Lâdiklidir. Orada medfûn sâhibü’l-hâl Ahmed-i Kebîr er-Rifâ’î evlâd-ı kirâmından es-Seyyid Yûsuf Çelebizâde es-Seyyid Rüstem [265] Ağa’nın mahdûmu ve Çuhadâr şehriyârı es-Seyyid Yusûf Paşa’nın birâderidir. Amasya’da tahsîl-i ulûm edib 1043’de sadr-ı Rumeli Amasyalı Hocazâde Abdullah Efendi’den mülâzım ve ba’dehû müderris oldu.
Bir müddet Lâdik kadısı, ba’dehû Amasya’ya gelip müderrislikle devr-i medâris ederek 1070’te Kameriyye-i Tokat müderrisi ve buradan Tokat nâibi, 1079’da Çorum, 1082’de Çankırı kadısı, 1084’de Amasya’da Hüseyniyye müderrisliği ile mütekâ’id olduğu hâlde vefât etdi. Ulemâ-yı mevâliden, afîf bir zât-ı sütûde simât idi.
Günümüz Türkçesiyle
Lâdiklidir. Orada gömülü bulunan, manevî hâl sahibi Ahmed-i Kebîr er-Rifâî'nin muhterem soyundan Seyyid Yûsuf Çelebizâde Seyyid Rüstem Ağa'nın oğlu ve padişahın çuhadarı Seyyid Yûsuf Paşa'nın kardeşidir. Amasya'da ilim tahsil ederek 1043 [1633-34] yılında Rumeli kazaskeri Amasyalı Hocazâde Abdullah Efendi'den mülâzım (kadılık ve müderrislik için sıra bekleyen aday) oldu, ardından müderris oldu.
Bir süre Lâdik kadısı, sonra Amasya'ya gelerek medreseleri sırayla dolaşıp müderrislik etti. 1070 [1659-60] yılında Tokat'taki Kameriyye Medresesi müderrisi, buradan Tokat nâibi (kadı vekili), 1079'da [1668-69] Çorum, 1082'de [1671-72] Çankırı kadısı oldu; 1084'te [1673-74] Amasya'da Hüseyniyye müderrisliği ile emekliye ayrılmış olarak vefat etti. Mevâlî (büyük kadılık derecesine ermiş) âlimlerinden, iffetli, övülmeye değer huylara sahip bir zattı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- medfûn: gömülü
- sâhibü'l-hâl: manevî hâl ve keramet sahibi
- evlâd-ı kirâm: muhterem soy, torunlar
- çuhadâr-ı şehriyârî: padişahın elbisesine bakan, yanında hizmet eden saray ağası
- sadr-ı Rumeli: Rumeli kazaskeri
- mülâzım: bir büyük âlimden icazet alıp ilmiye mesleğinde sıra bekleyen aday
- devr-i medâris: medreseleri derece derece dolaşarak yükselmek
- nâib: kadı vekili
- mütekâ'id: emekli
- ulemâ-yı mevâlî: büyük kadılıklara (mevleviyet) ermiş âlimler
- afîf: iffetli, temiz; sütûde-simât: övülmüş huylara sahip
Lâdik ve Seyyid Ahmed-i Kebîr
Hüsameddin, Ebûbekir Efendi'nin ailesini Lâdik'te gömülü olduğu kabul edilen Ahmed-i Kebîr er-Rifâî'nin soyuna bağlar. Bu ifade Lâdik'teki köklü bir inanışı yansıtır. Lâdik'te mezarlık içinde, kesme taş ve tuğladan yapılmış, kare planlı, içinde yedi sanduka bulunan bir türbe Seyyid Ahmed-i Kebîr Türbesi olarak bilinir; mimari özellikleri bakımından Beylikler devrine ait sayılır. Kasabada bu zata duyulan saygı yüzünden bugün de pek çok kişinin Seyyid Ahmed adını taşıdığı yerel kayıtlarda belirtilir.
Ne var ki Rifâiyye tarikatının kurucusu Seyyid Ahmed er-Rifâî, Mustafa Tahralı'nın ansiklopedi maddesine göre 22 Cemâziyelevvel 578'de (23 Eylül 1182) vefat etmiş ve Irak'ta Vâsıt yakınlarında gömülmüştür. Bu yüzden Lâdik'teki türbede yatan zatın tarikat kurucusunun kendisi değil, onun torunlarından, halifelerinden ya da Anadolu'daki takipçilerinden biri olduğu düşünülür. Sadi Bayram, Lâdik'teki zatın Anadolu'da "Küçek Ahmed" diye de anılan, XIII-XIV. yüzyılda yaşamış bir Rifâî büyüğü olabileceğini ileri sürer ve onun soyundan geldiği söylenen ailelerin Amasya, Merzifon ve Suluova çevresinde yayıldığını gösteren vakıf kayıtlarını aktarır. Hüsameddin'in kullandığı "sâhibü'l-hâl" sıfatı, Bayram'ın aktardığı XIX. yüzyıl başına ait Amasyalı bir müellifin Arapça kaydında da aynı şekilde geçer. Ebûbekir Efendi'nin ailesinin "Seyyid" unvanını taşıması bu soy iddiasıyla ilgilidir.
Hocazâde Abdullah Efendi'nin Mülâzımı
Ebûbekir Efendi'nin 1043'te mülâzım olduğu Hocazâde Abdullah Efendi, Şeyhî Mehmed Efendi'nin Vekâyi'u'l-Fuzalâ'sında ayrıntılı biyografisi bulunan bir devlet âlimidir. Sultan II. Osman'ın hocası Hoca Ömer Efendi'nin oğlu olan Abdullah Efendi 992 [1584] yılında doğmuş, Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerinde bulunmuş, 1042 zilhiccesinde [Haziran 1633] Rumeli kazaskeri olmuştur. 1044'te IV. Murad ile Revan seferine katılmış, dönüşte kendi isteğiyle Mısır kadılığına atanmış ve 1045 zilkadesinde [Nisan 1636] orada vefat etmiştir. Hüsameddin'in verdiği 1043 tarihi, Abdullah Efendi'nin Rumeli kazaskerliği yıllarına düşer ve "sadr-ı Rumeli" unvanıyla anılması bu bakımdan Şeyhî'nin kayıtlarıyla uyumludur. Şeyhî'nin eserinde başka birçok âlimin de mesleğe Hocazâde Abdullah Efendi'nin mülâzımı olarak girdiği görülür. Hüsameddin onu "Amasyalı" diye anar; okunan kaynakta Abdullah Efendi'nin memleketi belirtilmemiştir.
Bilinmeyenler
Ebûbekir Efendi'nin kardeşi olarak anılan, padişahın çuhadarı Seyyid Yûsuf Paşa hakkında okunan kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Aynı yıllarda yaşamış ve Girit seferinin başında bulunan Silahdar Yûsuf Paşa ise Dalmaçya'nın Vrana kasabasında doğmuş bir devşirme olduğundan bu kişiyle karıştırılmamalıdır. Tokat'taki Kameriyye Medresesi ile Amasya'daki Hüseyniyye Medresesi hakkında da okunan kaynaklarda bir kayda ulaşılamadı. Ebûbekir Efendi'nin kendisine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 89. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mustafa Tahralı, "Ahmed er-Rifâî", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-er-rifai).
- Metin Menekşe, "17. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nde Makbul iken Maktul Olan Bir Devlet Adamı: Kaptan-ı Derya Silahdâr Yusuf Paşa", Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 5/3 (2021), s. 527-553.
Resmî kaynaklar
- "Seyyid Ahmed-i Kebir Türbesi", Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (samsun.ktb.gov.tr/TR-217385/seyyid-ahmed-i-kebir-turbesi.html).
Kitaplar
- Şeyhî Mehmed Efendi, Vekâyi'u'l-Fuzalâ: Şeyhî'nin Şakâ'ik Zeyli, haz. Ramazan Ekinci, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, İstanbul 2018, 1. Cilt, s. 251-253 (Hocazâde Abdullah Efendi biyografisi).
Diğer kaynaklar
- Sadi Bayram, "Ladik ve Seyyid Ahmed-i Kebir Er-Rifai Hazretleri" (samsunarsivi.blogspot.com/2006/05/ladik-ve-seyyid-ahmed-i-kebir-er-rifai.html).