İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İldi Hâtun-Sultân

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 383 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasyalıdır. Burak Beyzâde Mahmûd Şâh bin Ya’kûbşâh bin Şâdî Bey bin Burak Bey bin Şehâbeddîn Ahmed Şâh bin Hacı Kutluşâh kerîmesi ve Amasya vâlisi iken Sultân Bâyezîd-i Hân-ı Sânî bin Fâtîh Sultân Mehmed Hân’ın halîlesidir.

Birâderi Yahyâ Bey Bursa vâlisi iken Bursa kumaşından ma’mûl elbiselik taleb eylediğinde derhal tedârik ve irsâl ve bir arîza ile Sultân Bâyezîd Hân’a takdîm etdi. Yerebatan Kütüphânesi’nde “Mecmû’a-i münşe’ât”da ele geçen arîzası şudur:

“Be-cenâb-ı refi-i Hazret-i Pâdişâhzâde-i Mu’azzam sülâletü’s-Selâtîn, kahramânü’l-mâ’i ve’t-tîn semere-i şecere-i devlet, nûr-i hadîka-i dîn ü millet-i şehinşâhî, ahter-i sipehr-i pâdişâhî dürr-i sadef-i celâl, mâh-i burc-i ikbâl, hulâsatü’l-mâ’i [396]’ve’t-tîn, el-manzûru bi-nazari inâyeti Rabbi’l-âlemîn, nizâmü’l-milleti ve’d-dîn Bâyezîd tavvela’llâhü umrahû bi’d-devleti’l-âliye ve neffeze emrahû bi’s-se’âdeti’l-ğâliye i’lâm mî-reved ki hüdâvend-i mu’âzzama-i âdile meliketi’l-âlem, Zübeydetü’l-asr, Hadîcetü’d-dehr, Belkîsü’z-zemân, ismetü’d-dünyâ ve’d-dîn, İldî Hâtun halledallâhü devletehâ çend-bahiyye câme taleb fermûde bûdend-i be-dest-i Devletşâh¹⁸⁰ dâme ikbâlühû irsâl reft ziyâde kelâm hâcet nist ki ömret dirâz-bâd.”¹⁸¹

Amasya‘da bir Dârü’l-kurrâ binâ edib Sultân Bâyezîd Hân’ın kendisine temlîk etdiği arâzî ve emlâkini bu hayrâtına vakfetdi. Amasya’da, vakf-ı dârü’l-kurrâ-i Hâtun Sultân diye mukayyed olan hayrâtı yıllarca devam edib yangınlarda yeri bile ğâib olmuşdur.

Bu Dârü’l-kurrânın kaydında sicillât-ı şer’iyyenin ba’zı yerinde Dârü’l-kurrâ-i İldî Hâtun Sultân binti Mahmûd Şâh¹⁸² ve ba’zı yerinde vakf-ı Dârü’l-kurrâ-i Hâtun Sultân binti Mahmûd Çelebi¹⁸³ yazılıdır. Bu vakfın tevliyeti Şehir Kethüdâsızâde [397] eş-Şeyh Mehmed Ârif Efendi ve evlâdı uhdelerinde idi.

Bu Hâtun Sultân’ın evlâdı Şehzâde Sultân Mahmûd ile Hümâşâh, Selçûkşâh Sultânlar zan olunur. Bu vakfın tevliyeti şu sultânlardan birinin evlâdından olanlara tevcîh edilmesine bakılırsa Şehir Kethüdâsıoğulları bunlardan olmalıdır.

Dipnotlar

  • 180 Devlet Şâh, Emîr Hasan evlâdından olup Geldiklân nâhiyesinde Sazdoğmuş karyesinde bir câmi-i şerîf binâ eden zâttır. Tercemesi gelir.
  • 181 İldî Hâtun birkaç parça elbise talep buyurmuşlardı, Devletşâh –Allah onun ikbâlini dâim eylesin – gönderildi. Fazla kelâma hâcet yok, ömrün uzun olsun! (Haz.)
  • 182 Mahmûd Şâh kızı İldî Hâtun Dârü’l-kurrâsı (Haz.)
  • 183 Mahmûd Çelebî kızı Hâtun Sultân Dârü’l-kurrâsı vakfı (Haz.)
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Burak Beyzâde Mahmûd Şâh'ın kızıdır. Mahmûd Şâh, Ya'kûbşâh'ın oğlu; o, Şâdî Bey'in oğlu; o, Burak Bey'in oğlu; o, Şehâbeddîn Ahmed Şâh'ın oğlu; o da Hacı Kutluşâh'ın oğludur. Amasya valisiyken Fâtih Sultan Mehmed Han'ın oğlu Sultan II. Bâyezîd Han'ın eşi olmuştur.

Kardeşi Yahyâ Bey Bursa valisiyken (Hatun) Bursa kumaşından yapılmış elbiselik istediğinde, Yahyâ Bey bunu hemen hazırlayıp gönderdi ve bir arîza ile Sultan Bâyezîd Han'a sundu. Yerebatan Kütüphanesi'ndeki "Mecmû'a-i münşe'ât"ta bulunan bu arîza şudur. Arapça ve Farsça karışık olan yazının anlamı şöyledir:

Yüce hazret, büyük şehzâde, sultanlar soyunun seçkini, su ile toprağın kahramanı, devlet ağacının meyvesi, din ve millet bahçesinin şahane nûru, padişahlık gökyüzünün yıldızı, celâl sedefinin incisi, talih burcunun ayı, su ile toprağın özü, Âlemlerin Rabbi'nin inayet nazarıyla bakılan, milletin ve dinin düzeni Bâyezîd'in (Allah ömrünü yüce devletle uzun etsin ve emrini yüksek saadetle yürütsün) bilgisine sunulur ki: adil ve yüce hanım, dünyanın hükümdar kadını, çağın Zübeyde'si, zamanın Hadîce'si, devrin Belkıs'ı, dünyanın ve dinin ismeti İldî Hâtun (Allah devletini sürdürsün) birkaç parça elbise istemişlerdi; Devletşâh'ın eliyle (Allah ikbâlini dâim eylesin) gönderildi. Fazla söze gerek yok, ömrün uzun olsun.

Amasya'da bir Dârü'l-kurrâ yaptırıp Sultan Bâyezîd Han'ın kendisine temlik ettiği arazi ve mülkleri bu hayrına vakfetti. Amasya'da "Hâtun Sultan Dârü'l-kurrâsı vakfı" diye kayıtlı olan bu hayrı yıllarca sürdü, yangınlarda yeri bile kayboldu.

Bu Dârü'l-kurrânın kaydında, şer'iyye sicillerinin bazı yerlerinde "İldî Hâtun Sultan binti Mahmûd Şâh Dârü'l-kurrâsı", bazı yerlerinde ise "Hâtun Sultan binti Mahmûd Çelebi Dârü'l-kurrâsı vakfı" yazılıdır. Bu vakfın mütevelliliği Şehir Kethüdâsızâde eş-Şeyh Mehmed Ârif Efendi ve çocuklarının elindeydi.

Bu Hâtun Sultan'ın çocukları Şehzâde Sultan Mahmûd ile Hümâşâh ve Selçûkşâh Sultanlar sanılır. Bu vakfın mütevelliliğinin bu sultanlardan birinin soyundan olanlara verilmesine bakılırsa Şehir Kethüdâsıoğulları bunlardan olmalıdır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • halîle: eş, hanım
  • arîza: bir üst makama sunulan yazılı başvuru
  • mecmû'a-i münşe'ât: mektup ve resmî yazı örnekleri derlemesi
  • temlik: mülk olarak verme
  • vakfetmek: bir malı kalıcı olarak hayır işine bağışlamak
  • Dârü'l-kurrâ: Kur'an'ın okunuşunu (kıraat) öğreten okul
  • sicillât-ı şer'iyye: kadı mahkemesi kayıt defterleri
  • tevliyet: vakfı yönetme görevi, mütevellilik
  • kethüdâ: bir kurumun ya da yöneticinin vekili, işlerini yürüten kişi

Dârülkurrâ ve Amasya'daki Yeri

Dârülkurrâ, Kur'an'ın öğretildiği, kısmen ya da tamamen ezberletildiği ve kıraat vecihlerinin okutulduğu okullara verilen addır. Osmanlılar camilerde kıraat dersleri için ayrılmış bölümlere de bu adı vermişlerdir. Hüsameddin, Amasya şehir merkezinde sekiz dârülkurrâ sayar; bunlardan biri de bu maddedeki Hâtun Sultan Dârülkurrâsı'dır. Hüsameddin'in bu eserdeki kayıtlarını inceleyen bir araştırmaya göre dârülkurrâ Acem Ali Mahallesi'nde Bâlî Bey Camisi yakınında, bugünkü belediye kapalı otoparkı dolayında 911'de [1505-06] yaptırılmıştır. Vakfın yönetimi dârülkurrâ olarak kullanıldığı sürece Şehir Kethüdâsızâde Şeyh Mehmed Arif Efendi ve çocuklarında kalmış, bina cüzhâneye (Kur'an cüzlerinin okunduğu yere) dönüşünce önce Kürd Hâfız Oğulları'na, sonra Hacı Bey Oğulları'na geçmiştir. Aynı araştırma, Hüsameddin'in binanın yangınlarda yerinin bile kaybolduğunu söylediğini belirtir. Bu dârülkurrânın şeyhülkurrâlarından Ahmed Efendi'nin görevi 1021'de [1612] aldığı ve 1032'de [1623] öldüğü aktarılır.

Hatun'un Soyu ve Kimliği

Hüsameddin'in verdiği soy zinciri Hacı Kutlu Şah'a çıkar. Kutlu Şah'ın oğullarından Şihabeddin Ahmed Şah Amasya emirliği yapmış, Kutlu Şah 1359'da Karamanoğulları'na karşı sefere çıkarken onu Sivas'a göndermiş ve Amasya'yı Şadgeldi'ye vermiştir. Hatun'un baba soyu dolayısıyla bu Eretna emirleri sülalesine bağlanması akla uygundur.

Ancak Hatun'un babası konusunda Hüsameddin iki ayrı soy zinciri verir: bir yerde Burak Beyzâde İbrahim Bey, başka yerde Burak Beyzâde Mahmud Şah. Vakıf kayıtlarında ise baba adı "Mahmud Çelebi" olarak da geçer. Yani kaynaklarda üç ayrı ad vardır ve hangisinin doğru olduğu belirlenemedi.

II. Bayezid'in bilinen on eşi arasında İldî Hatun ya da Hâtun Sultan adı geçmez; Şirin, Hüsnüşah, Bülbül, Nigar, Gülruh, Ferahşad, Gülbahar, Gülfem, Mühürnaz gibi adlar sayılır. Bayezid Amasya'da 1454-56 dolaylarından 1481'e kadar vali olarak bulunmuştur. Bayezid 1481'de sultan olduğuna göre Hatun'un evliliği Amasya valiliği yıllarına, dârülkurrâ ise 911'e [1505-06] aittir; arada yirmi dört yıl vardır. Hatun'un çocukları olarak anılan Şehzade Mahmud (1475-1507), Hümaşah Sultan ve Selçuk Sultan, Bayezid'in çocukları arasında sayılır; Mahmud'un annesi kaynakta bilinmiyor olarak geçer. Hüsameddin'in "sanılır" diyerek yaptığı bu eşleştirme doğrulanamadı.

Arîza ve Devletşâh

Arîzanın geçtiği derleme ve Bursa kumaşı olayı başka bir kaynakta bulunamadı. Metindeki Devletşâh için Hüsameddin dipnotta, Emîr Hasan soyundan geldiğini ve Geldiklân nahiyesinde Sazdoğmuş köyünde bir cami yaptırdığını yazar; bunu da doğrulayamadık. Arîzanın dipnottaki sadeleştirilmiş anlamında Devletşâh'ın hatuna elbiseleri getiren görevli olduğu anlaşılır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 383. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.