Râziye Hatun, Amasya'nın 16. yüzyıl ortasındaki ilim ve edebiyat çevresinde adı geçen kadınlardan biridir. Hüsameddin Yasar onu Amasya Tarihi'nin onuncu cildinde "Râziye Hâtun-Çelebi Kızı" başlığıyla anar ve "şâirât-ı nisâdan", yani kadın şairlerden sayar. Aynı kayıt, Amasya valisi Şehzade Mustafa'nın musahibeleri arasında yer aldığını da bildirir. Hakkındaki bilgi bu tek maddeye dayanır; şiirlerinden ise bugüne hiçbir örnek ulaşmamıştır.
Hüsameddin aynı ciltte "Râziye" adını taşıyan başka kadınlara da yer verir. Gümüşlüzâde ailesinden iki Râziye Hatun Halvetî çevresindendir; "Râziye Hâtun-Kadın" ise Şehzade Mustafa'nın kızıdır. Bunlar Çelebi Kızı ile karıştırılmamalıdır.
Hüsameddin'in Maddesi
Madde, e-kitabın 197. sayfasında başlar ve 198. sayfada biter. Özgün metin şöyledir:
Râziye Hâtun-Çelebi Kızı Amasyalıdır. Mehmed Çelebi kerîmesi olup Molla Cürcân demekle meşhûr olan Muhyiddîn Mehmed Efendi 955 senesi cumâdelûlâsında Amasya müftüsü olup geldikte bununla te'ehhül etdi. Hâtunîye Mahallesi'nde kâ'in hânesinde ikâmet etdi. 965 senesi evâhirinde Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Bâyezîd tarafından zevci Molla Muhyiddîn Efendi İcâdî Hayreddîn Efendiyle İstanbul'a kerhen i'zâm edilip Sultân Süleyman-ı Kânûnî nezdinde icrâ-i sefâret etdiklerinden dolayı Yedikule'de habs ve tevkîf edildiği esnâda vâsi' ve muhteşem olan hânesini Amasya müftülerine vakf edib sonra vefât etdi. Şâ'irât-ı nisâdan, gâyet afîf, edîb dânişli bir kadın olduğundan Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Mustafa musâhibelerinden olup zevc-i evveli ümerâdan idi. Mezkûr hâne Iydîzâde el-Hâc Mustafa Âkif Efendi'ye müftülüğünde intikâl edib sonra bunun ahfâdından Ürgübîzâde el-Hâc Ahmed Necîb Efendi'ye ve bundan sonra da Çaycızâdelere mülkiyetle intikâl etdi.
Günümüz Türkçesiyle: Râziye Hatun Amasyalıdır. Mehmed Çelebi'nin kızıdır. "Molla Cürcân" diye tanınan Muhyiddîn Mehmed Efendi, 955 yılı Cemâziyelevvel ayında (1548) Amasya müftüsü olarak gelince onunla evlendi ve Hatuniye Mahallesi'ndeki evinde oturdu. 965 yılının sonlarında Amasya valisi Şehzade Bayezid, kocası Molla Muhyiddîn Efendi'yi İcâdî Hayreddîn Efendi ile birlikte zorla İstanbul'a gönderdi; ikisi Kanuni Sultan Süleyman'ın yanında elçilik yaptıkları için Yedikule'de hapsedildi. Bu sırada geniş ve görkemli olan evini Amasya müftülerine vakfetti, ardından öldü. Kadın şairlerden, son derece iffetli, edip ve bilgili bir kadın olduğu için Amasya valisi Şehzade Mustafa'nın musahibeleri arasındaydı; ilk kocası ümeradandı. Ev, müftülüğü sırasında Iydîzâde el-Hâc Mustafa Âkif Efendi'ye geçti; sonra onun soyundan Ürgübîzâde el-Hâc Ahmed Necîb Efendi'ye, ondan sonra da mülk olarak Çaycızâdelere intikal etti.
Hayatı ve Çevresi
Madde Râziye'nin doğum ve ölüm tarihini vermez. Belgeli olanlar kocasıyla ilgilidir: Molla Cürcân Muhyiddîn Mehmed Efendi 955 (1548) yılında Amasya müftüsü olmuş, 965 (1558) yılı sonlarında Şehzade Bayezid'in gönderdiği elçilik yüzünden Yedikule'ye hapsedilmiştir. Râziye'nin ölümü bu hapis döneminde, vakfı yaptıktan sonra gelir; ancak tarihi yazılmamıştır. Hüsameddin onun ilk kocasının "ümerâdan" olduğunu belirtir, adını vermez. Babası Mehmed Çelebi'nin kimliği de maddede açıklanmaz.
Evin vakfı, Râziye'yi Amasya'nın kurumsal belleğine bağlayan en somut izdir. Hüsameddin evin sonraki sahiplerini, müftülük makamından Çaycızâdelere kadar uzanan bir zincir olarak sayar. Bu zincirin kaynağı yine Hüsameddin'dir; vakfiye ya da sicil kaydı bu çalışmada bulunamamıştır.
Şehzade Mustafa'nın Amasya Meclisiyle Bağı
Şehzade Mustafa'nın Amasya'daki edebî çevresi sitede Şehzade Mustafa (Muhlisî) yazısında ayrıca ele alınır. Râziye'nin bu meclisle ilişkisi Hüsameddin'in "musahibe" sözcüğüne dayanır. Kelime, bir hanedan üyesinin sohbetine katılan, onunla görüşen kadın için kullanılmıştır. Maddede meclisin nasıl işlediği, Râziye'nin hangi toplantılarda bulunduğu ya da şehzadeye şiir sunup sunmadığı anlatılmaz; bunlar için bir belge gösterilmemiştir. Şehzade Mustafa 960 (1553) yılında öldürüldüğüne göre bu bağ en geç o tarihe kadar sürmüş olmalıdır. Kocasının 955'te Amasya'ya gelişi de aynı yılların içine düşer.
Kocasının Bayezid tarafından gönderilmesi ise Mustafa'dan sonraki bir döneme aittir. Hüsameddin Bayezid'i de "Amasya vâlîsi" diye anar. Maddede Râziye'nin kişisel ilişkisi yalnız Mustafa için belirtilir.
Şiirlerine Ulaşılamamıştır
Râziye Hatun'un bir divanı, mecmuada kayıtlı bir şiiri ya da tezkirelerde geçen bir beyti bilinmemektedir. Bir mahlas kullanıp kullanmadığı da kaynaklardan anlaşılamaz. Hüsameddin onu şair diye adlandırır, ama bu hükmü dayandırdığı bir eseri göstermez. Bu çalışmada Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi ve Kınalızâde gibi tezkirelerde aynı kişiye ait bir kayda rastlanmamıştır; Amasyalı kadın şairleri toplu ele alan çalışmamızda da başka bir kaynakta aynı kişiye ait kayıt çıkmamıştır. Bu nedenle Râziye adına şiir verilmemiştir.
Amasya'nın diğer kadın şairleriyle birlikte değerlendirilmesi için Amasyalı Kadın Şairler yazısına bakılabilir.
Kronoloji
955 (1548): Eşi Molla Cürcân Muhyiddîn Mehmed Efendi Amasya müftüsü olarak gelir; Râziye onunla evlenir.
960 (1553): Şehzade Mustafa'nın ölümü.
965 (1558) sonları: Kocası Yedikule'de hapsedilir; Râziye evini Amasya müftülerine vakfeder ve kısa süre sonra ölür.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 16-18 (e-kitap s. 197-198). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page198.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, "Râziye Hâtun-Kadın" maddesi (Şehzade Mustafa'nın kızı), s. 18, ayrım için. amasya.bel.tr
