Amasyalıdır. A‘yân-ı ümerâdan es-Seyyid İn’âm Bey’in mahdûmudur. “Nefîszâde” demekle meşhûrdur. 1028 senesi Cumâdelûlâsının yedinci günü Amasya beyi olup tarafından kethüdâyeri Aydın Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Şa’bân evâsıtında Zülfikâr Bey’in ref‘inden Çavuşzâde Abdülbâkî Bey yine Amasya alaybeyi olup Zilka’de evâilinde Mirlivâ es-Seyyid Ali Bey İstanbul’dan geldi. Zilhiccede fuzalâdan Harşeneli İbrâhim Efendi Kal’a-i Bâlâ’da vefât etdi.
1029 senesi muharreminde Müftü Abdullah Efendi’nin azliyle yerine Amasya [33] ulemâsından Cumâzâde Hızır Efendi Amasya müftüsü oldu. Saferinde Amasya Beyi Seyyid Ali Bey’e Kars beylerbeyiliği verilip Amasya sancağı Bâyezîd beyi İbrâhim Bey’e tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Beylerin ileri gelenlerinden Seyyid İn'âm Bey'in oğludur. "Nefîszâde" adıyla tanınır. 1028 [1619] yılı cemâziyelevvelinin yedinci günü Amasya beyi oldu; kendi adına kâhyası Aydın Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Şaban ayının ortalarında Zülfikâr Bey'in görevden alınmasıyla Çavuşzâde Abdülbâkî Bey yeniden Amasya alaybeyi oldu. Zilkade ayının başında Mirliva Seyyid Ali Bey İstanbul'dan geldi. Zilhicce ayında bilginlerden Harşeneli İbrâhim Efendi Yukarı Kale'de vefat etti.
1029 [1619] yılı muharreminde Müftü Abdullah Efendi'nin görevden alınmasıyla, yerine Amasya âlimlerinden Cumâzâde Hızır Efendi Amasya müftüsü oldu. Safer ayında Amasya Beyi Seyyid Ali Bey'e Kars beylerbeyiliği verildi; Amasya sancağı da Bayezid beyi İbrâhim Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- a'yân-ı ümerâ: beylerin ileri gelenleri
- mahdûm: oğul
- "Nefîszâde": Nefîs'in oğlu, Nefîs ailesinden
- tarafından: (burada) onun adına, onun vekili olarak
- ref': görevden kaldırma; azl: görevden alma
- fuzalâ: bilginler, faziletli kişiler
- Kal'a-i Bâlâ: Yukarı Kale, Amasya Kalesi'nin Harşena Dağı üzerindeki en üst bölümü
- mirlivâ: sancak beyi
- beylerbeyi: birkaç sancaktan oluşan eyaletin valisi
İn'âm Beyzâde Seyyid Ali
Bu kısa madde, kitabın 4-10 ile 4-14 arasındaki sayfalarında birkaç kez karşımıza çıkan bir Amasyalının sancak beyliğini kaydeder. İki yıl önce, 1026 şabanında, İn'âm Beyzâde Seyyid Ali Ağa Amasya beyinin kâhyası olarak görünür. Bir önceki maddenin sonunda Amasya sancağı, o sırada Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini olan Seyyid Ali Ağa'ya verilir. Bu maddede ise Seyyid Ali Bey, cemâziyelevvel 1028'de beyliği alır, kendisi İstanbul'da olduğu için sancağı ancak altı ay sonra gelerek devralır ve birkaç ay sonra Kars beylerbeyliğine geçer. Hüsameddin 4-14'te onun Hoca Ömer Efendi'nin akrabası olduğunu söyler. Bir şehir kâhyalığından beylerbeyliğine birkaç yılda yükselen bu kariyer, aynı yıllarda Amasyalıların Hoca Ömer Efendi'nin nüfuzuyla birçok yüksek göreve getirildiğini anlatan Hüsameddin'in genel tespitine uyar.
"Nefîszâde" lakabının kaynağı bu maddede açıklanmaz, ama Hüsameddin'in aynı yılların Amasya kazalarını tek tek anlattığı sayfalar bir ipucu verir. Orada Zünnûnâbâd (Tanunözü, bugünkü Mecitözü) voyvodasının "Elvân Çelebi evlâdından İn'âm Beyzâde es-Seyyid Ali Ağa" olduğu yazılır. Aynı yerde kazanın müftüsü ve Elvân Çelebi Tekkesi'nin şeyhi ile mütevellisi olarak "Nefisoğlu eş-Şeyh Elvân Efendi bin Abdurrahman Efendi" anılır; Hüsameddin, Şehzade Mustafa'nın nişancısı Hamdullah Hamdi Çelebi'nin bu Elvân Efendi'nin amcası, İn'âm Beyzâde Seyyid Ali Ağa'nın da Hamdullah Çelebi'nin torunu olduğunu belirtir. Buna göre Seyyid Ali, Mecitözü'ndeki Elvan Çelebi zaviyesini yöneten ve "Nefisoğlu" diye anılan ailenin bir koluna mensuptur. Türkiye Maarif Ansiklopedisi'ndeki "Elvan Çelebi" maddesine göre zaviyenin kurucusu, mutasavvıf şair Âşık Paşa'nın oğlu ve Baba İlyâs-ı Horasânî'nin torununun oğlu olan Elvan Çelebi'dir; Çorum'un Mecitözü ilçesinde bugün kendi adını taşıyan köyde cami, zaviye, türbe ve hamam yaptırmış, 1358-59'dan sonra vefat etmiş ve zaviyesinin yanındaki türbeye gömülmüştür. Hüsameddin aynı dönemde hattat Kâsım Efendi'nin öğrencisi olup İstanbul'da ün kazanan bir "Nefîszâde es-Seyyid İbrâhim Efendi"den de söz eder; bu hattatın da aynı aileden olması muhtemeldir, ama açıkça belirtilmez.
Kars ve Bayezid
Seyyid Ali'nin geçtiği Kars beylerbeyliği, İran sınırında görece yeni bir eyaletti. Tufan Gündüz'ün Kars hakkındaki ansiklopedi maddesine göre Kars sancağı 988'de (1580) Erzurum eyaletinden ayrılarak ayrı bir beylerbeyilik yapılmış, şehir eyaletin merkezi olmuş ve bu durumunu XIX. yüzyılın başlarına kadar korumuştur. Hüsameddin'in biyografi ciltlerine göre bir Amasyalı daha, Abdullah Paşazâde Hacı Abdülkerim Paşa da 1025'te Kars beylerbeyi olmuştu.
Amasya'ya yerine gelen İbrâhim Bey ise "Bâyezîd beyi" olarak anılır. Burası bugünkü Doğubayazıt'tır. Metin Tuncel'in ansiklopedi maddesine göre Bayazıt 1514'te Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılmış, önce Van eyaletine bağlı bir sancak merkezi iken sonra Erzurum eyaletine bağlanmış ve İran sınırına çok yakın oluşu yüzünden bir kale şehri olarak önem kazanmıştı. İki beyin karşılıklı olarak doğu sınırındaki görevlerle Amasya arasında yer değiştirmesi, bu sancağın beylerinin İran cephesindeki işlerle sık sık iç içe geçtiğini gösterir. İbrâhim Bey bir sonraki maddenin konusudur.
Harşeneli İbrâhim Efendi ve Yukarı Kale
Yukarı Kale'de ölen Harşeneli İbrâhim Efendi, Hüsameddin'in o yılların Amasya'sını anlatırken saydığı meşhur ulema arasında, şair Türâbî Mustafa Efendi, Cumâzâde Hızır Efendi ve Dursunzâde Mehmed Efendi ile birlikte anılır. Biyografi ciltlerinde ise Hoca Ömer Efendi'nin kardeşi Hoca Ahmed Paşa'nın, Türâbî Mustafa ve Harşeneli İbrâhim efendilerden okuyarak öğrenimini tamamladığı yazılır. Böylece bu bilgin, II. Osman devrinin saraya yakın Amasyalı ailesini yetiştiren hocalardan biri olarak görünür.
"Harşeneli" nisbesi ve ölüm yeri, Amasya Kalesi'nin en üst bölümüne işaret eder. Kale, şehrin kuzeyini kaplayan Harşena Dağı üzerindedir ve bu yüzden Harşena Kalesi diye de anılır. Kale, yukarıdan aşağıya Yukarı Kale (Harşena Kalesi), kral kaya mezarlarının önündeki Kızlar Sarayı terası ve bugünkü Hatuniye Mahallesi'nin bulunduğu İçeri Şehir (Aşağı Kale) olmak üzere üç bölümden oluşur. Emine Naza Dönmez'in kale kazıları üzerine yazısına göre Osmanlı döneminde Kızlar Sarayı ve Harşena Kalesi'nde cami, medrese, hamam ve hapishane bulunduğu bilinmektedir; ama kale dizdarlarının oturduğu Yukarı Kale'deki yapılardan bugün yüzeyde iz kalmamıştır. Hüsameddin'in "Kal'a-i Bâlâ" dediği yer, XVII. yüzyılın başında kale muhafızlarıyla birlikte içinde sivil halkın da yaşadığı bir yerleşmeydi; Celâlî baskınında Amasyalıların kadınlarını ve çocuklarını buraya çıkardığını da Hüsameddin yazar.
Cumâzâde Hızır Efendi
Müftü olan Cumâzâde Hızır Efendi'nin hayatı Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde yer alır. Oraya göre kadılardan Ahmed Efendi bin Cuma Efendi'nin oğludur. Amasya'da okuduktan sonra İstanbul'a gidip İvaz Efendi'ye mülâzım olmuş, Amasya'da ders-i âm olarak bulunmuş, 1020'de Tekirdağ'da Rüstem Paşa, 1025'te Beşiktaş'ta Sinan Paşa, aynı yılın zilhiccesinde Bursa'da Emîr Sultan medreselerine müderris olmuştur. Biyografide Amasya müftülüğüne ve Sultan Bayezid medresesi müderrisliğine 1029 saferinde Malkaralı Ahmed Efendi yerine getirildiği yazılır; bu maddedeki "muharrem, Abdullah Efendi'nin yerine" kaydıyla hem ay hem selef bakımından fark vardır. Aynı biyografiye göre 1032 zilhiccesinde Konya mollası olmuş, 1034'te azledilip Amasya'ya dönmüş ve 1035 zilhiccesinde vefat etmiştir. 4-14 numaralı maddede Konya mollalığı zilhicce 1030'a konduğu için Hüsameddin'in iki eseri arasında burada da iki yıllık bir fark bulunur. Hüsameddin, Hızır Efendi'nin daha 1012'de Celâlî başbuğu Deli Zülfikâr'ın boyun eğmesinde arabuluculuk eden Amasya ulemasından biri olduğunu da kaydeder.
Bulunamayanlar
Seyyid İn'âm Bey, Çavuşzâde Abdülbâkî Bey ve görevden alınan Müftü Abdullah Efendi hakkında Hüsameddin dışında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin, Abdülbâkî Bey'i o yılların tanınmış Amasya zeamet sahipleri arasında, kardeşi Çavuşzâde Abdülkâdir Bey ile birlikte sayar. Abdülbâkî Bey, 4-15 ve 4-16 numaralı maddelerde Abaza isyanı sırasında Karahisar-ı Şarkî savunmasının kahramanı olarak yeniden görünür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 547–547. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 524, 526, 538-539. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page539.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 167 ("Ahmed Paşa-Hoca Paşa"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page167.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 116 ("Hızır Efendi-Cumazâde"), s. 532 ("Abdülkerîm Paşa-Abdullah Paşazâde"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page116.html
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Kitaplar