Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
ايّها السّاقي ادر كاس الهدي
K’eyleyem bir cür‘asına cān fedā
Ḳahrı ġam bezminde cānı ġamzede
Ṣun beru ḳatı o cām-ı ġam-zedā
Ṣun beru ol cāmı mest it şöyle kim
Ṭoymayam olursa cān tenden cüdā
Ṣun beru ol cām-ı nābı kim anuñ
Neşvesinde mestdür bāy u gedā
Cām-ı tevḥīd ile ḳalbi pāk ḳıl
Dilde hergiz ḳalmasun ġayr-ı Ḫudā
Muṭribā billāh söylet sāzuñı
Naġme-i ‘uşşāḳdan virsün ṣadā
Sensin iy Fażlī anuñ [kim] dirlügi
Vechüñ el-bāḳī ve fānī mā-‘adā
Arap harfli mısraın Latin harfleriyle okunuşu: 1. Eyyühe’s-sāḳī edir ke’se’l-hüdā / K’eyleyem bir cür‘asına cān fedā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey saki, hidayet kadehini döndür; ta ki onun bir yudumuna canımı feda edeyim. (Özkat Arapça mısraı "Saki, döndür kadehi, bana da sun" diye çevirir; mısradaki "el-hüdā" (hidayet, doğru yol) kelimesini çevirisine almaz.)
2. Gam meclisinde kahırdan canı gamlanmış olana o gam giderici kadehi hemen beri sun.
3. O kadehi beri sun ve beni öyle sarhoş et ki can tenden ayrılsa bile duymayayım. ("Ṭoymayam" kelimesini "duymayayım" anlamında anladık; "doymayayım" diye okunursa mısra, can tenden ayrılsa da bu kadehe doymayayım demek olur.)
4. O saf şarap kadehini beri sun ki onun verdiği neşeyle zengin de dilenci de sarhoştur.
5. Tevhid kadehiyle kalbi temizle; gönülde Allah'tan başkası asla kalmasın.
6. Ey çalgıcı, Allah aşkına sazını konuştur; âşıkların nağmesinden, yani Uşşak makamından bir ses yükselsin.
7. Ey Fazlî, onun dirliği (yaşama sebebi) sensin; kalıcı olan senin yüzündür, ondan başka her şey yok olucudur. (Beyit kapalıdır ve iki türlü okunabilir: hitap Allah'a yöneltilmişse "Fazlî'nin dirliği sensin, baki olan yalnız senin yüzündür" denmektedir; şair kendine sesleniyorsa birinci mısra "Ey Fazlî, dirliğin ondandır" anlamına yaklaşır. Mısradaki "kim" kelimesi nüshada yoktur, Özkat vezni tamamlamak için eklemiştir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye "fedā, zedā, cüdā, gedā, Ḫudā, ṣadā, ‘adā" kelimelerindeki "-dā" sesiyle kurulur ve Özkat bu gazeli zengin kafiyeli gazeller arasında sayar. Matlaın ilk mısraındaki "el-hüdā" da aynı sese uyar. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 216b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Gazelin yalnız ilk mısraı Arapçadır ve neşirde Arap harfleriyle verilmiştir; geri kalanı Türkçedir. Özkat bu şiiri mülemma gazelleri arasında saymaz, Arapça mısraı ise Fazlî'nin şiirlerine yerleştirdiği Arapça söyleyişlere örnek olarak anar. Mısraın anlamını dipnotta verir, okunuşunu vermez. Özgün metindeki Arap harfli mısra Özkat'ın yazımıdır; altındaki Latin harfli okuma bizimdir. Son beyitteki "[kim]" kelimesi Özkat'ın eklemesidir; nüshada mısra "İy Fażlī sensin anuñ dirlügi" biçimindedir ve Özkat bu biçimde veznin eksik kaldığını belirtir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir saki gazeli gibi açılır, ama içkiyi baştan bir tevhid içkisine çevirir. İlk mısrada sakiden istenen kadeh "hidayet kadehi"dir; beşinci beyitte de bu kadehin adı açıkça "cām-ı tevḥīd" (tevhid kadehi) diye konur. Aradaki beyitlerde sarhoşluk, gam gidermek, zenginle dilencinin aynı neşede buluşması gibi meyhane şiirinin bilinen öğeleri kullanılır; şiirin sonunda bunların hepsinin Allah sevgisine işaret ettiği anlaşılır. Divan şiirinde şarap, kadeh ve saki çoğu zaman bu tür tasavvufi anlamlarla birlikte okunur.
Arapça ilk mısra, Hâfız-ı Şîrâzî divanının ilk gazelini açan ünlü mısraı hatırlatır: "Elā yā eyyühe’s-sāḳī edir ke’sen ve nāvilhā" (Ey saki, bir kadeh döndür ve onu sun). Fazlî'nin mısraı "eyyühe’s-sāḳī edir ke’se" sözleriyle bu mısraın büyük bölümünü tekrarlar, sonunu ise "el-hüdā" diye değiştirerek kadehe bir hidayet anlamı yükler; bu bağlantı tespitimizdir. Özkat'ın dipnotta verdiği "Saki, döndür kadehi, bana da sun" çevirisi de Fazlî'nin mısraından çok Hâfız'ın mısraının anlamına uyar.
Gazelde sesi ve anlamı birbirine bağlayan küçük oyunlar vardır. İkinci beyitte "ġamzede" (gamlı) ile "ġam-zedā" (gam giderici) kelimeleri neredeyse aynı seslerden kurulur ve birbirinin karşıtını anlatır; bu cinas tespitimizdir. Üç beyit art arda "Ṣun beru" (beri sun) diye başlar ve sakiye yapılan çağrıyı ısrarlı bir yakarışa dönüştürür. Altıncı beyitteki "naġme-i ‘uşşāḳ" sözü hem âşıkların nağmesi hem de Türk musikisindeki Uşşak makamı anlamına gelir; bu tevriye de yorumumuzdur.
Son beyitteki "Vechüñ el-bāḳī ve fānī mā-‘adā" mısraı, Kur'an'da Rahmân sûresinin "yeryüzündeki her şey yok olucudur, yalnız Rabbinin yüzü kalıcıdır" anlamındaki 26 ve 27. ayetlerini hatırlatır; bu telmih tespitimizdir. Gazel böylece hidayet kadehiyle açılır ve Allah'tan başka her şeyin fani olduğunu söyleyerek kapanır. Özkat, "can feda etmek" deyimini Fazlî'nin şiirlerindeki deyimler arasında bu gazelin ilk beytiyle örneklendirir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 284, gazel no. 2 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 216b; Arapça mısraın anlamı ve nüsha farkı dipnotta); ayrıca s. 69 (kafiye), s. 91 (deyimler) ve s. 107 (Arapça söyleyişler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- "Alā yā ayyoha-s-sāqī", Wikipedia (İngilizce). https://en.wikipedia.org/wiki/Alā_yā_ayyoha-s-sāqī
Çevrimiçi kaynaklar






