Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Fe‘ūlün
Ikını ṣıḳını itmiş Riyāżī
Yine yüz zūr ile bir şi‘r peydā
Açılup göti çıḳınca beş on gün
Yemiş bir poḫ cihāna ṣıçmış ammā
Ṣıçayazmış sevincinden ziyāde
Aña ṣūret virüp bulınca ma‘nā
Yine göt giñligin idüp idermiş
Ḳoyup ortaya altın şimdi da‘vā
Ki her kim dirse ol şi‘re naẓīre
Vire bī-minnet ol altını aña
Ḳamu yārān olup üstine anuñ
Didiler herbiri bir şi‘r-i ġarrā
Denīler cümle andan yeg didiler
Cihān içre eger a‘lā vü ednā
Eger yeg diyene altın virürse
Ulaşdursın yürüsin diñ hümāma
Günümüz Türkçesiyle
1. Riyâzî ıkınıp sıkınıp yine yüz zorlukla bir şiir ortaya çıkarmış.
2. Beş on gün sonra kıçı açılıp şiir dışarı çıkınca, bir bok yemiş ama bütün dünyaya sıçmış.
3. Şiirine bir suret verip ona bir mana bulunca, sevincinin çokluğundan az kalsın altına edecekmiş.
4. Yine kıç genişliğiyle, yani pervasızca ortaya altın koyup şimdi iddiaya girermiş:
5. O şiire kim nazire söylerse, o altını minnet etmeden ona verecekmiş.
6. Bütün dostlar onun üzerine yürüyüp her biri parlak bir şiir söyledi.
7. Dünyada yüksek de olsa alçak da olsa, en aşağı olanlar bile hep "ondan iyi" dediler.
8. Eğer "daha iyi" diyene altın verecekse ulaştırsın; o yiğide söyleyin, yürüsün. (Beytin ikinci mısraı kapalıdır; "hümām" yiğit, cömert kişi demektir ve burada Riyâzî'ye alayla yöneltilmiş olabilir. Bu bir tahmindir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir sekiz beyitlik bir kıtadır; ikinci mısralar -ā sesiyle kafiyelidir (peydā, ammā, ma‘nā, da‘vā …) ve Özkat bu kıtayı tam kafiyeli sayar. Vezin hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır. Mahlas yoktur. Kıta yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 250a) bulunur. Ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Özkat bu kıtanın Riyâzî adlı bir şairi hicvetmek amacıyla yazıldığını belirtir. Kıta bir hezl örneğidir; açık saçık kelimelerden kaçınmaz ve şiir yazmayı baştan sona bir dışkılama sahnesiyle anlatır. Riyâzî şiirini ıkınıp sıkınarak, günlerce uğraşarak çıkarır; ortaya koyduğu şey bir "bok"tur ama onu bütün dünyaya yayar. "Bok yemek" deyiminin boş ve yanlış bir iş yapmak anlamı da beyitte sezilir; bu yorum bizimdir. Hicvin ikinci yarısı bir şair yarışmasını anlatır: Riyâzî şiirine nazire söyleyene altın vereceğini ilan eder, meclisteki dostlar hep birlikte üzerine yürüyüp birer şiir söyler, en aşağıdakiler bile onun şiirinden daha iyisini yazdıklarını söyler. Son beyit, vaadini tutmaya çağırarak alayı tamamlar. Altıncı beyitteki "şi‘r-i ġarrā" (parlak şiir) ile Riyâzî'nin şiirinin anlatılışı arasındaki karşıtlık hicvin dayanağıdır.
Tarihî Bağlam
Özkat hicvedilen Riyâzî'nin kim olduğunu belirtmez. Fazlî'nin gençliğinde kendisinden Farsça öğrendiği hocası Üsküplü Riyâzî de bu adı taşır; ancak kaynakta bu hocayla kıtadaki Riyâzî arasında bir bağ kurulmaz ve bu kıtanın ona yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 382, kıta no. 17 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 250a); ayrıca s. 15-16 (Üsküplü Riyâzî), s. 65 (kıtalar üzerine) ve s. 69 (kafiye), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






