Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Çünki bezm ehline ḳan yutdurmaḳ oldı ḫū saña
Ben daḫı sāḳī götürdüm ayaġı yā hū saña
Bādeye düşdüñ yitürdüñ naḳd-i ṣabrı iy göñül
‘Āḳıbet n’eyler göresin ol delüḳanlu saña
Ṭolaşursın būy içün zülfine yārüñ iy göñül
‘Āḳıbet bir bend geçmeyince ḳomaz bū saña
Ẕemm idersin ‘āşıḳ-ı dīvāneyi her-dem
Vā‘iẓā billāh niçün disün kişi uṣlu saña
Zülfünüñ her tārı bir ejder görinür Fażliyā
Kim bilür ne siḥr ider ol gözleri cādū saña
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey saki, mademki meclis ehline kan yutturmak sana huy oldu, ben de "yâ hû" diyerek kadehi sana kaldırdım.
2. Ey gönül, şaraba düştün, sabır sermayeni yitirdin; sonunda o delikanlı sana ne eder, göreceksin.
3. Ey gönül, koku için yârin zülfüne dolaşıyorsun; sonunda sana bir bağ vurmadıkça bu koku (bu iş) seni bırakmaz.
4. Ey vaiz, her an divane âşığı kınıyorsun; Allah için, insan sana neden "uslu" desin?
5. Ey Fazlî, onun zülfünün her teli bir ejderha gibi görünür; kim bilir o büyücü gözleri sana ne sihir eder.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "saña" kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḫū, yā hū, delüḳanlu, bū, uṣlu, cādū" kelimelerinin sonundaki "-ū/-u" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yirmi yedinci gazeldir ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuada yer almaz; metin yalnız Pervâne Beg'in Bağdat Köşkü 406 numaralı "Mecmû‘atü'n-Nezâ'ir" adlı nazire mecmuasına (vr. 8b) dayanır ve Özkat onu İbrahim Sevinç'in tezindeki metinden aktarır. Özkat'a göre Pervâne Beg'in mecmuası, Fazlî'nin devrin şairlerine yazdığı nazireleri içermesi bakımından büyük önem taşır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit sakiye yöneltilmiş bir sitemdir: saki meclis ehline kan yutturmayı huy edinmiştir; âşık da buna "yâ hû" diye kadeh kaldırarak karşılık verir. "Yā hū" derviş zikrinden bilinen bir seslenmedir; meyhane meclisinde kullanılması beyte hafif bir alay katar. "Ayaġ" kelimesi hem kadeh hem de ayak anlamına gelir. Özkat "kan yutturmak" deyimini bu beyitten örnekler. İkinci beyit Özkat'ın incelemesinde en çok anılan beyitlerden biridir. Özkat onu dört yerde gösterir: Fazlî'nin deyim ve atasözleriyle süslü konuşma dilini de, terkip ve tamlamalarla süslü Osmanlıcayı da aynı kolaylıkla kullanmasına; şiirlerinde "delüḳanlu" gibi günümüzde türetilmiş izlenimi uyandıran sade Türkçe kelimelere; şiirlerindeki Arapça ve Farsça unsurların kolay anlaşılır, kısa terkiplerden oluşmasına; ve sevgiliyle ya da kendi gönlüyle karşılıklı sohbet eder gibi konuşan samimi üslubuna örnek olarak. Gerçekten de "naḳd-i ṣabr" (sabır sermayesi) gibi kısa bir Farsça tamlama ile "n'eyler göresin" ve "delüḳanlu" gibi konuşma dilinden alınmış sözler aynı beyitte bir arada durur.
Üçüncü beyitte "bū" kelimesi hem "koku" hem de "bu" anlamıyla okunabilir; gönül koku için zülfe dolaşır, zülf de sonunda onu bağlar. Zülfün bağ ve kement olarak düşünülmesi, divan şiirinin bilinen bir imgesidir. Dördüncü beyit vaize yöneltilmiştir ve "dīvāne" ile "uṣlu" arasındaki tezat üzerine kurulur: âşığı deli diye kınayan vaizin kendisi de akıllı sayılmaz. Son beyitte zülfün her teli bir ejderhaya, gözler ise büyücüye benzetilir; "ejder", "siḥr" ve "cādū" kelimeleri bir tenasüp kurar.
Nazire İlişkisi
Özkat'a göre bu gazel, Hızrî'nin "İy ṣanem cevr-ile can almaḳ olupdur ḫū saña / Ben de geçdüm cān u dilden dōstum yā hū saña" matlalı gazeline nazire olarak yazılmıştır ve Hızrî'nin bu gazeli, Fazlî'ninki dahil 28 gazelle tanzir edilmiştir. Özkat, Hızrî'yi Bursa müftüsü Ahmed Paşa'nın oğlu olarak tanıtır ve ölüm tarihini 1517/18 olarak verir. Fazlî, Hızrî'nin matlaındaki "ḫū saña" ve "yā hū saña" kafiyelerini aynen korur; Hızrî'de huy edinilen şey sevgilinin can almasıdır, Fazlî'de ise sakinin meclis ehline kan yutturmasıdır. Özkat, Fazlî'nin nazire yazdığı şairlerden hangisiyle karşılaştığının bilinmediğini, ancak nazirelerinin asıllarından geri kalmadığını belirtir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 300, gazel no. 27 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Bağdat Köşkü 406, vr. 8b); ayrıca s. 43-44 (Türkî-i Basit ve sade Türkçe kelimeler), s. 69 (redifler), s. 93 (deyimler), s. 96 ve 100 (nazireler), s. 105, 107 ve 113 (dil ve ifade), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- İbrahim Sevinç, Pervâne Beg Nazire Mecmuası (1a-29b): Transkripsiyonlu, Edisyon Kritikli Metin, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2001, s. 52 (Özkat'ın aktarımıyla). katalog.marmara.edu.tr






