Amasya mahkemesi kâtibi olup 1156’da vefât eden Gümüşlü [180] Mehmed Efendi bin İbrâhim’in mahdûmu ve esbak Amasya Müftüsü Kayyımzâde el-Hâc İsmâil Efendi’nin kerîmezâdesidir. İstanbul’da Amasyalı demekle meşhûrdur. Amasya’da Iydîzâde el-Hâc Âkif Mustafa, Taşâbâdî el-Hâc Ahmed Efendilerden mukaddemât-ı ulûmu görüp İstanbul’a gitdi.
Orada allame Yûsufzâde Abdullah Hilmi, Büyük Hâfız Mehmed Efendilerden ve Şam’da eş-Şeyh Mehmed bin Hasan el-Hânefî ve Mekke-i Mükerreme’de eş-Şeyh Ömer bin Ahmed el-Basrî’den ulûm-ı Arabiyye ve akliyye, usûl-i hadîs ve tefsîr ahzederek İstanbul’a avdetle ders-i âm ve 1164 rebiülevvelinde bi’l-imtihân müderris-i benâm oldu.
Fatih Sultân Mehmed Câmii şerîfinde yıllarca tedrîs-i ulûm ederek iki defa talebesine icâzet verdiği esnâda medâris-i mu’tâdeyi devrederek 1193’de Eyüp ve 1198’de Şam Mollası olup 1200 senesi gurre-i ramazânında Medine-i Münevvere kadısı oldu.
Bir buçuk yıl kadar Medine-i Münevvere’de icrâ-yı hükûmet-i şer’iyye edib 1201 senesi zilhiccesinde orada dârü’l-kudse [181] irtihâl etdi. Bakî’de medfûndur.
Meşâhir-i fuzalâdan âlim, muhakkik, muhaddis müfessir, her ulûmda mâhir bir zât olduğu İbn Âbidin merhûmun “Kitâbü’s-Sebet”inde muharrerdir. Bilâd-ı Şâmiye ve Hicâz’da pek çok telâmizesi vardı. İbn Âbidin cümle-i telâmizesinden olup silsile-i ilmiyesini kitâbında tafsîl etmişdir.
Mahdûmu Feyzullah Efendi de bade’t-tahsîl 1200 senesi rüûs imtihânını kazanıp müderris oldu. Tedrîs-i ulûm esnâsında devr-i medâris ederek Mûsıle-i Sahn’a kadar geldiği halde 1214’de vefât etdi. Bu da fuzalâdan idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya mahkemesi kâtibi olup 1156'da [1743-44] vefat eden Gümüşlü Mehmed Efendi bin İbrâhim'in oğlu ve eski Amasya müftüsü Kayyımzâde Hacı İsmâil Efendi'nin kızının oğludur. İstanbul'da "Amasyalı" demekle tanınır. Amasya'da Iydîzâde Hacı Âkif Mustafa ve Taşâbâdî Hacı Ahmed Efendilerden temel ilimleri okuyup İstanbul'a gitti.
Orada büyük âlim Yûsufzâde Abdullah Hilmi ve Büyük Hâfız Mehmed Efendilerden; Şam'da Şeyh Mehmed bin Hasan el-Hanefî'den ve Mekke'de Şeyh Ömer bin Ahmed el-Basrî'den Arap dili ilimlerini ve akıl ilimlerini, hadis usulünü ve tefsiri öğrenerek İstanbul'a döndü. Herkese açık ders verdi ve 1164 rebiülevvelinde [1750-51] sınavla tanınmış bir müderris oldu.
Fatih Sultan Mehmed Camii'nde yıllarca ders verdi. İki defa öğrencilerine icazet verdiği sırada olağan medreselerin basamaklarını tamamlayarak 1193'te [1779-80] Eyüp, 1198'de [1783-84] Şam Mollası (kadısı) oldu; 1200 senesi ramazanının ilk günü [1785-86] Medine kadısı oldu.
Bir buçuk yıl kadar Medine'de şer'î hükümleri uyguladı ve 1201 zilhiccesinde [1786-87] orada kutsal yurda göç etti (vefat etti). Bakî (Cennetü'l-Bakî) mezarlığında yatar.
Tanınmış bilginlerden olduğunu, âlim, araştırmacı, hadis ve tefsir bilgini, her ilimde usta bir kişi olduğunu merhum İbn Âbidîn "Kitâbü's-Sebet" adlı eserinde yazmıştır. Şam ve Hicaz bölgelerinde çok sayıda öğrencisi vardı. İbn Âbidîn onun öğrencilerindendir ve ilim silsilesini kitabında ayrıntılı olarak anlatmıştır.
Oğlu Feyzullah Efendi de öğrenimini tamamladıktan sonra 1200'de [1785-86] müderrislik sınavını kazanıp müderris oldu. Ders verirken medreseler arasında basamak basamak ilerleyerek Mûsıle-i Sahn'a kadar geldiği hâlde 1214'te [1799-1800] vefat etti. Bu da bilginlerdendi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- kerîmezâde: kızın oğlu, torun
- esbak: önceki, eski
- mukaddemât-ı ulûm: başlangıç düzeyindeki temel ilimler
- ders-i âm: herkese açık ders veren hoca
- bi'l-imtihân müderris-i benâm: sınavla tanınmış müderris olmak
- icâzet: öğrencisine ders okutma ve ilim aktarma yetkisi veren belge ya da izin
- medâris-i mu'tâde: olağan, basamaklı medreseler dizisi
- mollâ: Eyüp ve Şam gibi büyük merkezlerin kadısı
- icrâ-yı hükûmet-i şer'iyye: şer'î hükümleri uygulamak, yani kadılık yapmak
- telâmize: öğrenciler
- rüûs imtihânı: müderrislik için yapılan sınav
- Mûsıle-i Sahn: Sahn-ı Semân medreselerinden önceki müderrislik basamağı
İbn Âbidîn'le İlişki Üzerine
Hüsameddin, İsmâil Efendi'nin 1201'de [1786-87] Medine'de öldüğünü, Şam'daki bilgin İbn Âbidîn'in de onu öğrencileri arasında sayarak kitabında andığını yazar. Hanefî fıkhının son dönemdeki önde gelen bilginlerinden olan Muhammed Emîn İbn Âbidîn ise Ahmet Özel'in maddesine göre 1198'de (1784) Şam'da doğmuş, 1252'de (1836) ölmüştür. Bu tarihlere bakılırsa İsmâil Efendi öldüğünde İbn Âbidîn henüz üç yaşlarındaydı ve onun öğrencisi olması mümkün görünmez. Aynı maddede İbn Âbidîn'in hocaları sayılırken Amasyalı bir İsmâil Efendi'nin adı geçmez; hocalar arasında esas olarak Şam'dan Muhammed Saîd el-Hamevî ve Muhammed Şâkir el-Akkād anılır.
Hüsameddin'in andığı "Kitâbü's-Sebet"in hangi eser olduğu da belli değildir. Maddedeki eser listesinde, hocası Muhammed Şâkir'in isnadlarına ve icazet aldığı hocaların biyografilerine dair "el-ʿUḳūdü'l-leʾâlî fi'l-esânîdi'l-ʿavâlî" adlı bir kitap bulunur; ancak bunun Hüsameddin'in kastettiği eserle aynı olduğu doğrulanamadı. Bu durumda söz konusu kayıt başka bir İbn Âbidîn'e ya da başka bir İsmâil Efendi'ye ait bir karışıklıktan ya da rivayetten doğmuş olabilir; elimizdeki kaynaklarla çözülemedi.
Başka Kaynaklarda Aranan Bilgiler
Kâtibzâde İsmâil Efendi'nin Medine kadılığına, Şam ve Eyüp mollalıklarına ya da Fatih Camii'ndeki müderrisliğine dair yapılan aramalarda doğrudan bu kişiye ait bir kayda rastlanmadı. Dedesi Kayyımzâde İsmâil Efendi'nin Amasya müftülüğü ve hocaları Yûsufzâde Abdullah Hilmi ile Büyük Hâfız Mehmed Efendi hakkında da ayrıntı bulunamadı. Bu nedenle yukarıdaki bilgiler Hüsameddin'in aktarımına dayanır.
Kaynakça