İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Mehmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 583–584 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

“Sarı Mehmed Paşa” demekle meşhûr bir beylerbeyidir. 1069 senesi şa’bânının gurresinde Amasya mutasarrıfı olup a‘yândan Kadızâde Muslî Ağa Amasya mütesellimi oldu. Tahkîkât hususunda Ebûbekir Ağa’ya yardım etdi.

Bundan akdem kethüdâ-yı sadr-ı âlî Köprülü Yûsuf Ağazâde Kayın Mehmed Ağa, ba’zı etvârından Abazalı olduğu sezilmekle azl ve tekâüde sevk edilip Hacıköylü Muharrem Ağa kethüdâ-yı sadr-ı âlî ve telhîsi olan Merzifonî Kara Mustafa Ağa da mirâhur-ı sânî oldu.

Şa’bânın onunda Vâlî Sührab Paşa’nın azline binâen Trablusşam Beylerbeyi Kıbleli Mustafa Paşa Sivas vâlisi olup geldi. Yirmi altısında mağdur olduğu anlaşılan Fâzıl Hızır Efendi Amasya Müftülüğü’ne ve Sultâniyye müderrisliğine iâde edilerek taltîf edildi. Fakat Hoca Ahmed Paşa, müsâdereden pek ziyâde müteessir olup şa’bân evâhirinde vefât etdi. Çünkü kendisini müsâdere eden Bayburdlu Ahmed Ağa’yı katırcılıktan kurtarıp [132] dâiresinde terbiye ederek adam etmişdi.⁶⁵⁸

Ramazân evâilinde nakîb es-Seyyid Ahmed Efendi’nin ref‘inden şehir kethüdâsı Seyyid Ahmed Ağa’nın kardeşi es-Seyyid Mustafa Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu. Bayburdlu Ahmed Ağa’nın maiyeti olan serdâr Ya’kûb Ağa büyük bir nüfûz ve şöhret kazandı.

Şevvâlin gurresinde Kadı Hayreddînzâde Mustafa Efendi İstanbul’a gidip kardeşi Abdullah Efendi Amasya nâibi oldu. Müteâkiben Amasya Mutasarrıfı Mehmed Paşa, Amasya’ya geldi.

Zilhicce evâhirinde Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Bey’e Rumeli Beylerbeyliği pâyesiyle Erzurum ve Merzifonî Kara Mustafa Ağa’ya da yine Rumeli pâyesiyle Silistre eyâletleri tevcîh edildi.⁶⁵⁹

Fakat şehir kethüdâsı Seyyid Ahmed Ağa, Köprülü Paşa’ya intisâbından dolayı tecâvüzâtını pek artırmış, mutasarrıf paşaya bile kafa tutmaya başlamışdı.

1070 senesi muharreminin evâilinde halk, Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa’nın tecâvüzâtından bîzâr olup, hânesine hücûm etdiler. Mûmâ-ileyhi şehir kethüdâlığından azledip Amasya’dan muhakkarâne çıkardılar. Bunu tutan mutasarrıftan ve serdârdan şikâyetler etdiler. A‘yândan Nasûhzâde Mehmed Ağa’yı şehir kethüdâsı yaptılar. [133]

Muharremin evâhirinde Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Erzurum’a gitmek üzere Köprü’ye gelip dört gün oturdu. Gerek halkın şikâyetleri ve gerek Mumcuoğlu’nun kethüdâlıktan hodserâne azl ve ihrâcı vâlî ile Fâzıl Ahmed Paşa’yı alakâdar etdi.

Fakat halkın mutasarrıftan şikâyetleri Mumcuzâdeye fazla yüz vermesinden ve tecâvüzâtını icrâya âlet olmasından ibâret olduğundan muharreminin sonunda Amasya sancağı sâbık Mar’aş Beylerbeyi Muslî Paşa’ya tevcîh edildi.

Dipnotlar

  • 658 Bayburdlu Ahmed Ağa, kendi velinimeti olan Merzifonî Kara Mustafa Paşa’yı idâm ettirip yerine geçen Kara İbrâhîm Paşa’nın babasıdır.
  • 659 Bunlar, 1045’te doğmuşlar, iki kardeş gibi beraber büyümüşlerdi. “Cevâhirü’t-Tevârîh”.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

"Sarı Mehmed Paşa" diye tanınan bir beylerbeyidir. 1069 [1659] yılı Şaban ayının ilk günü Amasya mutasarrıfı oldu ve ileri gelenlerden Kadızâde Muslî Ağa Amasya mütesellimi oldu. Soruşturma işlerinde Ebûbekir Ağa'ya yardım etti.

Bundan önce, sadâret kethüdâsı Köprülü Yûsuf Ağazâde Kayın Mehmed Ağa, bazı davranışlarından Abaza taraftarı olduğu sezildiği için azledilip emekliye sevk edilmiş; Hacıköylü Muharrem Ağa sadâret kethüdâsı, telhisçisi (sadrazamın padişaha sunduğu yazıları hazırlayan görevli) Merzifonlu Kara Mustafa Ağa da ikinci mîrahur olmuştu.

Şaban'ın onunda Vali Sührâb Paşa'nın azli üzerine Trablusşam Beylerbeyi Kıbleli Mustafa Paşa Sivas valisi olup geldi. Şaban'ın yirmi altısında, haksızlığa uğradığı anlaşılan Fâzıl Hızır Efendi Amasya müftülüğüne ve Sultâniyye müderrisliğine iade edilerek gönlü alındı. Fakat Hoca Ahmed Paşa müsadereden çok fazla etkilenip Şaban sonlarında vefat etti. Çünkü kendisinin mallarına el koyan Bayburtlu Ahmed Ağa'yı katırcılıktan kurtarıp kendi dairesinde yetiştirerek adam etmişti.

Ramazan başlarında nakîb es-Seyyid Ahmed Efendi'nin görevden alınmasıyla, şehir kethüdâsı Seyyid Ahmed Ağa'nın kardeşi es-Seyyid Mustafa Ağa nakîbü'l-eşrâf kaymakamı oldu. Bayburtlu Ahmed Ağa'nın maiyetinde bulunan Serdar Ya'kûb Ağa büyük bir nüfuz ve şöhret kazandı.

Şevval'in ilk günü Kadı Hayreddînzâde Mustafa Efendi İstanbul'a gitti ve kardeşi Abdullah Efendi Amasya nâibi oldu. Ardından Amasya Mutasarrıfı Mehmed Paşa Amasya'ya geldi.

Zilhicce sonlarında Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Bey'e Rumeli beylerbeyiliği payesiyle Erzurum, Merzifonlu Kara Mustafa Ağa'ya da yine Rumeli payesiyle Silistre eyaletleri verildi.

Fakat şehir kethüdâsı Seyyid Ahmed Ağa, Köprülü Paşa'ya bağlı olmasından dolayı taşkınlıklarını pek artırmış, mutasarrıf paşaya bile kafa tutmaya başlamıştı.

1070 [1659] yılı Muharrem ayının başlarında halk, Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa'nın taşkınlıklarından bıkıp evine saldırdı. Onu şehir kethüdâlığından azledip aşağılayarak Amasya'dan çıkardılar. Onu destekleyen mutasarrıftan ve serdardan da şikâyet ettiler. İleri gelenlerden Nasûhzâde Mehmed Ağa'yı şehir kethüdâsı yaptılar.

Muharrem sonlarında Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa, Erzurum'a gitmek üzere Köprü'ye gelip dört gün kaldı. Gerek halkın şikâyetleri, gerek Mumcuoğlu'nun kethüdâlıktan kendi başlarına azledilip şehirden çıkarılması hem valiyi hem de Fâzıl Ahmed Paşa'yı ilgilendirdi.

Fakat halkın mutasarrıftan şikâyetleri, onun Mumcuzâde'ye fazla yüz vermesinden ve taşkınlıklarının yapılmasına alet olmasından ibaret olduğundan, Muharrem'in sonunda Amasya sancağı önceki Maraş Beylerbeyi Muslî Paşa'ya verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • bundan akdem: bundan önce
  • etvâr: davranışlar, tavırlar
  • tekâüd: emeklilik
  • telhîs: sadrazamın padişaha sunduğu özet yazı; telhisçi bu yazıları hazırlayan görevli
  • mîrâhur-ı sânî: saray ahırlarının ikinci amiri
  • taltîf: gönül alma, iltifat etme
  • müteessir: üzülmüş, etkilenmiş
  • terbiye ederek adam etmek: yetiştirip bir mevkiye getirmek
  • intisâb: birine bağlanma, onun adamı olma
  • tecâvüzât: taşkınlıklar, haddini aşan davranışlar
  • bîzâr: bıkmış, usanmış
  • muhakkarâne: aşağılanarak
  • hodserâne: kendi başına, izin almadan
  • ihrâc: dışarı çıkarma

Hoca Ahmed Paşa'nın Ölümü

Maddenin en dokunaklı satırı, Hoca Ahmed Paşa'nın ölümüdür. Hüsâmeddin'in 6. ciltte yazdığı biyografiye göre paşa, Abaza Hasan Paşa'nın vezirlik vaadiyle yaptığı isyan teklifini reddetmiş, buna rağmen 1069 Cemâziyelâhirinde "kuru bir töhmetle" bütün malları ve mülkleri müsadere edilmiş, yaşlılığında bu felaketten çok etkilenerek Şaban'ın yirmi yedinci günü ölmüş ve atası Pîr Safiyyüddîn Halvetî'nin türbesine gömülmüştür. Hüsâmeddin'in bu maddede eklediği ayrıntı acıyı artırır: Mallarına el koyan mütesellim Bayburtlu Ahmed Ağa'yı katırcılıktan kurtarıp yetiştiren bizzat Hoca Ahmed Paşa'dır.

Bayburtlu Ahmed Ağa ve Kara İbrâhim Paşa

Hüsâmeddin dipnotunda, Bayburtlu Ahmed Ağa'nın, kendi velinimeti olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'yı idam ettirip yerine geçen Kara İbrâhim Paşa'nın babası olduğunu söyler. Abdülkadir Özcan'ın Kara İbrâhim Paşa maddesi bu bilgiyle hem uyuşan hem ayrılan yönler taşır. Maddeye göre Kara İbrâhim Paşa 1030 (1620-21) yılında Bayburt'a bağlı Kelkit kazasının Handevrek köyünde doğmuştur ve "Katırcı Ahmed adında bir köylünün oğludur." Hüsâmeddin'in Ahmed Ağa için verdiği üç bilgi, yani Bayburtlu olması, adının Ahmed olması ve katırcılıktan yetişmesi, ansiklopedi kaydıyla şaşırtıcı biçimde örtüşür.

Ayrıldıkları nokta ise 1659 olaylarıdır. Aynı maddeye göre Kara İbrâhim gençlik yıllarında Abaza Hasan'ın maiyetinde levent askeri olarak bulunmuş, isyanın bastırılmasının (1659) ardından İran'a kaçmıştır. Hüsâmeddin'in anlatısında ise babası Ahmed Ağa, aynı günlerde Köprülü adına Amasya'da Abazacıları idam ettiren ve mallarını müsadere eden mütesellimdir. İki bilginin birlikte doğru olması imkânsız değildir; kırk yaşına yaklaşmış bir oğulun babasından ayrı bir yol tutmuş olması düşünülebilir. Ancak bu durum, Hüsâmeddin'in kurduğu baba-oğul ilişkisinin dikkatle değerlendirilmesini gerektirir. Kara İbrâhim'in sonraki hayatı ansiklopedide ayrıntılı anlatılır: Merzifonlu Kara Mustafa Ağa'ya intisap edip onun Silistre valiliğinde kethüdâsı olmuş, efendisi yükseldikçe yükselmiş, Viyana bozgunundan sonra onun idamında rol oynayarak 1683'te sadrazamlığa gelmiş, 1685'te azledilip 1687'de Rodos'ta öldürülmüştür. Hüsâmeddin'in "kendi velinimetini idam ettirip yerine geçen" ifadesi bu bilgiyle uyuşur.

Fâzıl Ahmed ve Kara Mustafa

Zilhicce sonlarında Erzurum'a atanan Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Bey ile Silistre'ye atanan Merzifonlu Kara Mustafa Ağa için Hüsâmeddin dipnotta, Cevâhirü't-Tevârîh'e dayanarak ikisinin de 1045'te doğduğunu ve iki kardeş gibi birlikte büyüdüklerini yazar. Abdülkadir Özcan'ın maddelerine göre Fâzıl Ahmed Paşa 1045 (1635-36) yılında Köprü kasabasında doğmuş, Köprülü Mehmed Paşa'nın oğludur; annesi Köprü voyvodası Yûsuf Ağa'nın kızı Ayşe Hanım'dır ve 1069 (1659) yılından itibaren Erzurum ve Şam valiliklerinde bulunmuştur. Kara Mustafa Paşa ise 1044 (1634-35) yılında Merzifon'un Marınca (bugünkü Karamustafapaşa) köyünde doğmuş, babası Bağdat kuşatmasında şehit düşünce dört yaşında yetim kalmış ve o sırada Amasya sancakbeyi olan Köprülü Mehmed Bey'in himayesinde onun oğullarıyla birlikte yetişmiştir. Bir yıllık farkla da olsa iki kaynak, Hüsâmeddin'in "iki kardeş gibi beraber büyüdüler" sözünü doğrular.

Kara Mustafa'nın görevleri konusunda küçük farklar vardır. Hüsâmeddin onun telhisçilikten ikinci mîrahurluğa geçtiğini ve 1069 Zilhiccesinde Silistre'yi aldığını yazar. Özcan'ın maddesine göre Yanova'nın fethi müjdesini getirince 3 Zilhicce 1068'de (1 Eylül 1658) ikinci mîrahurluğa getirilmiş, "iki yıl sonra" da Silistre beylerbeyi olmuştur. Mîrahurluk tarihi Hüsâmeddin'in "bundan akdem" kaydıyla uyuşur; Silistre tayininin yılı ise iki kaynakta farklıdır.

Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa'nın Kovulması

Maddenin son bölümü, Köprülü'nün tasfiyelerinden sonra Amasya'da biriken öfkenin bu kez Köprülü'nün kendi adamına yöneldiğini gösterir. Köprülü'ye yakınlığına güvenerek mutasarrıfa bile kafa tutan şehir kethüdâsı Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa, halk tarafından evi basılarak şehirden kovulmuştur. Halkın kendi başına bir kethüdâ seçmesi ve devletin sonunda halkın şikâyetini haklı bulup mutasarrıfı değiştirmesi, on yedinci yüzyıl taşra şehirlerinde yerel topluluğun yönetime etkisini gösteren dikkate değer bir örnektir. Bu olaylar ve Sarı Mehmed Paşa ile Kıbleli Mustafa Paşa hakkında yapılan aramalarda başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Fâzıl Hızır Efendi'nin İadesi

Önceki maddede malları müsadere edilenler arasında sayılan Fâzıl Hızır Efendi'nin, aynı yılın Şabanında haksızlığa uğradığı anlaşılarak müftülüğe ve Sultâniyye müderrisliğine geri getirilmesi, teftişin bazı masumları da vurduğunun devletçe kabul edildiğini gösterir. Bu âlim, 1060'tan beri bu sayfalarda birkaç kez azledilip yeniden atanmış, her defasında Amasya'daki taraflaşmaların bedelini ödemiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.