı.
Amasya’ya geldikten sonra Topal Timur Hân’ın nezdine Çelebi Sultân Mehmed tarafından sefîr olarak gidip geldikde Amasya’da Şeyhülislâm ve müsteşâr-ı saltanât oldu. Dokuz yıl kadar mevki-i ikbâlinde mekîn olup 814 senesi zilka’desinde dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Üçler’de medfûndur.
Âlim, fâzıl, fakîh, kâmil, müdebbir, âkil, gâyet müteşerri’ bir sûfî-i âmil idi. Üçler Mahallesi’nde bir hâne derûnunda amcası Niğdelizâde Mevlânâ Feyzullâh Çelebi yanında medfûndur. Diğer amcası Ya’kûb Çelebi de yanlarındadır.
Mahdûmları Şerefeddîn Hamza, Salâhaddîn Mûsâ, Hüsâmeddîn Hüseyin, Bedreddîn Mahmûd Çelebilerdir. Bunlara ve [466] bunların ikâmet etdikleri mahalle Sofuzâde dendi. Hamza Çelebizâde Yûsuf Çelebi, Nişâncı Salâhaddîn Mûsâ Çelebizâde Bâyezîd Çelebi, Mahmûd Çelebizâde Ahmed, Hüseyin Çelebiler ma’rûftur. Hüseyin Çelebizâde Nişâncı Mehmed Paşa ve Abdî Ağa bin Hüseyin Çelebizâde diğer Mehmed Paşalar da meşhûrdur.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Büyük emir Devâtdâr Ahmed Paşa Çelebi zamanında Amasya kazaskeri olan Mevlânâ Celâleddîn Yûsuf Çelebi'nin oğludur. Yûsuf Çelebi, Ahî Hüsâmeddîn Hüseyin'in oğludur; Hüseyin de ilimde derinleşenlerin dayanağı Mevlânâ Şemseddîn Ebu'l-Hüseyin Ahmed'in oğludur; Ahmed ise İdrîs oğlu İsmâîl en-Niğdevî'nin oğludur.
Dedesi Mevlânâ Hüsâmeddîn Hüseyin en-Niğdevî ünlü âlimlerden olup Amasya'da ün kazanmıştı. Üçler Mezarlığı'nda gömülüdür. Bunun babası Mevlânâ Şemseddîn Ebu'l-Hüseyin Ahmed en-Nahcivânî büyük âlimlerden olup Niğde'ye yerleşmişti. Orada gömülüdür.
Babası Amasya'da Niğdelioğlu denmekle ünlü olup Üçler Mezarlığı'nda gömülüdür. Amasya'da Mevlânâ İzzeddîn Mehmed ve Mevlânâ Saîdeddîn Mevhûb Çelebiler'den ilim öğrenip herkese açık ders veren ve Atabeg Gâzi müderrisi iken 792'de [1390] Edirne'ye gitti.
Orada ilim öğretmeyi sürdürürken güzel ahlâkı, ilmi ve fazileti Yıldırım Sultan Bâyezîd Han'ın dikkatini çektiğinden ona Üç Şerefeli Medresesi müderrisliğini verdi. Şehzadesi Çelebi Sultan Mehmed Han'a hoca atadı. Edirne'de oturduğu yere Sofu Mahallesi denildi.
801 yılının sonlarında [1399] Çelebi Sultan Mehmed Han ile Amasya'ya gelip onun özel danışmanı oldu. 804'te [1402] Topal Timur'la yapılan savaşta birlikte bulundu. 805'te [1402-03] Çelebi Sultan Mehmed'in Bolu'dan Amasya'ya çağrılmasında ve Amasya'ya gelmesinde tek başına etkili olarak sultanın olağanüstü sevgisini ve güvenini kazandı.
Amasya'ya geldikten sonra Çelebi Sultan Mehmed tarafından Topal Timur Han'ın yanına elçi olarak gidip geldiğinde Amasya'da şeyhülislâm ve saltanat müşaviri oldu. Dokuz yıl kadar bu itibarlı makamda kalıp 814 yılı Zilkadesinde [1411-12] öldü. Üçler'de gömülüdür.
Âlim, fazilet sahibi, fakih, kâmil, tedbirli, akıllı, son derece şeriata bağlı, amel eden bir sûfî idi. Üçler Mahallesi'nde bir evin içinde, amcası Niğdelizâde Mevlânâ Feyzullâh Çelebi'nin yanında gömülüdür. Öbür amcası Ya'kûb Çelebi de onların yanındadır.
Oğulları Şerefeddîn Hamza, Salâhaddîn Mûsâ, Hüsâmeddîn Hüseyin, Bedreddîn Mahmûd Çelebilerdir. Bunlara ve bunların oturduğu mahalleye Sofuzâde denildi. Hamza Çelebi oğlu Yûsuf Çelebi, nişancı Salâhaddîn Mûsâ Çelebi oğlu Bâyezîd Çelebi, Mahmûd Çelebi oğlu Ahmed ve Hüseyin Çelebiler tanınmıştır. Hüseyin Çelebi oğlu nişancı Mehmed Paşa ile Hüseyin Çelebi'nin oğlu Abdî Ağa ve öteki Mehmed Paşalar da ünlüdür.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- kazasker: ordu kadısı, ilmiye sınıfının en üst yargı görevlilerinden biri
- emîr-i kebîr: büyük emir, bölgenin başındaki yönetici
- mahdûm: oğul
- umdetü'r-râsihîn: ilimde derinleşenlerin dayanağı (bir övgü unvanı)
- ceddi: dedesi
- meşâhîr-i ulemâ: ünlü âlimler
- medfûn: gömülü
- ders-i âm: herkese açık ders veren, genel ders görevlisi
- müderris: medresede ders veren hoca
- tedrîs: ders verme
- mu'allim: hoca, öğretmen
- müşâvîr-i hâss: özel danışman
- sefîr: elçi
- müsteşâr-ı saltanat: saltanatın danışmanı
- dâr-ı bekâya irtihâl: ölme
- müteşerri': şeriata bağlı
- sûfî-i âmil: öğrendiğiyle amel eden mutasavvıf
- nişancı: padişah fermanlarına tuğra çeken, divanın yazı işleri âmiri
Çelebi Mehmed'in Hocası Sofu Bâyezîd
Çelebi Mehmed'in eğitimini anlatan kimi kaynaklarda, ona Arapça ve kıraat ilmini İbnü'l-Cezerî'nin oğlu Ahmed'in, öteki akli ve nakli ilimleri ise "Sofu Bâyezîd adıyla tanınan İmâmüddîn Ali Çelebi"nin öğrettiği yazılıdır. Aynı kaynaklara göre bu hoca Amasya'da da Mehmed Çelebi'nin yanından ayrılmamış, Amasya'daki en büyük yardımcılar arasında anılmış; Çelebi'nin ulema ile ilişkisi de onun aracılığıyla sürmüştür. Yardımcılar arasında Yahşî Beyzâde Bâyezîd Paşa da sayılır. Hüsameddin'in başlıkta verdiği ad "Sofu İmâdüddîn"dir; öteki kaynakta "İmâmüddîn Ali Çelebi" yazıldığından iki ad arasında bir ayrım var görünür. Bunun yazım farkından mı, ayrı adlardan mı doğduğu doğrulanamadı. Sofu lakabının ve Çelebi Mehmed'in hocası olmasının iki anlatıda da bulunması, aynı kişiden söz edildiğini düşündürür (çıkarım).
Metindeki Zamirlerin Belirsizliği
Maddenin birinci cümlesi Bâyezîd Çelebi'yi kazasker Yûsuf Çelebi'nin oğlu olarak tanıtır. Sonraki cümlelerde ise "babası" Amasya'da okumuş, Edirne'ye gitmiş, Yıldırım Bâyezîd'in dikkatini çekmiş ve Çelebi Mehmed'e hoca olmuştur; ardından özneyi belirtmeyen cümlelerle Amasya'ya dönüş, danışmanlık ve ölüm anlatılır. Metne göre Edirne'ye giden ve Sofu Mahallesi'ne adını veren kişi, doğrudan Bâyezîd Çelebi'nin babası Yûsuf Çelebi'dir; fakat başlık ve "Sofuzâde" adının Bâyezîd Çelebi'nin soyuna verilmesi öznenin Bâyezîd Çelebi olduğunu düşündürür. Bu belirsizlik metnin kendisinden gelir ve çözülemedi; Çelebi Mehmed'in hocası olan kişinin baba mı oğul mu olduğu doğrulanamadı.
Üç Şerefeli Medresesi Sorunu
Hüsameddin, 792 [1390] yılında Edirne'ye gidenin Yıldırım Bayezid tarafından Üç Şerefeli Medresesi müderrisliğine getirildiğini yazar. Edirne'deki Üç Şerefeli Camii ise II. Murad tarafından 841-851 [1437-1447] yılları arasında yaptırılmıştır. Cami ve medrese Yıldırım döneminde henüz yoktu. Bu nedenle metindeki adın, Edirne'de o dönemde var olan başka bir medreseyi anlatması ya da sonraki dönemin adının geriye aktarılması gerekir; hangisinin doğru olduğu doğrulanamadı. Edirne'de Sofu Mahallesi adının varlığı da incelenen kaynaklarda doğrulanamadı.
Amasya'da Çelebi Mehmed
Çelebi Mehmed, Haziran 1399'da [801 Şevval] Amasya, Tokat, Sivas ve Ankara'yı içine alan Rum vilayetine vali olarak gönderilmiştir. 1402-1413 arasında Tokat ve Amasya çevresine hâkim olmuş; buradaki üstünlüğünü ulema ve şehir eşrafının desteğiyle kurmuştur. 806'da [1403-04] kardeşi Süleyman Çelebi karşısında Bursa ve Ankara'yı yitirince Tokat-Amasya üssüne çekilmek zorunda kalmıştır. Hüsameddin'in "805'te Bolu'dan davet" ayrıntısı bu genel çerçeveyle uyuşmakla birlikte ayrıca doğrulanamadı. Metindeki "Şeyhülislâm" sıfatının o yıllarda Amasya'daki bir makama karşılık gelip gelmediği de doğrulanamadı.
Niğdelioğlu ve Atabeg Medresesi
Ailenin Niğde'den geldiği, "Niğdelioğlu" ve "Niğdelizâde" adlarıyla anılmasından anlaşılır (çıkarım); Amasya'da ün kazanan dede Hüsâmeddîn Hüseyin ile Üçler'de gömülü yakınlar, ailenin Amasya'ya yerleşmesini gösterir. Metindeki "Atabeg Gâzi müderrisi" ifadesi, Amasya'da 1322-1327 arasında vali olarak görev yapan Nâsıreddîn Ahmed Atabey'in yaptırdığı Atabey Medresesi'ne işaret ediyor olabilir; bu bir çıkarımdır. Üçler Mezarlığı ve Üçler Mahallesi hakkında incelenen kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 402–403. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Halil İnalcık, "Mehmed I", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2003, https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-i
- M. Tayyib Gökbilgin, Semavi Eyice, "Edirne", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1994, https://islamansiklopedisi.org.tr/edirne
- "Atabeyzadelerin Amasya'nın Siyasi ve Sosyal Tarihindeki Yeri ve Önemi", MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/mjss/article/485672
Kitaplar