Sivaslıdır. Amasya’da Şeyh Şâdî hizmetinde âdâb-ı tarîkati öğrenip ondan hilâfet aldı. Mes’ûdiye Tekkesi şeyhi Saru Şeyh demekle meşhûr Şemseddîn Ahmed Çelebi hizmetinde me’ârif-i sûfiyyeyi ve ulûm-i Arabiyyeyi tahsîl etdi. [398]
805’de Timurleng’in torunu Kara Mehmed Sultân Amasya’ya geldiği esnâda şeyhi olan Saru Şeyh Şemseddîn Ahmed Çelebi Şam’a firâr etdiğinde Amasya havâlîsinde ihtifâ etdi. Kara Sultân avdet edib Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın Amasya’ya geldiğini müte’âkib meydâna çıktı.
Ba’dehû İltegin kasabasında binâ etdiği zâviyesi şeyhi olup Çelebi Sultân’ın kendisine temlîk etdiği arâzî-i memlûkesini zâviyesi mesâlihine vakf ve 824 senesi hilâlinde vefât etdi. Âbid, zâhid, âlim bir şeyh-i murtâz idi. Mahdûmu Pîr Mezîd Çelebi yerine kâ’im oldu.¹⁸⁴
Günümüz Türkçesiyle
Sivaslıdır. Amasya'da Şeyh Şâdî'nin hizmetinde tarikat adabını öğrenip ondan hilâfet aldı. Mes'ûdiye Tekkesi şeyhi, Sarı Şeyh diye ünlü Şemseddîn Ahmed Çelebi'nin hizmetinde tasavvuf bilgilerini ve Arap ilimlerini öğrendi.
805'te [1402-03] Timurleng'in torunu Kara Mehmed Sultan Amasya'ya geldiği sırada, şeyhi olan Sarı Şeyh Şemseddîn Ahmed Çelebi Şam'a kaçınca, Amasya çevresinde gizlendi. Kara Sultan geri dönüp gidince, Çelebi Sultan Mehmed Han'ın Amasya'ya gelişinin ardından ortaya çıktı.
Sonra İltegin Kasabası'nda kendi yaptırdığı zâviyenin şeyhi oldu. Çelebi Sultan'ın kendisine temlik ettiği arazi ve mülklerini bu zâviyenin ihtiyaçları için vakfetti ve 824 yılında [1421] öldü. Çok ibadet eden, dünyadan elini çekmiş, âlim, nefsini terbiye etmiş bir şeyhti. Oğlu Pîr Mezîd Çelebi yerine geçti.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- âdâb-ı tarîkat: tarikatın kuralları ve davranış biçimi
- hilâfet: şeyhin, öğrencisine kendi yerine öğretme ve irşat yetkisi vermesi
- me'ârif-i sûfiyye: tasavvuf bilgileri
- ulûm-i Arabiyye: Arapça ve Arap diliyle ilgili ilimler
- ihtifâ: gizlenme
- zâviye: dervişlerin toplandığı küçük tekke
- temlik: mülk olarak verme
- arâzî-i memlûke: sahip olunan, mülk edinilmiş araziler
- âbid: çok ibadet eden
- zâhid: dünya zevkinden uzak duran
- murtâz: nefsini terbiye eden, riyazet çeken
Sarı Şeyh ve Mes'ûdiye Tekkesi
İlik Dede'nin şeyhi olarak anılan Sarı Şeyh Şemseddîn Ahmed Çelebi, Amasya'nın ilk tekkesi olarak bilinen Hankâh-ı Mes'ûdî'nin şeyhi sayılır; metindeki Mes'ûdiye Tekkesi ile bu hankâhın aynı yer olduğu bir çıkarımdır. Bu hankâhın Selçuklu Sultanı Mes'ûd tarafından 545'te [1150] yaptırıldığı, Osmanlı kayıtlarında Şeyh Kırık adıyla geçtiği yazılır. Şeyh Şemseddin Ahmed-i Rûmî olarak anılan Sarı Şeyh, Şadgeldi Paşa döneminde hankâhın başına geçenlerden biridir. Hüsameddin'e dayanan bir yüksek lisans tezine göre Timur 804'te [1402] Amasya valiliğine Kara Devlet Şah'ı atamış, Sarı Şeyh Kara Devlet Şah aleyhine propaganda yapıp halkı Osmanlı tarafına çekmiş, bunun üzerine Timur şehzadesi Kara Sultan Mehmed'i Amasya'ya göndermiştir. Sarı Şeyh bir süre saklanmış, sonra Halep'e gitmiştir. Çelebi Sultan Mehmed Bolu'dan Amasya'ya dönünce hankâhın başına Sarı Şeyh'in öğrencilerinden Muhyiddin Mehmed Çelebi'yi getirmiş, tekke bundan sonra Şeyh Kırık adıyla anılmıştır.
Bu anlatı, İlik Dede maddesindeki olay örgüsüyle uyuşur: Kara Mehmed'in gelişi, Sarı Şeyh'in kaçışı, Çelebi Mehmed'in dönüşü. Küçük bir ayrılık vardır: tezde Sarı Şeyh'in gittiği yer Halep, bu maddede Şam'dır. Tarih de iki kaynakta 804 [1402] ve 805 [1402-03] olarak değişir. Hangisinin Hüsameddin'in asıl metnine daha yakın olduğunu belirleyemedik. Metindeki "Kara Mehmed Sultan"ın Timur'un torunu olduğu bilgisi başka kaynakta doğrulanamadı.
İlik Dede ve İltegin Zâviyesi
İlik Dede'ye, Şeyh Şâdî'ye, zâviyesine ve oğlu Pîr Mezîd Çelebi'ye dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. "İltegin Kasabası" ise 445 numaralı İltekin Gâzi maddesinde anılan İltekin Kasabası'dır; iki yazım aynı yeri gösteriyor olmalıdır, bu bir çıkarımdır. O maddede kasabanın İltekin Türbesi çevresinde kurulduğu söylenir; İlik Dede'nin zâviyesinin kasabanın neresinde olduğu bilinmiyor.
Dipnottaki Kayıt
Hüsameddin dipnotta, zâviyenin sonraki durumuna değinir. İlik Dede tekkesinin şeyhi ve vakıf mütevellisi, Bektâşî babalarından eş-Şeyh Abdurrahmân'ın ölümü üzerine 1209 rebîülevvelinde [1794] bu görev oğlu es-Seyyid Zeynelâbidîn Baba'ya verilmiştir. Bu, zâviyenin yaklaşık 370 yıl sonra hâlâ vakfıyla birlikte var olduğunu ve Bektâşî babaların elinde bulunduğunu gösterir. Zâviyenin ve vakfın sonraki akıbetini okuduğumuz kaynaklarda bulamadık.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 384. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Tolga Aydın, Amasya Tekkeleri, yüksek lisans tezi, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, 2019 (Şeyh Kırık Tekkesi, Hankâh-ı Mes'ûdî bölümü).
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, sayı 5, Aralık 2018, s. 91–118.