Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Ḥamdü-lillāh kim dem-i şādī vü behcetdür bugün
Vaḳt-i ‘ıyş ü rūz-ı ṣoḥbet devr-i ‘işretdür bugün
Mihr-i maḳṣūd oldı ṭāli‘ maṭla‘-ı ümmīdden
Başına gün ṭoġdı ḫalḳuñ ṣubḥ-ı devletdür bugün
İy dil ālüfte-i me’lūf ol ṣafā vü ẕevḳ ile
Ẕevḳe irdi her kişi hengām-ı ülfetdür bugün
Ḫᵛān-ı şādī çekdi ḫalḳa çāşnī-gīr-i ḳażā
Yimede içmekde hep ‘ālem żiyāfetdür bugün
Ḥaşr olup ẕevḳ ü ṣafāya yine bulduḳ tāze cān
Ol ṣafādan vaḳtümüz ġāyet ḳıyāmetdür bugün
Hey Muḥammed ümmeti billāh seyr eyleñ gelüñ
Şehr-i Būrsa maḳdem-i şāh ile cennetdür bugün
Ḫoş geçür ‘ömrüñ bu eyyāmı ġanīmet gör dilā
Key ṣaḳın fevt eyleme billāh furṣatdur bugün
Mihr-i vuṣlat eyledi ṣubḥ-ı sa‘ādetden ṭulū‘
Ḥamdü-lillāh intihā-yı şām-ı ḥiddetdür bugün
İktirān itdi şeref burcında māh u müşterī
Sā‘at-ı ferḫunde eyyām-ı sa‘ādetdür bugün
Yūsuf’ından Ḥażret-i Ya‘ḳūb olmışdı cüdā
Bir yire geldi yine hengām-ı vuṣlatdur bugün
Hem-dem oldı Ḥażret-i Sulṭān Süleymān bin Selīm
Şeh Selīm ibn-i Süleymān ile ṣoḥbetdür bugün
Ferr ü kerr ü fer-penāh u pād-şāh-ı kām-rān
Kim Süleymān-saṭvet İskender-ṣalābetdür bugün
Her faṣıl tīr ehli eylerler du‘ā-yı devletin
Vāli-i milk-i cihān ḳuṭb-ı vilāyetdür bugün
Ḫoş geçer ẓıll-ı hümā yanında mecmū‘-ı nüfūs
Salṭanat bāġında bir serv-i ‘adāletdür bugün
Rāyı taḳdīre muvāfıḳdur ne tedbīr eylese
‘Aḳl u fehm ile o şeh Cemşīd-i fikretdür bugün
Merkez-i ḳadrini dā’ir olımaz pergār-ı ‘aḳl
Bir şeh-i ‘ālī-cenāb u ‘arş-ı rif‘atdür bugün
Ḫalḳ-ı ‘ālem muġtenim oldı na‘īm-i cūdına
Luṭf u cūdı ḫalḳa Ḥaḳ’dan özge ni‘metdür bugün
Her zemān ḳuṭb-ı murādı üzre devr eyler felek
Ẕāt-ı pākı merkez-i devr-i sa‘ādetdür bugün
Aña Ḥaḳ’dan virilen iḳbāl ü ‘izzetdür müdām
Ḫalḳa andan irişen luṭf u ‘ināyetdür bugün
Ebr-i nīsānī gibi her laḥẓa gevherler ṣaçar
Keff-i dür-pāşı anuñ baḥr-i saḫāvetdür bugün
Ḫüsrevā nuṣretin-āsā eyle hem fetḥ-i ḳarīb
Şān-ı tīġuñda nüzūl itmiş bir āyetdür bugün
Ḫüsrevā sen ol şehen-şāh-ı ‘ale’l-ḳudretsin
Ḳullaruñ var her biri bir şāh-ı milketdür bugün
İns ü cīnni rām ḳılmış ḥükmüñe luṭf-ı Ḫudā
Allah Allah bu ne devlet bu ne ḳudretdür bugün
Sen Süleymān’a Ḫudā virmiş sa‘ādet ḫātemin
İns ü cīnnüñ ḥükmüñe kārı iṭā‘atdür bugün
Rāḥatü’l-ervāḥ ḳılmış luṭf u cūduñ ol laṭīf
Rāḥ-ı iḥsānuñla ḫalḳuñ rūḥı rāḥatdur bugün
İy Süleymān-ı zemān Fażlī-i mūra ḳıl naẓar
Rāh-ı ġamda pāy-māl[dür] diyu miḥnetdür bugün
Olmadı vuṣlat müyesser kūy-ı şādīden baña
Ḳaṣr-ı ġamda sākin-i künc-i melāletdür bugün
Devletüñde pād-şāhum şād u ḫurrem her kişi
İrişen aña feleklerden felāketdür bugün
Ol ḥaḳīre himmet it şāhum faḳīrü’l-ḥāldür
Müstaḥaḳḳ-ı şefḳat ü luṭf u ‘ināyetdür bugün
Fażliyā el aç du‘āya itme taṭvīl-i kelām
Umaram maḳbūl ola vaḳt-i icābetdür bugün
İsterem tā ḥaşre dek yār ola nuṣret ol şehe
Şimdi kim Ḥaḳ’dan mu‘āvin aña nuṣretdür bugün
Cümle-i şeh-zādelerle Ḥaḳ virüp ‘ömr-i dırāz
Diyeler ḫalḳ-ı cihān her gün selāmetdür bugün
Ḥaşre dek cümle ‘adūsın eylesün maḳhūr Ḥaḳ
Şimdi kim maġlūb-i şemşīr-i hezīmetdür bugün

Günümüz Türkçesiyle

1. Hamdolsun, bugün sevinç ve neşe zamanıdır; bugün eğlence vakti, sohbet günü, işret devridir.

2. Maksat güneşi ümidin doğduğu yerden doğdu; halkın başına gün doğdu, bugün devlet sabahıdır.

3. Ey gönül, neşe ve zevkle dostlara alışkın bir tutkun ol; herkes zevke erdi, bugün dostluk zamanıdır.

4. Kaderin çaşnigiri halka sevinç sofrası kurdu; bütün âlem yiyip içmekte, bugün ziyafet vardır.

5. Zevk ve neşeye dirilip yine taze can bulduk; o neşeden bugün vaktimiz tam bir kıyamettir. ("Ḥaşr", yeniden diriliş, ile "ḳıyāmet" arasında tenasüp vardır; "kıyamet" burada coşkunun son derecesi anlamındadır.)

6. Hey Muhammed ümmeti, Allah için gelin seyredin; Bursa şehri bugün şahın gelişiyle cennettir.

7. Ey gönül, ömrünü hoş geçir, bu günleri ganimet bil; sakın kaçırma, Allah için bugün fırsattır.

8. Kavuşma güneşi saadet sabahından doğdu; hamdolsun, bugün öfke gecesinin sonudur.

9. Ay ile Müşteri (Jüpiter) şeref burcunda birleşti; bugün kutlu saat, saadet günleridir.

10. Hazret-i Yakub Yusuf'undan ayrı düşmüştü; yine bir araya geldiler, bugün kavuşma zamanıdır.

11. Selim oğlu Hazret-i Sultan Süleyman (oğluyla) bir araya geldi; bugün Süleyman oğlu Şah Selim ile sohbet vardır.

12. O saldırıp dönmede usta, ihtişam sığınağı, muradına ermiş padişah bugün Süleyman heybetli, İskender sağlamlığındadır.

13. Her vakit ok ehli onun devletine dua eder; cihan ülkesinin valisi bugün velayetin kutbudur.

14. Bütün canlar hüma gölgesinin yanında hoş geçinir; o, bugün saltanat bahçesinde bir adalet servisidir. (Hüma kuşunun gölgesi devlet ve saadet getirir sayılırdı.)

15. Ne tedbir alsa görüşü takdire uygun düşer; o şah bugün akıl ve anlayışta düşüncenin Cemşid'idir.

16. Aklın pergeli onun kadrinin merkezi çevresinde daire çizemez; o bugün yüce makamlı bir şah, yücelikte bir arştır.

17. Âlemin halkı onun cömertliğinin nimetlerini ganimet bildi; lütfu ve cömertliği bugün halka Hak'tan ayrı bir nimettir.

18. Felek her zaman onun muradının kutbu üzerinde döner; onun temiz zatı bugün saadet devrinin merkezidir.

19. Ona Hak'tan verilen daimi ikbal ve izzettir; bugün halka ondan erişen lütuf ve inayettir.

20. Nisan bulutu gibi her an cevherler saçar; inci saçan avucu bugün bir cömertlik denizidir. (Nisan yağmurunun damlalarının sedefe düşüp inci olduğuna inanılırdı.)

21. Ey Hüsrev, "nasr" ayetinin dediği gibi yakın bir fethi de gerçekleştir; o, bugün senin kılıcının şanına inmiş bir ayettir. ("Allah'tan yardım ve yakın bir fetih" anlamındaki ayete telmih vardır.)

22. Ey Hüsrev, sen o kudretli şehinşahsın ki bugün kullarından her biri bir ülkenin şahıdır.

23. Allah'ın lütfu insanları ve cinleri senin hükmüne boyun eğdirmiş; Allah Allah, bugün bu ne devlet, bu ne kudrettir.

24. Allah sana, ey Süleyman, saadet mührünü vermiş; bugün insanların ve cinlerin işi senin hükmüne itaattir. (Hz. Süleyman'ın mühürlü yüzüğüyle insanlara ve cinlere hükmettiği anlatılır.)

25. O latif kişi lütfunu ve cömertliğini ruhların rahatı kılmış; bugün ihsan şarabınla halkın ruhu rahattır. ("Rāḥ", şarap, ile "rāḥat" arasında ses oyunu vardır.)

26. Ey zamanın Süleyman'ı, karınca gibi Fazlî'ye bir bak; o, gam yolunda ayak altında kalmıştır, bugün mihnettedir. (Hz. Süleyman ile karınca kıssasına telmih vardır.)

27. Sevinç mahallesinde ona kavuşma nasip olmadı; bugün gam köşkünde usanç köşesinin sakinidir.

28. Padişahım, devletinde herkes şen ve mutludur; ona ise bugün feleklerden felaket erişmektedir.

29. Şahım, o hakire himmet et, hâli fakirdir; bugün şefkate, lütfa ve inayete layıktır.

30. Ey Fazlî, duaya el aç, sözü uzatma; umarım kabul olur, bugün duaların kabul vaktidir.

31. Şimdi Hak'tan ona yardımcı olan zafer, mahşere dek o şahın dostu olsun isterim.

32. Hak ona bütün şehzadelerle birlikte uzun ömür versin; cihan halkı her gün "bugün esenlik vardır" desin.

33. Hak onun bütün düşmanlarını mahşere dek kahretsin; nitekim bugün bozgun kılıcına yenik düşmüşlerdir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir otuz üç beyitlik bir kasidedir. Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Kafiye "-et" sesidir (behcet, ‘işret, devlet, ülfet, żiyāfet, ḳıyāmet, cennet...), ardından "-dür bugün" redifi gelir; her beyit "...dır bugün" diye biter. Özkat'a göre kaside Şehzade Selim'in Bursa'ya gelişi üzerine yazılmıştır ve Fazlî'nin Selim için yazdığı dört kasidenin ilkidir. Sultan Süleyman ile Şehzade Selim 11. beyitte adlarıyla birlikte anılır; mahlas 26. ve 30. beyitlerde geçer, son üç beyit duadır.

Metin yalnız Süleymaniye Kütüphanesi Âşir Efendi 314 numaralı mecmuada (vr. 83a) bulunur. 11. beyitte nüshadaki "bin" kelimesi Özkat tarafından vezin gereği "ibn-i" olarak düzeltilmiştir; 16. beyitteki "dā’ir" nüshada "dāyir" diye yazılmıştır. Özkat 22. beyitte veznin aksadığını belirtir.

Anlam ve Söz Sanatları

Kasidenin ilk on beyti bir bayram havası taşır. Redifteki "bugün" kelimesi bu sevincin şimdiki zamanda yaşandığını her beyitte yeniden vurgular: bugün işret devri, devlet sabahı, ziyafet, kıyamet derecesinde bir coşku vardır. Özkat'ın aktardığı altıncı beyitte şair Muhammed ümmetini Bursa'yı seyre çağırır; şehir şahın gelişiyle cennete dönmüştür. Özkat'a göre şair Selim'in Bursa'ya gelişiyle âdeta bayram eder. Dokuzuncu beyitte ay ile Müşteri'nin şeref burcunda birleşmesi, eski müneccimlerin uğurlu saydığı bir yıldız konumudur ve günün kutluluğunu gösterir.

Onuncu beyit sevincin asıl sebebini bir telmihle verir: Hz. Yakub oğlu Yusuf'tan ayrı düşmüştü, şimdi yeniden bir araya gelmişlerdir. Özkat bu beyti Fazlî'nin peygamber kıssalarını benzetme unsuru olarak kullanmasına örnek gösterir. On birinci beyitte kavuşanların kim olduğu açıkça söylenir: Selim oğlu Sultan Süleyman ile Süleyman oğlu Şah Selim. Mısralardaki adların ters sırayla tekrarı (Süleymān bin Selīm, Selīm ibn-i Süleymān) baba ile oğlun karşılaşmasını sözün yapısına taşır. Bu beyitten sonra övgü büyük ölçüde padişaha yönelir: Süleyman heybetli, İskender sağlamlığında bir hükümdardır; aklın pergeli onun kadrinin çevresinde daire çizemez (16. beyit); felek onun muradının kutbu üzerinde döner (18. beyit). 15. beyitte "tedbir" ile "takdir" kelimeleri bir arada kullanılır; padişahın tedbiri takdire uygun düşer. 21. beyitte Kur'an'daki "Allah'tan yardım ve yakın bir fetih" ayetine, 23 ve 24. beyitlerde de Hz. Süleyman'ın insanlara ve cinlere hükmetmesine telmih yapılır.

26-29. beyitlerde şair kendi hâline geçer. Kendisini zamanın Süleyman'ının önünde ayak altında kalmış bir karıncaya benzetir; bu, Hz. Süleyman ile karınca kıssasına yapılan bilinen bir telmihtir ve padişahın adıyla uyum içindedir. Herkesin şen olduğu bir günde ona feleklerden felaket eriştiğini, hâlinin fakir olduğunu söyler ve himmet ister. Sevinçle açılan kaside böylece bir arz-ı hâl ile kapanır. 32. beyitte padişaha "bütün şehzadelerle birlikte" uzun ömür dilenir.

Tarihî Bağlam

Özkat'a göre Fazlî, Şehzade Mustafa'nın 1553'te öldürülmesinden sonra o sırada Manisa sancakbeyi olan Şehzade Selim'e divan kâtibi olarak verilmiş, 1558'e kadar Manisa'da kalmış, Selim'in Konya ve Kütahya sancakbeyliklerinde de onun yanından ayrılmamıştır. Kaside Selim'in Bursa'ya gelişini ve orada babası Sultan Süleyman ile buluşmasını anlatır; bu buluşmanın hangi yıl olduğu kasidede belirtilmez, Özkat da bir tarih vermez.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 203-205, kaside no. 27 (Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi 314, vr. 83a); ayrıca s. 19 (hayatı), s. 54 (kasideler üzerine), s. 75 (peygamberler) ve s. 91 (deyimler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar