Gürcü’dür. Umerâdan Ali Bey’in oğludur. Kuyucu Murâd Paşa’nın kapıcılar kethüdâlığından tefeyyüz etdi. “Gürcü hazînedâr” demekle meşhûr idi.⁶²⁸ 1029 senesi saferinin onuncu günü Amasya beyi oldu.
Rebîülâhir gurresinde kibâr-ı kudâttan Hayreddînzâde İbrâhim Efendi Amasya kadısı oldu. Bu esnada İran Musâlahası’ndan dolayı ıtlâk edilen üserâdan Mehmed Paşazâde Kurd Mahmûd Bey Amasya’ya geldi. Evlâd-ı inâsdan Seydî Beyzâde Mustafa Bey’in ref‘inden Hızır ve Mehmed paşalar evkâfına mütevellî oldu.
Recebin dördünde Manisalı Bekir Paşa’nın azliyle Hasan Efendi baş defterdâr olup Karaman beylerbeyi olan Amasyalı Sandukîzâde Abdülkerim Paşa şıkk-ı sânî defterdârı ve Bostancıbaşı Bosnalı Pîr Mehmed Paşa da Sivas vâlisi oldu.⁶²⁹
1030 senesi gurre-i muharreminde otuz dördüncü bölükde mukayyed [34] sipâhi Amasyalı Murâd Beyzâde Mustafa Ağa Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi oldu. Bu esnada vüzerâdan Amasyalı Budin Vâlisi Kadızâde Ali Paşa vefât etdi. Budin Kadısı Amasyalı Hâbilzâde Hâbil Efendi idi.
Rebîülâhir gurresinde Amasya Kadısı Hayreddînzâde İbrâhim Efendi ber-vech-i mevleviyyet Trabzon kadısı olduğundan yerine Hamzazâde Mustafa Efendi Amasya kadısı ve tarafından el-Hâc Mehmed Efendi Amasya nâibi oldu.
Recebin on ikisinde Bâyezîd Paşa İmâreti şeyhi meşâhir-i ulemâdan Ebu Bekir Efendi vefât edib yerine Şeyh İbrâhim Efendi hulefâsından Mevlevîhâne şeyhi Durmuş Dede Efendi imâret şeyhi ve şa’bânın yedisinde yirmi dokuzuncu bölükte mukayyed silahdâr Mehmed Ağa bin Mustafa Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi oldu.
Bu esnada Amasya Beyi İbrâhim Bey Lehistan Harbi’ne me’mûr olup Amasya askeriyle gitdiğinden kethüdâyeri Arab Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi oldu. Şevvâlde Mirlivâ İbrâhim Bey’in azline binâen Amasya sancağı sâbık Kars beylerbeyi es-Seyyid Ali Paşa’ya Karahisar-ı Şarkî sancağıyla beraber tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Gürcü'dür. Beylerden Ali Bey'in oğludur. Kuyucu Murâd Paşa'nın kapıcılar kethüdâlığı görevinden yetişti. "Gürcü hazinedar" adıyla tanınırdı. 1029 [1620] yılı safer ayının onuncu günü Amasya beyi oldu.
Rebîülâhir ayının başında büyük kadılardan Hayreddînzâde İbrâhim Efendi Amasya kadısı oldu. Bu sırada, İran ile yapılan barış nedeniyle serbest bırakılan esirlerden Mehmed Paşazâde Kurd Mahmûd Bey Amasya'ya geldi. Kız soyundan gelenlerden Seydî Beyzâde Mustafa Bey'in görevden alınmasıyla Hızır ve Mehmed paşaların vakıflarına mütevelli oldu.
Recebin dördünde Manisalı Bekir Paşa'nın görevden alınmasıyla Hasan Efendi baş defterdar oldu. Karaman beylerbeyi olan Amasyalı Sandukîzâde Abdülkerim Paşa ikinci defterdar, Bostancıbaşı Bosnalı Pîr Mehmed Paşa da Sivas valisi oldu.
1030 [1620] yılı muharremin başında otuz dördüncü bölükte kayıtlı sipahi Amasyalı Murâd Beyzâde Mustafa Ağa Sultan Bayezid vakıfları mütevellisi oldu. Bu sırada vezirlerden Amasyalı Budin Valisi Kadızâde Ali Paşa vefat etti. Budin Kadısı Amasyalı Hâbilzâde Hâbil Efendi idi.
Rebîülâhir ayının başında Amasya Kadısı Hayreddînzâde İbrâhim Efendi, mevleviyet derecesiyle Trabzon kadısı olduğundan, yerine Hamzazâde Mustafa Efendi Amasya kadısı, onun adına da Hacı Mehmed Efendi Amasya naibi oldu.
Recebin on ikisinde Bayezid Paşa İmâreti şeyhi, ünlü âlimlerden Ebu Bekir Efendi vefat etti. Yerine, Şeyh İbrâhim Efendi'nin halifelerinden Mevlevîhâne şeyhi Durmuş Dede Efendi imaret şeyhi oldu. Şabanın yedisinde de yirmi dokuzuncu bölükte kayıtlı silahdar Mehmed Ağa, Mustafa Ağa oğlu, padişah vakıfları mütevellisi oldu.
Bu sırada Amasya Beyi İbrâhim Bey Lehistan Savaşı'na görevlendirilip Amasya askeriyle birlikte gittiğinden, kâhyası Arab Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi oldu. Şevval ayında Mirliva İbrâhim Bey görevden alındı; Amasya sancağı, Kars'ın önceki beylerbeyi Seyyid Ali Paşa'ya Karahisar-ı Şarkî sancağıyla birlikte verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- tefeyyüz etmek: yetişip yükselmek
- kapıcılar kethüdâsı: bir paşanın ya da sarayın kapıcılarının başı, kâhyası
- hazînedâr: hazine görevlisi, haznedar
- kibâr-ı kudât: büyük kadılar
- müsâlaha: barış; ıtlâk: salıverme; üserâ: esirler
- evlâd-ı inâs: kız çocuklarının soyu
- ref': görevden kaldırma; azl: görevden alma
- şıkk-ı sânî defterdârı: ikinci defterdar
- bostancıbaşı: saray bahçelerinin ve bostancı ocağının başı
- mukayyed sipâhi: kapıkulu sipahi bölüklerinden birinin defterine kayıtlı sipahi
- ber-vech-i mevleviyyet: mevleviyet denen yüksek kadılık derecesiyle
- nâib: kadının vekili olan yargıç
- hulefâ: bir şeyhin halifeleri
- silahdâr: silahdar bölüğüne kayıtlı kapıkulu süvarisi
Gürcü İbrâhim Bey ve Hüsameddin'in Kaynakları
Hüsameddin bu maddede iki dipnot verir. Birincisinde İbrâhim Bey'in masraf ve mukataa defterlerinde "Gürcü hazinedar İbrâhim Bey bin Ali Bey" diye kayıtlı olduğunu, ikincisinde defterdarlık ve beylerbeylik atamalarını Evkaf arşivinde bulunan Telhîsât Defteri'nde gördüğünü söyler. Bu notlar, yazarın sancak beyleri dizisini kronik ve tarih kitaplarından çok arşiv defterlerinden kurduğunu gösterir. İbrâhim Bey hakkında başka kaynaklarda ayrıca bilgiye rastlanmadı.
Beyin yetiştiği Kuyucu Murâd Paşa ise devrin en tanınmış devlet adamlarındandır. Ömer İşbilir'in ansiklopedi maddesine göre Hırvat asıllı bir devşirme olan Murad Paşa, 10 Şaban 1015'te (11 Aralık 1606) sadrazam olmuş, Anadolu'daki Celâlîlere karşı yürüttüğü seferlerle tanınmış ve 25 Cemâziyelevvel 1020'de (5 Ağustos 1611) Cülek'te vefat etmiştir. İbrâhim Bey'in onun kapıcılar kethüdâsı olduğu yıllar, bu yüzden 1611'den öncesine düşer.
Hüsameddin'in biyografi ciltleri, bu maddedeki mütesellim Arab Hüseyin Ağa'ya dair kaydı tamamlar. Oraya göre Musullu olan Hüseyin Ağa, Amasya sipahilerinden olup eşkıya vakalarındaki yararlığıyla 1030 muharreminde Amasya kethüdâyeri olmuş, şaban ayında Lehistan seferine giden Amasya beyi Gürcü İbrâhim Bey adına mütesellim olmuştur. Aynı yılın şevvalinde sancak İbrâhim Bey'in elinden alınınca mütesellimliği sona ermiş, kâhyalıkta kalmış, sonra 1041'de vefat etmiştir.
Serav Barışı ve Kurd Mahmûd Bey
Hüsameddin, Kurd Mahmûd Bey'in "İran musâlahası" dolayısıyla salıverilen esirlerden olduğunu yazar. Bu barış, Remzi Kılıç'ın çalışmasında ayrıntılı olarak anlatılan 26 Eylül 1618 tarihli Serav Antlaşması'dır. Kılıç'a göre Osmanlı kuvvetleri 10 Eylül 1618'de Tebriz ile Erdebil arasındaki Serav ovasında ağır bir bozguna uğramış, Kırım Hanı Canbek Giray güçlükle kurtarılmış; buna rağmen Erdebil'e yürüme kararı Şah Abbas'ı barışa yöneltmişti. Antlaşmanın maddeleri arasında Kars ve Ahıska'nın Osmanlılarda kalması, şahın her yıl yüz yük ipek göndermesi ve esirlerin karşılıklı olarak serbest bırakılması vardı. Kurd Mahmûd Bey'in 1029 baharında Amasya'ya dönüşü bu maddenin uygulanmasıyla ilgilidir.
Metinde Kurd Mahmûd Bey'in Hızır ve Mehmed paşaların vakıflarına mütevelli olması da aile bağına dayanır. Hüsameddin bir önceki bölümde aynı vakıfların mütevellisi olarak Kurd Mahmûd Bey'i anar ve dipnotta onun soyunu "Hüseyin Bey bin Ali Bey bin Mahmûd Bey bin Mehmed Paşa bin Hızır Paşa" diye verir. Yani mütevellilik, vakfı kuran Hızır Paşa ile oğlu Mehmed Paşa'nın erkek soyundan gelen bu beye, "kız soyundan" gelen Seydî Beyzâde Mustafa Bey'in elinden geri verilmiştir. Hüsameddin'in "evlâd-ı inâs" ibaresini bu ayrımı belirtmek için kullandığı anlaşılır.
Defterdarlar ve Sandukîzâde Abdülkerim
Maddenin defterdarlık kayıtları başka listelerle tam örtüşmez. Osmanlı baş defterdarlarını sıralayan derlemelerde bu yıllar için Rizeli Hasan Paşa'nın 1617-1618'de ve 1620-1621'de baş defterdar olduğu, arada 1618-1619'da "Yahnikapan" Abdülkerim'in bu görevde bulunduğu yazılır; Hüsameddin'in andığı Manisalı Bekir Paşa ise bu listelerde görünmez. Hüsameddin'in 1029 recebinde (1620 yazı) baş defterdar yaptığı Hasan Efendi, Rizeli Hasan Paşa'nın ikinci defterdarlığıyla aynı zamana düşer.
İkinci defterdar olan Sandukîzâde Abdülkerim Paşa, Amasya'nın Sofular Mahallesi'nden yetişmiş, hırsı ve acı sonuyla anılan bir maliyecidir. Hüsameddin'in biyografi ciltlerine göre İstanbul'da Sultan Bayezid Medresesi'nde okurken arkadaşları arasında "Yahnikapan" lakabını almış, sesinin güzelliği sayesinde Bayezid Camii'ne imam ve hatip olmuş, hesap işlerindeki mahareti sayesinde maliye kalemine geçmiştir. Baş defterdar Ahmed Paşa'nın teklifiyle 1019'da Sivas, sonra Karaman defterdarı, 1021'de Karaman beylerbeyi olmuştur. Aynı biyografide Bekir Paşa'nın azli ve Hasan Efendi'nin baş defterdarlığı sırasında ikinci defterdar olduğu "Teşrifât defteri"ne dayanılarak yazılır; ancak burada tarih 1029 değil 1024 olarak basılmıştır. Biyografiye göre IV. Murad'ın tahta çıkışından az sonra baş defterdar, 1032'de vezir olmuş, 1034 zilhiccesinde kendisini kıskanan Sadaret Kaymakamı Gürcü Mehmed Paşa'nın kışkırttığı sipahi ayaklanması sırasında görevden alınıp mallarına el konmuş, hapsedilerek işkenceyle öldürülmüştür.
Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul ansiklopedisindeki "Yahnıkapan Abdülkerim Paşa" maddesi de aynı hikâyeyi farklı ayrıntılarla anlatır: gençliğinde Bayezid imaretinden yiyen bir softa olduğu, açgözlülüğü yüzünden bu lakabı aldığı, uzun zaman Bayezid Camii'nde hatiplik ettiği, I. Ahmed devrinde Defterdar Ekmekçizâde Ahmed Paşa'ya intisap ederek büyük servet edindiği, Bâkî Paşa'dan sonra baş defterdar olduğu, rüşvetle vezirlik aldığı, bir sipahi fitnesinde azledilip mallarını söyletmek için kızgın demirlerle işkence edildiği ve birkaç gün sonra öldüğü yazılıdır. Koçu onun mültezimlere verdiği zararı da vurgular. İki anlatım paşanın sonu konusunda örtüşür; Hüsameddin ise onu "âlim, muhasebede usta, devlet işlerine vâkıf" biri olarak anar ve sadarete yükseleceği anlaşıldığı için vezirlerin kıskançlığına kurban gittiğini düşünür.
Kadızâde Ali Paşa ve Hâbil Efendi
Hüsameddin'in "Amasyalı Budin valisi" diye andığı Kadızâde Ali Paşa ile Budin kadısı Hâbil Efendi, Osmanlı-Habsburg ilişkilerinin tanınmış adlarıdır. Kuyucu Murad Paşa maddesine göre Zitvatorok Antlaşması'na varan 20 Ekim-11 Kasım 1606 görüşmeleri, Murad Paşa'nın başkanlığında, damadı Kadızâde Ali Paşa ile Budin kadısı Hâbil Efendi tarafından yürütülmüştür. Ancak Ali Paşa'nın ölüm tarihi konusunda Hüsameddin öteki kaynaklardan ayrılır. Orhan Kılıç'ın Budin paşaları üzerine çalışmasına göre Kadızâde Ali Paşa Budin'i dört kez, toplam sekiz yıl on bir ay yönetmiş, son görevi Ekim 1614'ten Aralık 1616'ya kadar sürmüştür; Kılıç onun Türk asıllı olduğunu da belirtir. Kimi kaynaklarda paşanın Belgrad'da teftişte bulunduğu sırada hastalanarak 1616'da öldüğü, babası Budin kadısı Hâbil Efendi'nin Bursalı olduğu yazılır; "Kadızâde" lakabı da bu babadan gelir. Hüsameddin ise ölümü 1030'a [1620-21] koyar ve Hâbil Efendi'yi Amasyalı "Hâbilzâde" olarak anar. Hüsameddin'in kitabında Amasya'da Hâbil Bey'den inen ve "Hâbilzâde" diye anılan bir ulema ailesinin bulunması, bu nisbeyi açıklayabilir; ama paşanın ölüm tarihi ile ailenin Amasyalı mı Bursalı mı olduğu konusunda kaynaklar uzlaşmaz.
Bayezid Paşa İmareti ve Mevlevîhâne
Şeyhi değişen "Bayezid Paşa İmâreti", Amasya'da Kuşköprüsü yakınında, Yeşilırmak kıyısındaki Bayezid Paşa Camii'dir. Semavi Eyice'nin ansiklopedi maddesine göre yapı, kapısındaki kitabeye göre Çelebi Mehmed'in veziri Bayezid Paşa tarafından Muharrem 817'de (Nisan 1414) yaptırılmış, vakfiyesi Zilhicce 820'de (Ocak 1418) düzenlenmiştir; vakfiyenin bir özeti son cemaat yerindeki kuşak yazısına ve köprünün yakınındaki bir kayaya işlenmiştir. Eyice yapıyı erken Osmanlı mimarisindeki "tabhâneli" ya da "zâviyeli" camilerin en güzel örneklerinden sayar. Mustafa Çağhan Keskin'in Bayezid Paşa üzerine makalesi, kitabede yapının kendisinin "imaret" diye adlandırıldığını ve binanın konuk odaları bulunan çok işlevli bir zaviye olduğunu belirtir. Hüsameddin'in kaydı, yapının XVII. yüzyılda da bir şeyh tarafından yönetilen zaviye olarak işlediğini gösterir. Cami bugün ayaktadır.
İmaretin yeni şeyhi Durmuş Dede'nin bağlı olduğu Mevlevîhâne'nin hikâyesi de bu yıllarda kırılgandır. Hüsameddin'in kitabın birinci cildinde verdiği bilgiyi aktaran Abdulhalim Durma'ya göre Amasya Mevlevîhânesi'ni 714'te (1314) Alâeddin Ali Pervâne Bey yaptırmıştır. Şeyh Ömer Çelebi'den sonra Şeyh İbrâhim Çelebi'nin şeyhliği sırasında 1011'deki (1602) eşkıya baskınında Mevlevîhâne yanmış ve şeyhi de ölmüştür; ancak 1047'de (1637) eski sadrazam Bayram Paşa, İbrâhim Çelebi'nin oğlu Mehmed Ârif Dede'nin başvurusu üzerine Mevlevîhâne'yi yeniden yaptırıp vakıflarını genişletmiştir. Maddedeki "Şeyh İbrâhim Efendi hulefâsından Mevlevîhâne şeyhi Durmuş Dede", yangından sonraki bu ara dönemde tekkenin yükünü taşıyan bir halife olarak görünür. Hükümet Köprüsü yakınında, Yeşilırmak kıyısında bulunan Mevlevîhâne bugün ayakta değildir; Durma, yapının muhtemelen meydan açma çalışmaları sırasında yıkıldığını düşünür.
Lehistan Seferi
İbrâhim Bey'in Amasya askeriyle gittiği "Lehistan harbi", II. Osman'ın 1621 Hotin seferidir. Feridun Emecen'in II. Osman maddesine göre Hotin önünde kuvvetli bir tahkimat kuran Leh ve Kazak ordusuna karşı yapılan hücumlar padişahın bütün çabasına rağmen sonuç vermemiş, Osmanlılar lehine görülen barış teklifi kabul edilmiş ve padişah 23 Zilkade 1030'da (9 Ekim 1621) dönüş yoluna girmiştir. Hüsameddin'in kaydına göre beyin seferden dönmeden şevvalde (Ağustos 1621) azledilmesi, sancağın sefer sürerken yeniden dağıtıldığını gösterir.
Bulunamayanlar
Hüsameddin, Amasya kadısı olan Hayreddînzâde İbrâhim Efendi'yi birkaç yıl önce Merzifon kadısı olarak, Seydî Beyzâde Mustafa Bey'i de o yılların tanınmış Amasya zeamet sahipleri arasında anar. Bu iki kişi ile Murâd Beyzâde Mustafa Ağa, Bayezid Paşa İmareti şeyhi Ebu Bekir Efendi, Durmuş Dede ve Bostancıbaşı Bosnalı Pîr Mehmed Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 547–547. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 157 (Mevlevîhâne), s. 538-539. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page538.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 23 ("Hüseyin Ağa-Arab"), s. 532-533 ("Abdülkerîm Paşa-Yahnikapan"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page533.html
- "Osmanlı başdefterdarları listesi", Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanlı_başdefterdarları_listesi
Akademik çalışmalar
- Ömer İşbilir, "Kuyucu Murad Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/kuyucu-murad-pasa
- Remzi Kılıç, "Osmanlılar ile Safevîler Arasında Nasuh Paşa (1612) ve Serav (1618) Antlaşmaları", Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim ve Bilim Dergisi, sayı 2, 2003, s. 124-134.
- Orhan Kılıç, "Budin ve Tımışvar Eyaletlerinin Paşaları: Karşılaştırmalı Bir Analiz", OTAM, 46, Güz 2019, s. 191-229. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2160463
- Semavi Eyice, "Bayezid Paşa Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-pasa-camii
- Mustafa Çağhan Keskin, "Bayezid Paşa: Vezir, Entelektüel, Sanat Hamisi". https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/752365
- Feridun Emecen, "Osman II", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2007. https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-ii
Kitaplar
Diğer kaynaklar