İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Hasan Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 543–544 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Amasyalıdır. Yörgüç Paşa ahfâdından evkâfı mütevellîsi Mehmed Bey’in oğludur. 1021 senesi rebîülâhirinin on birinci günü Amasya sancağı beyi olup Sivas defterdârlığı uhdesinde kaldığından birâderi Hakâlacı Mustafa Bey Amasya mütesellimi oldu.

Şevvâlinde Amasya aynü’l-a‘yânı Çelebi Mehmed Efendi vefât etdiğinden a‘yân arasında uygunsuzluklar çıktı. Şehir kethüdâsı Hacı Mansur Ağa ile Hacı Pîrî Ağa nüfûz yarışına kalkışdılar. Mütesellim Mustafa Bey, Hacı Pîrî Ağa’ya mu‘în olduğundan Hacı Mansûr Ağa mevkiini kaybetdi. Zilka’desinde Hacı Pîrî Ağa şehir kethüdâsı oldu.

Mütesellim Mustafa Bey’in tarafgirâne harekâtı yüzünden sipâhilerle yeniçeriler de birbirine karşı vaziyet alarak ba’zı vekâyı‘ın zuhûrundan endişe edildiği esnada Kadı Abdülkerim Efendi’nin müdahalesiyle tarafeyn barışdırıldı. Serdâr Mehmed Ağa’nın ref‘iyle Üçüncü Hüseyin Ağa yeniçeri zâbıtı oldu.

1022 senesi muharreminde İn’âm Beyzâde es-Seyyid Ali Ağa kethüdâyeri oldu. İstanbul’da Sadr-ı a’zam Nasûh Paşa, Kadızâde Ali Paşa’yı ifnâ edecek çareler taharrî ve kendisiyle kethüdâsı Ahmed Ağa’nın aleyhinde Bağdat çavuşlar kethüdâsı Mahmûd Ağa’yı celb ve itmâ’ [23] ederek şikâyetler icâd ve her ikisini de Dîvân-ı Hümâyûn’a ihzâr etdirmişdi.

Rumeli Kazaskeri Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendizâde Kethüdâ Mustafa Efendi’nin fazlı ve metâneti, Bağdatlı Mahmûd Ağa’nın Dîvân-ı Hümâyûn’da tahvîl-i kelâm ederek hakîkat hâle şehâdeti sâyesinde Nasûh Paşa’nın tezvîrâtı anlaşıldığından Ali Paşa kethüdâsıyla beraber tebri’e-i zimmet etdi. Nasûh Paşa’nın gazabına uğrayan Bağdatlı Mahmûd Ağa Amasya’ya nefyedildi. Bu suretle her üçü de Nasûh Paşa’nın hançer-i siyasetinden kurtarıldı.⁶²⁴

Fakat bundan münfail olan Nasûh Paşa’nın kin ve adâveti feverân edib saferde Rumeli Kazaskeri’nin azliyle Ali Paşa’nın katlini arz ve telhîs etdi. Birinci Sultân Ahmed, kazaskerin azlini tasvîp edib Ali Paşa’nın katline rızâ vermedi. Ali Paşa’ya Vize sancağını ber-vech-i tekâ‘üd verip paşayı oraya gönderdi.

Rebîülevvelde Bağdatlı Mahmûd Ağa, sipâhilikle Amasya’ya gelip yerleşdi.⁶²⁵ Bu esnada Musullu Hüseyin Ağa da Amasya sipâhilerinden idi. Buna Arab Hüseyin Ağa denirdi.⁶²⁶ Nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı es-Seyyid Ahmed Efendi kadı-i Tokat olup selefi es-Seyyid eş-Şeyh Celâleddîn Efendi nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu. [24]

Şa’bânın dokuzuncu günü Kadı Abdülkerim Efendi’nin azline binâen Müftüzâde Abdülvehhâb Efendi yine Amasya kadısı oldu. Ancak Sivas Vâlisi Vezîr Ca’fer Paşa’nın harekât-ı şedîdesinden müştekî olan Sivaslıları iskâta lüzûm görülmüşdü.

Binâenaleyh: Şa’bânın evâsıtında Vâlî Ca’fer Paşa Aydın sancağına ve defterdâr-ı Sivas olan Amasya sancağı beyi Hasan Bey de Suğla sancağına tahvîl-i me’mûriyet eylediğinden Canikli Osmân Paşa, Sivas beylerbeyi oldu. Amasya sancağı sâbık Kefe beylerbeyi Ahmed Paşa’ya ve Sivas defterdârlığı da Yahya Çelebi’ye tevcîh edildi.

Dipnotlar

  • 624 Bu ma‘lûmât, evkâf mahzeninde mahfûz Ahkâm Defterinde görülüp kaydedildi.
  • 625 Bağdatlı Mahmud Ağa, Amasya’da Bağdatlıoğulları demekle meşhûr olan hânedânın cedd-i âlâsıdır.
  • 626 Arap Hüseyin Ağa da Amasya hânedân ve a‘yânından Arap Hüseyinoğullarının cedd-i âlâsıdır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Yörgüç Paşa'nın torunlarından, vakıf mütevellisi Mehmed Bey'in oğludur. 1021 [1612-13] yılı Rebîülâhir ayının on birinci günü Amasya sancağı beyi oldu; Sivas defterdarlığı uhdesinde kaldığından kardeşi Hakâlacı Mustafa Bey Amasya mütesellimi oldu.

Şevvâl ayında Amasya ileri gelenlerinin seçkini Çelebi Mehmed Efendi öldüğünden, ileri gelenler arasında uygunsuzluklar çıktı. Şehir kethüdâsı Hacı Mansur Ağa ile Hacı Pîrî Ağa nüfuz yarışına girişti. Mütesellim Mustafa Bey, Hacı Pîrî Ağa'ya yardımcı olduğundan Hacı Mansûr Ağa makamını kaybetti. Zilkade ayında Hacı Pîrî Ağa şehir kethüdâsı oldu.

Mütesellim Mustafa Bey'in taraf tutan davranışları yüzünden sipahilerle yeniçeriler de birbirine karşı tavır aldı ve bazı olayların çıkmasından endişe edildiği sırada, Kadı Abdülkerim Efendi'nin araya girmesiyle iki taraf barıştırıldı. Serdâr Mehmed Ağa'nın görevden alınmasıyla Üçüncü Hüseyin Ağa yeniçeri zabıtı oldu.

1022 [1613-14] yılı Muharrem ayında İn'âm Beyzâde es-Seyyid Ali Ağa kethüdâyeri oldu. İstanbul'da Sadrazam Nasûh Paşa, Kadızâde Ali Paşa'yı yok edecek yollar araştırıp ona ve kethüdâsı Ahmed Ağa'ya karşı Bağdat çavuşlar kethüdâsı Mahmûd Ağa'yı çağırtmış, ümit vererek kandırmış, şikâyetler uydurtmuş ve ikisini de Dîvân-ı Hümâyûn'a getirtmişti.

Rumeli Kazaskeri Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendizâde Kethüdâ Mustafa Efendi'nin üstünlüğü ve ağırbaşlılığı ile Bağdatlı Mahmûd Ağa'nın Dîvân-ı Hümâyûn'da sözünü değiştirip gerçeği söylemesi sayesinde Nasûh Paşa'nın yalanları anlaşıldı ve Ali Paşa kethüdâsıyla birlikte aklandı. Nasûh Paşa'nın gazabına uğrayan Bağdatlı Mahmûd Ağa Amasya'ya sürüldü. Böylece üçü de Nasûh Paşa'nın siyaset hançerinden kurtarıldı.

Fakat bundan dolayı öfkelenen Nasûh Paşa'nın kin ve düşmanlığı taştı; Safer ayında Rumeli Kazaskeri'nin görevden alınmasını ve Ali Paşa'nın öldürülmesini padişaha arz etti. Birinci Sultan Ahmed kazaskerin görevden alınmasını onayladı, ancak Ali Paşa'nın öldürülmesine razı olmadı. Ali Paşa'ya Vize sancağını emeklilik düzeniyle verip paşayı oraya gönderdi.

Rebîülevvel ayında Bağdatlı Mahmûd Ağa sipahilikle Amasya'ya gelip yerleşti. Bu sırada Musullu Hüseyin Ağa da Amasya sipahilerindendi. Ona Arab Hüseyin Ağa denirdi. Nakîbü'l-eşrâf vekili es-Seyyid Ahmed Efendi Tokat kadısı olunca, selefi es-Seyyid eş-Şeyh Celâleddîn Efendi yeniden nakîbü'l-eşrâf vekili oldu.

Şa'bân ayının dokuzuncu günü Kadı Abdülkerim Efendi'nin görevden alınması üzerine Müftüzâde Abdülvehhâb Efendi yine Amasya kadısı oldu. Ancak Sivas Valisi Vezir Ca'fer Paşa'nın sert uygulamalarından yakınan Sivaslıları yatıştırmak gerekli görülmüştü.

Bu yüzden Şa'bân ayının ortalarında Vali Ca'fer Paşa Aydın sancağına, Sivas defterdarı olan Amasya sancağı beyi Hasan Bey de Sığla sancağına tayin edildiğinden, Canikli Osmân Paşa Sivas beylerbeyi oldu. Amasya sancağı önceki Kefe beylerbeyi Ahmed Paşa'ya, Sivas defterdarlığı da Yahya Çelebi'ye verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • aynü'l-a‘yân: ileri gelenlerin seçkini
  • nüfûz yarışı: etki ve güç mücadelesi
  • mu‘în: yardımcı, destekçi
  • tarafgirâne: taraf tutarcasına
  • vekâyi‘: olaylar
  • tarafeyn: iki taraf
  • yeniçeri zâbıtı: Amasya'da yeniçeri ağasına verilen ad
  • celb ve itmâ‘: çağırtıp ümit vererek kendi tarafına çekme
  • tezvîrât: yalanlar, düzmece işler
  • tebri'e-i zimmet: suçsuz çıkma, aklanma
  • ber-vech-i tekâ‘üd: emeklilik düzeniyle
  • telhîs: padişaha özet olarak yazıyla bildirme
  • hançer-i siyaset: idam kılıcı, siyasi kıyım
  • ref‘: kaldırma, görevden alma
  • azl: görevden alma

Yörgüç Paşa Soyu

Metin Hasan Bey'in "Yörgüç Paşa'nın torunları"ndan olduğunu belirtir. Yörgüç Paşa, Çelebi Sultan Mehmed'in oğlu Şehzade Murad'ı 1414'te Rum vilayeti beyliğiyle Amasya'ya göndermesi üzerine lalası olarak onunla gelmiş, Şehzade Murad II. Murad olarak tahta çıkınca da 1423'te Rum beylerbeyliğine atanmıştır. Amasya'da 1430'da (834) yaptırdığı caminin kitabesinde adı "Atabeg Yörgüç Paşa" olarak geçer; ansiklopedik açıklamaya göre atabeg unvanı büyük olasılıkla onun lalalığına yapılan bir göndermedir. Zilhicce 845'te (Nisan-Mayıs 1442) ölmüş, camisinin türbesine gömülmüştür. Amasya'da bir cami, medrese, imaret ve iki hamam yaptırdığı vakfiyelerden anlaşılır. Amasya'daki camisi bugün ayaktadır.

Yörgüç Paşa'nın soyuna ilişkin kaynaklarda birbirinden farklı şecereler verilir, bunların doğruluğu şüphelidir. Hüsameddin'in "Yörgüç Paşa ahfâdından evkâfı mütevellîsi Mehmed Bey" kaydı, vakfın soyundan gelenlerce yönetildiğini gösterir. Önceki maddelerde de "Yörgüç Paşa evkâfı mütevellîsi Yörgüç Paşazâde Hasan Bey" adı geçer; bu cildin daha önceki bir dipnotuna göre bu Hasan Bey, Yörgüç Paşazâde Mehmed Bey'in oğludur. Hüsameddin'in Yörgüç Paşazâde Hasan Bey'in Sivas defterdarı olduğunu bir önceki maddede, burada ise Sivas defterdarlığı uhdesinde kalan Amasya sancağı beyi Hasan Bey'i anlatması, ikisinin aynı kişi olduğunu gösterir.

Nasûh Paşa ile Kadızâde Ali Paşa Çekişmesi

Bu maddenin en önemli anlatısı, Nasûh Paşa'nın Kadızâde Ali Paşa'yı ortadan kaldırmak için uyguladığı plan ve bunun çökmesidir. Ali Paşa'nın Kuyucu Murad Paşa'nın damadı olduğu ve Nasûh Paşa'nın Kuyucu'nun çevresindekilere düşmanlık beslediği, Nasûh Paşa'nın çevresinde çok sayıda düşman edindiği kaynaklarda da yazılıdır. Hüsameddin bu olayı, evkaf mahzeninde saklı Ahkâm Defteri'nden aldığını dipnotta belirtir. Olayın ayrıntılarına, Divan'da Bağdatlı Mahmûd Ağa'nın sözünü değiştirip gerçeği söylemesi gibi, başka bir kaynakta rastlanmadı. Nasûh Paşa ise 1614'te idam edilecek, Ali Paşa dördüncü kez Budin beylerbeyi olacaktır.

Muhaşşî Sinan Efendizâde Kethüdâ Mustafa Efendi'yi Hüsameddin 4-3'te Anadolu kazaskeri, burada ise Rumeli Kazaskeri olarak anar; bu iki unvan arasındaki fark metinden açıklanmamaktadır. Kendisi hakkında başka kaynaklarda ayrıntıya rastlanmadı.

Bağdatlıoğulları ve Arab Hüseyinoğulları

Hüsameddin iki dipnotta, Amasya'ya sürülen Bağdatlı Mahmud Ağa'nın Amasya'da Bağdatlıoğulları diye bilinen hanedanın, Musullu Arab Hüseyin Ağa'nın da Arab Hüseyinoğulları denen ailenin atası olduğunu söyler. Bu iki ailenin sonraki durumu için bir kaynakta bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 543–544. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.