Amasyalıdır. Meşâhîr-i ümerâ-yı Osmâniyye’den Yahşî Bey bin el-Hâc Îsâ Bey bin Süleyman Bey bin Sunkur Bey’in mahdûmudur. Pederinin adı kendi vakfiyesinde ve ceddînin adı Gülçimen vakfiyesinde ve diğer ecdâdı Altunbaş Gâzi Çelebi vakfiyesinde mestûrdur.
Vâlidesi Safâ Paşa Hâtun binti Amasya emîr-i kebîri Beylerbeyi Hacı Şâdgeldi olduğu vakfiyesinden müstebân olup Amasya’da doğdu. Amasya emîri Mustafa Bey bin Beylerbeyi Hacı Şâdgeldi Paşa’nın dâmâdı ve Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın ma’iyyet-i ümerâsından oldu.
804’de Topal Timur muhârebesinde Çelebi Sultân Mehmed’in [467] ma’iyyetinde fedâkârâne çalışdı. Ba’de’l-muhârebe beraberce Bolu’ya gidip 805’de Çelebi Sultân Mehmed Hân’ı kemâl-i selâmetle Amasya’ya getirdi. Bundan sonra Türklük vahdetine birinci sâ’ik olan Çelebi Sultân’ın istiklâl-i saltanâtı uğrunda unutulmaz hizmetler etdi.
Amasya hükûmetinden ayrılmak isteyen Sivas’ı muhâsara ederek cebren itâ’at etdirdi. Çelebi Sultân Mehmed’e kuvvetü’z-zahr olarak her muhârebesinde beraber bulundu. Sâdıkâne ve fedâkârâne mesâisi sâyesinde Çelebi Sultân Mehmed Hân 816’da müstakillen Osmanlı pâdişâhı olarak Edirne’de taht-ı saltanâta cülûs etdi.
Bunun için 816’da vezâretle Rûmeli Beylerbeyi olup 820 senesi muharreminde sadrâzam el-Hâc Halîl Paşa’nın vefâtında yerine sadrâzam oldu. Dört yıl kadar Çelebi Sultân Mehmed’e vezâret edib 824’de Sultân Murâd-ı Sânî cülûsunda makâmını muhâfaza etdi.
Ancak vezîr-i sânî olan Çandârlızâde İbrâhim Paşa’nın istirkâbı yüzünden dâ’iye-i saltanâtla kıyâm eden Şehzâde Sultân Mustafa üzerine serdâr ta’yîn edildi. Şehzâde [468] müşârün-ileyh ile yaptığı muhârebede ma’iyyetinin bir kısmı Şehzâde Mustafa tarafına geçtiğinden esîr oldu.
Yıldırım Sultân Bâyezîd’ın şehzâdesi olan bu Sultân Mustafa kendisini ibtidâ vezîr-i a’zam nasbetdiyse de Sultân Murâd-ı Sânî’ye sadâkatini ve kendinin aleyhinde tertibâtını hissetmekle 825 senesi zilhiccesinde Edirne civârında Sazlıdere nâm mevki’de şehîd etdi.
Gâyet şecî’, sâdık, müdebbir, kâmil bir kumândân idi. Amasya’da gâyet mükellef bir câmii ve imâret-hânesi ve câmii derûnunda hucurâtı şâmil medresesi vardır. Bâyezîd Paşa Mahallesi bunun nâmıyla meşhûrdur. Kezâlik Bursa’da câmii, medresesi ve imâreti vardır. Amasya’ya ait vakfiyesi, câmiinin kubbesi aşağısında kuşakvârî mahkûkdur.
Mahdûmları Mehmed, Îsâ, Hamza Beylerdir. Kerîmeleri Hatice, Fatıma, Ayşe Hânımlardır. Dâmâdları da Hacı Şâdgeldi Paşazâde İkinci Şâdgeldi Bey bin Ahmed Paşa ile hemşîrezâdeleri Dâvûd, Sinan Paşalardır. Hatîce Hânım’dan hafîdi Mehmed Bey bin Şâdgeldi Bey’dir. [469]
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Osmanlı emirlerinin ünlülerinden Yahşî Bey'in oğludur; Yahşî Bey, Hacı Îsâ Bey'in oğlu, Süleyman Bey'in oğlu, Sunkur Bey'in oğludur. Babasının adı kendi vakfiyesinde, dedesinin adı Gülçimen vakfiyesinde, öteki ataları ise Altunbaş Gâzi Çelebi vakfiyesinde yazılıdır.
Annesi Safâ Paşa Hatun'dur; Amasya'nın büyük emiri Beylerbeyi Hacı Şâdgeldi'nin kızı olduğu kendi vakfiyesinden anlaşılmaktadır. Amasya'da doğdu. Beylerbeyi Hacı Şâdgeldi Paşa'nın oğlu, Amasya emiri Mustafa Bey'in damadı ve Çelebi Sultan Mehmed Han'ın maiyetindeki emirlerden oldu.
804'te [1402] Topal Timur savaşında Çelebi Sultan Mehmed'in maiyetinde fedakârca çalıştı. Savaştan sonra birlikte Bolu'ya gidip 805'te [1402-03] Çelebi Sultan Mehmed Han'ı tam bir esenlikle Amasya'ya getirdi. Bundan sonra Türk birliğine ilk öncülük eden Çelebi Sultan'ın bağımsız saltanatı uğrunda unutulmaz hizmetler etti.
Amasya hükûmetinden ayrılmak isteyen Sivas'ı kuşatarak zorla itaat ettirdi. Çelebi Sultan Mehmed'in dayanağı olarak her savaşında yanında bulundu. Sadık ve fedakâr çabaları sayesinde Çelebi Sultan Mehmed Han 816'da [1413] bağımsız Osmanlı padişahı olarak Edirne'de tahta çıktı.
Bunun için 816'da vezirlikle Rumeli Beylerbeyi oldu; 820 yılı Muharreminde sadrazam Hacı Halîl Paşa'nın ölümü üzerine yerine sadrazam oldu. Dört yıl kadar Çelebi Sultan Mehmed'e vezirlik edip 824'te [1421] II. Sultan Murâd'ın tahta çıkışında makamını korudu.
Ancak ikinci vezir Çandarlızâde İbrâhim Paşa'nın yönlendirmesi yüzünden saltanat davasıyla ayaklanan Şehzâde Sultan Mustafa üzerine serdar atandı. Adı geçen şehzâdeyle yaptığı savaşta maiyetinin bir kısmı Şehzâde Mustafa tarafına geçtiğinden esir oldu.
Yıldırım Sultan Bâyezîd'in oğlu olan bu Sultan Mustafa, onu önce sadrazam atadıysa da II. Sultan Murâd'a bağlılığını ve kendisi aleyhine hazırlıklarını sezince 825 yılı Zilhiccesinde [1422] Edirne yakınında Sazlıdere denen yerde şehit etti.
Son derece cesur, sadık, tedbirli, kâmil bir komutandı. Amasya'da çok görkemli bir camisi ve imarethanesi, caminin içinde odaları kapsayan bir medresesi vardır. Bâyezîd Paşa Mahallesi onun adıyla ünlüdür. Aynı şekilde Bursa'da camisi, medresesi ve imareti vardır. Amasya'ya ait vakfiyesi caminin kubbesi altında kuşak biçiminde taşa oyulmuştur.
Oğulları Mehmed, Îsâ, Hamza Beylerdir. Kızları Hatice, Fatıma, Ayşe Hanımlardır. Damatları, Hacı Şâdgeldi Paşazâde, Ahmed Paşa oğlu İkinci Şâdgeldi Bey ile kız kardeşinin oğulları Dâvûd ve Sinan Paşalardır. Hatice Hanım'dan torunu, Şâdgeldi Bey'in oğlu Mehmed Bey'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- meşâhîr-i ümerâ-yı Osmâniyye: Osmanlı emirlerinin ünlüleri
- mahdûm: oğul
- vakfiye: vakıf senedi, bir vakfın kuruluşunu ve mallarını yazan belge
- mestûr: yazılı, kayıtlı
- müstebân: anlaşılan, açığa çıkan
- emîr-i kebîr: büyük emir
- dâmâd: damat
- ma'iyyet: maiyet, yanındakiler
- Topal Timur: Timur'un Osmanlı kaynaklarındaki lakabı
- serdâr: ordu komutanı
- istirkâb: metindeki anlamı kesin değil; bağlamdan, Çandarlızâde İbrâhim Paşa'nın onu bu göreve yönlendirmesi olarak anlaşılıyor
- kuşakvârî mahkûk: kuşak biçiminde oyulmuş, taşa kazınmış
- hucurât: odalar, hücreler
- hemşîrezâde: kız kardeşin oğlu
- hafîd: torun
Bâyezîd Paşa'nın Hayatı
Babasının adı Yahşî'dir. Amasya'da doğduğu için kaynaklarda Amasyalı diye geçer; ancak Arnavut asıllı olması da muhtemel görülür. Sarayda yetişmiş, Yıldırım Bayezid zamanında bazı askerî görevlere getirilmiş, Çelebi Mehmed'in Amasya'daki sancak beyliği sırasında onun yakın maiyeti arasında yer almıştır. Fetret devrinde de bu şehzadeye bağlı kalmıştır. 1413'te Çelebi Mehmed'in ülkede asayişi ve birliği sağlamasından sonra vezîriâzamlığa ve Rumeli beylerbeyiliğine atanmış, aynı yıl Musa Çelebi'nin öldürülmesinde rol oynamıştır. Ertesi yıl Karamanoğlu Mehmed Bey'e ağır şartlı bir antlaşma imzalatmış, 1420'de Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal çevresinde toplanan âsileri, sonra da Şeyh Bedreddin'i bastırmıştır. Çelebi Mehmed'in ölümünü, vasiyeti üzerine oğlu Murad gelinceye kadar kırk gün gizlemiş, böylece çıkabilecek bir karışıklığı önlemiştir.
Hüsameddin ile Ayrılan Noktalar
Soy konusunda Hüsameddin onu Sunkur Bey soyundan getirir; yukarıdaki ansiklopedi maddesi ise Arnavut asıllı olma ihtimalini de belirtir. Sadrazamlığın başlangıcını Hüsameddin 820 Muharrem [1417] diye verir, ansiklopedi maddesi 1413'e koyar. Ölüm yılı Hüsameddin'de 825 Zilhicce [1422], ansiklopedi maddesinde 1421'dir. Rakip şehzade Hüsameddin'de "Yıldırım Bâyezîd'in oğlu Sultan Mustafa"dır; ansiklopedi maddesi aynı kişiyi "Düzmece" lakabıyla anar. Savaş ayrıntıları iki anlatıda yakındır: yaşlı vezir, Edirne yakınındaki Sazlıdere'de Mustafa'nın kuvvetleriyle karşılaşmış, askerlerinin büyük kısmı karşı tarafa geçince teslim olmuş, ertesi gün öldürülmüştür; ansiklopedi maddesi, Çandarlı İbrahim Paşa ve Hacı İvaz Paşa gibi Türk asıllı vezirlerin kıskançlığı yüzünden onun biraz da kasıtlı olarak Rumeli'ye gönderildiğini ekler. Bu, Hüsameddin'deki "istirkâb" sözüyle uyuşmaktadır (çıkarım). Mezarı Sazlıdere'dedir.
Sivas Seferi
Hüsameddin'in "Amasya hükûmetinden ayrılmak isteyen Sivas'ı kuşatarak zorla itaat ettirdi" dediği olay başka kaynaklarda da yer alır. Timur'un 1400'deki işgalinden sonra Sivas Mezid Bey'in yönetiminde kalmış; Amasya'da bulunan Çelebi Mehmed, komutanlarından Bayezid Paşa'yı Sivas'ı almaya göndermiştir. Şiddetli bir direnişten sonra şehir 810'da [1407-08] ele geçirilmiştir. Hüsameddin olayın tarihini vermez.
Amasya'daki Eserleri
Yeşilırmak kıyısındaki cami, kapısı üzerindeki Arapça kitabeye göre 817 Muharreminde [Nisan 1414] Bayezid Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vakfiyenin bir özeti, son cemaat yeri kemerlerindeki kuşak yazılarda taşa işlenmiştir; Hüsameddin'in "kuşak biçiminde oyulmuş" dediği yazı budur. Kuşköprüsü yakınındaki bir kayanın üzerine de sekiz satır hâlinde bir vakfiye özeti kazınmış, bu vakfiyenin tarihi 820 Zilhiccesi [Ocak 1418] diye okunmuştur. Başvekâlet Arşivi'nde 11 Zilhicce 820 [19 Ocak 1418] tarihli, başı eksik bir vakfiyesi ve ekleri (821 [1418] ve 823 [1420]) bulunur. Bu belgelerde yalnız Celâleddin unvanı geçer.
Camide birkaç usta imzası vardır: mimar olarak Bayezid Paşa'nın memluklerinden Yakub b. Abdullah (822 [1419] tarihli levha), "el-muallim" lakaplı Zeynüddin b. Zekeriyya, Şamlı Ebu Bekir b. Muhammed (İbn Müşeymiş ed-Dımaşkî diye bilinir) ve Fuka Togan. Şam kökenli Ebu Bekir'in adının Merzifon'daki Çelebi Sultan Mehmed Medresesi'nin aynı yıla (1414) ait kitabesinde de geçmesi, Mustafa Çağhan Keskin'e göre bu mimar ailesinin bölgede çalıştığını gösterir. Başka hiçbir erken Osmanlı yapısında bu kadar çok usta imzasına rastlanmaz. E. Hakkı Ayverdi, 822 [1419] tarihli levhanın 818'de [1415] olan depremden sonraki bir onarıma işaret etmiş olabileceğini belirtir; bu tahmindir.
Yapı, erken Osmanlı mimarisinde yaygın olan tabhaneli (zaviyeli) camilerin güzel örneklerindendir. İki yandaki kubbeli odalar ocaklı, raflı tabhane odalarıdır; Hüsameddin'in "caminin içindeki medrese odaları" dediği bölüm büyük olasılıkla bu odalardır (çıkarım). Avlu duvarı ve imaret bugün yoktur. Evliya Çelebi 1646 dolaylarında camiyi "bağ-ı İrem-misal" diye anar. 1887-88'de Mazhar adlı bir hayır sahibi önemli bir onarım yaptırmış, cami 2006'da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. Yapı Künç Köprüsü'nün karşısında, Yeşilırmak'ın doğu yakasında, Bayezid Paşa Mahallesi'nde yer alır; mahallenin adı Hüsameddin'in dediği gibi bugün de onun adını taşır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 403–403. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Aydın Taneri, "Bayezid Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1992, c. 5, s. 242-243, https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-pasa
- Semavi Eyice, "Bayezid Paşa Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1992, c. 5, https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-pasa-camii
- Ömer Demirel, N. Burhan Bilget, "Sivas", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2009, https://islamansiklopedisi.org.tr/sivas
Resmî kaynaklar
Kitaplar