İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Mehmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 544–545 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Ahıskalıdır. Hâdim Mehmed Paşa demekle meşhûrdur. 1023 senesi rebîülâhirinin yirmi birinci günü Amasya mutasarrıfı olup hazînedâr ağası olan Amasyalı Abdülfettâh Ağa’yı mütesellim gönderdi. Abdülfettâh Ağa, Amasya’ya cumâdelûlâ evâilinde geldi.

Cumâdelûlâ ortalarında Amasya alaybeyi Köprülü Mustafa Bey vefât eylediğinden yerine Amasya zu‘amâsından Kesdekzâde diğer [26] Mustafa Bey alaybeyi oldu.⁶²⁷ Fakat Mustafa Bey’in ansızın vefâtı, ba’zı şâyi‘âta yol vermişdi. Mahkemenin tahkîkâtıyla şâyi‘âtın bî esâs olduğu anlaşıldı.

Cumâdelâhirenin sekizinde Hoca Sultân Tekkesi şeyhi ve mütevellîsi Pîr Mehmed Efendi’nin uhdesinden tevliyet alınıp Kethüdâyeri Rus Hamza Ağa’ya tevcîh edildi. Bu da hayli kîl ü kâli mûcip oldu fakat Hamza Ağa’nın nüfûzu dedikoduları bastırdı.

Bunu müteâkip Sinan Paşa Vakfı Mütevellisi Müteferrika Mustafa Bey’e Hüseyinâbâd Mâlikânesi tevliyetinde esbak alaybeyi merhûm İskender Bey’in oğulları Sipâhi Mustafa ve Yûsuf beylerle kızları Fahrî ve Gevherhân hanımlar bâ fermân-ı âlî teşrîk edildi.

Recebde zu‘amâ arasına giren münâkaşâta binâen Kesdekzâde Mustafa Bey alaybeylikten azl olunup yerine Kal’a-i Bâlâ Dîzdârı Dizdârzâde Mehmed Bey Amasya alaybeyi ve kale kethüdâsı Uğurluzâde Doğan Bey de Kal’a-i Bâlâ dizdârı oldu. Moramul Karyesi tımârı Doğan Bey’e ze‘âmet mukâbilinde verildi.

Şa’bânın onuncu günü kudâttan İsa Efendi Amasya kadısı ve on beşinde Ankara Beylerbeyi Lâdikli Mustafa Paşa vezâretle Sivas vâlisi olup sadr-ı sâbık Murâd Paşa’nın kethüdâlığından beylerbeyi olan Amasyalı Ömer Paşa Hacı Hamza kasabasından Amasya’ya geldi.

Bu esnada Hızır ve Mehmed paşaların evkâfı mütevellîsi olan sipâhilerden Mehmed Paşazâde Kurd Mahmûd Bey İran Muhârebâtında tegayyüb etdiğinden [27] bilâveled öldüğü iddiasıyla tevliyet-i mezkûre Hüseyin Bey’in kerîmesi Ayşe Hanım’dan mütevellid olan Seydî Beyzâde Mustafa Bey’e tevcîh edildi.

Ramazânın evâhirinde Sadr-ı a’zam Nasûh Paşa i’dâm edilerek mesned-i sadâret-i uzmâ, Türkler’den damat şehriyârî İstanbullu Öküz Mehmed Paşa’ya verildi. Şevvâlinde dergâh-ı âlî kapıcılarından Amasyalı Hüseyin Ağa Sultân Bâyezîd evkâfına mütevellî olup İstanbul’dan geldi.

Bu esnada Nasûh Paşa yüzünden menkûb olan Amasyalı Kadızâde Ali Paşa Budin vâlisi ve diğer Amasyalı Ömer Paşa da Anadolu beylerbeyi olarak taltîf edildiler.

Yine Şevvâl evâilinde Gonca Beyzâdelerinden beşinci bölükte mukîd sipâhi Ahmed Bey bin Hüsrev Bey, Hızır Paşa’nın evlâd-ı zükûr u inâsı bi’l-külliye münkariz olup kendisi evlâd-ı utekânın eslâhı olduğundan bahisle ber-mûceb şart-ı vâkıf-ı tevliyetin uhdesine tevcîhini iddia ve isbât ederek Mustafa Bey’in ref‘inden Hızır ve Mehmed Paşalar evkâfına mütevellî oldu.

1024 senesi muharreminde Mütesellim Abdülfettah Ağa İstanbul’a gidip Gonca Beyzâde Ahmed Bey mütesellim kâ’im-makâmı oldu. Kadı İsa Efendi’nin mevkii de kuvvet buldu. Saferde muhassıl-ı emvâl Hacı Beyzâde Mehmed Bey de İstanbul’a gidip çavûşân-ı dergâh-ı âlîden Kara Mehmed Ağa Amasya muhassılı oldu.

Rebîülevvel gurresinde Seydî Beyzâdelerin şikâyetleriyle Kadı İsa Efendi azl edildiğinden kadı-i sâbık Müftüzâde Abdülvehhâb Efendi [28] yine Amasya kadısı oldu. Müteâkiben Müftü Köse Ahmed Efendi de azl edilip yerli ulemâdan Büyük Ağa Medresesi müderrisi Dursun Efendizâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu.

Bu esnada Sadr-ı a’zam Öküz Mehmed Paşa Revân serdârı olduğundan Amasya Mutasarrıfı Gürcü Mehmed Paşa kâ’im-makâm-ı sadr-ı âlî olup Amasya sancağı Çorum Beyi Ali Bey’e tevcîh edildi.

Dipnotlar

  • 627 Bu malûmât da Ahkâm Defterinde görüldü.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Ahıskalıdır. Hâdim Mehmed Paşa diye ünlüdür. 1023 [1614-15] yılı Rebîülâhir ayının yirmi birinci günü Amasya mutasarrıfı olup hazine ağası olan Amasyalı Abdülfettâh Ağa'yı mütesellim olarak gönderdi. Abdülfettâh Ağa Amasya'ya Cemâziyelevvel ayının başlarında geldi.

Cemâziyelevvel ayının ortalarında Amasya alaybeyi Köprülü Mustafa Bey öldüğünden yerine Amasya zeâmet sahiplerinden Kesdekzâde öteki Mustafa Bey alaybeyi oldu. Fakat Mustafa Bey'in ansızın ölümü bazı söylentilere yol açmıştı. Mahkemenin soruşturmasıyla söylentilerin asılsız olduğu anlaşıldı.

Cemâziyelâhir ayının sekizinde Hoca Sultân Tekkesi şeyhi ve mütevellisi Pîr Mehmed Efendi'nin elinden tevliyet alınıp kethüdâyeri Rus Hamza Ağa'ya verildi. Bu da hayli dedikoduya yol açtı, fakat Hamza Ağa'nın nüfuzu dedikoduları bastırdı.

Bunun ardından Sinan Paşa Vakfı Mütevellisi Müteferrika Mustafa Bey'e Hüseyinâbâd Mâlikânesi tevliyetinde, önceki alaybeyi merhum İskender Bey'in oğulları Sipahi Mustafa ve Yûsuf beylerle kızları Fahrî ve Gevherhân hanımlar, padişah fermanıyla ortak edildi.

Receb ayında zeâmet sahipleri arasına giren tartışmalar yüzünden Kesdekzâde Mustafa Bey alaybeyilikten alındı; yerine Yukarı Kale Dizdarı Dizdarzâde Mehmed Bey Amasya alaybeyi, kale kethüdâsı Uğurluzâde Doğan Bey de Yukarı Kale dizdarı oldu. Moramul Köyü timarı Doğan Bey'e zeâmet karşılığı verildi.

Şa'bân ayının onuncu günü kadılardan İsa Efendi Amasya kadısı oldu; on beşinde Ankara Beylerbeyi Lâdikli Mustafa Paşa vezirlikle Sivas valisi oldu. Önceki sadrazam Murâd Paşa'nın kâhyalığından beylerbeyi olan Amasyalı Ömer Paşa da Hacı Hamza kasabasından Amasya'ya geldi.

Bu sırada Hızır ve Mehmed paşaların vakfı mütevellisi olan sipahilerden Mehmed Paşazâde Kurd Mahmûd Bey İran savaşlarında ortadan kaybolduğundan, çocuksuz öldüğü iddiasıyla adı geçen tevliyet, Hüseyin Bey'in kızı Ayşe Hanım'dan doğan Seydî Beyzâde Mustafa Bey'e verildi.

Ramazan ayının sonlarında Sadrazam Nasûh Paşa idam edilerek sadrazamlık makamı, Türklerden, padişah damadı İstanbullu Öküz Mehmed Paşa'ya verildi. Şevvâl ayında dergâh-ı âlî kapıcılarından Amasyalı Hüseyin Ağa Sultân Bâyezîd vakıflarına mütevelli olarak İstanbul'dan geldi.

Bu sırada Nasûh Paşa yüzünden sürgün edilmiş olan Amasyalı Kadızâde Ali Paşa Budin valisi, diğer Amasyalı Ömer Paşa da Anadolu beylerbeyi olarak ödüllendirildiler.

Yine Şevvâl ayının başlarında Gonca Beyzâdelerinden beşinci bölükte kayıtlı sipahi Ahmed Bey bin Hüsrev Bey, Hızır Paşa'nın erkek ve kız çocuklarının soyunun tümüyle tükendiğini, kendisinin ise azatlı kölelerinin çocuklarının (evlâd-ı utekâ) en uygunu olduğunu ileri sürdü; vakfedenin şartı uyarınca tevliyetin kendisine verilmesini iddia edip ispat etti ve Mustafa Bey'in görevden alınmasıyla Hızır ve Mehmed Paşalar vakfına mütevelli oldu.

1024 [1615-16] yılı Muharrem ayında Mütesellim Abdülfettah Ağa İstanbul'a gidince Gonca Beyzâde Ahmed Bey mütesellim vekili oldu. Kadı İsa Efendi'nin konumu da güçlendi. Safer ayında mal tahsildarı Hacı Beyzâde Mehmed Bey de İstanbul'a gidip dergâh-ı âlî çavuşlarından Kara Mehmed Ağa Amasya tahsildarı oldu.

Rebîülevvel ayının ilk günü Seydî Beyzâdelerin şikâyetleriyle Kadı İsa Efendi görevden alındığından, önceki kadı Müftüzâde Abdülvehhâb Efendi yine Amasya kadısı oldu. Hemen ardından Müftü Köse Ahmed Efendi de görevden alınıp yerli âlimlerden Büyük Ağa Medresesi müderrisi Dursun Efendizâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve Sultaniye müderrisi oldu.

Bu sırada Sadrazam Öküz Mehmed Paşa Revan serdarı olduğundan Amasya Mutasarrıfı Gürcü Mehmed Paşa sadrazam kaymakamı oldu; Amasya sancağı Çorum Beyi Ali Bey'e verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • hazînedâr ağası: hazine ve mali işlere bakan saray ağası
  • zu‘amâ: yıllık geliri yüksek toprak gelirine (zeâmet) sahip sipahiler
  • dizdâr: kale komutanı
  • mâlikâne: mukataa ya da vergi gelirlerinin ömür boyu tasarruf hakkı
  • müteferrika: saray hizmetinde seçkin görevli
  • tegayyüb: ortadan kaybolma
  • bilâveled: çocuksuz
  • evlâd-ı zükûr u inâs: erkek ve kız çocuklar
  • bi'l-külliye münkariz: tamamen tükenmiş, soyu kesilmiş
  • evlâd-ı utekâ: azat edilmiş kölelerin çocukları
  • eslâh: en uygun, en elverişli
  • şart-ı vâkıf: vakfı kuranın koyduğu şart
  • kâ'im-makâm-ı sadr-ı âlî: sadrazam kaymakamı, sadrazamın yokluğunda vekili
  • serdâr: başkomutan
  • mesned-i sadâret-i uzmâ: sadrazamlık makamı

Öküz Mehmed Paşa

Nasûh Paşa'nın yerine sadrazam olan Mehmed Paşa, kaynaklarda Damad Mehmed Paşa ve Öküz Mehmed Paşa adlarıyla geçer. İstanbul'da Karagümrük'te öküz nalbantlığı yapan bir ustanın oğludur; "Öküz" lakabını daha çok muhalifleri babasının mesleğinden hareketle takmıştır. 1567'de saraya girmiş, 1607'de Mısır beylerbeyi olmuştur. Mısır'daki hizmetleri nedeniyle "ikinci Mısır fâtihi" diye anılmıştır. Padişahın kızı Gevherhan Sultan'a nişanlandığı duyurulmuş, 1611'de İstanbul'a çağrılmıştır. Nasûh Paşa'nın idamı üzerine 13 Ramazan 1023'te (17 Ekim 1614) sadrazamlığa getirilmiştir. Hüsameddin'in "damat şehriyârî" ve "İstanbullu" nitelemeleri bu bilgilerle uyuşur; Nasûh Paşa'nın idam tarihini ise "Ramazan'ın sonlarında" yazması, ansiklopedik kaydın verdiği ayın on üçüncü günüyle uyuşmaz.

Öküz Mehmed Paşa'nın Revan seferi 23 Rebîülevvel 1024'te (23 Nisan 1615) Üsküdar'a geçişiyle başlamış, ordu 1616 sonbaharında Revan önüne varmıştır. Elli beş gün süren kuşatma, malzeme eksikliği ve yeniçeri ağası Muslu Ağa'nın ölümü gibi nedenlerle sonuçsuz kalmış, paşa Kasım 1616'da azledilmiştir. Hüsameddin'in sonraki maddede Amasya askerinin Revan Harbi'ne gönderildiğini yazması bu seferle ilgilidir.

Hâdim Mehmed Paşa ile Gürcü Mehmed Paşa

Hüsameddin, Amasya mutasarrıflarını sıralarken Rebîülâhir 1023 sıralarında iki ayrı kişiden söz eder: önceki maddede kubbe veziri Gürcü Mehmed Paşa'ya Amasya sancağı arpalık verilir, bu maddede ise Ahıskalı Hâdim Mehmed Paşa 21 Rebîülâhir'de Amasya mutasarrıfı olur. Maddenin sonunda ise "Amasya Mutasarrıfı Gürcü Mehmed Paşa" sadrazam kaymakamı olarak anılır. Kaynaklarda Gürcü Mehmed Paşa'nın haremden çıkma olduğu için "Hadım" lakabıyla da anıldığı, Gürcü asıllı olduğu yazılır; sadrazam Damad Mehmed Paşa'nın Üsküdar'a geçişi üzerine 22 Nisan 1615'te ikinci kez sadaret kaymakamlığını üstlendiği belirtilir. Bu tarihler ve görevler Hüsameddin'in anlatımıyla örtüşür. Bu nedenle "Hâdim Mehmed Paşa" ile "Gürcü Mehmed Paşa"nın büyük olasılıkla aynı kişi olduğu söylenebilir; ancak Hüsameddin bunları iki ayrı başlıkta ve iki ayrı memleketle (Ahıska, Gürcü) vermiştir. Aynı kişi olup olmadığına dair açık bir kaynak bulunamadığı için bu bir çıkarımdır.

Hızır ve Mehmed Paşalar Vakfı

Maddede en çok yer tutan konu, Hızır ve Mehmed Paşalar Vakfı'nın tevliyetinin el değiştirmesidir. Bu vakıf, Amasya'nın eski vakıflarından biridir. Hızır Paşa Amasya'da 1465'te üç vakıf kurmuş, bir medrese ve cami yaptırmış, bunların giderleri için müderris ve muid gibi kadrolar ayırmıştır. Vakıf kayıtları, bu vakıfların Cumhuriyet dönemine kadar sürdüğünü gösterir. Mehmed Paşa ise Hızır Paşa'nın oğludur, 1486'da tamamlanan külliyeyi yaptırmıştır. Metinden, tevliyetin vakfedenin şartı gereği önce kurucunun soyuna, soy tükenirse azatlı kölelerinin çocuklarına verildiği izlenimi edinilir. Gonca Beyzâde Ahmed Bey'in iddiası bu şarta dayanmaktadır; vakfiye metni incelenmeden bu iddianın doğruluğu hakkında bir şey söylenemez. Sonraki maddede Seydî Beyzâde Mustafa Bey'in mahkemeye başvurması üzerine tevliyetin Ahmed Bey'in elinden alınıp ona ikinci kez verildiği anlatılır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 544–545. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.